1. bölüm / 5
Yoldan GeçenGiriş
Bölümler 5Şu an: Giriş
- 1 Giriş459 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 1.Bölüm1.458 kelime
- 3 2.Bölüm3.269 kelime
- 4 3.Bölüm2.964 kelime
- 5 4. Bölüm2.436 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ben bir gezginim. Aslında sanırım bu kendime söylediğim bir yalandan ibaret. Köyüm resmen yok olduktan sonra tek yaptığım avel avel dolaşmak. Başka yapacak bir şeyim yok. Elim işte tutmuyor öyle. Yani tamamen çaresizim bu konuda muhtemelen.
Benim adım Elias. Elias Vesper. Ne ismimin anlamını biliyorum ne de ailemin neden bu ismi bana koyduğunu. Bunları sorgulayamadım küçük bir çocukken. Hiç meraklı olmadım, aksine çekingen ve tamamen durgundum. Köydeki diğer çocuklar beni bu yüzden dışlardı ama önemli değil. Ben müziğimle kendi başıma gayet vakit geçiriyordum.
Tabi yalnızken bile çevrende birilerinin olmasının önemini sonradan kavramıştım. On dört yaşındayken o sakin ve huzurlu köyümüze Nocturax saldırdı. O zamanlar Nocturax pek tehtit değildi. Umbrafera'nın liderleri buna karar vermişti. İç güdülerim ise küçük yaştan beri bu işe burnumu sokmamamı bana fısıldıyordu resmen.
Babam köyün eski askeri. Bayağı bir saygınlığı var tabii bu yüzden. Gerçi babam eski asker olmasada saygı duyulurdu muhtemelen. Çünkü her zaman dürüst, zeki, yardımseverdi. En azından benim tanıdığım kadarıyla öyleydi. Gerçi bunun altından birşey çıkamazdı çünkü babam her zaman çok açıktı. Düşmanlarına bile.
Daha çok kafa şişirmeden hikayeye döneyim en iyisi. Dediğim gibi Nocturax saldırdığında on dört yaşındaydım. Babamla beraber Lumira'mızı çayıra çıkartmıştık. Lumira'mız yani bineğimiz olduğumuz bölgede oldukça yaygındı. İsmini daha küçükken Lior koymuştum. Ama neden bu ismi seçtiğimi hatırlamıyorum. Lior henüz gençti. Bir Lumira için fazla kuvvetliydi. Bir dişiydi aslında Lior. Ama hiç yavrulamadı. Lumira'ları çiftleştirmek zordur çünkü gözleri olmadan birbiriyle sadece duyuları ve o yaydıkları huzulu sıcaklıkla bulmaya çalışırlar. Yaşadığımız bölgede aslında Lumira'lardan bol birşey yoktu am yine de birçok Lumira henüz çiftleşmeden ölüyordu. Bizde Lior'a bu konuda baskı yapmadık. Kendi halinde yaşamasını sağladık. Babam onu eve ilk getirdiğinde annesinden yeni kopmuştu. Şu anda ise köydeki en güzel Lumira oldu.
Ben, Lior'un sırtındaydım. Babam yanımızdan yürüyordu adımlarını Lumira'ya göre uydurarak. Tam o sıralarda köyden bağırışlar, yardım çığlıkları çıkmaya başladı. Babam hemen sese döndü. Sonra köydeki o çok sevdiğim evler tek tek yanmaya başladı. Babam hızlıca Lior'a konuştu. "Koş kızım. Elias'ı da kendini de kurtar."
Babamın bu sözlerini o an anlamamıştım pek. Lior babamı dinledikten sonra köye baktı birkaç saniye. Ama sonra koşmaya başladı. Sanki bir avmışta kovalanıyormuş gibi. O an zar zor tutunabildim Lumira'ya.
Bilmiyorum ama tahminimce birkaç saat koştu Lior. Sonra da ormanın içinde bir nehrin dibinde durdu. Bacaklarım titreye titreye indim hayvandan. Korkuyordum. Canım yanıyordu. Köyün o hali, çığlıklar ve babamın o son sözlerini aklımdan çıkaramıyordum. Lior, nehre eğilmiş ve o buz gibi suyu içiyordu. İyi gelmişti ona muhtemelen o su. Yanına çömeldim ve iki avcuma da suyu doldurup içtim. Koşan Lior'du ama kendimi onun kadar yorulmuş hissediyordum. Dilim damağım kurumuştu. Korkuyordum. Köye dönmek istiyordum ama şuanda iç güdülerim bunun zor olacağını fısıldıyordu bana. Lior nemli çimenlerin üzerine yattığında bende onun üzerine koydum kafamı ve gözlerimi kapattım. Uykuya dalarken gözümden bir damla yaş düştüğünün bile farkına varmamıştım
Bölüm etkileşimi
