ALDATILAN KALPLER

Vaveyla Yazarı: Yaprak Koc

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: ALDATILAN KALPLER

"Biraz daha yüzünüzü bana çevirir misiniz, Vera Hanım?" yüzümü biraz daha fotoğrafçıya çevirdim ve gülümsedim.

Flaş patladı.

"Evet, arkanızı dönün ve gülümseyerek bana bakın." adamın dediğini yaptım ve elbisenin sırt dekoltesini göstererek gülümseyerek ekrana baktım.

Flaş patladı.

"Tamam, şimdi son çekimi yapıyoruz. Ayaz Bey'i alabilir miyiz?" fotoğrafçının sözleriyle önüme döndüm ve makyözlerin yanıma gelmesiyle köşede ki koltuğa yorgunca çöktüm. Onlar makyajımı tazelerken ben çekilen fotoğraflarlara bakıyordum.

Gerçekten de çok güzel görünüyorlardı. Fotoğraflara göz gezdirirken Ayaz'da çekimini tamamlıyordu.

Yeni bir markanın ilk dergisinin marka yüzüydüm. Bu marka henüz yeni olsa da kısa sürede çok sevilen ve beğenilen bir markaydı. Tabii bura da markayı öne çıkaran beni saymazsak.

"Vera Hanım, sizi Ayaz Bey'in yanına alabilir miyiz?" başımı sallayarak Ayaz'ın yanına geçtim.

Fotoğrafçı yanımıza gelip yapmamız gereken şeyleri anlatıyordu.

"Ayaz Bey, Vera Hanım'ın belinden tutun, burnunuzu yanağına yaklaştırın ve bir adım sağında durun. Vera Hanım sizde, Ayaz Bey'in belinizden tutan ellerini tutun ve gözlerinizi kapatarak objektiflere gülümseyin." dediğini uyguladık. Ben onun ellerini tutarken o da yanağıma eğilmiş belimi tutuyordu.

Flaş patladı.

Ayaz'ın kulağıma doğru üflemesiyle irkildim. O gülümserken," Yine çok şıksın. "dedi. Ben kafamı ona doğru çevirdiğimde yakınlığımız oldukça garip gelmişti. İkimizde birbirimize baktığımızda flaş patladı. Ve ardında tüm stüdyoda alkış sesi yükseldi.

" Aferin, çok iyiydiniz. Çekim bitti dağılabilirsiniz. " ben içime derin bir nefes çekerken çekim ekibine gülümseyerek, Ayaz'dan ayrıldım.

Neden bu kadar yakınlaştık ki?

Hızla özenle yapılmış sarı saçlarımı ensemden çektim. Sıcak basmıştı. Giyinme odama girdiğim de yanıma aldığım siyah şort ve siyah askılı bluzu giydim. Saçlarımı ise elimle dağıtıp dağınık bir topuz yaptım. Bir kaç sarı tutamının sarkmasına izin verdim.

Makyaj masama ilerleyerek, makyaj temizleme suyunu pamuğa bastırdım ve yüzümde ki makyajı silmeye çalıştım.

Ama sadece çalıştın, Vera!

Evet, iç ses sadece çalıştım.

Makyajımı da sildikten sonra yüzümü nemlendirdim. Eşyalarımı büyük spor çantama gelişi güzel atarak, aynaya son kez baktım. Telefonumu da alarak odadan çıktım. Telofunumu çekim sırasında sessize almıştım. Yoksa gelen aramalardan dolayı odaklanamıyordum.

Telefonu sessizden çıkarttım ve beni beş kez arayan annemi aradım.

"Kızım, neredesin? Neden telefonlarıma bakmıyorsun?" annemin endişeli sesini duyduğum da nedense içim rahatlamıştı.

Çünkü onu çok özledin, salak!

"Çekimdeydim, anne. Telefon sessizdeydi. " hem konuşuyor hem de çıkışa ilerliyordum.

"Çekim bitti mi, kuzum?" çalışanlara başımla selam verdim. "Bitti, anne. " annem derin bir nefes aldı ve sordu.

"Ne zaman geliyorsun? Ona göre babanlara söyleyelim de arabanı havaalanına göndersinler." babam beni almaya gelmiyor muydu?

"Anne, babam gelmiyor mu?" dedim, o görmese de kaşlarımı çatarak. "Yok, önemli bir toplantı varmış. Abin, baban ve Mustafa amcan toplantıya katılacakmış." dedi tereddütle.

Onaylayan mırıltılar çıkardığım da başka bir ses daha duydum. "Mavişim, nasılsın?" Zerrin teyzeydi bu. Bir zamanlar beni aldatan adamın annesi.

"İyiyim, Zerrin teyze. Sen nasılsın?" içimi kasvet bassada ona yansıtmadım, çünkü Zerrin teyzenin hiç bir suçu yoktu. Hepsi onun karaktersiz oğlu yüzünden olmuştu.

"Sesini duydum daha iyi oldum, maviş!" O kadar sevecen o kadar heyecanlı konuşuyordu ki bir an önce Türkiye'ye gitmek istedim.

"Ha bu arada, akşam yemeğinde bizdesin itiraz istemiyorum!" sertçe yutkundum. Ve yerimde durarak duvara tutundum.

O oradayken oraya gitmeyeceksin değil mi, Vera?

Bilmiyorum.

"Şey... Zerrin teyze, ben gelmesem olur mu? Hem çok yorgunum." sesim boğuk çıksa da aldırış etmedim.

" Aa olmaz ama böyle! Sen benim misafirimsin maviş, o şerefsiz oğlumun değil. Hem çok karşına çıkarmam zaten. Yemeğini yedi mi gönderirim onu. Yeter ki sen gel. " O da oğluna hak vermiyordu.

" Tamam...tamam gelicem, Zerrin teyze." derin bir nefes alarak beş metre ötemdeki çıkışa yürüdüm.

"Tamam, kuzum. Bekliyorum." kafamı sallayarak telefonu kapattım. Ama telefonu kapatmam ve flaşların patlaması bir oldu. Bir sürü haberci mikrofonu uzatmış soru soruyorlardı.

"Vera Hanım, Türkiye'ye geri dönecek misiniz?"
"Alparslan Vural ile neden ayrıldınız?"
"Alparslan Bey'in yeni sevgilisi hakkında ne düşünüyorsunuz?"
"Vera Hanım neden üç yıldır evinizden ve ailenizden uzaksınız?"
"Vera Hanım, Alparslan Bey ile yeniden bir birliktelik bekleniyor mu?"
"Neden sorularımızdan kaçıyorsunuz?"

Hepsinin arasından geçerek arabama binerek teşekkür ettim. Ama hâlâ üzerimde ki flaşlar patlıyordu. Emniyet kemerimi de taktıktan sonra, gaza bastım ve stüdyodan ayrıldım.

Ne Alparslanmış be! Bokunda boğulsun, emi!

Kaldığım eve doğru ilerlerken telefomumun çalmasıyla arabaya bağlayıp, arayan kişinin konuşmasını bekledim.

"Vera'm, güzellim nasılsın abim?" abimin ılımlı sesiyle iyice mayışıyordum.

"İyiyim abi, sen nasılsın?" sesimi iyice düzelttim. "İyiyim, güzellim. Türkiye’ye dönüyormuşsun, ama bana haber vermeden." kızgın ama bir o kadar da mutluydu.

"Gelişim çok ani gelişti abi." dedim kırmızı ışıkta durduğum da.

"Gelmeyi düşünmüyordun yani?" soru sorarak gülmesi benim de gülmemi sağladı.

"O oradayken gelemezdim, biliyorsun." dolan gözlerime rağmen sesim kötü çıkmıyordu.

"Biliyorum, ama onu dinlemelisin. Böyle başka bir ülkeye giderek ondan kaçamazsın, Vera." abimin sıkıntılı sesiyle yeşil ışık yandığın da gaza bastım.

Onu dinlemek.
Onu haklı bulmak.
Sen bu değilsin, Vera. Sen kötü biri değilsin. Onu dinlemeyi dene, elbet bir cevap çıkacaktır!

İç sesimin onu haklı bulması zoruma gitmişti.

" Eğer kendini bana anlatmayı deneseydi, yanıma gelseydi belki şuan bu durumda olmayacaktık." dedim hâlâ gazı fullerken.

Duvara sertçe bir şey vurulduğunda odağım tekrardan abim olmuştu.

"Abi, ne oldu?" çatık kaşlarla onun konuşmasını bekliyordum ama bir fısıltıdan başka bir şey gelmedi. "Abi, iyi misin?" dedim merakla.

"İyyim, dosyalardan biri düştü." sesi sinirli çıksa da siniri bana değildi.

Yanın da kim vardı?

"Ben eve geldim. Biraz dinlendikten sonra havaalanına gidicem. Arabamı gönderirsiniz, oradan da eve geçerim. Şimdi kapatmam gerekiyor kendine ve yanında ki şahısa iyi bak. Bir daha yaptığı aptallıktan dolayı ellerini duvara yumruk atmaktan başka bir şey yapmasın! " elbette ki abimin yanında ki Alparslan'dan başka kimse değildi.

Sesini hoparlöre almıştı, aptal!

Umrumda değil, iç ses. Ne bok yiyorsa yesin!

" Vera, o burada de-" O konuşmadan ben konuştum. "Tamam abi tamam, inanıyorum. Oyununuza devam edebilirsiniz." sinirle sıraladıklarımdan sonra telefonu kapattım.

Oflayarak evin önünde duran arabamı garaja sürdüm. Arabayı park ettikten sonra inerek garajı çok kez kilitledim. Ve eve doğru yürüdüm. Kapıyı açmam ve içeri girmem bir oldu.

Elimde ki büyük spor çantamla merdivenleri hızlıca çıktım. Odamın kapısını açarak çantayı yatağın üstüne gelişi güzel fırlattım.

Odada bulunan minik banyonun kapısını açarak içine girdim. Kıyafetlerimi çıkararak makineyi ayarlayarak içine attım.

Türkiye'ye gideceğim için onları da yanıma almam gerekirdi. Ama ne kadar kalacağım henüz belli değildi.

Artık duş alabilirdim!

Jakuziyi es geçerek duş kabinine girdim. Ilık suyu açtım. Ve suyun bir yol gibi yorgun bedenime akıp gitmesine izin verdim.

Saçlarımı iyice ıslattığım da, şampuanı alıp masaj yapar gibi saçlarıma köpürsün diye uyguladım. Ağrıyan başım iyice rahatlıyordu.

Suyu tekrardan açarak sarı saçlarımı duruladım. Hızlı olmam gerekiyordu, çünkü uçağın kalkmasına iki saat kalmıştı. Ve ben henüz bavulumu bile hazırlamamıştım!

Sallana sallana duş alırsan böyle olur, Vera!

Of iç ses, of. Bazen düşünüyorum da seviyor musun? Sövüyor musun anlamıyorum artık!

Sevdiğimden yapıyorum, bebeğim. Yoksa neden kendime söveyim ki?

Hıhı, ne demezsin!

Pembe bornozumu üstüme geçirerek, başıma da havlu sararak çıktım minik banyomdan.

Dolaptan kıyafetlerimi çıkararak, giyinmeye başlayacaktım ki dış kapının ziliyle bornozumu tekrardan giydim.

Sıkıntıyla merdivenlerden inerek kapının deliğinden gelene baktım.

Sevgilimiz geldi! Hadi kapıyı açalım!

Hayır iç ses sevgilimiz değil o! Sadece arkadaşımız, anlaştık mı?

Sana nasıl baktığını görmüyor musun gerçekten?

Görüyorum iç ses, görüyorum!

Tamam da kapıyı mı açsak? Yoksa gidecek.

Aa kapı!

İç sesimle yaptığım tartışmadan sonra derin bir nefes alarak kapıyı açtım.

Karşım da bana gülümseyerek bakan adama erimek mümkün değildi.

"Selam, sen gitmeden göreyim dedim."

Daha yeni çekimi birlikte yapmamış mıydık Ayaz?

"Hoş geldin, gel içeriye." aklımı kaybetmek istemiyorum, tanrım!

Bornozla olduğunun farkında mısın, Vera?

Heyecanımın yerini artık heves almıştı. Hep böyle oluyordu zaten. Onu sevmiyordum, ondan hoşlanmıyordum. Ama onu beğeniyordum.

O içeri girdiğin de bende kapıyı kapattım.

"Duşta mıydın? Bölmedim değil mi?" çatık kaşlarla sorduğu sorular karşısın da tek bir cümle kurdum.

"Hayır, yeni çıktım." gülümsememle o da gülümseyip yanıma geldi. Arkama geçip bana sarıldığın da, "Seni çok özleyeceğim, prenses." hüzünle söyledikleri ona dönmemi sağladı.

Aramız da yine stüdyo da olduğu gibi az bir mesafe vardı. Ellerini belime koyduğun da beni kendine çekti. Ben de ellerimi onun omzuna koydum.

"Türkiye' de de çekim olacak, yine görüşeceğiz. Hem zaten çok kalmam, o oradayken ben onunla yaşayamam. Biliyorsun." ellerimle gömleğinin yakalarını düzeltirken o sadece beni dinliyordu.

"Biliyorum, güzelim." dudaklarıma odaklanan mavi hareleri sayesin de hiç bir şey duymuyor gibiydi.

Gülümseyerek, "Neyi biliyorsun?" dedim. Onun bu hallerine bayılıyordum.

Ama o beni duyuyor gibi değildi. Daha fazla gülerek, "Ayaz." dedim A harfini uzatarak. "Hım?" dedi o da gözleri hâlâ dudaklarımdayken.

"Neyi biliyorsun?" daha çok gülmemle gözleri tekrar gözlerime tırmandı. O da muzipçe gülümsedi. Ama çok şaşıracağım bir cevap verdi.

İşte geliyor!

"Dudaklarının tadını." demesiyle dudakları dudaklarımla buluştu. O tutkuyla dudaklarımı öperken ben de ona karşılık verdim. Ama karşılıktan sonra dudaklarımı ondan uzaklaştırdım.

"Olmaz, Ayaz!" dedim onu kendimden uzaklaştırarak. Afallamış bir ifadeyle yüzüme baktığın da hafif güldüm. "Ne oldu?" dedi çatık kaşlarla. "Uçağı kaçıracağım." dedim hâlâ gülerken.

"Ee yani?" dedi beni çıldırtacağı bir ciddiyetle. "Yanisi yok, Ayaz. Geç kalıcağım, daha valizim hazır değil!" hem konuşuyor hem de merdivenleri çıkıyordum.

Ee tabii o da arkamdan geliyordu.

"Sen kıyafetlerini giy, valizini ben hazırlarım." Beni ciddiye almış olucak ki dolaptan valizimi çıkarıp elbiseleri içine özenle koyuyordu.

Yatağın üzerinden kıyafetlerimi aldım ve, "O zaman ben giyiniyorum. Sana kolay gelsin, sevgilim." diyerek onu yanağından öptüm. O da beni öptüğün de giyinme odama girdim.

Kıyafetlerimi giydiğim de, saçlarımı da havluyla hafif kuruttum. Makyaj masama ilerleyerek pufa oturdum. Cildimi de nemlendirerek saçlarımı saç kurutma makinasıyla saçlarımı da gelişi güzel kuruttum.

Ellerime saç kremini sıktıktan sonra saçlarıma uyguladım. Daha sonra ise düzleştirici ile düzleştirdim.

Saçlarımı yaptıktan sonra kapatıcıyla göz altlarımı kapattım. Hafif bir allık sürdüğüm de ise Ayaz odaya girmişti.

"Her şey tamam, güzelim." yanıma gelip saçımı öptüğünde aynadan yansıyan görüntümüze baktım.

Çok mutluyduk biz.

O yokken de mutlu olacağız.

Mutluluğumuz onu kahredicek.

Keşke yapmasaydım dedirticek...

"Vera'm, meleğim iyi misin?" dolan gözlerimle Ayaz'a baktım. Hâlâ üç yıl önce ki tramvamı atlatamamıştım.

"O orada olacak..." dedim kısık sesle. "O orada sevgilileriyle beraber olacak..." akan göz yaşlarımla o günkü görüntüler aklıma geldi.

"Ya biz şimdi beş gün sonra evli mi olacağız, sevgilim?" heyecanla sorduğum soru onu da heyecanlandırmıştı.

"Evet, güzelim." gülümsemesiyle ben de gülümsedim.

"Ama, gelinliğimin henüz tamamlanmadığını söylediler." dudaklarımı bükerek konuştuğum da yanıma gelip beni kucağına aldı.

"O gelinlik beş gün sonra üzerinde olacak, inan bana." sevinçle ona sarıldım. Ona inanıyordum. Beni hayalkırıklığına uğratmayacaktı, biliyorum...

Ona inanıyordum.
Beni hayalkırıklığına uğratmayacaktı.
Biliyordum...

Bir bok bildiğin yok, Vera!

O düğün günü seni aldattı...

Sen gelinlik yerine, kefen giydin!

O senin ve hayallerinin sonunu getirdi!

"Vera, bak bana!" Ayaz'ın sesiyle daldığım yerden gözlerine baktım. Yanağımdan tutmuş ona bakmamı sağlıyordu.

"Nefes al, derin nefes al!" endişeli mavileri beni sakinleştirmeye yetmiyordu. O söyleyene kadar nefes almayı unutmuş gibiydim.

Nefes alamıyorum, Ayaz...

İstediğim oluyor, ölüyorum...

"Sikeyim, mosmor olmuşsun!" Gözlerim kararmaya başladığın da titreyen ellerim boğazıma uzandı.

Ayaz yanımdan kalkarak odadan hızlıca ayrıldı.

Onu unutmak yerine neden tekrardan hatırlamaya çalışıyordum?

Neden bile bile kendimi o ateş hattına atıyordum?

Nefeslerim hırıltılı bir hal aldığında, Ayaz hemen odaya girdi. Elin de bulunan ilaçlara lanetler okudum.

Ölüyordum ben.

İlk önce astım spreyini sıktı. Daha sonra bir sürü panik atak ilaçları içirdi. Nefeslerim düzenli bir hal aldığın da beni hızlıca kucağına çekti.

Başımdan öperek sıkıca sarılıyordu. "Çok korktum, Vera. Seni öyle birden nefessiz görünce çok korktum, güzelim." Onun korktuğunu deli gibi atan kalbinden anladım. Başımı boynuna yaslayarak sıkıca sarıldım.

Yaklaşık bir on beş dakikadır aynı pozisyon da ama bir o kadar da yıkılmıştık. Ben uçağı hatırladığım da hızla Ayaz'a baktım.

"Ayaz, uçak!" dedim çatallaşmış sesimle. Bu halime kızsa da bir şey demedi. Ellerimden tutarak beni yerden kaldırdı.

"Hadi, göz altlarını kapat. Süheyla teyze seni böyle görürse çok üzülür." başımı salladım.

"Ben valizlerini arabaya yerleştiriyorum, seni ben götüreceğim. Aşağıda bekliyor olacağım." ona da başımı salladım.

Pufa geri oturarak gözlerime tekrar kapatıcı sürdüm. Maskarayı da sürdüm. Karamel renginde olan dudak kalemini sürdükten sonra renkli nemlendiricimi de sürdüm. Şeker kokulu parfümümü de sıktıktan sonra hazırdım.

Odadan çıkarak banyoya girdim. Banyodan da yıkanmış ve kurumuş kıyafetlerimi alarak büyük spor çantama koydum. Bilgisayarımı ve şarz aletimi de aldım. Makyaj çantamı ve cilt bakım setimi de içine koydum. Tabletim de valizdeydi zaten.

Artık çıkabilirdim. Saatime baktığım da uçağın kalkmasına yarım saat vardı. Son kez eve göz geçirdiğim de çantamı alarak evden çıktım. Kapıyı çok kez kilitledim.

Büyük çantamı koluma atarak, Ayaz'ın arabasına doğru ilerledim. Ayaz bana bagajı açarak elimde ki çantayı da valizin yanına koydu. Ben ön koltuğa yerleşince, Ayaz'da sürücü koltuğuna yerleşti.

Arabayı çalıştırarak gazı kökledi.

Yaklaşık on beş dakika içinde havaalanına gelmiştik. Şimdi ise valizleri görevliye veriyorduk.

"Kendine iyi bak, prenses." uçağın merdivenlerine yöneleceğim sıra Ayaz sanki onunla bir daha görüşmeyecekmişim gibi konuşuyordu.

Geri dönerek Ayaz'ın dudaklarını öptüm. Zaman, mekan ve insanlar hiç umrumda değildi.

O da gülümseyerek öpüşüme karşılık verdi. Dudaklarından ayrıldım. Alnımı anlına yapıştırdım. İki elimle iki yanağını tuttum. "Seni çok özleyeceğim, Ayaz!" dedim dolu gözlerimle gözlerine bakarak.

Güldü sözlerimle.

Gülüşünü çok özleyeceğim, yakışıklım...

"Bana diyene bak. Çekimde görüşeceğiz, birtanem." çekime bir ay var be, koçum!

"Ya ama, çekime çok var." küçük bir çocuk gibi mızmızlanıyordum. "Çekimden önce gelmeye çalışıcağım." benim aksime hüzünlüydü mavi gözleri.

"Ama sadece çalışacaksın, Ayaz!" alnımı ondan uzaklaştırarak sitem ettim.

"Sayın yolcularımız, Türkiye uçağımız yaklaşık beş dakika sonra kalkacaktır. Bilginize." havaalanında yankılanan anons sesi beni hayalkırıklığına uğrattı.

"Hadi güzelim, uçağı kaçıracaksın." Ayaz'ın çaresiz sesiyle hızlıca yanına gittim. Ve bir daha dudağından öptüm. O da öperek uzaklaştırdı kendinden.

"Hadi, bak gerçekten kaçıracaksın!" dudaklarımı bükerek. İstemeye istemeye uçağa bindim.

Bölüm Sonu

Merhabalar sevgili güllerim. Nasılsınız demeyi elbette ki unutmadım. İlk bölüm biraz uzun oldu farkındayım ama bölümler çoğalmasın diye böyle yaptım. Ama çookkk güzel olduklarına kalıbımı basabilirimmm

Ayaz hakkında ki düşünceleriniz?

Vera hakkında ki düşünceleriniz?

Ve ya Alparslan hakkında düşünceleriniz?

Yorum yapmayı unutmayın ve beğenmeyi de.

Hoşçakalın, kitapla kalınnnn!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 2beğeni 14yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18