2. bölüm / 4
Yıldız Kayması💫
Bölümler 4Şu an: 💫
- 1 Yıldızlar944 kelime
- 2 💫869 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Kayıp Yıldız503 kelime
- 4 Yükselen Yıldız360 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Nihayet eve gittim ve çok yorgun olduğum için biraz koltukta uyukladım. İçimden bara gitmek geliyordu ama onunla karşılaşmak da istemiyordum. Ama gitmeye karar verdim çünkü o sadece şirket sınırları içerisinde benim patronumdu. Barda hala bir sapık olabilirdi sonuçta. Motorum da olmadığı için koltuktan fırladım ve bilerek normalde olduğumdan daha güzel olmak için çabaladım. Bu büyüleyici güzelliğimin bile onun yanında sönük kaldığını şirkette farkına vardım.
…
Bara vardığımda aradan baya bir vakit geçmişti çünkü yürüyerek gitmiştim. Barda gözlerim onu arar iken bir de baktım ki yanımda öylece durmuş. Onu şirket sınırları dışında patronum olarak görmesem de ağzımdan kaçırıp “ Deniz Bey?” demiştim ve ne yazık ki fazla neşeli çıkmıştım.
- Tuana? Seni burada görmek ne de hoş. Sanırım sen de sevindin beni görmene.
- Ya, öyle çok sevindim ki mutluluktan uçuyorum.
- Belli oluyor.
- Allahım sen bana sabır ver!
Aslında sevinmiştim ama çaktırmıyordum. Hatta bara gelme sebebim oydu.
Kendime içecek bir şeyler söyleyip oturdum ve o da yanımda bir başkası oturmasına rağmen o kişiye kalmasını söyleyip yanıma oturdu. Açıkçası adam hiç itiraz etmeden kalkınca şaşırdım. Hiç sorgulamamıştı bile. Merakla Deniz’e sordum;
- Adamı nasıl tekte kaldırmayı başardın?
- Başardın derken? Başardınız diyecektin herhalde.
- Hayır, şirket dışında patronum değilsiniz. Sadece Deniz’den ibaretsiniz.
- Peki, tamam. Kabul ediyorum iyi bir savunmaydı. Ancak o zaman ben de sana güzellik diyebilirim. Sonuçta asistanım değilsin ve sana karşı mesafeli olmak zorunda değilim.
Adam gerçekten sapıktı ve tüm gece beni izledi. Delirmek üzereyken aniden masadan kalkınca o da benle birlikte kalktı.
- Amacın ne?
- Tanışmak. Ben Deniz. Deniz Arsal. Ya sen?
- Ben de Tuana.
- Hadi bana kendinden bahset.
- 24 yaşındayım ve lise mezunuyum. Liseden mezun olduğumdan beri ufak tefek işlerde çalışsam da işsizim. Kendime uygun bir iş arıyordum ancak henüz bulabildim. Asistanlık yapıyorum. İşsiz olduğum süre boyunca babam sayesinde gündüzleri evde kalıp her gece içmeye bara gidiyordum. Sarhoş bir halde motor sürmeme rağmen bu güne kadar hiç yakalanmadım. Ancak bugün motorum çalındı ve eğer onu bulamazsam bana mutluluk veren tek şeyimi de kaybetmiş olurum. Yarın ise ilk iş motorumu bulacağım.
- Peki neden bu bara geldiğinde hep aynı yere oturuyorsun?
- Sanırım favorim orası. Hadi sen de kendini anlat. Ben yeterince anlattım.
- Tamam. Ben Deniz ve 27 yaşındayım. Aile şirketimizin patronlarından biriyim. Ufak bir arkadaş grubum var üniversiteden. Onlarla barda takılıyoruz geceleri. Bu arada üniversitede bilgisayar mühendisliği okudum.
- Hava mı atmış oldun yani?
- Evet.
Küstah adam. Beni delirtiyordu. Bu genç yaşta şirket yönetmek kolay olmasa gerek. Nasıl olmuştu da bu serseriyi böyle bir sorumluluğun altına sokup patron yapmışlardı. Ben şansa inanıyordum. Bazı insanlar gerçekten çok şanslıydı fakat ben o şanslı insanlardan değildim. Benim de vardı üniversite hayalim. Ancak puanım yetmeyip bir tek özel üniversiteye gidebilince babam parası olmadığını söyleyip beni okutmamıştı. Çalışmamı da istemişti ama iş bulamamıştım. Oldukça çok kez kavga etmiştik bu sebebten. Ancak iyi ki geçinmem için bana destek oluyordu. Yoksa çoktan açlıktan ölmüştüm bile.
…
Eve nasıl gittiğimi bile hatırlamayacak kadar sarhoş olmuştum anlaşılan. Deniz Bey’in gelmesine yalnızca birkaç dakika kaldığını farkına vardığımda adeta uçarak hazırlandım. Makyaj yapmaya vaktim olmadığı için yalnızca bir kırmızı ruj sürdüm. Makyaj yokken bile tek başına kırmızı rujum harika görünüyordu. Ela rengi gözlerim oldukça makyaja ihtiyacım yoktu zaten ama yine de bir hevesti işte. Hep olduğu gibi bir elbise giydim. Deri ceketimi alacaktım ki çok soğuk diye giymedim. Onun yerine güzle sayılmayan eski bir mont aldım üzerime.
Tam vaktimde oradaydım ve o da tam vaktinde oradaydım.
- Günaydın patron.
- Günaydın.
- Çok teşekkür ederim. Siz olmasanız yürümek zorunda kalırdım.
- Sorun değil.
- Bir şey daha rica edebilir miyim?
- Söyle!
- Peki vazgeçtim.
- Söyle dedim sadece. Çekinmene gerek yoktu.
- Motorumu bulabilmek için bugün biraz erken çıkabilir miyim? Söz veriyorum işleri halledeceğim. Zaten siz de biliyorsunuz ki ben çok hızlıyım.
- Tamam.
- Teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.
- Rica ederim Tuana. Ama abartmasan mı.
Kıkırdadım. Bu kadar soğuk ve ürkütücü görünsem de özümde böyleyimdir. Sanırım kıkırdamam bile onu çok şaşırttı ki hayretle bana bakıyordu. Tüm bu soğukluğuma rağmen yine de çekildi yanım var ama di mi? Kendi kendime sorduğum bu soruyu yanıtlamıştı. “ Maalesef hayır.” Olayın yeni farkına varmamla birlikte Deniz’e baktım. Beni duymuştu!
- Ben içimden söylemedim mi?
- Hayır aptal!
- Yine rezil oldum. Nasıl her koşulda rezil olmayı başarıyorum acaba?
- Onu bana değil kendine sor.
Kıkırdadı. Bazen gerçekten aptal olabiliyordum.
Nihayet şirkete varmıştım.
…
Sabahtan beri çalışıp duruyordum ki öğle molası olduğunu farkına vardım. Bir şeyler yemek için şirekete yakın bir restorana gittim. Bir kızla konuşan patronumu gördüm. Sevgilisi mi diye düşünürken onlara baktığım için beni fark etmişlerdi. Hızla kafamı diğer tarafa çevirdim ancak Deniz’in sesini duydum.
- Tuana yanımıza gelmek ister misin?
- Teşekkürler ama ben sizi rahatsız etmek istemem. Afiyet olsun.
- Hayır hayır sorun yok. Lütfen gel. Bak bu güzellergüzeli kız benim çocukluk arkadaşım.
Bara geldiğim o serseriler dışındaki tek arkadaşım.
- Bence arkadaştan çok sevgili gibisiniz.
Kız hemen lafa atladı.
- Sen yanlış anlamışsın.
Kızın bu kadar endişelenmesi tuhafıma gitti. Sonuçta kötü bir şey söylemedim ki. Şaşırıp kaldım. Daha sonra bana yaklaşan garsona siparişimi verdim. Acele etmesini de rica ettim. Öğle molamın bitmesine yarım saatten az vardı.
…
Nihayet yemepim geldiğinde patronumun masada olmadığını fark ettim. Lakin kız hala oradaydı. Bu yüzden umursamaz bir şekilde yemeğime döndüm.
Bölüm etkileşimi
