2. bölüm · Zehirli Miras

Bölüm II: Sorgu

Nova 🖋

Mehmet'in bu sözünü duyunca, herkes şok oldu ve ortama bir sessizlik hakim oldu. Ethan'ın kafasında ise bitmek bilmeyen düşünceler dönüyordu. Buraya nereden düştüm ki ben? Ah Ethan ah, keşke kabul etmeseydin bu işi. Bir kere yaptık bir hata. Zaten şüpheli görünüyordu..."
Ethan'ın düşüncelerini bölen kişi Şefik oldu:
"Dedektif, şimdi ne yapacağız? Basri gittiyse Gümüştepe'nin hali ne olacak? Evraklar ve sözleşmeler, hepsi ondaydı."
Ethan o an stresle dolup taştı. Yüzü kızarıyor,elleri üşüyordu. Görev yaparken böyle firarlara pek şahit olmuyordu genelde. Kendini toplamaya çalıştı ve Şefik'e cevap verdi.
"Biliyor muydunuz onun kaçacağını? Geldiğimden beri herkes bir garip davranıyor. Ya şimdi itiraf edin, ya da ben hepinizi sorguya çekeceğim."
Kasabalı adım adım geri çekilmeye başladı, gözlerindeki korku giderek büyüyordu. Şefik söze girdi
"Bak dedektif, Basri zaten buraların adamı değildi. Sözleşmeler bitince kasabadan gideceğini hep söylerdi."
"İyi ama neden, neden işçileri ve madenden elde ettiği kazancın anlaşılan kadarını vermeden gitti?"
Şefik mahcubiyet dolu bakışlarıyla Ethan'ı süzdü.
"Ne istiyorsan onu yap Dedektif, ama kimseden tek bir laf alamayacaksın."
Şefik bunları söyler söylemez koşar adımlarla meydandan uzaklaştı. Şefik'in ardına diğer kasabalılar da birer birer evlerine çekildi.
Ethan, Şefik'in gösterdiği yere; Basri Bey'in evine doğru yola koyuldu. Sebepsizce öksürüyordu. Öyle bir an oldu ki öksürmekten yere düştü, bayılacağını düşünüyordu. O an Şefik yeniden belirdi ve Ethan'a bir gaz maskesi uzattı. "Belli ki seni buraya dair hiç bilgilendirmemişler dedektif."
Ethan tek bir söz etmeden maskeyi aldı ve taktı." Ne o sessizliğinde bizi protesto mu ediyorsun?"
"Hayır, eğer sizi protesto etmek isteseydim şimdiye sizi ihbar etmiştim. Şuan tek istedigim şey işçileri görmek."
"İşçiler mi...?" dedi Şefik. Gözleri korkuyla dolmuştu. Stres olduğu her halinden belliydi. Ethan sorgularcasına "evet, işçiler. Ne o yoksa işçiler de mi firar etti?" dedi. Şefik o an yapacak bir şeyi olmadığını farkedince "İşçiler yok dedektif, yok. 150 işçi burada çalışırken hayata gözlerini yumdu..." Ethan şok içerisinde bakakaldı. Duyduklarına inanamıyor, inanmak istemiyordu. Nasıl olur da 150 işçi topluca ölür ve bundan yetkili birimin haberi olmazdı? Ethan o an durdu, donuk bir ifadeyle Şefik'in yüzüne baktı. "Bana yardım et Şefik. Bana yardım et ve seni bu işten aklayayım."
"Daha önce de söyledim sana bunu dedektif, bu kasabada kimseden laf alamazsın. Öğrenmek istediğin şeyleri, ancak çabalamaya öğrenebilirsin"
Şefik bunları söyledi ve tekrardan Ethan'ı yalnız bırakarak bir yere gitti. Ne oluyor bu adama? Ne biliyor da saklıyor benden? Ethan düşüncelerini bir an susturdu ve meydana geri döndü. Orada Mehmet'i bulabileceğini umuyordu. Meydana geldiğinde kimseyi göremedi. Basri nasıl bir şey yapmıştı da kasabalı onun firarıyla bu kadar baskıya girmişti. Bir türlü anlam veremiyordu. Meydanda boş gözlerle etrafa bakınırken bir dükkan gördü. "Gazeteci Mehmet" yazıyordu. Hızlı adımlarla dükkana doğru yürüdü. Kapıyı usulca açtı ve içeride görmeyi istediği kişiyi gördü. Mehmet oradaydı ve belli ki gazete basıyordu.
"Bir şey mi lazım dedektif?"
"Yardımına ihtiyacım var Mehmet. Gazeteye bu akşam herkesi Basri Bey'in köşkünde sorguya cekeceğimi yazar mısın? Bir de bana kasabasının listesi lazım..."
"Yazalım dedektif, yazalım da umduğunu bulamazsın sen burada."
"Neden peki? Herkes aynı şeyi söylüyor."
"Basri'nin otoritesinden ve yıllar önce bize verdiği o sözden"
Mehmet ağzından kaçırmıştı sözü. Ethan merak ve sorgulayan bir biçimde sordu
"Ne sözü?"
Mehmet buna cevap vermeyecekti. Belliydi. Ağzını bile açmadan çekmeceden kasabasının listesini buldu ve Ethan'a uzattı.
"Dükkanımda daha fazla durma, istediğini yaptım işte. Git buradan!"
Ethan listeyi aldı ve dükkandan çıktı. Fazla ilerletmeyecekti çünkü akşamki sorguda her şeyin ortaya çıkacağından emindi.
***
SAAT 20.00 SORGU BAŞLAMIŞTI...

"Herkesi sırayla içeriye alacağım. Üşümesin diye şömine yaktım, salonda bekleyebilirsiniz"

ODUNCU MEHMET İÇERİ...
" Söyle bakalım oduncu ne biliyorsun?"
"Bir şey bilmiyorum, bilsem de söylemem zaten"
"Neden söylemezsin? Yoksa Basri tehdit mi etti?"
"Hayır"
" O zaman kaçısına yardım etmiş olmalısın"
" Hayır etmedim "
" Öyleyse neden cevap vermiyorsun?"
"Dedim ya bir şey bilmiyorum"
"Ya madendeki 150 ölü işçi?"
"Radyasyon..." dedi hüzünlü bir biçimde.
"Ne radyasyonu?"
"Madende Radyasyon yayan bir etken olduğunu duydum, başka da bir şey bilmiyorum."
Ethan not kağıdını çıkardı ve "radyasyon" yazdı.

TERZİ MELEK İÇERİ...
"Bir şey biliyor musunuz terzi hanım?"
"Hayır bilmiyorum" gözleri hiç de öyle demiyordu
"Emin misiniz Melek Hanım, bana pek öyle gelmedi."
"Eminim..."
Ethan'ın dikkatini terazinin çantasından fosforlu yeşil bir kumaş çekti. Normal bir şeye benzemiyorsun ve oldukça da göz kamaştırıcıydı.
"Kumaşınız özel yapım mı?"
"Evet, bu kumaşı yurt dışından getirttim"
Terzi odadan cıkarken Ethan not defterine "fosforlu yeşil kumaş" notunu düştü.

GAZETECİ MEHMET İÇERİ...
"Bir şey biliyor musun diye sormayacak Mehmet, belli ki biliyorsun. Ne sözü verdi Basri size?"
Mehmet konuşmadı
"Cevap versene Mehmet! Ne sözü verdi bu adam size?"
"Miras... Mirasını bizimle paylaşacaktı."
"Miras mı? İyide neden sizinle? Neydi bu adamın mirası ve siz ona ne gibi bir iyilik yaptınız da mirasını sizinle paylaşacaktı?"
Mehmet yutkundu "Mirası çok değerli bir mücevherdi. Onu korumasına yardım ettik, bu yüzden bizimle paylaşacaktı."
Ethan'ın şüpheleri iyice artıyordu.
"Maden işçilerine mi çıkarttırıldı bu mücevher?"
"E-evet" dedi Mehmet, her ne kadar söylemek istemesede başka çaresi yoktu.
Ethan not defterine "maden işçilerine çıkarttırılan mücevher" notunu düştü.

KUYUMCU SELMA İÇERİ...
"Ne biliyorsun?"
"Hiçbir şey"
Ethan'ın gözü Selma'nın parmağındaki fosforlu yeşil yüzüğe kaydı. Artık her şeyi anlayabiliyordu.
"Parmağındaki yüzük, maden işçilerine çıkarttıktan. Öyle değil mi?"
Yüzüğünü saklamak ister gibi ellerini üst üste getirdi
"Evet" dedi
"Radyasyon... Böylesine tehlikeli bir madeni neden takıyorsun?"
"Çünkü radyasyondan arındırıyorduk..."
"Bunu nasıl yapıyordunuz peki?"
"Basri'nin yurt dışında bir fabrikası vardı. Oğlunun işlettiğini söylerdi. Orada arıttırıp bize eşyalar yapardı, kazanç onun mirasına eklenirdi ve öldükten sonra mirasını bize bırakacağını söylerdi."
Artık her şeyi daha net anlayabiliyordu Ethan. Kasabasının her biri bu suça ortaktı. Yasal olmayan yollardan kazanç sağlıyorlardı. Ve en acısı hepsi 150 kişinin ölümüne şahit olup sesini çıkarmayan bir caniydi.

ŞEFİK BEY İÇERİ...
"Sen söze başlamadan bir şey vermek istiyorum dedektif. Bu mektubu Basri yazmış. Belli ki sana. Çünkü arkasında 'dedektife...' yazıyor."
Ethan mektubu aldı ve açtı. Mektup bomboştu. Basri'nin ne yapmaya çalıştığını bu sefer Şefik de anlamamıştı.
"Bu nedir böyle Şefik?"
"İnan ben de bilmiyorum dedektif. Bu sefer gerçekten bilmiyorum."
Ethan mektubu belgelerinin bulunduğu dosyaya koydu.
"Anlatacak bir şeyin var mı Şefik?"
"Öğrenmedin mi zaten,öğrenmen gerekenleri?"
"Öğrendim, öğrendim de hâlâ bir şeyler eksik gibi geliyor."
"Ne gibi?"
"Bilmediğim şeyler var. Söylesene Basri'nin hiç oğlu var mıydı?"
"Vardı ama yıllardır onunla görüşmemiş, küçükken oğlunu yetimhaneye bırakmış diye duydum. Bir de manevi kızı var bizim kasabada, adı Meryem."
Ethan, Meryem ismini duyunca dalıp gitti..
"Ne o dedektif. Kara kara düşünüyorsun."
"Kuyumcu kadın oğlu yurt dışında fabrikada görev yapıyordu dedi"
"Günlük tutardı Basri. Bir gün günlüğü salonda açık kalmıştı, bende dayanamayıp okuyuverdim. Yazdığına göre oğlunu yetimhaneye bıraktığı için çok pişmanmış. Bir şey daha yazıyordu... Oğlunun eğitimi için sürekli yetimhaneye bağış yapıyormuş."
"Peki bu Meryem? Neden manevi kızı?"
"Meryem henüz buralarda yeni. 15 yıl önce yuvasından kaçarak geldi kasabamıza. Basri onu ilk defa görmesine rağmen, yıllardır yanındaymış gibi sahiplendi o kızı."
Ethan boğazında bir yanma hissetti. Bu kadın 15 yıl önce trafik kazasında öldü haberini aldığını eşiyle çok fazla benzerlik gösteriyordu.
"Neden kaçmış evinden?"
"Bilmem, hiç anlatmadı bize."
Ethan not defterini cıkardı ve "gizemli kadın Meryem ile yetimhanede büyüyen oğul" notlarını düştü. Ethan bir sonraki kişiye geçmeden önce odada uzun süre yalnız kaldı. Kafasında bir sürü düşünce dönüyordu. Yetimhane dedi. Yetimhanede büyümem ve bana sürekli bilmediğim yerden para gelmesi tesadüf müydü yoksa her şey planlanmış mıydı? Peki ya Meryem... Benim sevdiğim kadın yapmaz öyle şey. Mutlaka bana söylerdi gelecek olsa buraya. Merak etmemem için mutlaka bir şey söylerdi. Benden kurtulmak için yapmış olsa... Hayır boşanma davası açardı, yine de böyle terk etmezdi beni...

BASRİ'NİN MANEVİ KIZI MERYEM İÇERİ...
Ethan uzun süre bekledi. Gelen giden yoktu. Tekrar seslendi "Basri'nin manevi kızı Meryem" yine bir gelen yoktu. Böyle olmayacağını anlayan Ethan dışarı çıkıp salona geldi. Herkes Ethan'a anlamsız gözlerle bakıyordu. "Gelmedi mi?" Dedi Ethan. Ona cevap veren oduncu oldu "Gelmedi dedektif.." Ethan fazla uzatmadı, kendisi de yorulmuştu zaten. Herkes evlerine dağıldı. Ethan ise köşkte kaldı. Not defterini, boş mektubu ve Meryem ile ilgili düşüncelerini masaya bıraktı. Hepsinin üzerinde uzun uzun düşündü...