4. bölüm / 4
Yüksek Güçler4.bölüm
Bölümler 4Şu an: 4.bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sosyete kızı uyanmıştı uyanmasına ama göğsünün ortasında geçmek bilmeyen ağır bir taş vardı. Rüyanın tekinsiz etkisinden miydi, yoksa ruhunun derinliklerinden gelen bir feryat mıydı, kestiremiyordu. İçinde sanki en yakın arkadaşına ihanet etmiş gibi, birini yapayalnız bırakıp unutmuş gibi, vefasızın önde gideniymiş gibi amansız bir sızı vardı. Hayatının en önemli parçası yapbozdan sökülüp çalınmış da ruhunun bundan haberi bile olmamış gibi bir boşluk hissi...
"Sadece bir rüya," diye mırıldandı yataktan çıkarken. Başka ne diyebilirdi ki?
Daha fazla düşünerek zihnini bulandırmak istemedi ve her sabah harfiyen uyguladığı on aşamalı cilt bakımı ve güzellik rutinine koyuldu. Okula gidiyor olsa bile süsünden ödün vermezdi; bakımı tepeden tırnağa kusursuz, görüntüsü göz alıcıydı. Anne ve babası yıllar önce ayrılmıştı, o babasıyla yaşıyordu. Ancak aralarındaki iletişim, iki yabancının kiralık bir evi paylaşmasından farksızdı. Yine o devasa ama soğuk kahvaltı sofrasına inmeyecek, direkt okulun yolunu tutacaktı. Akşam eve döndüğünde de kimseyle tek kelime etmeden odasına kapanacaktı.
En acısı da, ne yaparsa yapsın o evde kimse onu fark etmeyecekti. Annesi zaten onunla bağlarını tamamen koparmıştı; kendine zengin bir koca bulup geçmişini arkasında bırakarak yepyeni bir hayat kurmuştu. Normalde her sabah bu terk edilmişliğin burukluğuyla uyanırdı genç kız. Fakat bu sabah garip bir şekilde bunu zerre umursamıyordu. Farkında değildi ama bu hissizliğin asıl sebebini çok yakında öğrenecekti.
Okul çıkışında, parlatılmış siyah lüks araç ve özel şoförü kapıda onu bekliyordu. Tam arabaya binecekken şoförüne durmasını işaret etti. Henüz kapıyı bile açmamıştı.
Bu ani duraksamanın sebebi, karşı kaldırımdan ona doğru yürüyen sarışın kızdan başkası değildi.
Bu kız, rüyasındaki o hırçın sarışına ne kadar da çok benziyordu! Üzerindeki çabasız giyim kuşamına, hatta etrafına yaydığı o iddialı, maskülen enerjiye kadar tam anlamıyla rüyasındaki silüetti. Sosyete kızı, doğuştan gelen özgüveni sayesinde insanlarla tanışmaktan, lafı gediğine koymaktan asla çekinmezdi. Zaten bu şehirde onu herkes tanırdı. Belki bu sarışın kızı da bir yerlerden çıkaracaktı ama hafızasını ne kadar zorlarsa zorlasın, daha önce yüz yüze gelmediklerine adı gibi emindi.
Ve bu yüzden, hiç tanımadığı birini rüyasında görmüş olması tüylerini ürpertiyordu.
Sarışın kız tam yanından geçip gidecekken, onun da adımlarını yavaşlattığını ve kendisine tuhaf, sorgulayıcı bakışlar attığını fark etti. Sarışın kız tam karşısında durdu. Dudakları aralanmıştı, konuşmaya niyetli olduğu her halinden belliydi. Çünkü ne de olsa, o da bu sosyete kızını kendi kabusunda kanlar içinde görmüştü.
Kısa, elektrikli bir bakışmanın ardından sessizliği sosyete kızı böldü:
"Tanışıyor muyduk acaba?"
"Sanırım..." dedi sarışın kız, gözlerini kısmadan. "Herhalde bir yerde yollarımız kesişti sizinle."
"Zaten tanıdık geldiğim için karşımda durduğunuzu tahmin ediyorum. Ama nedense nerede karşılaştığımızı bir türlü çıkaramadım. Hatırlatırsanız çok sevinirim."
Sarışın kız hafifçe yutkundu, yüzünde muzip ama bir o kadar da şaşkın bir ifade belirdi: "Ya, şimdi söyleyeceğim şey çok komik ve saçma gelecek ama... Ben seni rüyamda gördüm."
İşte tam o esnada sosyete kızının gözleri fal taşı gibi açıldı. Karşısındaki kızdan her türlü mantıklı cevabı, her türlü bahaneyi bekliyordu ama böylesi bir itirafı asla tahmin edemezdi.
"Nasıl yani? Rüyada mı? Ama... Ben de seni rüyamda gördüm!"
Sarışın kızın gözlerinde bir şimşek çaktı: "Üstelik tek gören ben de değilim. Bir arkadaşım daha seni rüyasında gördü. Daha doğrusu, otobüste karşılaştığım yeni bir arkadaş... O beni görmüş, ben onu görmüştüm. Sahi, sen rüyanda bizim dışımızda başka bir kız gördün mü?"
Sosyete kızının nefesi kesilir gibi oldu: "Rüyamda... Siyah düz saçlı, gözlüklü bir kız daha vardı. Bana yardım ediyordu."
Şaşırma sırası şimdi sarışın kıza geçmişti. Dehşetini gizlemeden haykırdı:
"Şaka yapıyor olmalısın! Ciddi olamazsın!"
"Neden, yalan borcum mu var?"
"Hayır, hayır ondan değil! Arkadaşım diye bahsettiğim o kız, tam da tasvir ettiğin kişi! Dün onunla karşılaştım ve o da seni rüyasında görmüş. Tıpkı benim ikinizi, onun ikimizi, senin de bizleri gördüğün gibi..."
Sosyete kızı, duyduğu bu mistik gerçek karşısında ürpererek sordu: "Peki... Siz aranızda bu durumu neye yordunuz?"
"Kaderin oyunu dedik, başka ne diyeceğiz?"
Sosyete kızı derin bir nefes alıp devam etti:
"Aslında benim tanıdığım, bu mahallelerde bilinen mistik bir abla var. Böyle enteresan rüyaları, çözülmez sanılan şeyleri doğruya en yakın şekilde yorumlayabiliyor. İsterseniz bir gün toplanıp ona gidelim. Ben sana çok ısındım, büyük ihtimalle o gözlüklü kıza da ısınacağım."
Sarışın kız içtenlikle gülümsedi: "Ben de sana ısındım. O zaman lafı uzatmayalım, tam tanışalım. Ben Eylül."
Sosyete kızı, bu kez kibirden tamamen arınmış, büyük bir memnuniyetle elini uzattı:
"Ben de Rüya. Tanıştığıma gerçekten memnun oldum."
Eylül bu ismi duyunca adeta donakaldı. Karşısındaki bu ünlü sosyete kızının adı... Rüya'ydı.
Aslında bu kız hakkında çevrede hiç de iyi şeyler duymamış gibi bir tavır takındı. Çünkü Rüya kendi okulunun, hatta çevre liselerin popüler, kibirli ve "kötü kızı" olarak bilinirdi.
Rüya, Eylül’ün gözlerindeki o ani dalgınlığı ve zihninden geçen şüphe bulutlarını hemen fark etti. İnce bir tebessümle sordu:
"Sanırım ismimi söyleyince, aklına benim hakkımda okulda dönen o pis dedikodular geldi, değil mi?"
Eylül yakalanmanın verdiği hafif mahcubiyetle dürüstçe itiraf etti: "Evet, yalan yok, geldi. Ama inan dedikodulara kulak asmam. Çünkü benim hakkımda da millet arkamdan istediği gibi atıp tutuyor."
Rüya’nın bakışları hüzünlü bir ciddiyete büründü: "Aslında o dedikoduların bir kısmı doğru. Gerçekten can yakan fenalıklar yapmışlığım, insanları bozmuşluğum vardır. Ama kasıtlı olarak ve haksız yere kimsenin canını yaktığımı hatırlamıyorum."
Eylül, yumruğunu şakayla karışık öne doğru fırlatarak arsızca sırıttı:
"Sen 'can yakmayı' mecazi anlamda, entrikayla yapıyorsun galiba. Ama ben direkt yüzlerinin ortasına geçiriyorum! O yüzden benim hakkımda da kaba saba diye konuşuyorlar."
Rüya bu çıkış karşısında içten bir kahkaha attı.
Karşısında ne kadar kafa dengi, maskesiz ve sahici bir insanın durduğunu o an anlıyordu. Uzun zamandır kalbini kemiren o yalnızlık ve terk edilmişlik hissi, Eylül'ün sıcaklığı karşısında bir anlığına tamamen kayboldu.
Bölüm etkileşimi
