3. bölüm / 3
YAZGI~KURDUN TUFANI~
Bölümler 3Şu an: ~KURDUN TUFANI~
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2.Bölüm
6. Hudut Tugay Komutanlığı
(Türkiye/Van);
Ufuk için normal nizamiye için fazla sıkıcı bir gündü, gözleri küçük masada silah temizleyen Yaman ve Arasa kaydı, bu ikili Karan Albay gitmeden gözlerine batmış olacak ki baştan sona tüm nizamiyede ki silahları temizliyorlardı. Kubilay ve Merve ikizleri ise her zaman ki gibi kitaplarının başındaydı, Tolga ve Kürşad yeni gelen acemi erlere atış talimi yaptırıyorlardı, Barış ise her zaman ki gibi evraklara gömülmüştü.
Ufuk ise 6 ay önce bir görevde bulduğu kurt köpeğine yardım ettiği için görev boyu peşini bırakmamış ve Komutanlarının izni ve fikri ile Askeri tim köpeği yapma kararı almışlardı ve adını ufuk bizzat kendi koymak istemiş ve adı Börü olmuştu. Bugün ise Börü’nün eğitiminin bittiği ve artık gerçekten Askeri tim köpeği olduğu gündü. Bugün ise timine özel olmak üzere Börü’ye vereceği özel bir görev vardı. Hepsinin canına okumak
“Börü, gel kızım buraya!” diye bağıran Ufuk’un sesi tüm nizamiyede yankılanırken Börü bakışlarıyla bu garip ikiliyi kurban olarak görmüş ve kulaklarını dikerek Yaman ve Aras’a koşmaya başlamıştı. Hedefinde bu ikilinin silahları temizlediği bezi gasp etme planları vardı. Ufuk bunu anlamış olacak ki görmezden gelerek az sonra nizamiyede çıkacak olan kaosu izlemeyi tercih etti. “Lan düzgün sil şunları! yoksa senin yüzünden bu kez de tuvaletleri temizleyeceğiz.” Bunu zerre umursamayan Yaman ıslık eşliğinde silahlara tükürerek silmeye devam etti. Aynı anda son süratle üzerlerine koşan Börü’yü gördüklerinde irkilerek Yaman’a bakan Aras’dı. “Lan oğlum bu ne diye bize koşuyor?” dediği anda Börü Aras’ın elinden bezi kapmış ve koridorda koşuşturmaca başlatmıştı ve bu Ufuk’un çok hoşuna gitmişti.
“Lan versene o bezi!” diye bağıran Aras nefes nefese kalmıştı. Arkalarından kahkaha ile gülen Yaman ise gülmekten kıpkırmızı olmuştu. “Yaman sen de koşsana! Albay gelince bir tek bana kızmaz, ikimizin de ağzına sıçar!” Yaman tam koşmaya başlayacağı anda Börü tam bu ikilinin önünde durmuş ve bezi hiç birşey olmamış gibi önlerine bırakmıştı. Ufuk ise Börü’ye tek bir ıslıkla sıradaki hedefini göstermişti.
İkizler.
Börü bezi bırakıp bırakmaz ikizlere doğru koşmaya başladı Ufuk ise daha da keyiflendi ve bu anı asla unutmayacaktı.
Börü’nün kendilerine koştuğunu gören Merve, onu bulduklarındaki ilk günün şefkati ile kucağına çağırdı. “Börü koş kızım!” Merve’nin şefkatli sesini duyan Börü ise kulakları havada bir vaziyette koşarak Merve’nin kucağına atladı. Bu durumu anlayan Ufuk tekrardan başlayacak olan koşuşturmaca ya göz yumdu ve demli çayını içmeye başladı.
Kubilay ikizine küçük bir bakış attıktan sonra kitabına devam etti. Bunu fark eden Börü hızla Kubilay’ın kitabını kapmak için üstüne atlamış ve çoktan kitapla birlikte nizamiyenin çıkışına, Kürşad ve Tolga’ya doğru koşmaya başlamıştı, Kubilay ise o an ne olduğunu zar zor boş ellerine bakarak idrak ettiği anda gözleri bıkkınlıkla açılmış ve Börü’nün peşinden koşmaya başlarken Ufuk’a ise doğruca okkalı bir küfür savurmayı ihmal etmemişti.
“Bizim bahtı da sen siktin Ufuk, salmışsın üstümüze köpeği, kitabımızı bile rahat bırakmıyor ulan!” dediğinde Ufuk daha da keyiflenmiş ama bu küfürü de bir kenara yazmıştı. Ne olduğunu en sonunda anlayan Merve ise bu günün kaosundan olabildiğince uzak kalabilmek için kulak tıkamayı tercih etti ama kitabını okurken onları tebessümle izlemeyi ihmal etmedi.
Börü’nün ağzında bir kitapla kendilerine koştuğunu gören Tolga ise gördüklerini doğrulamak adına Kürşad’a doğru döndü, kendini doğrulamak adına en mâkul soruyu sordu “O canavar bize mi koşuyor? yoksa kurşunları takip etmekten benim gözümde mi sıkıntı var?”
Kürşad ise bıkkın bir ifade ile “Taş yerinde ağırdır, bok da yerinde ağır kokar… Ulan Ufuk, senin de aklına sıçayım, insan nöbet arkadaşına köpek salar mı amına koyayım?” dediği an Börü kitabı yere atıp Kürşad’ın paçasına yapıştığında Ufuk Kürşad’ın fobilerini bildiği için saygı duymuş ve karışmamayı tercih etmişti. Aynı zamanda Börü’yü paçasından koparmaya çalışan Kürşad, Ufuk’a doğru daha fazla tahammül edemeyeceği için ufak bir tehdit ile “eğer almazsan bu köpeği aç bırakırım seni kemirir ona göre!” diyerek tehdit ettiğinde Ufuk bu kez ciddileşerek tek ıslıkla başlattığı kaosu tek ıslıkla bitirmişti.
O an tüm nizamiye sessizleşmiş askerler ise atış talimine ara vermiş gibi görünüyordu.
Ve o an tek bir ses herkesi hizaya sokmaya yetti
Yarbay Yavuz KARADAĞ
Kapıdan girdiği an gözü Kubilay’ın tozlanmış, salyalı ve diş izli kitabına kaydı. Merve ise kitabının arkasından gülüşünü dizginlemeye çalışıyordu. Ardından yırtık paçasını düzeltmeye çalışan Kürşad ise fazla müşkül bir durumdaydı, Tolga ise askerlere yemekhanede beklemelerini söylüyordu. Yaman ve Arasın ise diğerlerinden bir farkı yoktu. Yavuz nöbetçi askere dönerek Barış çağırmasını söyleyecekken Barış’ın koridordan söylenerek içeri geldiği duyuldu.
“Ulan bir susmadınız amına koyayım! İnsan şu koridordan geçerken iki dakika huzur bulamaz mı?” diyerek bağırdığı sıra karşısında Yavuz yarbayı beklemiyor olacak ki gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Yavuz bir şey söylemeden Barış’a baktı ve bıkkın bir halde ”Devam et Barış.” Dediği gibi Barış mahçup bir halde “Estağfurullah komutanım.” Demesiyle Yavuz yarbay’ın “Küfürün güzel ama hangi şahsa savuracağını pek hesaplayamamışsın gibi.” dediği an gözleriyle Barış’a timin yanına ilerlemesini söyledi.
Barış bir an alık alık yarbay’ın yüzüne bakınca birden “Emredersiniz komutanım!” diye bağırdı. Ufuk gülüşünü tutmaya çalışırken yarbay birdenbire ona dönünce, yüzüne ciddi bir hal alması gerekti ve yarbay en mâkul soruyu soruyu sordu.
“Hangi zeka ileri ve ötesi zeka bu kargaşayı çıkardı, sabahtan beri sadece yarım saat yoktum, yarım saat!” diye bağırdı. Tüm gözler ise Ufuk ve Börü’deydi. Yarbay sorusunu yenileyecekken bir anda vaz geçti ve timdeki tek aklı başında olan kişiye döndü. “Merve anlat.” Tüm gözler bu kez Merve’ye Dönünce Merve derin bir solukla anlatmaya başladı.
“Biz Kubilay’la kitap okuyorduk, Aras ve Yaman ise silah temizliyordu. Birden Aras’ın bağrışını duyduk. Baktığımda Börü Aras’ın bezini almış ve bize doğru koşmaya başlamıştı, bende o sıra ağzında ki bezi görmedim ama yanıma çağırdım. O sırada ağzındaki bezi bırakıp bize geldiğini biliyorum, kendini biraz sevdirdikten sonra Kubilay’a sonrada Kürşad’a dadandığını biliyorum bu kadar komutanım.”
Dediğinde yarbay önce Börü’ye ardından Ufuk’a baktı. “Bu köpekten sen sorumlusun yanlış mıyım?” dedi. Ufuk tırstığını belli etmeden kafasıyla onayladı. Yarbay ise Börü’yü yanına çağırdı. Börü dünden hazır olacak ki koşarak yarbay koştu. Yarbay Börü’nün kafasını okşayarak tekrar Ufuk’a döndü ve “Eğitimi bitmiş anlaşılan değil mi?” diye sordu Ufuk tekrardan kafasıyla onaylayınca yarbay derin bir nefes aldı. “Erler siz bugün izinlisiniz. Sisalev bugün bu hangarı eski hâline getirdiniz getirdiniz, herhangi bir tozun yeri bile değişirse Karan albay’a bu hâlinizi siz açıklarsınız ben değil. Derhal!” diye bağırdığı sırada tüm tim aynı anda “Emredersiniz komutanım!” diyerek bağırdılar.
Yavuz ise hayretle bu time baktı. Nasıl görevlerde bu kadar üstün başarı gösterip, gerçekte ne kadar salak olduklarına hayretle baktı ve umutsuzca başını sallayıp hangardan çıktı. Üstlerin hiçbiri gerçekten bu timini çözememişti. Çünkü onlara göre adları bile garipti. Her görevleri aylar sürer ve bu görevlerin hepsi başarıyla sonuçlanırdı. Ve isimleri bunun gerçek bir kanıtıydı.
Sisalev, herşeyi aleve karar, sis altında bırakırlardı. Onlar vazifesini gerek gazi gerek şehadetle bitirecek fakat atalarından emanet bu toprakları hiçbir kansıza bırakmayacak olanlardı.
Albay Karan BATUM
Binbaşı Toprak KARAYÜREK
Yüzbaşı Ufuk KILIÇ
Üsteğmen Barış DAĞ
Teğmen Merve GÖK
Teğmen Kubilay GÖK
Astsubay Kürşad ŞAHİN
Astsubay Başçavuş Tolga SERT
Astsubay Üstçavuş Yaman BULUT
Astsubay Üstçavuş Aras DEMİR
1. Bölüm sonu...
Bölüm etkileşimi
