3. bölüm / 3
ZEHİRLİ SARMAŞIKGARİPLİK
Bölümler 3Şu an: GARİPLİK
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yüzüme değen minik ellerle gözlerimi yorgunca açtım. Bana gülümseyerek bakan bir çift mavi gözle gülümsedim. Dera uyandığım gibi gülmeye başlamıştı. Ona sıkıca sarıldığım da o da kafasını boynuma gömdü. Bu hareketine bayılıyordum.
"Günaydın." dedim kafasını koklayarak öperken. Başını kaldırarak bana baktı. Ceren'e baktığımda yoktu. Sanırım lavaboya gitmişti. Kolumda ki saatte baktığım da inmemize on beş dakika kaldığını gördüm.
Bu kadar çok uyumuş muydum ya ben?
"Acıktın mı, meleğim?" dedim bana merakla bakan kızıma. Değişik mırıldanmalar çıkardığında, yanağını öptüm.
"Eve gidelim, mama yiyelim." dedim burnumu burnuna yaklaştırarak. O da onaylayarak yanağıma ellerini koydu.
"Uyandın mı?" Ceren yanıma geldiğinde ikimize bakıyordu. "Uyandım."dedim ona gülümseyerek.
" İnmemize az kalmış, Dera'da acıktı. Sizi eve ben bırakıcağım. Ordan da Dera'nın karnını doyururum. " dememle Ceren itiraz etmişti.
"Olmaz, biz gideriz. Annenler şüphelenmeden eve git. Yorgunsun zaten, sabah akşam çekimdeydin." Beni düşünmesi hoşuma gitse de onları yanlız bırakamazdım.
"Hayır, sizi ben bırakıcağım. İtiraz istemiyorum." kararlı konuşmamla kafasını sallamak zorunda kalmıştı.
✨ ✨✨
Uçak indikten sonra babamların gönderdiği arabamla eve gidiyorduk. Dikiz aynasından kızıma baktığımda pusette uyduğunu gördüm. Gülümseyerek tekrar önüme döndüğüm de Ceren'in sorgu dolu bakışlarına maruz kaldım.
"Neden öyle bakıyorsun?" dedim kendimi tutamayarak. Omzunu indirip kaldırdı. "Alparslan bunu öğrenirse hiç iyi şeyler olmayacağını biliyorsun, değil mi?" sözleriyle sertçe yutkundum.
"O bunu hiç bir zaman öğrenmeycek, öğrense de o onun kızı değil benim kızım, kimse alamaz onu benden." sözlerimle başını sallasa da, yine konuştu.
"Bir gün..." dedi cevabımdan korkarcasına. "Eğer aranız iyi olunca ona tekrardan aşık olacaksın değil mi?" yüzümü Ceren'e döndürdüğümde bana korkuyla bakıyordu.
"Ona yeniden aşık olmayacağım, Ayaz'la evleneceğim. Ona Dera'yı anlatacağım. Beni anlayışla karşılayacak. Hem zaten biz birimizi seviyoruz." dedim ilk defa Ayaz'ın kararlarını düşünerek.
"Anlıyorum." dedi sadece. Nedense Ayaz'ın adı geçince huzursuzlanmıştı.
Yarım saatlik yolu on beş dakikada geldiğimizde sitenin içine girdim. Dera ve Ceren'in kalıcağı ev bir kaç site gerimizdeydi. Bilerek yakınımda olsun istedim. Çünkü Dera'nın iyi beslenebilmesi için onu emzirmem gerekiyordu. Erken doğmuştu miniğim.
Arabayı evin önüne parketiğimde arabadan inerek Dera'nın kapısını açtım.
Arabanın durmasıyla uyanmıştı. Huysuzca minik kollarını bana uzattı. Onu hemen kucağıma aldım. Puseti de boşta ki elime aldım.
Dera kollarını boynuma dolamıştı. Önceden bavulları buraya gönderdiğim için hiç sıkıntı etmedim. Sadece Dera'nın küçük bebek çantası varsı. Ceren çantayı alıp yanıma geldi. Puseti kapının önüne bırakarak montumun cebinden anahtarı çıkardım. Kapının kilidini dört kez döndürerek açtım. Burnuma gelen mobilya kokusunu içime çektim.
Tekrardan puseti boşta ki elime alarak içeri geçtim. Ceren'de içeri geçip kapıyı kapattı.
Kucağımda ki Dera'yı beyaz L koltuğa uzandırdım ve yanına yastıklar koydum. Aslında pek hareket eden bir bebek olmasa da beni görünce çıldırıyordu. Meleğim benim.
Üstümde ki montu çıkararak koltuğun üstüne attım ve mutfağa gittim. O sırada Ceren'de gelen bavulları yukarıya çıkarıyordu. Mutfak camından dışarıya baktım. Üç yıl sonra Türkiye’ye gelmiştim. Hiç değişmemişti, her şey tıpkı bıraktığım gibiydi.
Düşüncelerden sıyrılmak amaçlı önceden doldurduğum buz dolabının içini açtım ve Dera'nın yiyeceği şeyleri aldım. Muz, çilek, böğürtlen ve Ananası alarak dolabı kapattım. Şuan yiyebileceği şey bunlardı.
Mikseri büyük dolaptan çıkardım ve fişini taktım. Ama önce meyveleri yıkamam gerekiyordu. Meyveleri güzelce yıkadıktan sonra çalışan mikserin içine attım.
Meyveler iyice karıştıktan sonra içine biraz süt ekleyip tekrardan düğmeye bastım.
Mikser meyveleri parçalara ayırırken mutfaktan çıktım ve huzursuzlanan kızımın yanına gittim. Beni gördüğü gibi alt dudağı titredi ve ağlamaya başladı.
Sanırım buradan korkuyordu. Tabii ayı babası bu sitede olmasa çok rahat olucaktık da neyse...
"Prensesim, buradayım bak." boynundan öptüğümde sadece hıçkırıları duyuluyordu. Kucağımda ki minikle az önce çıktığım mutfağa geri girdim.
Mikseri kapatarak Ceren'i çağırdım Dera'yı tutması için.
"Ceren, Dera'yı tutabilir misin?" seslenmemle mutfağa girmesi bir oldu.
"Tabii, alayım güzelimi." Dera'yı ona verdiğimde çekmeceden kaşık, dolaptan ise kase çıkardım. Mikserde ki karışımı kaseye koydum.
Dera'nın sevinç çığlıkarıyla elimi daha hızlı tuttum. Acıkmıştı, çok acıkmıştı. Bir kere de kaşıkla karıştırarak çekmeceden minik kaşığı çıkardım ve mama sandalyesinde oturan kızımın yanına bir sandalye çektim.
Oturduğumda elimde ki mamayı kızıma vermeye başladım. Yaklaşık on beş dakika sonra afiyetle yemişti yemeğini.
Ağzını mendille silerek mama sandalyesinden kaldırarak kucağıma aldım. Arda kalan bulaşıkları tezgahın üstüne bırakarak mutfaktan çıktık.
Üst kata yani Dera ve benim odama çıktım. Onu uyumadan önce emzirmem gerekiyordu çünkü erken doğduğu ve zayıf olduğu için kilo alması lazımdı.
Odaya girdiğimde onu yatağın üzerine bıraktım. Swwethears'ı üstümden çıkardım. Ve miniğimi kucağıma aldım. Sütyeni de çıkararak miniğin süt içmesi için engelleri kaldırdım. Az önce karnını doyurmama rağmen iştahla göğsümü emiyordu. Yaklaşık yarım saat sonra göğsümü emerek uyuduğunda onu yatağın üstüne koydum ve dolaptan yeni bir swwethears ve sütyen çıkarıp giyindim.
Dera'nın saçlarını koklayarak öptüm ve üzerini örttüm. Yastıklarla da ne olur ne olmaz etrafını donattım. Son kez bakarak odadan ayrıldım.
Aşağı inerek yemek yapan Ceren'in yanına gittim. Yanağından sertçe öptüğüm de oda soğan doğruyordu. "Ya, Ceren. Lütfen benim için ağlama!" dedim gülerek o ise yaşlı gözleriyle bana bakarak güldü.
"Ya ya, aşkından ölüyorum. Beni bırakıp gitme, kahrolurum Vera!" dedi o da oyunuma devam ederken. Bir kere daha yanağından öptüm ve, "Ben artık gitsem iyi olacak, yoksa Süheyla Sultan beni gece soğan gibi doğrayacak." dedim şakayla.
"Tamam, Dera uyudu mu?" başımı sallayarak "Uyudu." dedim.
Telefonumun melodik tınısı mutfakta yankılandığında cebimden çıkararak arayana baktım. Annem arıyordu. Aramayı yanıtlıyarak Ceren'e sessizce el sallayarak mutfaktan çıktım.
"Annem?" dedim montumu koltuktan alıp çıkarken. "Neredesin, kızım? Uçaktan inmedin mi hâlâ?" strestle dudaklarımı ısırdım. Yalan söylemem gerekiyordu.
"İndim anne. Bir arkadaşıma uğradım, şimdi çıkıyorum. Beş dakikaya oradayım." dedim hafif yalan hafif gerçekle.
"Tamam, kızım. Dikkatli gel!" bebeğim ya. "Tamam." dedim ve aramayı sonlandırdım.
Annemle konuşurken arabaya binip yola çıkmıştım.
Selammm. Yeni bölümle bana bir merhaba diyin bebeklerim. Bölüm biraz kısa olsa da yoğun olduğum için kısa yazmak zorunda kaldım. Umarım beşenmişsinizdir.
Bir şey sormak istiyorum.
Sizce Ceren neden Ayaz'ın adını duyunca huzursuzlanmıştı?
Cevaplarınızı merakla bekliyor, oy ve yorumlarınızı unutmuyoruz.
Hoşçakalın, kitapla kalın bebeklerimmm🥰
Bölüm etkileşimi
