7. bölüm · Zehirli Miras

Bölüm VI:Cinayet

Nova 🖋

Ethan, sabahın ilk ışıklarında kapının çalmasınlar uyandı. Söylene söylene kalktı ve kapıyı açtı. Karşısında Şeyma'yı görünce şok oldu çünkü bu kadar erken bir saatte gelmesini beklemiyordu. Afallayarak olan bitene anlam vermeye çalıştı. "Sayın dedektifim,çok sevgili uykunuzu böldüğünüz için özür dilerim ama babam sıcak simit gönderdi. Simitlerimizi yiyelim de araştırmaya başlayalım."
"Size de günaydın sayın savcım. Buyurun içeri geçin. Ben de çay koyayım."
Ethan, Şeyma'yı görünce ister istemez bir mutluluk duydu. Mutfağa geçti ve söylediği gibi çay demledi. Sonra da birlikte sofrayı hazırlayıp kahvaltı yaptılar.
"Evet Şeyma Hanım. Çok fazla bilgiye sahip olduğunuzu söylediniz. Basri Bey nereden kaçmış olabilir?"
"Basri Bey mi? Neden ona baba demiyorsunuz ki?"
"Baba denilebilecek hiçbir şey yapmadı..."
"Bakın Ethan Bey.. Onun açısından düşünün lütfen. Yalnız başına küçücük çocuğa ne kadar iyi davranabilir ki? Neyse kişisel meselelerinin beni ilgilendirmiyor. Kütüphane de bir çıkış var. İkinci çıkış Madenin arkasında ve üçüncü çıkış oduncunun evinde."
"Vay be. Bunları nereden biliyorsunuz?"
"Babam buraya ilk geldiğinde araştırdım her şeyi. Normal gözüken şeylerdi ama zamanla aklımı kurcalamak başlamıştı. Herhangi bir sorunla karşılaşmamıştım bugüne kadar."
"Anladım. Peki hangi çıkışta başlamalıyız?"
"Kütüphane, maden ve oduncunun evi. Bu sıraya göre gitmeliyiz."
"Tamamdır. Babanızı arayın ve Meryemle beraber gelsin."
"Meryem mi? Neden hâlâ o kadının yanınızda olmasını istiyorsunuz ki?"
"Kişisel meselelerine karışmayacağınızı söylemiştiniz "diye hatırlıyorum."
"Affedersiniz Ethan Bey..."
"Sorun yok. Geldiklerinde kütüphaneye geçeriz."
Kapı çaldığında Şefik ve Meryem'in geldiğini anladılar. Kapıyı açtılar ve hep birlikte kütüphaneye gittiler. Her yeri didik didik aradılar. Tabii bir şey bulamadılar. Sonra madene oradan da oduncunun evine geçtiler. Hiçbirinden bir sonuç alamadılar.
"Yok yok yok. Nereden kaçtı bu adam. Başka çıkış yok işte." Dedi Ethan söylenerek. O sırada Meryem'in yüzünde büyük bir mahcubiyet vardı. "Ethan..." dedi.
"Efendim Meryem?" Diye cevap verdi Ethan.
"Ben.. Ben kötü bir şey yaptım Ethan."
"İyi bir şey yaptığını olmuş mu ki?" Diye araya girdi Şeyma. Şefik kızına kaşlarını çatarken
"Size bir şey söyleyen olmadı Şeyma Hanım. Rica ederim ağzınızı kapayın ve işime karışmayın." Diye karşılık verdi Ethan. Ardından Meryem'e döndü ve devam etti
"Evet Meryem. Ne oldu, ne yaptın? Anlat bana" dedi yumuşak bir ses tonuyla.
"Ben Basri'nin katili oldum Ethan."
Ethan o an buz kesildi. Diğerleri de şoka girdi.
"Ne diyorsun sen Meryem? Ağzından çıkanları kulağın duyuyor mu senin? Her şeye anlam verebiliyorum ama buna asla veremeyeceğim! Neden yaptın bunu? Neden babamı bir kez olsun görmeme bile izin vermedin? NEDEN?" Meryem'in gözlerinden yaşlar süzülürken söze girdi.
"Çünkü... Çünkü seni bulacak ve baban olduğunu söyleyecekti. Bunu duyunca ilk başta destekledim ama sonra öğrendim ki annenin ölümüne de baban sebep olmuş Ethan. Böyle bir adamın kendini melek gibi göstererek sana bunca yıl sonra babalık etmesine gönlüm el vermedi."
"Sadece bir kez. Hayatımda bir kez olsun mutlu olacakken buna da engel olmuşsun Meryem. Eğer babam bana ulaşabilmesi her şeyi affederdim. En azından pişman olmuş özür diliyor derdim. Ama şimdi... Şimdi seni asla ama asla affetmeyeceğim."
Ethan gözünden akan yaşları sildi ve Şeyma'ya döndü. "Yetkili birimlere haber verin Şeyma Hanım. Kasabadaki herkesi tutuklasınlar sonrada sorguya alsınlar. Masum olanlar belli zaten ama her ihtimale karşı onların da sorgulanmasında fayda var." Ethan'ın bunları söylerken sesi titriyordu.
"Tamam Ethan Bey."
Ethan'ın o an duyduğu acı tarifsizdi. Sevdiği kadın önce onu bile bile yalnızlığa mahkum etmiş sonra da hayatta en çok bilmek istediği ailesinin ona ulaşmasını engellemişti.
***
Yetkililer kasabaya ulaştığında kasabaya girilebilecek her yeri "Olay Yeri: Girilmez" yazan bantlarla çevreledi.
Kasabanın günahı sonunda hakkettiği cezayı alacaktı. Tüm kasabalı evlerinden kelepçelerle çıkarıldı. O an şiddetli bir yağmur bastırdı. Madenin yeşil sisini yüzeye çıkarıyordu bu yağmur. Sanki buradan bu günah silinsin diye uğraşıyordu.
Meryem'i de tutukladıklarında Ethan artık her şeyin sonuna ulaştığını anlamıştı. Sevdiği kadını kendi elleriyle teslim etmişti. Bu her ne kadar canını yaksa da eli kanlı bir katilin özgürce dolaşmasına izin veremezdi. Damarınlarındaki kanda akan adalet sevgisine aykırıydı bu.
"Ethan..." diye seslendi bir ses. Arkasını dönüp baktığında Şeyma'yı gördü. "Hadi dedektif. Gidelim. İki güne kalmaz soruşturma da başlar."
"Tamam savcım. Gidelim. Mahkemelere... Katılmak zorunda mıyım?" Ethan'ın gözleri daldı ve yaşlarla doldu. Ağlamamak için zor tutuyordu kendini.
"Aslında... Gelseniz iyi olur Ethan Bey. En azından Meryem'inkine..."
"Tamam o halde. Duruşma günü geldiğinde bana haber verirsiniz ve ben de gelirim."
"Peki Ethan Bey. Buyurun binelim arabaya da gidelim."
"Arabam burada. Kendi arabamla gideyim Şeyma Hanım."
"Tabii siz nasıl isterseniz."
Ethan boynu bükük bir şekilde bindi arabaya. Motoru çalıştırdığında 1 haftanın 1 yıl gibi geçtiğini farketti. Sevginin bittiği yerde ihanet başlamıştı...
***
2 hafta sonra

Aradan iki hafta geçmesine rağmen Ethan kendini toparlayamamıştı. Yine berbat bir sabaha uyanmıştı. Üstelik bugün duruşma vardı. Yataktan zorlanarak kalktı ve yüzünü yıkadı. Kahvaltı yapmaya geçecekti ki telefonuna bir bildirim geldi. Açtığında Şeyma'dan olduğunu gördü.
"Günaydın sayın dedektifim. Üzülerek hatırlatıyorum... Bugün duruşma var. Tam saatinde orada olursanız mutlu olurum."
Ethan'ın yüzünde buruk bir gülümseme belirdi. Kahvaltı masasına oturdu. Canı hiçbir şey yemek istemiyordu ama halsiz düşmemek için kahvaltısını yaptı. Hazırlandı ve evden çıktı.
Tam da istenilen gibi duruşma saatinde mahkeme salonundaydı. Şeyma, Meryem'in tutuklanması için bütün delilleri sunarken; Ethan sık sık Meryem ile göz göze geliyordu. Hakim "Karar." Dediğinde herkes ayağa kalktı.
"Sanık Meryem YILMAZ'IN, Basri Bey'in cinayetine sebep olmasından ve suça yardım etmekten dolayı tutuklanmasına ve müebbet hapis cezasına çarptırılmasına karar verilmiştir."

Ethan'ın o an duyduğu acı tarifsizdi. Gözleri dolmuştu ve boğazına sanki büyük bir yük oturmuştu. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu.
Mahkeme salonundan çıktıklarında Şeyma, Ethan'ın yanına geldi.
"Ethan... Biliyorum ne desem boş. Üzül acını yaşa elbette. Ama sakın kendini kaybetme. Sana ihtiyacı var bu ülkenin dedektifim."
"Sağolun savcım. Yanımda olduğunuz için sağolun."
"Önemli değil. Dostluk görevimdi. Ama önemli bir şey daha var..."
Ethan soran gözlerle baktı ve " Nedir o?" Dedi.
"Babanızın mirası... Onu ne yapacaksınız?"
"O miras.. O miras zehirli savcım."
"Peki.. O zaman devlet hazinesine bağışlamak ister misiniz?"
"Hayır. Yetimhaneye bağışlamak istiyorum."
Şeyma'nın yüzünde buruk bir gülümseme belirdi.
"Tamamdır Ethan Bey. İsterseniz ben halledebilirim."
"Çok iyi olur Şeyma Hanım. Teşekkürler."
"Rica ederim Ethan Bey..."
Gülümseyerek birbirlerine baktılar ve dostça sarıldılar.
Önlerinden ellerinde kelepçeyle Meryem geçince Ethan kafasını hızlıca o yöne doğru çevirdi. Meryemle göz göze geldiler. İkisinin gözleri de doluydu...
***
1 ay sonra
Bugün Meryem'in görüş günüydü. Ethan onca şeye rağmen Meryem'i görmeye gidecekti. Hazırlandı ve yola koyuldu. Hapse geldiğinde aramadan geçti ve görüş salonuna gitti. Orada Meryem'i görünce 1 aydır hissetmediği o acıyı tekrar hissetti.
Meryem'in karşısında bir sandalye çekti ve oturdu.
"Hoş geldin.." dedi Meryem.
"Hoş buldum. Nasılsın?"
"Kocası müebbet hapis cezasına ses çıkarmayan bir insan nasıl olursa öyleyim. Sen nasılsın?"
"Karısı açgözlülük edip bencil davranarak mutluluğunu engelleyen bir insan nasılsa öyleyim."
"Ethan.. Ben gerçekten çok üzgünüm. Lütfen affet beni. Yalvarıyorum Ethan. Lütfen."
"Seni ben affetsem bile adalet affetmez Meryem. Buraya hâlâ resmiyete evli olduğumuzu ve boşanma davası açtığımı söylemeye geldim."
"Ne yani nasıl oluyor o? Öldüğüm söylendiğinde zaten boşanmış sayılmadık mı?"
"Maalesef o kadar zeki davranamamışsınız. Abin bana seni nüfustan düşürmeye gideceğini söylemişti. Ama düşürmemiş. Belli ki her şeyden onun da haberi varmış. Bugün yanına o da geliyor. Abi kardeş güzelce geçirirsiniz. Duruşma da 2 gün sonra."
"Ethan.. İstediğini yap ama lütfen affet beni."
"Meryem bu konuyu artık kapattığınız düşünüyorum. Seni asla affetmeyeceğim."
Ethan, bunu söyledikten sonra ayağa kalktı başı dik bir şekilde görüş salonundan çıktı. Çıkarken de kendi kendine şöyle dedi:
"Artık karanlıklar geride ve güneşli günler benimle. Azıcık daha dayan Ethan..."