12. bölüm · Yaz Günleri Böyle Geçer

9. Bölüm:Ufak Bir Hata

meryem

“Deniz ben büyük bir hata yaptım…”

Teoman derin bir nefes alıp eliyle bankları işaret etti, oturup konuşmak istiyor olmalıydı.

Uzatmayıp banka oturdum.
‘Anlat dinliyorum, kısa kesersen hoşuma gider.’

‘Deniz ben büyük bir hata yaptım, ama hiç bir şeyin böyle olucağını düşünmedim, düşünemedim’
Yine ne yalanlar söylicekti bu çocuk? Artık yalanlardan, kandırmacalardan ve geçiştirme cevaplardan çok sıkıldım. Net bir cevaba ihtiyacım vardı oysa.

‘Açık konuşsana’

‘ bir iddia, aptalca bir iddia yüzünden’

gerçekten artık sıkıldım ya ? hala bi iddia uğruna kız tavlamaya çalışan salak erkekler var mı yahu? üstelik teomanın iddiada kazanıcağı her hangi bir şeye ihtiyacı da yok. yeterince fazla parası var zaten.

‘Ne zaman? Yani ne zaman bu salaklığı yaptın!’

tam da tahmin ettiğim gibi yüzü beş karış oldu. sinirlerim kazanda patlamayı bekleyen merdiven altı bir iksir gibiydi ve ben patlamadan durabildim.

‘sahilde olanlardan sonra, evrenlere bunu anlattığımda sevilcek biri olmadığımdan bahsedince ortaya çıkan bi aptallıktı. belki sende bir kıymeti yok ama gerçekten pişmanım’ çizik dolu ellerini elime uzattı, çekilmedim.

‘zaten seni gerçekten tanıyınca bende iddia falan kalmadı, sildim ben her şeyi. ve lütfen sende sil. bak zor seni gerçekten anlıyorum ama lütfen beni tek bir kez affet.’

samimiyeti bana geçmişti açıkçası. ne diceğimi bilemeyip basımı eğip düşünmeye başladım. olanları ve olmasını istediklerimi. çok hayalim vardı onunla.

‘tamam, ama bu asla seni körü körüne affetiğim anlamına gelmiyor. sadece 2. bir şansı hakedicek kadar şanslısın o kadar. şimdi de kalk ders başlicak.’

yaptığık şey doğru muydu bilmiyorum ama hataysa bile yapıldı. teomanla sesiz bir şekilde derse girdik.

eski yerime teomanın yanına oturucaktım. sılanın makyaj malzemeleri vardı, umursamadan toplayıp eski yerine koydup sırama geçtim.

Sıla bahçede yaşananların siniriyle sınıfa giriş yaptı. ağlamış gibiydi, gözleri şiş ve yanakları kızarıktı. Denizi gördüğü an gözleri öfkeden parladı. Sevdiği çovuğun yanında oturuyordu. Günlerdin denizin sıla ve teomana olan bakışları şuan sıla içinde geçerliydi. ama bu bakışlar kırgınlık ve öfkeden çok ‘intikam isteği’ gibiydi. henüz dersin başlamasına vardı. Samimi bir şekilde denizin yanına gelip, “Deniz 5 dakika konuşabilir miyiz?” deniz şaşkın gözlerle sılaya bakıp. “peki” teomana birazdan geliceğini söyleyip sırasından kalktı, içinde onu rahatsız eden bir his vardı ama adını koyamadı.

Sıla kapının önünde denizi bekliyor içinden ‘o teomanı haketmiyor, ben hakediyorum!’ diyip duruyordu. En sonunda deniz geldi. sıcak gülüşüyle sılaya baktı. “benimle ne konuşmak istiyorsun?”
“olanları, ama istersen gel yürüyelim, ne dersin?”
“peki yürüyelim, anlat ne diceksen”
“teoman…teomandan uzak durmalısın” sıla bunu o kadar kısık sesle söylemişti ki denizin içi bir garip oldu.

“neden uzak durmalıyım? Sıla yine saçmalicaksan eğer zamanımı çalma.” denizin bıkkınliğı sılayı daha da sinirlendirdi, belli etmemek için eteğinin kumaşıyla oynamaya başladı.

“Sen yokken bizim beraber geçirecek çokça zamanımız oldu…sevdi beni, hemde çok. O beni severken senin ona yakın olman beni rahatsız ediyor.”

Deniz henüz fark etmemişti ama onlar çoktan boş bir sınıfa geçmişlerdi. Sıla kollarını bağlayıp aşağlar bir
şekilde denize bakıyırdu. Deniz ise sakin bir şekilde,

“Sıla ne yapmak istediğini anlıyorum ama uğraşamicam, teşekkürler ve görüşürüz.”

Sıla kapıdaki anahtarı ani bir şekilde kaparak kapıdan sıyrılarak dışarı çıktı, deniz hiç bir şeyi anlayamadan sınofın kapısını kitleyip odadan çıktı.