Bölümler 4Şu an: ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
- 1 Yıldızlar Kadar Uzak292 kelime
- 2 BİRİNCİ BÖLÜM789 kelime
- 3 İKİNCİ BÖLÜM715 kelime
- 4 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM730 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!”
MEHMET AKİF ERSOY
"𝙼𝚒𝚗𝚒𝚔 𝚔ı𝚣, 𝚋𝚊𝚋𝚊𝚜ı𝚗ı𝚗 𝚢𝚎𝚗𝚒 𝚊𝚕𝚍ı𝚐̆ı 𝚋𝚒𝚜𝚒𝚔𝚕𝚎𝚝𝚒𝚗𝚎 𝚑𝚎𝚢𝚎𝚌𝚊𝚗𝚕𝚊 𝚋𝚒𝚗𝚍𝚒. 𝙴𝚟𝚕𝚎𝚛𝚒𝚗𝚒𝚗 𝚋𝚊𝚑𝚌̧𝚎𝚜𝚒𝚗𝚍𝚎 𝚋𝚒𝚜𝚒𝚔𝚕𝚎𝚝𝚒𝚢𝚕𝚎 𝚍𝚘̈𝚗𝚞̈𝚙 𝚍𝚞𝚛𝚍𝚞. 𝚉𝚒𝚕𝚒𝚗𝚎 𝚍𝚎𝚏𝚊𝚕𝚊𝚛𝚌𝚊 𝚋𝚊𝚜𝚝ı. 𝙷𝚎𝚛 𝚜𝚎𝚏𝚎𝚛𝚒𝚗𝚍𝚎 𝚣𝚒𝚕𝚒𝚗 𝚌̧ı𝚔𝚊𝚛𝚍ı𝚐̆ı 𝚜𝚎𝚜 𝚟𝚎 𝚔𝚞̈𝚌̧𝚞̈𝚔 𝚔ı𝚣ı𝚗 𝚖𝚒𝚗𝚒𝚔 𝚖𝚞𝚝𝚕𝚞 𝚔𝚊𝚑𝚔𝚊𝚑𝚊𝚕𝚊𝚛ı 𝚋𝚒𝚛𝚕𝚎𝚜̧𝚒𝚢𝚘𝚛, 𝚍𝚞̈𝚗𝚢𝚊𝚗ı𝚗 𝚎𝚗 𝚐𝚞̈𝚣𝚎𝚕 𝚜̧𝚊𝚛𝚔ı𝚜ı𝚗𝚊 𝚍𝚘̈𝚗𝚞̈𝚜̧𝚞̈𝚢𝚘𝚛𝚍𝚞. 𝙻𝚊𝚔𝚒𝚗 𝚔𝚞̈𝚌̧𝚞̈𝚔 𝚔ı𝚣, 𝚘̈𝚗𝚞̈𝚗𝚎 𝚌̧ı𝚔𝚊𝚗 𝚝𝚊𝚜̧ı 𝚏𝚊𝚛𝚔𝚎𝚝𝚖𝚎𝚍𝚒. 𝙱𝚒𝚜𝚒𝚔𝚕𝚎𝚝𝚒𝚗𝚒𝚗 𝚍𝚎𝚟𝚛𝚒𝚕𝚖𝚎𝚜𝚒𝚢𝚕𝚎, 𝚘 𝚍𝚊 𝚢𝚎𝚛𝚎 𝚔𝚊𝚙𝚊𝚔𝚕𝚊𝚗𝚍ı. 𝙲𝚊𝚗ı 𝚢𝚊𝚗ı𝚢𝚘𝚛𝚍𝚞. 𝙳𝚒𝚣𝚕𝚎𝚛𝚒 𝚔𝚊𝚗ı𝚢𝚘𝚛𝚍𝚞. 𝚈𝚎𝚜̧𝚒𝚕 𝚐𝚘̈𝚣𝚕𝚎𝚛𝚒𝚗𝚍𝚎𝚗 𝚢𝚊ş𝚕𝚊𝚛 𝚜𝚞̈𝚣𝚞̈𝚕𝚖𝚎𝚢𝚎 𝚋𝚊𝚜̧𝚕𝚊𝚛𝚔𝚎𝚗, 𝚊𝚐̆𝚣ı𝚗𝚍𝚊𝚗 𝚔𝚊𝚌̧𝚊𝚗 𝚖𝚒𝚗𝚒𝚔 𝚑ı𝚌̧𝚔ı𝚛ı𝚔𝚕𝚊𝚛 𝚍𝚊 𝚎𝚜̧𝚕𝚒𝚔 𝚎𝚝𝚝𝚒. 𝙺𝚊𝚗 𝚔𝚘̈𝚝𝚞̈𝚢𝚍𝚞̈. 𝙲𝚊𝚗 𝚢𝚊𝚔𝚊𝚛𝚍ı. 𝙾 𝚢𝚞̈𝚣𝚍𝚎𝚗 𝚔ı𝚛𝚖ı𝚣ı𝚢ı 𝚜𝚎𝚟𝚖𝚎𝚣𝚍𝚒. 𝙶𝚞̈𝚛𝚞̈𝚕𝚝𝚞̈𝚢𝚞̈ 𝚍𝚞𝚢𝚊𝚗 𝚊𝚗𝚗𝚎𝚜𝚒 𝚟𝚎 𝚋𝚊𝚋𝚊𝚜ı, 𝚑𝚎𝚖𝚎𝚗 𝚎𝚟𝚍𝚎𝚗 𝚌̧ı𝚔ı𝚙 𝚔ı𝚣𝚕𝚊𝚛ı𝚗ı𝚗 𝚢𝚊𝚗ı𝚗𝚊 𝚔𝚘𝚜̧𝚝𝚞𝚕𝚊𝚛. 𝙺𝚘𝚛𝚔𝚖𝚞𝚜̧𝚕𝚊𝚛𝚍ı. 𝙰𝚛𝚔𝚊𝚍𝚊𝚗 𝚍𝚊 𝚔𝚊𝚙ı𝚗ı𝚗 𝚘̈𝚗𝚞̈𝚗𝚍𝚎 𝚖𝚒𝚗𝚒𝚔 𝚔𝚞𝚣𝚎𝚗𝚒𝚗𝚒 𝚒𝚣𝚕𝚎𝚢𝚎𝚗 𝙺𝚊𝚢𝚛𝚊 𝚐𝚎𝚕𝚍𝚒. 𝙾 𝚜𝚊𝚔𝚒𝚗𝚍𝚒. 𝙷𝚎𝚖𝚎𝚗 𝚔𝚞𝚣𝚎𝚗𝚒𝚗𝚒𝚗 𝚢𝚊𝚗ı𝚗𝚊 𝚌̧𝚘̈𝚔𝚝𝚞̈. ‘𝙱𝚒𝚛 𝚢𝚎𝚛𝚒𝚗 𝚔𝚊𝚗𝚊𝚍ı𝚐̆ı𝚗𝚍𝚊 𝚊𝚐̆𝚕𝚊𝚖𝚊 𝙶𝚞̈𝚗𝚎𝚜̧.’ 𝚍𝚎𝚍𝚒 𝚜𝚊𝚔𝚒𝚗𝚌𝚎. ‘𝙰-𝚊𝚖𝚊 𝚌𝚊-𝚗ı𝚖 𝚊-𝚊𝚌ı-𝚢𝚘𝚛.’ 𝚍𝚒𝚢𝚎 𝚢𝚊𝚗ı𝚝𝚕𝚊𝚍ı 𝚔𝚞̈𝚌̧𝚞̈𝚔 𝚔ı𝚣 𝚑ı𝚌̧𝚔ı𝚛𝚊𝚛𝚊𝚔. ‘𝙺𝚊𝚗 𝚜𝚊𝚍𝚎𝚌𝚎 𝚟𝚞̈𝚌𝚞𝚍𝚞𝚗 𝚔𝚘𝚗𝚞𝚜̧𝚖𝚊 𝚜̧𝚎𝚔𝚕𝚒 𝚊𝚋𝚒𝚌𝚒𝚖. 𝙱𝚊𝚔 𝚜̧𝚒𝚖𝚍𝚒 𝚜𝚞𝚜𝚊𝚌𝚊𝚔.’ 𝚍𝚎𝚍𝚒 𝙺𝚊𝚢𝚛𝚊 𝚜̧𝚎𝚏𝚔𝚊𝚝𝚕𝚎. 𝙺𝚞̈𝚌̧𝚞̈𝚔 𝚔𝚞𝚣𝚎𝚗𝚒𝚗𝚒𝚗 𝚔𝚊𝚗𝚊𝚢𝚊𝚗 𝚍𝚒𝚣𝚒𝚗𝚎 𝚖𝚒𝚗𝚒𝚔 𝚋𝚒𝚛 𝚘̈𝚙𝚞̈𝚌𝚞̈𝚔 𝚋ı𝚛𝚊𝚔𝚝ı. 𝙲𝚎𝚋𝚒𝚗𝚍𝚎𝚗 𝚌̧ı𝚔𝚊𝚛𝚍ı𝚐̆ı 𝚢𝚊𝚛𝚊 𝚋𝚊𝚗𝚍ı𝚗ı 𝚞𝚜𝚞𝚕𝚌𝚊 𝚍𝚒𝚣𝚒𝚗𝚎 𝚢𝚊𝚙ı𝚜̧𝚝ı𝚛𝚍ı. 𝙶𝚞̈𝚗𝚎𝚜̧, 𝚢𝚎𝚖𝚢𝚎𝚜̧𝚒𝚕 𝚐𝚘̈𝚣𝚕𝚎𝚛𝚒𝚗𝚍𝚎𝚗 𝚊𝚔𝚊𝚗 𝚢𝚊𝚜̧𝚕𝚊𝚛ı 𝚖𝚒𝚗𝚒𝚔 𝚎𝚕𝚕𝚎𝚛𝚒𝚢𝚕𝚎 𝚌̧𝚊𝚛𝚌̧𝚊𝚋𝚞𝚔 𝚜𝚒𝚕𝚍𝚒. ‘𝙶𝚎𝚌̧𝚝𝚒.’ 𝚍𝚎𝚍𝚒. 𝙺𝚊𝚢𝚛𝚊 𝚐𝚞̈𝚕𝚞̈𝚖𝚜𝚎𝚍𝚒 𝚟𝚎 𝚊𝚢𝚊𝚐̆𝚊 𝚔𝚊𝚕𝚔𝚝ı. 𝙾̈𝚗𝚌𝚎 𝚍𝚎𝚟𝚛𝚒𝚕𝚎𝚗 𝚋𝚒𝚜𝚒𝚔𝚕𝚎𝚝𝚒, 𝚜𝚘𝚗𝚛𝚊 𝚍𝚊 𝚖𝚒𝚗𝚒𝚔 𝚎𝚕𝚕𝚎𝚛𝚒𝚗𝚍𝚎𝚗 𝚝𝚞𝚝𝚝𝚞𝚐̆𝚞 𝚔𝚞𝚣𝚎𝚗𝚒𝚗𝚒 𝚔𝚊𝚕𝚍ı𝚛𝚍ı. ‘𝙷𝚊𝚢𝚍𝚒 𝚋𝚊𝚔𝚊𝚕ı𝚖. 𝙿𝚎𝚜 𝚎𝚝𝚖𝚎𝚔 𝚢𝚘𝚔!’ 𝙺𝚞̈𝚌̧𝚞̈𝚔 𝙶𝚞̈𝚗𝚎𝚜̧ 𝚜𝚎𝚟𝚒𝚗𝚌̧𝚕𝚎 𝚜ı𝚛ı𝚝𝚝ı. ‘𝙺𝚊𝚢𝚛𝚊... 𝙿𝚎𝚔𝚒 𝚢𝚊𝚗ı𝚖𝚍𝚊 𝚔𝚊𝚕𝚊𝚋𝚒𝚕𝚒𝚛 𝚖𝚒𝚜𝚒𝚗?’ 𝚍𝚎𝚍𝚒 𝚝𝚊𝚝𝚕ı 𝚝𝚊𝚝𝚕ı. ‘𝚃𝚊𝚋𝚒𝚒 𝚔𝚊𝚕ı𝚛ı𝚖.’ 𝚍𝚒𝚢𝚎 𝚢𝚊𝚗ı𝚝𝚕𝚊𝚍ı 𝙺𝚊𝚢𝚛𝚊. 𝙶𝚞̈𝚗𝚎𝚜̧ 𝚊𝚛𝚝ı𝚔 𝚔𝚘𝚛𝚔𝚖𝚞𝚢𝚘𝚛𝚍𝚞. 𝙲̧𝚞̈𝚗𝚔𝚞̈ 𝚘𝚗𝚞 𝚜𝚊𝚔𝚒𝚗𝚕𝚎𝚜̧𝚝𝚒𝚛𝚖𝚎𝚔 𝚢𝚎𝚛𝚒𝚗𝚎 𝚜𝚊𝚍𝚎𝚌𝚎 𝚢𝚊𝚗ı𝚗𝚍𝚊 𝚘𝚕𝚖𝚊𝚜ı 𝚢𝚎𝚝𝚎𝚗 𝚋𝚒𝚛𝚒 𝚢𝚊𝚗ı𝚗𝚍𝚊𝚢𝚍ı."
Akın aklını yitirmek üzereydi. Güneş, işkence edilmiş gibiydi. Yanına getirildiğinde kan kusuyordu ve burnu kanıyordu. İçinde kaybolduğu yemyeşil gözleri devrilerek yavaşça kapanmış, narince kucağına yığılmıştı. Ne olmuştu Güneş’e?
Belinden kavradığı gibi kucakladı. Revire doğru koşmaya başladı. “Güneş! Uyanır mısın?! Ne oldu güzelim? Aç gözlerini lütfen!” diye feryat etti. Ona bir şey olmasından korkuyordu. Sabah ki anonstan sonraki ürpertisi de garipti.
O sırada Alp ile göz göze geldi. “Lan! Ne oldu Güneş’e?!” Cevap vermedi Akın. Şuan umrunda olan tek şey Güneş’ti. Çocuktan zaten yeterince gıcık kapıyordu. Bir de şuan uğraşamazdı. Alp’in bağırışlarını duymadan revire girdi ve Güneş’i yatırdı. Revir hemşiresi ne olduğunu sordu.
“Sorgudan kötü haldeydi. Sonra bayıldı. Bir şey yapın lütfen!”
Hemşire hemen tansiyonunu kontrol etti ve bir serum takmaya koyuldu. ‘Sakin ol. Sadece tansiyonu düşmüş. Serum takalım kendine gelir az sonra.’
Akın derinden bir nefes verdi. Hemşire “Serum bitince çağırın. Bir sorun olursa seslenirsiniz.” dedi ve çıktı.
Akın başıyla onaylayarak Güneş’e yaklaştı. “Çok korkuttun beni.” Dudağına minik bir buse bıraktı. Alnına ve boynuna, sonra da burnunun ucuna. Gözlerinin üzerine düşen saçlarını kulağının arkasına koydu.
“Ne yapıyorsun lan sen?!” Arkasında kaşlarını çatmış, ateş püskürten vaziyette Alp duruyordu.
‘Sikilesi şey.. Bir rahat bırakmadı.’ diye mırıldandı Akın. “Ne var Alp?”
Alp bir adım attı ve bakışlarını Güneş'in üzerinde gezdirip yine Akın’a çevirdi. Kıskançlığı gözlerinden okunuyordu. Zira başka birinin sevdiği kızı öptüğüne şahit olmuştu.
“Ne yaptın kıza?!” diye bağırdı. Bu çocuk ıslah olmazdı. Akın dokunmaya korktuğu kıza ne yapabilirdi ki? Kendini sakinleştirmek için derin bir nefes verdi ve bedenini de Alp’e döndürdü. Tam konuşacaktı ki Güneş’in sesi kulağını okşadı. “Akın..”
Yemyeşil gözlerini açmış elleriyle ovuşturuyordu. Kalkma çabasına başlamıştı hemen.
“Güneş.. Dur kalkma dinlenmen gerek.” dedi Akın Güneş’in hizasında dizlerinin üzerine çökerek.
Güneş Akın’a bakarak gülümsedi.
“İyiyim sakin ol. Bana ne oldu diye sormayacağım. Burada olduğuma göre.”
Akın burnundan gülerek sırıttı. İşte bu yüzden seviyordu bu deli kızı. Farklıydı, klişe değildi.
“Sorgu bitti. Okulu inceleyeceklermiş, bir hafta gelmeyeceğiz.” diye açıkladı Akın. “Serumun bitmiş hemşireyi çağıralım, sonra eve bırakayım seni, olur mu?”
Güneş başıyla onayladı. “Peki, tamam.”
Akın hemşireyi çağırmak için çıktı. Alp’e keskin bir bakış atmayı da unutmamıştı.
Alp Güneş'in yanına yaklaştı. “İyi misin?”
“İyiyim.” diye yanıtladı Güneş. Alp’in başka bir şey söylemesine fırsat kalmadan hemşire ve Akın geldi.
“Evet. Daha iyi misin Güneşçim?” diye sordu hemşire bir yandan serumu çıkarmaya koyulurken. Güneş ise başını aşağı yukarı sallamakla yetindi. “Tamam o zaman, çıkabilirsiniz. Dinlen ama evinde.”
Akın ayağı kalkmaya girişen Güneş’i bir çırpıda kucakladı.
“Yürüyebilirim Akın.” dedi Güneş Akın'ın zifir gözlerine batarak. “Duydun Güneş. Yorulmamalısın.” Güneş itiraz edecekken Akın böldü. “Şşşt. İtiraz yok. Sarıl,” Güneş yeşil gözlerini kocaman açtı. “Yani, düşme diye.” diye tamamladı Akın cümlesini. Alp’in yanından geçti ve merdivenlerden hızlıca indi. Otoparka, arabasının olduğu yöne doğru yürüdü.
Arabasını açıp Güneş’i arka koltuğa bıraktı. Kendi de direksiyon başına geçti.
❂
Akın’ı yürüyebileceğime zorla da olsa ikna ettikten sonra arabadan inip, vedalaştıktan sonra kapıya yöneldim. Zili çalıp bekledim. Kapıyı kuzenim Kayra açtı.
“Güneş? Erkencisin bugün.”
“Bir hoşgeldin bile yok! Edepsiz..” diye dalgayla karışık sitem ettim. “Neler oldu bilemezsin.” Diye devam ettim yorgun bir ses tonuyla, çantamı bir kenara atarken. Salona geçip koltuğa kuruldum. Kayra da karşımdaki koltuğa oturdu.
Bölüm etkileşimi
