5. bölüm / 4
Yüzbaşım & Kasırga3. Bölüm
Bölümler 4Şu an: 3. Bölüm
- 1 Yazarın Açıklaması177 kelime
- 2 1. Bölüm1.357 kelime
- 3 2. Bölüm1.401 kelime
- 4 3. Bölüm1.274 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Satır arası yorumlar yaparsanız sevinirim siz yorum yaptıkça daha fazla yazasım geliyor..
Direksiyonu kırdım, ve ormanlık yola saptım. Buradan fazla araç geçmezdi ama şehir merkezine giden en kısa yol burasıydı.
Arabanın sağ ve sol aynalarından arkaya baktım ve hızımı arttırdım. 110... 120... 130...140 direksiyonu kırdım.
Karargahtan çıktığımdan beri peşimden olan iki aracı ormanlık alana çekmiştim.
Beş dakika önce torpidodan aldığım silahla arkadaki araçları ateş ettim. İlk önce şoförü vurdum, bank Sonra onun yanındaki piçi Bank, diğerleri arabadan indi toplam on iki kişilerdi arabanın arkasına siper oldum. Ağaçların arkasındaki adamı vurdum Bank, Diğer adamı vurdum Bank, arabanın yanındaki adamı vurdum Bank, onun yanındaki adamı vurdum Bank.
Altı... geriye kaldı altı adam Kuzey tarafında olan 2 adamı vurdum Bang Bang, "Geriye kaldı 4....ama 3 kişiler 4. Adam nerede.?" diye kendi kendime söylendim.
Sorumun cevabını kafama dayanan Namlu ile aldım.
"Kaldır! kaldır! ellerini havaya!" dedi. Arkamdaki it oğlu it silahımı yere attım.
Ellerimi havaya kaldırdım.
Diğerleri de silahlarını bana doğrultuyorlardı. Adamlardan teki arabaya doğru yürüdü ve bagajdan bir zincir alıp geldi.
İlk önce Ellerimi bağladı, sonra zincirin diğer ucunu eline doladı.
Hala kafama tutulan bir silah vardı.
"Ne demişleerr Ceylan Bir de sıçrarr iki sıçrarr üçüncüdee'de pat! Avcı'nın kucağına düşer!" dedi kulağımın arkasında hissettiğim ses dişlerim sıkıp, Gözlerimi kapattım.
"Değil mi ceylanım sen de bir sıçradınn iki sıçradınn üçüncüde... bak elimdesinn." dedi harfleri uzatarak.
"Abi Yalnız o Çekirge değil miydi? Benim bildiğim Çekirge sıçrıyor... Ceylan sıçramaz ki." Dedi arabanın kaputuna yaslanmış olan adam fazla salak duruyordu.
"Sus lan it arabaya çalıştır da Ceylan'ı ait olduğu yere götürelim" dedi arkamdaki adam
"Kimsin?! Sen kimsin?! kime itlik yapıyorsun?!" dedim arkamdaki adamı görmesem de sinirlendiğini kulağımın arkasında nefes alışverişlerinden hissediyordum.
"Canından can aldığın! Canımdan can alan adamlara yardım eden! adamı hatırlamıyor musun Küçük Ceylan!" dedi
"Kimsin necisin bilmiyorum! Ama ben sandığın kişi değilim! Ben bir doktorum! Ne istiyorsunuz benden! Diye bağırdım.
Oda arkamdan dişlerini sıkarak konuştu.
"Bu biraz ironik değilmi Ceylan! Az önce dokuz adamımı öldürüp şu an ben hayat kurtaran bir doktorum demen ne kadar doğru?" diye bir soru yanıltı arkamdaki it soyu
"Peki senin tek kadına karşı ön iki adam gelmen biraz ironik değilmi?!... pardon! Siz itler anca arkadan saldırısınız! Nede olsa genetiğinizde var!
Ama ben hala kim olduğunu bilmiyorum!
Malum sizin gibi itler çok!" dedim hırlayarak
"İki yıl önce patladığın mağarada ölen adamın sağ kolu ben!"
O an durdu zaman! Hızla arkamı döndüm. Yüzünü gördüğüm adamla dahada sinirlendim.
Dişlerimin arasından.
"Merdo!"dedim
O an sesimi ben bile zar zor duymuştum.
Merdo iki yıl önce o gün yakalayıp karargaha getirmemiz gereken adamdı tasmasını tutan adam... İsmet! ismeten daha gizli ve tehlikeli bir adamdı! Onu yakalayıp ismetin bile bilmediği bilgileri alıp onları çökertiçektik! Ama o patlamada onun öldüğünü öğrenmiştik! Yani ordan kurtulması imkansızdı!
Kasırga...Ve Savaş abi, ve kardeşim dediğim Esat'an sonra bana ikinci kere aile olmuş adamlar bu dünyadan gitmişti!
Bide o it İsmet!
Ama Merdo ölmemişti!
" Sen nasıl kurtuldun? ölmüştün." dedim Sırıtı.
"Evet ölmüştüm doğru... ama sadece resmi olarak ölmüştüm! Sen Benim ölmemi istedin! ben de seni kırmayıp öldüm."dedi
Dişlerim öyle bir sıktım ki dişlerimden çıtırdama sesi geldi. O an kolundan tutup beni arabaya yasladı.
Tam gözlerimin içine baktı kahverengilerini mavilerime sabitledi. Gözümün önüne gelen Percemimi eliyle kulağımın arkasına itti.
"Şimdi bizimle geliyorsun." Dedi ve beni arazi aracının arka koltuğuna oturtup yanıma oturdu.
~14 saat sonra~
Dün ki olaydan sonra iki yıl önce kiraladığım evime gidip derin bir uyku uyumuştum. Sabah erkenden kalkıp Karargaha gelmiştim. Şu an ise revirdeydim.
"Şehir merkezine giden ormanlık alanda bir çatışma olmuş dün gece." dedi Miraç Albay, Miraç Albay çaylaklarla talim ederken mermi sekmiş Miraç albay'ın koluna girmiş kuruşunu çıkartmıştım. Pansuman yapıyordum.
Tarık Albay pencerenin önünde duruyordu.
"Kontrol etmeye giden askerlerin dediğine göre çatışma 13-14 saat önce olmuş ve ne Tesadüfse Sen buradan çıktıktan bir saat sonra olmuş." dedi Miraç Albay yüzlerine bakmıyordum.
Konuşmadım sadece dinledim. Devamını bekledim ben konuşmayınca
Tarık Albay bana dönüp konuşmaya başladı. "Aamların bedenlerinde tarih yazıyormuş.
~1994 K~
~1998 K.K ~
~2001 B~
~2001 R ~
~2002 G ~ dedi kaşları çatık bir bir şekilde
"Bildiğim şeyleri söylemenize gerek yok albayım bütün detaylarıyla olaya hakimim şehir merkezine giden ormanlık yolda on bir ceset bulunmuş.
Sekiz kişi bir alanda üç kişi onlardan yedi, sekiz metre ötede ölü bulunmuş. Ölü bulunan adamların
Sağ kolunda 1998 kanKıran,
Sol kolunda 2001 Batak, ikinci adamın
Sağ kolunda 2001 Rüzgar,
Sol kolunda 2002 Gözcü, üçüncü adamın
tam göğsünün üstünde 1994 kurt yazıyor Komutanım." dedim Gözlerim doluydu ama sesimde kararlı çıkmıştı.
Tarık Albay ve Miraç Albay Gözlerini dikmiş bana bakarken masanın üstündeki kanlı bezleri aldım.
Ayağa kalktım ve çöp kutusuna atarken konuştu.
"Sen yaptın değil mi?" dedi Tarık Albay arkamı dönüp masama yürürken konuştum.
"Siz de ayağınıza senin taşa benden biliyorsunuz albayım... ben gelen askerler konuşuyordu oradan duydum." dedim
"Bak Çağla sabrımı taşırıyorsun!
Miraç'da sen'de ben'de çok iyi biliyoruz ki
O adamları sen öldürdün! neden yaptın!?
diye sormuyorum! Sormuyoruz, sorsakta
cevap vermeyeceğini şu anda yaptığın gibi
bilmiyormuş numaraları yapacağını biliyoruz, merak ettiğimiz nokta bu işin, bu adamların kim olduğu? dertleri neydi?" diye sorduğu Tarık Albay.
"Albayım. Ben bir şey yapmadım olaylardan haberim bile yoktu. Dediğim gibi askerler Konuşurken duydum."dedim
"Öyle diyorsun..." dedi yapmacık düşünceli bir sesle "Buna inanacağım mı sandın 11 kişiyi bir kişi öldürüyor. ne tesadüfse! kim yaptıysa arkasında hiçbir iz bırakmıyor! 3 adamım bedenine!...." Derin bi nefes alıp
"Kasırga timinin doğum tarihlerini! ve kod adlarını yazıyor!" dedi Tarık Albay
"Bilmiyorum! Tarık ablayım ben yemin edeli iki yıl oldu! iki yıl sonra neden elime silah alayım! almam! alamam!"
"Ben yeğimi bozmam!" dedim
"İnşallah yanılıyorumdur....! Çağla İnşallah Yeminin bozmamış Kendini Bile isteye o uçurumdan aşağı atmamışsındır!" dedi Tarık Albay ve odadan çıktı.
Miraç Albay da bana Üzgün Bakışlar atıp oda odadan çıktı.
"Ben o yeminimi bozalı da, O uçurumdan atlayalı da, cok oldu. Be baba ben o yemini Kasırga için ettim. Kasırga için Bozdum. O uçurumdan da kurt için atladım." dedim fısıltılı sesimle kafamı kaldırıp masama yürüyüp sandalyeme oturdum.
Masanın yanındaki Çekmeceyi açıp içinden Beyza Alkoy'a ait 'Sınırsız' kitabını aldım ve okumaya başladım.
Ne kadar zaman geçti ne kadar okudum bilmiyorum. Önümde bir hareketlilik hissedince kafamı kaldırdım, ve gördüğüm kişi karşısında. Kaşlarımı kaldırdım.
Dün sabahın köründe karnından bıçak parçası çıkardığım yüzbaşıydı.
Karşıma geçmiş oturuyordu
~ Küstah bir yüzbaşı işte Oturmak için izin bile almaya tenezzül etmedi~
İç sesime hak verdim.
Haklısın kendini beğenmiş egoist işte girerken kapımı bile çalmadı! Sesiz sesiz girdi!
~Belkide çaldı biz duymadık çünkü bu aralar bur gariplik var sende~
diyen iç sesimi öldürmek istedim.
O ne demek be! Ne sorunu olacak bende! Saçma sapan konuşma kim olduğumu unutun heralde!
~ Bir şey demedik! Ne çemkiriyorsun, ayrıca kim olduğunu -olduğumuzu- en iyi ben bilirim bunu sakın unutma.~
Diyen iç sesimi susturup dikkatimi bana bakan Yüzbaşına verdim.
"Merhaba Çağla Hanım." dedi yüzünde küçük bir tebessümle onun aksine,soğuk bir sesle Ben de
"Merhaba Neden geldiniz Bir sorun mu oldu Yaranız hakkında?" dedim Yüzündeki tebessümü silip ciddiyete bürünüp konuştu.
"Hayır yaramla ilgili bir sorunum yok. Ben sadece dün için teşekkür etmek istedim."
"Teşekküre gerek yok Ben sadece görevimi yaptım." dedim
"Ben yinede Teşekkür ederim ve Soner için de özür dilerim." deyince anlamayarak konuştum.
"Anlamadım? Neden özür diliyorsunuz?"
"Soner'in size bağırması, sizinle tartışması, üstünüze yürümesi hiç hoş bir şey değildi."
"Bunu duyduğuma sevindim. Eğer konuşmamış olsaydı bu konuşmamızdan sonra ben gidip sizinle konuşmasını isteyecektim zaten" deyince tebessüm ettim.
Oda gülümseyip bir süre yüzüme baktı. Sonra ayağa kalktı.
"Görüşürüz Çağla Hanım." dedi ve kapıya doğru yürüdü ona ne ile sesleneceğimi adını bilmediğimi fark edince bir iki kere ağzımı açıp kapatım.
Tam kapının önündeyken arkasını dönmeden omuzun üstünden bana bakıp konuştu.
"Siz tanışmak için adımı öğrenmek için bir adım atmadınız, Sormadınız ama ben yine de söyleyeyim. Ben Barış Turan Yüzbaşı Barış Aral Turan özel olarak seçilmiş Fırtına Timi'in komutanıyım Tanıştığımıza memnun oldum."
"Doktor Çağla Verda Yakar" dedi. ve gitti.
Bölüm etkileşimi
