Yoldan Geçen kitap kapağı

2. bölüm / 5

Yoldan Geçen

1.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Nehir Çilek

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 1.Bölüm

Rüzgar Kamışım ile hafif bir melodi çalarak Lior'un yanında yürüyordum. Yağmur yağarken bir mağara bulmuş olmama seviniyordum. Yağmur çok şiddetli yağmıştı. Uzun zamandır böyle yağmur yağmamıştı Mirael'e. Orman diyarın kalbiydi ve diyarın içinde olduğu karanlığı hissedebiliyordu. Zaten anladığım kadarıyla sihirli bir ormandı burası. Açıkçası kafam sihre pek çalışmaz. Ama bu orman normal değildi. Buradan rahatça geçebilmemin nedeni de Rüzgar Kamışı'mı çalmamdı. Rahat ve huzurlu bir ritim tutturduğumda buradan sorunsuz geçiyordum.

Bir defasında ormanda kaybolmuştum. Daha ilk zamanlarımdı o zamanlar. Pek bir şey bilmiyordum. Duyduklarımda... Eh, daha çocuktum, duyduklarımı ciddiye almamış ve girmiştim Mirael ormanına. Bir göl bulmuştum. O zaman bilmiyordum ama bu göl Aynalı Göl'imiş. Suyunu içmek istedim bu gölün ama suyun üzerinde kendi yansımamı görünce gözlerim karardı. Bayılmışım. Elbette çok yakışıklı olduğumdan değil.

Kendimden vardı karşımda. Bana cesur olmadığımı ve eğer cesur olsaydım belki köye dönüp babamı kurtarabileceğimi söylüyordu. Umutsuz zamanlarımda aklıma gelen o karanlık düşüncenin kendisiydi bu. Sadece bir ilizyondu ama o halde bile kendimi kendime karşı savunacak cesareti bulamadım. Neden mi? Gerçekten korkağım çünkü. Hemde deli gibi.

Ortam sakinleştiğinde ve köye döndüğümde bile öyle korktum ki... Etraf cesetler ve kanla doluydu. En kötüsü de hepsi tanıdığım ve beraber yaşadığım insanlara aitti. Geri dönseydim, bir şekilde Lior'u atlatıp geri dönseydim ve bende savaşsaydım ölecektim. Kaçarım olmazdı. Ölmem gerekirdi. Yaşayıp ne yapacaktım?

Bu düşünceler tarafından beynim kemirilirken ilizyon halime baktım ve sonra ağzımı açtım. "Babam yaşamamı istedi."

Sanki söylemem gereken buymuş gibiydi. Kendime asla itiraf edemediğim o gerçek, o zor gerçek çok kolay dökülmüştü dudaklarımdan.

Uyandığımda yerde yatıyordum. Lior burnuyla yanağımı dürtüyordu. Sadık Lumira'm hala yanımdaydı. Onu hissetmek bile tamamen beni rahatlatmıştı. Hayvana sarılmıştım. Yelesini okşaya okşaya ağlamıştım. Ondan sonra orman bana daha aydınlık gözükmeye başlamıştı. Sonradan duyduklarımla yaşadığımı birleştirebildim.

Meğerse Aynalı Göl kişiye pişmanlıklarını tekrar tekrar yaşatıp onu güçlendirirmiş. Ama Mirael'den asla çıkamayanlar varmış. Yani ormana bir pişmanlığın olmadığını göstermen gerekiyor.

Peki nasıl ormandan çıkamıyorlar? Farkettiğim şey bunun nedeninin daha da ilginç olması. Orman değişiyor. Düzenli olarak kendini sürekli olarak dönüştürüyor. Her yaprağının ucuna kadar. Ve bu durum özellikle Aynalı Göl sınavından geçemeyenler için daha da kötü. Bu ormanın içinde delirenler olduğunu bile duydum.

O yüzden Rüzgar Kamışı bu ormanda benim yoldaşım, Lior hariç. Lior benim için sadece bir binek değil. Benim herşeyim.

Kamışa üflerken bir ayak sesi duydum. Hızlıca Lior'u da çekiştirip koca bir ağacın arkasına saklandım. Kamışı kemerime sıkıştırdım.

Az görüş mesafeme rağmen Nocturax'ın ordusuna sahip gölge zırhının yansımasını gördüm. Ürperdi bedenim. Onların eline düşmek en büyük korkum olabilir. Muhtemelen öldürülürüm. Benden asker olmaz çünkü. Kılıç bile kullanamam.

Ama benim amacım yaşamak. Yaşamaya değer bir hayat sürdürmek. Bu karanlığa rağmen. O yüzden yakalanamazdım. Zaten on yıldır da kaçıyordum. Doğru düzgün uyumadan yürümeye devam ediyor ve köyleri keşfediyordum. Ehh vaziyet belli. Her tarafa gidemiyorum, çünkü Nocturax ele geçiriyor her tarafı. Ne yazık ki gün geçtikçe güçleniyor ve bu beni korkutuyor.

Asker yavaş adımlarla ilerledi. Lumira'm askere göre hareket edip kendini gizledi. Bense yeşil pelerinimi iyice sardım bedenime. Güneş ağaçlardan dolayı olduğumuz bölgeye gelmiyordu. Gelseydi işim zor olurdu. Saçlarım beyaz ve güneşi yansıtıyor. Gizlenmemi zorlaştırıyor sadece.

Bir defasında yolum Auralis Su Krallığında ki bir köye düşmüştü. O köyde bir inanış varmış. Beyaz saçlı doğmak hayatının acı içinde biticeğine işaretmiş. Buna inanmadım. İnandırıcı değil çünkü. Hayatımın nasıl biteceğini bilemem ki ben.

Asker uzaklaştığında Lior'un kafasını okşadım. "Geçti canım. Şu anda güvendeyiz." Sessizce fısıldadım. Lior'un beni duyduğuna emindim. Lumira'ların gözleri görmese de kalan duyuları mükemmel çalışır.

Ağacın arkasından Lior ile çıkacakken huysuzlandı hayvan. Bazen sebepsiz yere bazende tehlikedeyken böyle yapıyordu. O yüzden gerçek sebebini tahmin etmeye çalışmadım. Lior'a uzandım. Yelesini okşamaya başladım. Yetmedi.

Lumira pelerinimi tuttu ağzıyla. Çekiştirdi. Bende geri çekiştirdim. Neden böyle huysuz davrandığını tam olarak anlamamıştım.

Lior'un sakinleşmesi için konuşacakken bir ses geldi. "Saklandığın yerden çık seni küçük gezgin." Bu ses oyunbaz ve alaycıydı. Tüylerimi diken diken eden bir sesti. Korkunçtu.

Sessizce bekledim ağacın arkasında. Lior'da durmuştu. Sanki nefesini tutmuştu benim gibi. Ne olacağından korkuyormuş gibi.

Asker yavaş adımlarla olduğumuz yere doğru geliyordu. Titremekten kendimi alamadım. Asker bir dal parçasını ezdiği andaysa Lior'un sırtına bindim. "Hadi kızım, koş."

Lior on yıl önce köyde kaçarken koştuğu kadar hızlı koştu. Asker arkamızdan bağırıyordu. Lior'sa var gücüyle koşmaya devam ediyordu.

O sırada ben aklımdan bir yol güzergahı oluşturmaya çalışıyordum. Eğer Güneydoğuya doğru gidersek Nocturax'ın henüz ulaşmadığı Slyvenetha Orman Krallığı'na varmış olurduk. Şu anda orası diyarda ki birçok yerden daha güvenli olurdu kesinlikle. Hemen Lior'u Günedoğuya doğru yönlendirdim. Tahminimce yolculuğumuz bir gün sürerdi. Bu da bir gün daha Mirael'de hayatta kalmaya çalışmak anlamına gelirdi.

Lior son hızda koşmaya devam etti. O koşarken ben yoruluyordum. Başım dönmeye başlamıştı. Korkudan olsa gerek. Lior ağaç köklerinin, büyük taşların, çalıların veya dalların üstünden atladıkça daha kötü oluyordum. Midem bulanıyordu.

Mirael'in derinliklerinde ağaçlarla çevrili güvenli bir yer bulduğumuzda gece yarısıydı. Lior durduğu gibi ondan indim. İnmem ve kendimi bi ağacın gövdesine yaslayıp çökmem bir oldu. Kusmamak için uğraştım. Gerçi boş mideyle nasıl kusacaksam? Lior yorgunca bir ağacın dibine çökmüştü. Kemerimden su tulumumu aldım, bir yudum aldım ve gerisini Lumira'ya içirdim. Benden daha çok ihtiyacı vardı suya. Eminim ki daha sonra bir temiz su kaynağı bulabilirdik. Ama şimdi benimde biraz dinlenmem gerekiyordu.

Sabah ilk güneş ışığıyle kalktım. Gece çok soğuk değildi. Lior'a da sokulunca pek üşümemiştim. Gerçi bünyem alışıktı. Benim gibi sürekli yolda olanlar her zaman kalacak yer bulamazdı. Bu yüzden dışarıda uyumaya alışıyorsun.

Bir süre doğayı dinledim. Lior'un uyanmasını da bekledim tabii. Kuşların cıvıltılarını dinledim. Güneşin ışığını izledim. Hala uykum vardı. Kendime gelene kadar esneyip durdum. Yüzümü yıkayacak bir su kaynağım bile yoktu.

Çantamdan birkaç yiyecek çıkardım.Elma ve ekmek. Elimde kalanın hepsi buydu. Şimdilik bunlarla idare etmek zorundaydım. Yeni uyanan Lior'a elmayı yedirdim. Kendimde artık bayatlamaya başlamış son ekmeğimi yedim. Bir taraftan etrafı dinliyordum.

Askerin yürüyerek buraya gelme ihtimali yoktu. Tabii güçleri yoksa. Ama gelmemiş gibi gözüküyordu. Zaten bizde birazdan uzaklaşırdık buradan.

Muhtemelen Slyvenetha'nın girişine ulaşabilirsek akşama kadar bir han bulabilirdik. Ama sadece tahmin ediyorum. Slyvenetha daha ele geçirilmemişti Nocturax tarafından. Savaş bölgesine uzak kalıyordu. Ama belki ben daha duymamışımdır. Yaklaşık bir haftadır ne başka bir gezgin ne de halktan birini görmüştüm. Eğer oraya gittiğimde gölge ordularıyla karşılaşırsam hiç şaşırmazdım ve kaderime teslim olurdum. O noktada savaşmak zordu. Kaçmak daha da zordu çünkü.

Ama yine de iyiyi düşünmeyi tercih ederim.

Biraz daha sessizce orada oturduk. Sabah güneşinin sıcaklığı kemiklerime işlemişti. Bu biraz olsun hafifletmişti beni.

En sonunda ayağa kalktığımda bedenimi esnettim birkaç dakika. Lior'da kalkmıştı ayağa benimle birlikte. Dinlenmişe benziyordu. Ben dinlenememiştim ama. Tek istediğim bir han veya gezgin evi bulmaktı bir an önce. Böylece düzgünce dinlenebilirdim.

Yine güneydoğu yönünde ilerlemeye devam ettik. Kemerimden Rüzgar Kamışı'nı çıkartmış ve yine aynı huzurlu melodiyi çalmaya başlamıştım. Lior daha sakin ilerliyordu gerçekten de bu melodi sayesinde.

Biz ilerlerken içime bir his düştü. Garip ve açıkça beni ürperten bir his. Ama ismini koyamadım bu hissin. O yüzden bunun hakkında düşünmeyi bıraktım. Ne olabilirdi ki sanki? İki ihtimali vardı. Ya iyi bir şey ya da kötü bir şey. Gerçi şansım var mı da iyi birşey başıma gelsin? Muhtemelen kötü birşeydi ama neydi? Bir başka Nocturax yanlısı mıydı? Ya da bir orman yaratığı olabilir miydi? Yok canım, abartıyorum muhtemelen.

Etrafıma baktım iyice. Sanki olduğumuz yerden dün sabah geçmiştik. Lior'da bunu farketmiş gibi yavaşlamıştı. Bir anda fark ettim ne olduğunu. "Drae! Orman yine değişti."*

Benim sesimle Lior tamamen durdu. Yelesini okşadım. "Pekala, orman kendini değiştirebilir ama bizim yolumuz değişmedi değil mi? Hala güneydoğuya gitsek ulaşabiliriz Slyvenetha'ya muhemelen."

Kendi sözlerime kendim inanmamıştım. Demek ki içimdeki kötü his buydu. Ormanın değişeceğiymiş. Hislerimi önceden anlamam ve ona göre hareket etmem gerekirdi.

Lior bana pek inanmamış gibiydi ama ilerlemeye devam etti hayvan. Bu ara sıra başımıza gelirdi ama her zaman böyle gidecek bir hedefimiz olmazdı. O yüzden rastgele ilerlemeye devam ederdik. Ama şu anda farklı bir yere ilerleme lüksümüz yok. Yanlışlıkla da olsa Kuzey'e doğru gitsek muhtemen Nocturax'a yakalanırdık. Çünkü Kuzey'de ki Lunveil şehrini daha iki hafta önce Nocturax ele geçirmişti.

Rüzgar Kamışı'mı yine kemerime koydum. Açkçası çalacak halim yoktu. Ormanın değişmesi modumu tamamen değiştirmişti. Tek istediğim artık sıcak bir yatak bulabilmekti. Son Vel'imi de bir hana verirsem hiç şaşırmazdım kendime.

Lior yavaş yavaş ilerledi. Toynakları yere her çarptığında kendimi rahatlamış hisseediyordum. En azından hala özgürdük. Hala yaşayabiliyorduk. Önemli olan şeyde buydu zaten.

İlerlemeye devam ettikçe doğru yolda olduğumuzu hissetmiştim. Emin değildim ama bir histi işte. Eğer gerçekten doğru yoldaysak akşama varmış olacaktık.

Öğle saatlerinde, güneş tepedeyken zar zor ilerliyordu Lior. Yorulmuştu tabii. "Dayan kızım. Söz veriyorum gittiğimizde güzelce dinleneceksin."

Lior'un sırtından indim. Yanında ilerlemeye başladım. İlkbahar aylarındaydık ama diyarın karanlığa boğulmasından kaynaklı ısınmıyordu hiç bir taraf doğru düzgün.

Akşam üzeri hava daha da soğudu. Ama gerçekten de ormandan çıkmaya başlamıştık. Sonra eski sınır kulelerini gördüm. Gelmiştik. Slyvenetha'ya gelmiştik gerçekten de. Lior'a baktım. O da geldiğimizi hissetmiş gibiydi. Hızlanmıştı. Lior'a yetişmek için adımlarımı hızlandırdım. Yıpranmış botlarım yere sert basıyordu. Tüm yorgunluğum geçmiş gibi hissediyordum.

Sonunda güvende olabilirdik

*Drae terimi Umrafera'nın dili olan Umbrael'e sonrada geçmiş sokak argolarında birisidir. Anlamı 'Hay anasını!' gibi bir anlama tekabül eder.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

46okunma 6beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18