3. bölüm / 4
Yıldız KaymasıKayıp Yıldız
Bölümler 4Şu an: Kayıp Yıldız
- 1 Yıldızlar944 kelime
- 2 💫869 kelime
- 3 Kayıp Yıldız503 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Yükselen Yıldız360 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Deniz
Yemek molasında Melis ile yemek yerken Tuana’yı gördüm. Onu da masaya davet ettim ama o gelmedi. Beni Melis ile sevgili sanması Melis’i oldukça rahatsız etmişti ya da belki de abartıyordum.
Aniden masaya yaklaşan bir adam fark ettim. Bana yaklaşıp kulağıma benimle konuşmak istediğini söyledi. Oldukça soğukkanlı bir ifade takındım yüzüme. Benim gibi soylu ve zenginler için tehlike kol geziyordu ve sadece yemek yiyip döneceğim için yanımda kimse yoktu.Masadan kalktım. Melis ise hiç tepki vermemişti. Onda bir gariplik vardı sanki ama neyse.
Adam beni tuvaletin olduğu koridora götürdü. Ona gücümü göstermenin vakti gelmişti. Benden kısa olan adamı duvara yapıştırdım ancak bir baktım ki ileriden üç adam daha geliyor. Adamı hızlıca bıraktım ve ne istediklerini sordum. Sanırım beni öldürmek istiyorlardı. Ya da tek dertleri paraydı.
Tuana
Deniz’in masasına yaklaşan adamı görünce gözlerimi ona diktim. Bakışkarımdan ürkmüş olacak ki çekingen bir tavırla patronumun kulağına bir şeyler fısıldadı. Birlikte tuvaletin olduğu koridora yöneldiklerini gördüm. Oturdupum yerden pek de fazla bir şey göremiyorum. Lanet olsun kız alttan sırıtıyor ve adama göz kırpıyordu. Ondan hiç hoşlanmamıştım zaten. Bu kesin kızın işiydi. Yoksa niye adama göz kırpsın.
Patronum için korksam da kuvvetli olduğunu bildiğim için eğer ona bir şey yapsa bile kendini rahatlıkla korurdu. Ama tüm bu rahatlığım arkadan gelen üç adamı görünceye kadardı.
Biraz bekledim ancak dayanamayıp koridora doğru ilerledim. Kızın önünden geçerken ona nefret dolu bir bakış attım.
Ne yazık ki patronum dayak yemişti. Ayrıca son anda yetişmiştim çünkü Deniz sert bir yumruk yemek üzereydi. Aceleyle adamın yumruk yaptığı elini kavradım ve bileğini döndürdüm. Çıkan ses sanırım bileğinin kırıldığının işaretiydi. Patronum yanında birisi olmasının ona verdiği güç ile adamlardan en iri olanına kafa attı. Adam acı içinde kanlar akan burnunu tutarken patronum da beni tuttu ve hızlıca masaların olduğu yere doğru koştuk. Benle hiç konuşmadan korumalarına haber verdi.
- İyi misiniz?
- Teşekkürler ama sen gelmeseydin de zaten bakardım onların icaplarına.
- Sayemde tam yüzünüzün ortasına bir yumruk yemekten kurtuldunuz.
- Peki, kabul ediyorum çok iyi dövüşüyorsun.
- Hah şöyle. Doğruları konuşun biraz Deniz Bey.
Kahkaha attı. Sanırım unutmuştu, masada ona bakan kız iyi misin diyince irkildi. Aniden bağırmaya başladı. “O aptal babanın işi değil mi! Sana güvenmekle yine hata yaptım. Kahretsin ki ikinci kez aynı hatayı yaptım!”
Tam tahmin ettiğim gibi. Kız yaptırmıştı. Daha doğrusu babası. Anladığım kadarıyla eski dost olan bu aileler yıllar önce rekabete girmiş ve her boşlukta birbirlerine saldırıyorlarmış. O kızın bakışların anlamıştım ama. Bir sinsilik vardı bakışlarında. Adamlar etfarımızı sardı ve restoranın çıkılarına doğru ilerledik.
Deniz sinirle konuşmaya başladı.
- Sizler ne için çalışıyorsunuz? Beni korumak için sözde. Di mi? Ben orada bir aptal tarafından dayak yemek üzereyken beni siz yerine sekreter diye kendi aranızda küçümsediğiniz o kızı korudu. Gerçi o olmasaydı da ben kendimi korurudum ama tersi de olabilirdi. Belki ölebilirdim bile!
Uzun bir süre çalışanları azarladı. Ama haklıydı. Bu kadar önemli düşmanlara sahip birisi olarak ölebilirdi. Belki ben varmasaydım … Düşümek bile istemiyordum. Ancak bütün bunlar olabilirdi.
“Bütün çalışanları kovdum.” En doğru olandı. Şirkete vardık ve gün içinde birbirimizi çok görmedik çünkü ben bana vermiş olduğu işlerden kafamı bile kaldıramadım.
Bölüm etkileşimi
