6. bölüm / 6
Zamanda Yalnızlık6
Bölümler 6Şu an: 6
- 1 11.774 kelime
- 2 2747 kelime
- 3 3954 kelime
- 4 41.558 kelime
- 5 51.102 kelime
- 6 61.847 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İki gün sonra
"Babaanne ben çıkıyorum." Ayakkabımı giyerken babaanneme seslendim. Babaannem mutfaktan kapıya doğru geldiğinde elinde ekmek vardı büyük ihtimalle bana bir şeyler hazırlamıştı."kızım keşke biraz daha dinlenseydin " dedi. Ben de elinden ekmeği alıp "olmaz babaanne, hem iyiyim zaten " dedim ve merdivenlerden aşağı inmeye başladim .Tamam beni düsünüyordu ama daha fazla evde oturamazdım . Hem çok sıkıcıydı hem de ev beni bunaltıyordu . Düşüncelerden sıyrılıp kendimi dışarı attım 2 gündür dışarı çıkamıyordum bu iyi gelmişti.
Hava duygularım gibi bulutluydu. Onlarda tıpkı güneş gibi bir sisin içinde saklanıyorlardı.
Kulaklığımı kulağıma takıp yavaş adımlarla okula doğru yürümeye başladım bu sefer otobüse binmeyecektim sakin sakin gitmek istiyordum . Hafta içi olduğundan etraf çok kalabalıktı kafamı dinlemek için farklı, daha böyle kıytıköşe olan bir yoldan gitmeye karar verdim.
Düşüncelerim kafamın içinde dört dönüyordu. Onları yok etmek için şarkının sesini fulledim ve Buray'ın "Deli Divane "şarkısını açtım. Çoğu insan gibi ne popüler şarkı ne de rap dinliyordum. Ben daha çok eski, eğlenceli şarkıları seviyordum ,asla sanatçılara bakmadan kulağıma uygun olanı seçip modumu yükseltiyordum.
Şarkının nakarat kısmı geldiğinde etrafıma baktım kimse görünmüyordu kulaklığı kapattım ve şarkıyı dıştan açtım telefonda şarkı ilerledikçe ben de ona eşlik etmeye meyilli hale geliyordum.
Daha fazla dayanamayıp şarkıyı söylemeye başladım
Yandım bi yare
Bulsak bi çare
Ah onu istiyor gönül
Deli divane
Şarkıya kendimi o kadar kaptırmışım ki omzuma Bir elin dokunmasıyla ürperdim. Arkaya döndüğümde şarkıyı söyleyen Alp ile karşılaştım kendi sesimden dolayı onun sesini duyamamıştım .
Faydasız nasihatlar
Ne söylesem boşuna
Şu divane gönlüm rüyada
Şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim. Alp elimi tutup şarkıya devam ederek beni kendine çekti ve belime sarıldı.
Sanki başka dünyadan
Işınlandı dünyama
O uzaydan ben alaturka
Resmen dilim tutulmuştu, sesi insanı sersemleştirecek türdendi. Gözleri gözlerimin üzerinde, elleri belinde ve çenemdeydi. O kadar yakındık ki onun kahve ve çikolata karışık parfüm kokusunu alabiliyordum . Sesin alçaltarak devam etti:
Yüreğime sorsalar hapis kalmış burada
Kaçacak ilk çıkan fırsatta
Sonra gözleri dudaklarıma kaydı ve parmağıyla dudaklarıma dokunup tekrar gözlerime baktı.
Beni kurtar Allahım daha çok tutulmadan
Gözlerim ışıklarında
Biraz kendimi uzaklaştırıp ellerimi omuzuna attım ve ben de ona eşlik etmeye başladım.
Yandım bi yare
Bulsak bi çare
Ah onu istiyor gönül
Deli divane
Ah onu istiyor gönül
Deli divane
Şarkının sözsüz yeri geldiğinde benim kucağına aldı ve beraber döndük . Çok güzel zaman geçirmiştik sanki bir anda rüzgar gibi gelip bulutları dağıtmış ve güneşi ortaya çıkarmıştı.
Onunla bu kadar yakın olabileceğimi tahmin dahi edemezdim evde kaldığım süre boyunca hep aramiş ya da eve gelmişti. Çoğu arkadaşımdan daha iyi geliyordu bana , zaten çok insan sevmeyen az olsun öz olsun diyen birisiyimdir.
"Özüde gördük biz . Sen bence arkadaş seçme kimin ne olduğu beli olmuyor . " İç sesim resmen benimle mücadele ediyordu ama onun kazanacağı o kadar belliydi ki...
Çok geçmeden okula gelmiştik. Sınıfa girmek bana çok zor geliyordu . Sınıfta Helin'i görcektim ve sonu hiç iyi bitmeyecekti bu kesindi.
Alp sınıfin kapısını açıp içeri girmemi bekledi kendimi toparlayıp bir adım attım. O adımı atmamla beraber Helin'in benim üstüme atlayıp kavgayı başlatması bir oldu . Kendimi savunmaya geçtim. Helin saçlarımı sımsıkı tutuyordu o bırakmayınca bende onun saçlarinı tutum ve çektim . Helin'den tiz bir çığlık çıktı ama ben umursamadan yaptığım işe devam ettim çok sürmeden Alp ve Emir bizi ayırmaya çalıştı. Sınıftaki diğer öğrenciler bize bakıyor ve bizi gaza getirmeye çalışıyorlardı . Bazısı alkışlıyor bazısı da ıslık çalıyordu . Alp beni çekiştirip kantine indirdi.
Emir de Helin'i tutup sıraya ottuturdu. Bu böyle olmayacaktı . Bir erkek için kavga etmemiz saçmaydı ama Helin bunu anlamıyordu .kantinde masaya oturduğum da gözlerim dolmuştu Alp karşıma geçip oturdu . Uzun bir süre bana baktı içinden ne geçiriyordu acaba? benim vahşi olduğumu düsünüyormudur? diye düşünmeden edemiyordum .kafamı aşağı doğru eğip gözlerimden yaşların akmasına izin verdim sinirden ya da arkadaşım , kardeşim sandığım kızla ayrıldığımız için ağlıyordum , bilemiyorum ama kalbim çok kötüydü buna eminim...
Yanımda bir ses duydum ama başımı kaldırmak dahi istemedim. Alp elini omuzuma atıp bana sarıldı bende kafamı göğsüne koyup sakinleşmeye çalıştım. Parfümünün kokusu tekrardan burnuma gelmeye başladı.
Bu koku beni hem sakinleştiriyor hem de benim modumu yükseltiyordu . Belki de bunu yapan parfüm değilde Alpti.
Bir kaç gündür hayatımın değiştiğini hissediyordum, doğrusu bu sadece hissetmek değil aynı zamanda yaşamaktı. Alp ne zaman hayatima girdi kendime gelemez olmuştum ama bu olanlarla hiçbir alakası yoktu . Alp kafamı eleriyle kaldırıp göz yaşlarimi sildi ve "geçicek , iyi olacaksın ,ben herzaman yanında olacağım" dedi . Beni sakinleştirm k istiyordu başariyordu da bu söylediklerine karşın küçük bir tebessüm bıraktım . Biz otururken Emir, Alem ve iris yanımıza geldi. Alem masaya oturup "kızım ne biçim dövdün, senden bu kadarını beklemezdim , neymişsin sen öyle "diyip alay etti. Alem ,Emir'in sıra arkadaşıydı. Çok şaklaban bir çocuktu. İris'te oturup "bu konuda Alem'e ilk defa hak veriyorum " dedi. İris arka sıramda oturan dik başlı bir kızdı ,çok nadir sınıftakilere konuşurdu ama bizimle iyi anlaşırdı. Emir atlayıp "dua edin de düşmanı siz olmayın "diye bir laf ortaya attı . Anlaşılan beni güldürmeye çalışıyorlardı , bu yaptıklarına karşın gözlerimi devirdim . Böyle konuştukça gururumu oksuyorlardı ama sinirim üstün geliyordu . Alem "yok yok abi ben hiç almayım baksana gözlerini bile nasıl deviriyor." diyip emirin omuzunu tutup gözlerinin yanıyla bana baktı. Sonra korkuyormuş gibi yapıp devam etti " beni de devirir bu " Alem bunu yapınca masada ben hariç herkes güldü . Benim gülmeme sebebim Helin'di bir başkasina yapsam kahkaha atardım ama Helin'di işte...
Emir'e baktım o da anlamış gibi "Helin ,Sude'nin yanında ,ona bıraktım" dedi. İris 'te kafasını sallayıp "senin hakkında hiç iyi konuşmadı, hatta bir ara 'Ayhan onun yüzünden bu halde 'dedi . İkiniz için çok üzülüyorum Açelyacım ." Dedi . İris'in sözleri kafamda şimşek gibi çaktı . Helin nasıl böyle birşey söyleyebilirdi. Biz konuşurken kantine Sude ve Helin girdi . Sude Helin'in koluna girmişti içeri girer girmez Sude gözlerini devirdi anlaşılan Helin onu kendi tarafına çoktan çekmişti. Zaten Sudeydi bu kim yüz verirse ona giderdi. Yaptığı hareketi ben pek umursamadım ama sıra arkadaşı olan İris sinirlendi ve "Sude bir şey unutmuşsun "dedi . Sude neyi unuttuğunu düşünmek için duraksadı ve neyi unuttuğunu aramaya başladı sonra İris uzatmadan ayağa kalkıp Sude'nin omuzuna çarptı ve cümlesine"karakterini " diye ekledi. Sude sinirden kıpkırmızı olmuştu, İris hiç umursamadan kantinden çikti tabi bunu Alem ve Emir de takip etti . Yanımda sadece Alp kalmıştı "Bir şey içmek ister misin ?"diye sordu bende su iyi olur dedim ve Alp' te gitti tek başıma kimseye bulaşmadan beklemek planımdaydı ama çok geçmeden Helin karşı masadan Sude'ye anlatıyormuş gibi sesini yükselterek "Bazı insanlardan nefret ediyorum" dedi . Bende dayanamayıp onu taklit ederek 'bazi insanlardan nefret ediyorum ' diye alay ettim .
Helin ayağa kalkıp masaya geldi ve ''sen ne yapmaya çalışıyorsun ?" dedi. Bende ayağa kalkıp "seninle benim aramdaki fark ne biliyor musun sen nefret edersin ben ise senden nefret etmelerini sağlarım , sen asla ben olamazsın . Şimdi kimse seni sevmiyor niye biliyor musun çünkü sen arkadaşına ihanet edecek kadar ikiyüzlü, karaktersiz bir insansın " dedim . Helin resmen şok olmuştu onun kalbini kıramayacagımı düsünüp üstüme gelmişti ama yanıldığını anlaması iyi olmuştu . Onu umursamadan Alp' in yanına gidicektim ama arkamdan gelip saçımı çekti ve tekrardan kavga etmeye başladık Sude umursamıyordu aksine böyle bir durumdan keyif alıyordu . Bu seferki kavga önceki gibi olmamiştı
Hocalar gelmiş ve bizi ayırmaya çalısıyorlardı . Alp durumu fark edince koşarak yanımıza geldi ama iş işten geçmişti . Müdür bizi odasında bekliyordu . Alp kimse görmeden kulağıma eğilip "seni de yalnız bırakmaya gelmiyor güzle renkli çiçek" dedi . Bu çocuk beni nasıl güldüreceğini biliyordu . Neşe hoca ve Devlet hoca bize müdürün odasına kadar eşlik ettiler , yoksa tekrardan kavga edecektik . Kapıyı tıklatıp içeri girdiğimizde müdürün yüzü turşu satıyordu. Kim olsa öyle olurdu müdür bir süre ağzımızdan laf almaya ,bizi konuşturmaya çalıştı ama ikimizde sesimizi çıkartmadan öylece oturduk . Müdür daha fazla dayanamayıp "velilerinizi arayacağım" diyip dışarı çıktı. Babaannem çok üzülecekti , sonuçta kaç defa okuldan çağrıldılar ki...
Helin bu sefer sesiz duruyordu. İkimizin de kafası önündeydi .
Babaanne'nin ağzindan
-İbrahim telefon çalıyor telefona baksana
-Bırak çalar çalar kapatır.
-Olur mu öyle şey telefon nerede ?
-Koltuğun üzerindeydi .
Müdür: Alo Açelya'nın dedesi ile mi görüşüyorum ben Açelya'nın müdürüyüm .
Babaanne: Hayır ben babaannesiyim bir sorun mu oldu ?
Müdür: Aslında evet efendim , Açelya arkadaşı ile kavga etti . Rica etsem okula gelebilir misiniz ?
Babaanne: Tabi hemen geliyoruz
Müdür: Peki efendim iyi günler bekliyoruz .
Allah Allah Açelya hiç böyle bir şey yapmazdı noldu bu kıza böyle ya şimdi ben bunu İbrahim 'e nasıl söyleyeceğim canı çok sıkılır kesin . Ama başka çare yok mecbur gidip söyleyeceğim okuldan bekliyorlar sonuçta "İbrahim okula gitmemiz lazım"bir iki saniye durduktan sonra " Açelya kavga etmiş."
-Ne ? Nasıl olmuş ? Kiminle?
-ibrahim sakin ol gidip öğrenelim şimdi
-hadi hadi hızlı ol . Dışarda bekleyeceğim seni .
- Otabüsle gidelim araba olmaz sinirden kullanamazsın şimdi elin ayağın tıtrer
-tamam ama hızlı ol kaçırmayalım
Açelya'nın ağzından
Kim bilir şimdi babaannem ve dedem hakkımda ne düsünüyordur , kesin çok üzülmüşlerdir . Helin'de sanki kendi ailesini düşünmüş olmalı ki bana baktı ve göz göze geldik . Üzgün gibiydi ama bana olan kini ,üzüntüsünden üstün geliyordu. Müdür' e bir telefon geldi. Telefonu açtığında duyduğu şeyle çok şaşırdı sonra bana baktı ve ben bakınca gözlerini kaçırdı . Müdür telefonda konuşaraktan dışarı çıktı tekrardan Helin ile beni yalnız bıraktı . Kesin bir şey oluyordu. Müdür içeri girdiğinde ona dönüp "bir şey mi oldu hocam ? " dedim . Müdür telefonu kaptıp bana baktı ve konuşup konuşmamak ta kararsız kaldı ama sonra ısrarıma dayanamayıp tek nefeste "babaannen ve deden kaza geçirmiş ,otobüse yetişmeye çalışmışlar buyüzden de yola atlamışlar bir anda arabanın biriside fark etmeyip çarpmış "dedi . Şokun etkisiyle kendime gelemedim bunlar gerçek değildi rüyaydı rüya olmalıydı . Helin yanıma gelip Açelya iyi misin ? Sakin ol gibi bir şeyler zırvalıyordu . Ama benim ne bunu dinleyecek takatim ne de bilincim vardı . Giderek kendimi kaybediyordum müdür yanıma gelip sırtımı sıvazladı. Ne kadar da işe yarıyordu (!) Kimsenin samimiyetini gerçek bulmuyordum tıpkı bu olanlar gibi ...
Dedem ve babaannem benim yüzümden kaza geçirmişlerdi ben okula gelmeseydim ya da kavga etmeseydim bunlar olmayacaktı . Biran olduğum yerde ağlamaya başladım aynı zamanda 'hepsi benim yüzümden ' diye bağırıyordum. Helin " Açelya kendine gel onların yanına gitmelisin "dedi sesini yükselterek . Bı sefer Helin'e döndüm ve "sen ... Sen yaptın . Sen olmasaydın hiçbiri olmazdı "dedim. Müdür sakinleştirmek istercesine Helin' i dışarı çıkardı . Ćok geçmeden Alp geldi büyük ihtimalle Helin söylemişti. Alp beni tutup "hadi kalk hastaneye gidiyoruz "dedi . Her ne kadar oturup ağlamak istesem de mecbur gitmeliydim . Müdür " hadi çocuklar ben bırakırım sizi diyip önden çıktı. Alp' te bana yardımcı olmak icin aşaği indi . Fazla uzun sürmeden hastaneye geldik , koşarak içeri girdim ve danişmaya sorup nerede olduğunu öğrendim Alp ve müdür beni takip ediyordu. Babaannem ve dedem şu anda ameliyathanedeydi . 3-4 saat bekledikten sonra doktor çıktı ,hem koşup ne olduğunu sordum . Alp' te yanımdaydı omuzumu tutup beni kendine çekti güven vermek istiyordu . Doktora baktım pek gülmüyordu bu durum beni daha çok korkutuyordu beklenti dolu bakislarim doktorun konuşmasını sağladı. Doktor gözlerime bakarak "elimizden geleni yaptık hayati tehlikeyi atlatılar ama uyanana kadar yoğun bakımda (koma da ) tutacağiz.
Bölüm etkileşimi
