Yoldan Geçen kitap kapağı

5. bölüm / 5

Yoldan Geçen

4. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Nehir Çilek

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 4. Bölüm

Karanlık çökmeye başladığında hala yoldaydık. Eğer hiç ara vermeden gitmeye devam edersek Kael diğerlerinin yanına varabileceğimizi söyledi. O yüzden ara vermedik ama yol düşündüğümden de daha da uzundu. Bunu kabul ediyorum. Lior'da bende iyice yorulmuştuk.

Kael'in de yorulduğunu anlayabiliyordum yüzünden. Ne yazık ki tüm su stoğumuzu da bitirmiştik bir günde. Maren Ana'dan su almamış, unutmuştuk. O yüzden yemeklere bile dokunamıyorduk. Sulu meyveleri yemiştik sadece.

Tharuun'da iyice yavaşlamıştı. Bu hayvanlar deve değillerdi ki, susuzluğa karşı dursunlar.

Lior ilerlerken gözlerimi kapattım. Sessizce konuştum. "En azından on dakika mola verelim de-"

Kael birden sözümü kesti. "Bak bir göl var!"

Hemen açtım gözlerimi. Haritada ne göl gözüküyordu ne de başka bir şey. Demek ki diyar düşündüğümüzden daha hızlı değişiyordu.

Lior'la Tharuun su kaynağını görünce hızlıca koşmaya başlamışlardı. Düşmemek için Lior'a tutundum. Hayvanlar göle vardıkları an su içmeye başladılar gölden. Kael suya baktı dik dik Tharuun'dan inerken. "Temiz gözüküyor."

"Denemeden bilemeyiz." dedim ve Lior'un üzerinden indim. Ellerimi suya daldırdım. Avuçlarımda su fazlasıyla berrak ve temizdi. Kael hemen matarasını çıkarttı ve doldurmaya başladı. Bende aynısını yaptım. Elimizde ki kapalı tüm kaplara su doldurduk. Sonra oturduk ve aç karnımızı Maren Ana'nın koyduğu yemeklerle doyurmaya başladık.

"Burada yıkanamayız, değil mi?" diye sordu Kael ağzı tıka basa dolu bir şekilde.

"Hayır. Bu göl. Deniz ya da nehir değil. Su kaynağı pek hızlı değişmiyor. Kirletmeye gerek yok." dedim ona ağzımdakini yutunca.

"Peki ama gittiğimizde evde yıkanmamız gerekiyor." dedi Kael.

"Katılıyorum." dedim.

Lior ve Tharuun baş başa yatmışlardı. Lior'un daha önce başka bir hayvanla hiç bu kadar yakın olduğunu görmemiştim. O yüzden şaşırmıştım. Bizde etrafımızı topladık ve bulduğumuz bir ağaca yaslandık. Bu gece şansımıza hava ılıktı. Pek esmiyordu.

O ılık havada karnımız tokken ikimize de bir uyuşukluk gelmişti. Kael birkaç dakika içinde uyuya kalmıştı. Ben biraz daha uyanık kaldım. İçimde bir his vardı ve bu hisse engel olamıyordum. En sonunda tedirgin olsamda uyuyakaldım. Ama birilerini hissettiğimde uyandım. İzleniyormuş gibi hissediyordum. Lior ve Tharuun çoktan uyanmış, Kael ve benim etrafımda etten kalkan olmuşlardı. Kurt neyse de Lumira'lar savaşamazdı pek. Ama tehlikedeyken kurttan hızlı koşabilirlerdi.

Hemen Kael'i dürttüm. "Uyan, birisi bizi izliyor. Gizmemiz gerekiyor." Fısıltıyla konuştum.

Kael uyku sersemi bir halde gözlerini açtı. Birkaç şey geveledi ama sonra birşey hissetmiş gibi arkasına baktı. Uykusu açıldı birden. Ayağa kalktım hızlıca. Pelerinimi düzelttim. Kael'e elimi uzattım. Oda kalkınca ikimizde bineklerimize bindik ve hızlıca gideceğimiz taraftan ters yöne koşturmaya başladık binekleri.

Ama birden nefesim kesildi. Sezgilerim çok güçlüydü. Birilerinin bizi izlediğinden emindim. Sonra birden bire Lior'un ayağının dibine simsiyah bir ok atıldı. Atan kişi her kimse ıskalamıştı. Ya da bilerek oraya atılan bir oktu.

Kael benim Lior'u durduğumu görünce Tharuun'u durdurdu. Oka baktı tedirgin bir şekilde. "Gölge Askerleri..." Gölge Askerleri demişti. Nocturax'ın asıl ordusu mu peşimizdeydi yani? Ama nasıl? Slyvenetha Orman Krallığı güvenli bölgeydi. Hala Slyvenetha'nın içindeydik. Üstelik ormanın derinliklerinde. Bizi nasıl bulmuşlardı?

Ben bir şey söyleyemeden Kael, Tharuun'dan indi ve önümüzde durdu. "Lior'da Tharuun'da sende Elias. Arkanıza bakmadan koşun. Ben onları oyalarım."

"Ama sen nasıl-"

"Gidin buradan!" diye bağırdı Kael. Onu ilk kez bu kadar ciddi görmüştüm. Tharuun'un kafasını okşadım hafifçe. Tharuun hemen önden koşmaya başladı. Lior'da onu takip etmeye başladı.

Arkama baktım Lior'a tutunurken. Kael oradaydı. Ama güçleri vardı onun. Işık ve gölgenin hafif bir karışımından bölgeye geçici bir kalkan çekiyordu. Gölge Askerleri bu kalkanı kolayca aşabilirdi muhtemelen. Sonuçta içinde gölgede vardı. Ama biraz zamanımız vardı. Bir tarftan Kael'in güçlerini düşünüyordum. Evet güçleri olacağınıbiliyorum ama hem ışık hemde gölge güçleri mi vardı? Boyumdan büyük işe bulaşmıştım. Orası kesin.

Lior hızlıca Tharuun'un peşinden koşuyordu. Ama birden koşma sesleri duydum. Sanki bize doğru koşanlar vardı ve bineklerden daha hızlıydılar. Lior daha da hızlandı ama birden geriye savruldum. Ne olduğunu anlamadan bir ağaca sertçe çarptım ve yere düştüm. Yerden kalkmak istedim ama karnımda bir acı vardı. Kendi gövdeme bakınca bir oku gördüm. Karnıma doğru saplanmış, kanımı akıtıyordu. Acıyla iki büklüm oldum. Lior ve Tharuun'a doğru çekilen kılıçları gördüm göz ucuyla. Onlar savunmasızdı Gölge Askerlerine karşı.

Ellerim çok titriyordu. Bir tanesiyle karnımda ki oku tuttum. Bunu çekmem gerekiyordu. Savaş sesleri duymaya başladım. Bu Kael olmalıydı. Onlarla savaşıyordu. Gözlerini kapattım. Ağzıma kendi kanımın dolduğunu hissediyordum. Derin bir nefes aldım. Boştaki elim yerde kanımla ıslanmış çimenlere tutundu. Oku çektim bir anlık güçle. Daha fazla kan geldi bu hareketimle. Ağzımdaki kanı tükürdüm.

Başım dönüyormuş gibi hissediyordum. Oku yere attım ve ağaca tutunarak ayağa kalktım. Eğer Tharuun ve Lior'u alabilirsem yardım getirebilirdim. Ama o kadar vaktim olmayabilirdi. Ne yapacağımı bilmiyordum. Savaşmayı bile bilmiyordum.

Elimin tersiyle çenemdeki kanı sildim. Başım tekrar dönünce ağaca yaslandım. Midemi bulandığını hissettim. Bu saçmaydı. Karnımda lanet bir delik vardı. Bu bulantı ağzımdaki kandandı. Ağaca yaslandığım sırada Kael'in sesini duydum. Ona baktım. Ama o Tharuun ve Lior'a kılıç doğrultan Gölge Askerlerine doğru atılmıştı. Çok havalı duruyordu.Kael'in elinde ışık gücünen olduğu anlaşılan bir kılıç vardı. Onu savuruyordu. Eğitimli gibiydi. O sırada kulağıma bir söz çaprtı. Duymamam gerekiyordu muhtemelen. Ama duydum.

"Savaşmayı öğrenmişsin, Denek-212."

Bu sözle kanım dondu. Bunu kim söylemişti. Kael'e miydi bu söz? İyice korkmaya başlamıştım. O sırada bir başkası geldi. Simsiyah bir pelerin giymişti. Pelerin yüzünü dahi gizliyordu. Ama bir an için yeni gelenin üzerinde Gölge Askerlerine ait zırhı gördüğüme yemin edebilirdim. Ama hayal mi görüyorum emin değildim.

Gözlerim tamamen kararmaya başlamıştı. Ağaca tutunmaya çalışarak yere çöktüm. Sadece Kael'in ismimi söyleyişini duymaya yetti kalan bilincim.

Gözlerimi açtığımda burnuma temiz, kanla hiçbir ilgisi olmayan ama rahatlatıcı bir koku geldi. Yavaşça oturur pozisyona geldim ve etrafıma baktım. Olanları hatırladığımda yüzümü ekşittim. Sonra da karnıma baktım. Üstümde bir şey yoktu ve karnım sarılıydı. Birisi beni tedavi etmişti. Kimdi ki? Kael bunu yapabilir miydi bilmiyorum. Bir evdeydim sanırım. Ya da kulübe, bilmiyorum. Ama küçük sıcak bir yer. Belki de Kael birinden yardım istemiş ve o kişi de bize yardım etmiştir.

Birden aklıma çok farklı bir şey geldi. Belki de bize yardım eden kişi o pelerinli yabancıydı. Ama neden bize yardım etsin ki? Bu saçma. Üzerinde ki zırh... Gerçi o zırhın gerçekten Gölge Askerlerine ait olduğundan hiç emin değilim. Belki zırh hiç yoktu. Belki de öyle birisi hiç gelmemişti. Hayal mi kuruyordum korkudan? Belkide ölmüştüm. Kafamı iki yana salladım. Ellerim yumruk haline gelmişti. Ölseydim bir kulübede olmazdım herhalde.

Farketmeden ellerimi fazla sıkmışım. Parmaklarıma hafif bir ağrı yerleşti. Hayır, ölseydim muhtemelen bu ağrı olmazdı.

Tekrar yastığa bıraktım kendimi. Kafamı ellerimin arasına aldım. O sırada odaya yaşlı bir adam girdi. Uzun boyluydu. Zayıf ama zinde görünüyordu.Beyaz omuz hizası saçlarını alttan bağlamıştı. Sakin bir görünüşü vardı.

"Bakıyorum da uyanmışsın evlat." dedi adam. Kafamı salladım. Adam elinde tuttuğu bastonu, kesinlikle yürümek için ona ihtiyacı yoktu, yatağın yanına dayadı ve yatağın kenarına oturdu. "Kael biraz dikkatsiz davrandığı için saldırıya uğramışsınız. Bu planımızda yoktu ama bayağı dayanıklıymışsın sende." Adam konuşmaya devam etti.

"Plan derken?" diye sordum. Kafam karışmıştı. Bu adam hem Kael'i tanıyordu hemde beraber yaptıkları bir plan mı vardı? "Bekle sen Usta Elyon'musun?!" diye sordum şaşkınlıkla.

Adam gülümsedi. "Parçaları iyi birleştiriyorsun gördüğüm kadarıyla." Şok içinde kaldım. Karşımdaki gerçekten ulaşmaya çalıştığımız Usta Elyon'du. "Bu kadar şaşırma. Ben ulaşılmaz değilim." Elyon gülümsedi.

Ben hala konuşamadım. Artık kimin ekibinde olduğumu biliyordum. Ve açıkça Elyon sadece odada ki varlığıyla bile etkileyiciydi. Gücünü hissetmenin yanında fiziksel olarakta göze korkutucu geliyordu bir şekilde.

Muhtemelen beni tedavi eden de Elyon'du. "Ben...Ne kadar süredir baygınım?" diye sordum tereddütle. Bir yara kısa sürede acısız hale gelmezdi sonuçta.

"Bir gece." dedi Elyon sakince.

"Ne?" şaşkınca kaldım yine. Bir gece de iyileşmem imkansızdı değil mi?

"Bu kadar şaşırma yahu. Biraz daha dinlen, sonra her şeyi konuşuruz. Ama önce dinlen evlat, bize sağlam lazımsın." Elyon ayağa kalktı. Yatağa yasladığı bastonu aldı ve saçlarımı okşayıp odadan çıktı. Kapıyı kapattı.

Bir saat kadar yatakta uzandım. Uyuyamadım. Odayı incelemeye çalıştım ama aklıma o pelerinli adam geliyordu. O adamın kim olduğunu gerçekten çok merak ediyordum. Tabii bir gece de nasıl bu kadar hızlı iyileştiğimi de merak ediyordum. Sargıyı ellerimle birkaç defa yoklamıştım ama karnımda bir delik yoktu. Sadece bir iz hisseddiyordum. Sargıyı açmadım. İlk dakikadan bir hata yapmak istemiyorum. Sonuçta daha yeni katılmıştım ekibe. Kimseyi kararları için pişman etmek istemiyordum.

Kael'e de ne olduğunu düşünüyordum. Ya ona da birşey olduysa? Ama o zaman buraya nasıl gelecektik ki? "Tekrar sargıya dokundum, rahatsız etmeye başlamıştı bu bez parçası beni. O sırada Kael kapıdan kafasını uzattı. Kael'i sağlam görünce derin bir nefes verdim. İyi gözüküyordu gayette.

"Uyanmışsın." dedi Kael. Kafamı evet anlamında salladım, oturur pozisyona gelirken.

Kael kapıyı arkasından örterek odaya girdi. Yatağa oturdu. "Gerçekten korkuttun beni dostum." dedi Kael. Sesinde belli bir rahatlama vardı.

"Üzgünüm, daha dikkatli olmalıydım muhtemelen." dedim küçük bir gülümsemeyle.

"Evet, ama suçlu değilsin bunun için. Ben yapmam gereken bir şeyi yapmadığım için oldu bunlar hep

"Ne yapman gerekiyordu ki?" diye sordum merakla.

"Ben şey...Sanırım artık senden bir şey gizlememe gerek yok değil mi?" diye sordu Kael. Sounda gülümsemişti o da.

"Sanırım." dedim.

"Benim bir 'ilaç' almam gerekiyor. Düzenli olarak. Bu Usta Elyon'un hazırladığı bitkisel bir şey. Onu almış olsaydım muhtemelen Gölge Askerleri bizi bulamazdı. Sende böyle yaralanmamış olurdun." Kael kafasını eğdi bunu anlatırken.

Kısa bir süre sessiz kaldım. Yani Kael'in bir şekilde bu Gölge Askerleriyle bir alakası vardı. O sırada yaşananları pek hatırlayamıyordum. Doğaldı muhtemelen. Ama hatırlamam gerekiyormuş gibi hissediyordum.

"Kendini suçlama. Unutmuş olman falan doğal yani." dedim onu rahatlatmaya çalışarak.

"Yanıma fazladan almadığım için böyle oldu. Yolculuk beklediğimden daha uzun sürdü."

"Yani sen ne olacağını farkında mıydın? O yüzden mola verdirmedin, değil mi?"

Kael kafasını salladı. "Bunu sana söylemem lazımdı sanırım."

"Hayır, öyle bir gereklilik yoktu. Söylesende olan olacaktı. O gölde verdiğimiz mola gerekliydi yoksa birkaç metre sonra zaten bayılacaktık susuzluktan. Üstelik bitkileri ilaç olarak kullanmayı bildiğini düşünmüyorum. Yanlış mıyım?" dedim.

"Haklısın. Bilmiyorum."

"O zaman moralinin bozulmasına hiç gerek yok. Yani bak ikimizde iyiyiz. Sayende."

Bunu söylememle Kael'in gülmesi bir oldu. "Sanırım gerçekten işe yarayabiliyormuşum."

"Kendine haksızlık ediyorsun." dedim.

"Vega bir işe yaramadığımı söylüyor." dedi Kael. Bu Vega denen kızı iyice merak etmeye başlamıştım.

"Vega kim ki sana öyle söylüyor?" Bunu sorarken elim yine sargıya kaydı. Kaşındırmaya başlamıştı. Kael bunu farketmiş olacak ki, belimi kaplayan battaniyeyi çekti ve sargının ucunu tutup dikkatlice açtı. Delik kapanmış, yaraya dönüşmüş, kabuk bağlamıştı. Şok içinde kaldım. "Nasıl oluyor bu?"

"Sihir." dedi Kael sırıtarak. "Muhtemelen birkaç saate bu kabukta iz bırakmadan dökülür. Ama nasıl olduğunu bana değil de Usta Elyon'a ya da Vega'ya sormalısın."

Şimdi daha çok meraklanmıştım. "Pekala." dedim.

Kael ayağa kalktı. "Herhalde benim kıyafetlerim sana olur." Omuzlarımı silktim. Kael odadan çıktı. Yataktan kalktım bende. Kendimi pencereden dışarı bakarken buldum. Bir şehirdeydik anlaşılan. Ama bayağı düzenli görünen bir şehre benziyordu. Slyvenetha haritasını düşündüm. Şehirlerin hepsini bilmiyordum ki. Gitmiş olsam neyse, ama hiç gitmemiştim de Slyvenetha'nın içine doğru.

Kael, ben pencereden bakarken içeri elinde kıyafetlerle girdi. Onları yatağa bıraktı. "Çok meraklısın." dedi.

"Ben bir gezginim." dedim gülümseyerek. Kıyafetlere baktım. Kael benden biraz daha uzundu ama bu kıyafetler bana gayet düzgün olurdu muhtelen. "Teşekkürler."

"Lafı bile olmaz. Senin kazağını da Vega dikecek. Merak etme. Çok yeteneklidir." dedi Kael.

"Bu Vega kim?" diye sordum merakla.

Kael sırıttı. "Giyinde onunla tanışmaya götüreyim."

"Tamam. Sevgilin falan mı?" diye sordum.

"Pfft hayır." Kael kahkaha attı. "Ben ona katlanamam. Üstelik o lezbiyen."

Tamam bu sefer gerçekten şaşırmıştım. "Onun lezbiyen olduğunu dahi biliyorsun ama ona katlanamıyor musun? Üstelik aynı ekiptesiniz."

"Kurcalama. Hadi giyin. Bakmıyorum." dedi Kael ve kapıya doğru döndü.

Ellerimle yüzümü kapattım. "Utanmıyorum." dedim.

"Bende biseksüelim biliyor musun?" dedi Kael sırıtarak.

Gözlerim kocaman açıldı. Şakacı bir tehditti resmen bu. "Çık odadan!" Şakacı bir şekilde bağırdım Kael'e.

Kael kahkaha attı ve odadan çıktı. Kapının arkasından bile güldüğünü duyuyordum.

Üstüme Kael'in getirdiklerini giydim. Bir kazak ve rahat bir pantalon getirmişti. Botlarımı da giyip çıktım odadan. Kael odanın hemen dışındaydı. Ben odadan çıkınca kolunu omzuma doladı. Ev düşündüğümden daha büyüktü içten. Her yerde bir şeyler vardı ama kalabalık hissettirmiyordu. Çiçekler etrafa saçılmış, kitaplar dağınıktı. Tavanda yıldız resimleri vardı. Dışarıdan Lior'un sesini duydum. Camdan baktığımda Tharuun'la oynadığını gördüm. Bu beni duygulandırmıştı. Lior'da Tharuun'da iyiydi ve şimdi de oynuyorlardı. Rahatlardı.

Bir odadan kahverengi uzun bir elbise giyen bir kız çıktı. Uzun dalgalı kahverengi saçları vardı. Çilleriyle falan şirin duruyordu. En fazla 1.65 boyundaydı ama bizden yaşça daha küçük gözüküyordu.

Kael gülümsedi ve kızı gösterdi. "Tanışma zamanınız gelmişti. Bu Vega. Vega, bu da yeni üyemiz Elias." dedi Kael.

Kız bana baktı. "Tanıştığıma memnun oldum Elias." dedi canlı ve sakin bir sesle.

"Bende memnun oldum." dedim. Bu kızla ilgili bildiklerim biraz sınırlıydı yani ona nasıl yaklaşacağımı pek bilmiyordum.

"Yaran ne alemde?" diye sordu Vega.

"İyileşmiş bile." dedi Kael.

Vega, Kael'in kafasına vurdu hafifçe. "Sana mı sordum ben?"

Kael kafasını ovuşturdu. Açıkça onun Vega'yla neden 'anlaşamadığını' anlamıştım. Gerçi bu anlaşamamak değildi muhtemelen. Sadece Vega, Kael kadar rahat değildi.

"Kael'in dediği gibi. En son kabuk bağlamıştı yara." dedim Vega'ya.

"Bu iyi." dedi Vega. Sonra da mutfağa doğru ilerledi. "Hadi gelin."

Kael'in beni yönlendirmesiyle mutfağa ilerledik. Mutfak küçüktü. Ama üçümüzde kolayca sığabiliyorduk.Yemek kokularıyla doluydu.

"Açsınızdır siz şimdi." dedi Vega.

"Evet!" Kael hemen masaya oturdu.

Vega gülümsedi. "Kael dün buraya geldiğinde sana olan endişesi yüzünden bir şey yiyemedi."

Şaşırarak Kael'e baktım. Kael 'Ne yazık ki' dermiş gibi bakıyordu bana. Bu bakışa hafifçe gülümsedim.

Vega kendine de bize de hızlıca bir şeyler hazırladı. Onları yerken konuşmaya devam ettik. Konu Kael'in 'hatasına' geldi. İlacını almamasına.

"Neden ilaç alman gerekiyor?" Biraz meraklı bir sesle sordum.

Vega'nın ifadesi hafifçe değişti. Bir sıkıntı yerleşti. Kael'de pek farklı değildi. Bu ifadeleri görünce bunun sormamam gereken bir soru olduğunu anlamıştım.

"Özür dilerim." dedim hafifçe.

Birden Kael kolunu omuzlarıma sardı ve beni kendine çekti. "Bu kadar özür dileme. yanlış bir şey yapmadın."

"Ama ifadeleriniz tersini söylüyordu." dedim savunmacı bir sesle.

"Belki. Ama sen merakın yüzünden özür dilememelisin, evlat." Elyon arkamızdan konuştu. Onun sesini duyunca şaşkınca arkama baktım. "Üstelik yeni bir ekibe katılıyorsun. Merak etmen ve korkman çok doğal."

"Öyle mi?" diye sordum merakla.

"Evet, her şeyi sormaya hakkın var. Ama şu ilaç mevzusuna başlarsak bitiremeyiz. O yüzden Kael hazır olduğunda sana kendi anlatmalı." dedi Vega. Kafamı salladım. En azından öğrenecektim. Sadece ne zaman öğreneceğimi bilmiyordum.

Sanırım ekibe girdiğim ilk gün iyi geçiyordu. En azından kimse bana kötü bakmıyordu.

Akşam üzeri Vega'yla bahçede oturmuştuk. Bu kızda anlayamadığım bir şey vardı ve bu beni tedirgin ediyordu. Hala o şeyin ne olduğunu anlamamıştım ama. "Bir şey sorabilir miyim?" Vega'ya dönerek konuştum.

"Elbette." dedi Vega.

"Evin neden tavanı yıldız resimleriyle çevrili?"

Vega gülümsedi hafifçe. Kael'e olan sertliği bana karşı yoktu. "Çünkü benim güçlerim yıldızlarla ilgili, Elias. Takım yıldızlarını kontrol edebiliyorum. Ayrca yıldız hareketlerine göre portallar açabiliyorum. Diyarın klasik ışık gücüne karşılık benim yıldız ışığı gücüm var."

Vega'nın anlattıkları karşısında büyülenmiştim. Vega ona hayran hayran baktığımı farketmiş olacak ki bir elini hafifçe kaldırdı. Avcu yukarı doğru bakıyordu. Avcunun içinde birden altın sarısı bir ışık parladı ve sonra ışık somut bir yıldıza dönüştü. Bu çok güzeldi.

"Dokunabilirsin. Elbette gerçek bir yıldız değil ama yine de öyleymiş gibi varsayarsak ve bunu sadece biz bilirsek bir şey olmaz." dedi Vega. Sesi öyle sakindi ki ve öyle fazla güven veriyordu ki, giderek daha fazla rahat hissediyordum.

Elimi uzatıp dikkatlice yıldızın ucuna dokundum. Vega yıldızı bana verdi. "Al, senin olsun bu ufak şey. Belki sana şans getirir."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

21okunma 1beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18