5. bölüm · Yaz Günleri Böyle Geçer
5. Bölüm: Burning Witches
Teoman arabada benimle dalga geçerken evlerinin kapısını gördük. Arabadan inip sürgülü bahçe kapısını açtı. Bunların güvenlikleri yok muydu yahu aman Teoman beyde bir işin ucundan tursun bari.
Bahçe kapısını açınca arabaya tekrar binip arabayı garaja park etti. Arabadan inince Leyla’nın sesini duydum.
“Deniziiiimm, hoş geldiiiiinnn umarım yolculuk güzel geçmiştir” Teoman’ın kahkahası her şeyi anlatıyordu aslında.
“Tüm yol pijamamla dalga geçti kardeşin!” Kaşlarımı çatıp sanki sinirliymişim gibi yapıp Teoman’a ters ters baktım.
Teoman “hadi güzel ikizim eve geç geliyoruz biz”
yanıma yaklaşıp parmaklarını elimde gezdirerek
“arasta orda olucak, bizi sevgili bilmelerinin zamanı geldi mi dersin?”
“Hmm olabilir” sıkınca söylemiştim çünkü bu durumdan pekte hoşlanmıyordum ama kabul edende bendim. Gerü dönüş yoktu. Sözler verildiyse tutulacaktı.
“peki, el ele tutuşarak başlamaya ne dersin sevgilim?”
“Çok iyi olur Denizcim” elimi tutarken Arasın sesini duyduk. İrkilmiştim, elimi çekicekken sertçe ama incitmemeye çalışarak elimi olduğundan daha iyi kavradı.
“Deniz? Napıyorsunuz orda? Hava soğuk içeri geçin hadi’” Teoman’ın oflayışını duydum ve sanırım bu sefer ona hak verdim. Belki ileride bu an benim için çok önemli olucaktı.
“Al seninki kıskandı” diye homurdandı.
“Gelicez bu salın adamı ya!” Diye bağırdı arasa. Güldüğümü görünce anlamsızca yüzüne baktı.
“Hoşuna mı gitti deniz kızı?”
“Biraz daha dışarda durursak soğuktan donucam işte o hiç hoşuma gitmicek” elimdeki elini sıkıca kavrayıp içeri doğru koşmaya başladım. Arkamdan koşturuyordu.
Kapıya geldiğimizde Leyla kolunu kapıya yaslamış bize bakıyordu, daha doğrusu ellerimize. Bunu fark edince hemen elimi çektim. Gülmeye başladı. Niye gülmüştü ki komik miydi lan yoksa yaptığım.
“Utanmaya ya kardeşimin sevgilisi olman beni mutlu eder çünkü..” yanağından makas alıp içeri girdim. Teoman arkamdan geldi, yumuşak yumuşak sırtıma masaj yapıyordu. Boy farkımız az da değildi. Leyla beni odasına çağırdı. Bana anlatması gereken kısa bir konu varmış, onu söylicekmiş. Hemen peşinden gittim, anlatıcağı şey arasa olan hisleri olmalıydı.
Leyla’nın odasına girmiştik, asla düşündüğüm gibi bir oda değildi. Duvarda metalci grupların posterleri asılıydı, bir tanesi ilgimi çok çekti. Bu grubu tanıyordum. Posterlere rağmen dolabı pespembeydi.
“Müzik zevkin güzelmiş” şaşkın şekilde bana baktı
“posterleri Teo asmıştı aslında” hm demek Teoman’dı acaba metalci kızları beğeniyor muydu?
“Ee güzelim ne anlatacaktın? Dinliyorum” yüzünde bi sıkışmışlık hissettim. Ellerini tutup
“Konu arasa rahat olabilirsin elimden geleni yaparım” yüzü gülmeye başlamıştı.
“Ya bilmiyorum o beni seviyor mu? Çok dengesiz biri anlamıyorum ne hissettiğini” çok haklıydı Arasın gerçek hislerini anlamak çok zordu ama onu yakından tanıdığım için neyi sevip neyi sevmediğini anlayabiliyordum ve Aras Leylayı seviyordu.
“Sana bir sır vereyim mi?”
“Tabii”
“Aras seni seviyor şüphe duyamayacağın kadar, biz ona doğru ortamı sunarsak en hızlı zamanda sana açılacağından eminim, senin için onunla konuşmamı ister misin?”
“Konuşma lütfen, sadece dediğin gibi iyi bir ortam sunalım, bana yardımcı olur musun??” Ne saçmalıyorsun der gibi baktım.
“Saçmalama tabiiki eveett her zaman yanındayım unutma” kapıyı gösterip artık inelim iması yaptım.
Merdivenlerdeyken ona seslendim
“Ne dersem tamam diyorsun tamam mı?” Kafa salladığını gördüğümde salona geçtik.
Teoman’la Aras bilek güreşi yapıyorlardı. Teoman çok hırslanmış gibiydi. Leylaya göz kırpıp arasın yanını gösterdim. Bende Teoman’ın yanında gidip
“Kaç kaç bakalım?”
Teoman hızlıca “2-2” diyince sadece Teoman duysun diye ona doğru yaklaşıp.
“Benim için kazanmalısın Teocum” kahkaha atıp
“Ödül var mı acaba?” bir anlık gazla
“Ne istersen” dedim. Demez olaydım, tabi o zaman hiç bir şeyden haberim yoktu ne yapabilirim kafasındaydım da keşke olmasaymışım. Arasa eğilip
“Bu tür bende, emir üsten geliyor” diyip bana bakıp pis pis sırıttı.
Aras beni Leylaya şikayet ediyordu
“sen besle büyüt elin oğluna seni satsın vay Deniz efendiyi görüyo musun Leyla?” Leyla’nın anlık gözleri parladı.
“İyi olan kazansın o zaman! Deniz Teocu olduysa bende sendenim” aferin kızıma anlamıştı sonuna
“peki yüzünü kara çıkarmayalım hanfendinin” ardından Teoman
“Boşa heveslenme kardeşim Deniz ‘kazan istediğini yapıcam’ dedi sence ben kaybedebilir miyim?” Sırıtmaya başladım
“Sende coşma Teoman” kafa sallayıp
“Başlıyoruz hazır mısın Aras bey?” Aras kafasını sallayıp bana baktı bende saymaya başladım
“1…2…3” Aras bi anda basmıştı ve bunun yanlış olduğunu biliyordum. Teoman Aras tüm gücüyle sıkmasına rağmen kolu kıpırdamadı bile. Teoman’a destek olsun diye bi elimi sırtında gezdirirken
“Hadi ya!!” Ve “pat” Teoman kazanmıştı.
“Kazandııııınnnn” diye bağırmıstım Teomanın yüzünde vatan gülüşü vardı. Arasla Leyla’da isyan ediyolardı. Ama gözlerim onun gözlerinden ayrılamadı. Mıknatıs gibiydi gözleri gözlerimi ona çekiyordu.
Teoman masadan kalkıp kendini koltuğa attı.
“Benim ödülü ne zaman konuşuruz deniz hanım?” Aras pislik yapmak istediğini anladığı için kafasına koltuktaki yastıklardan bir iki tane attı. Durduk yere sinirlenmiştim
“Leyla şu Arası tut! Sevgilime şiddet uyguluyo gıcık” Aras bana bakıp kaşlarını kaldırıp
“O sevgilinde biz neyiz Denizcim?”
“Erkeğin tribide çekilmiyormuş ua” Leyla bi anda gülmeye başladı. Teoman’a doğru yürürken Teoman elimi tutup yanına çekti. Dip dibe oturuyorduk.
“Eee bi film izlememiz yok muuu” dedi Teoman. Ona baktım “he senin derdin buydu” koltuğun yan tarafına vurarak Leylayı yanıma çağırdım.
“Komedi mi korku mu? Valla romantik falan demeyin asla çekemem.” Leyla komedi istiyordu sanırım. Ama arasın yanına geçmesinin fırsatını kaçıramazdı.
“Leyla sende korku istiyorsun değil mi?” Merdivende konuştuklarımızı hatırlasın diye merdivenlere doğru baktım. Beklediğim cevap geldi.
“Oluuurrr tabi teoyla aras korkmazsa, Aras trip falan da attı korkuyorsa olabilir yani” kıskıskıs Aras dışında hepimiz çok fena güldük.
“Hereditary açıyorum o zaman.” Herkes kafa salladı Leyla filmi açınca teoya yaklaşıp
“Bak bu film insanı piskolojik olarak çok yıpratıyormuş. Şimdi ben fark etmeden saçıma elimi falan atarsam durdur tamam mı beni?” Teoman gülerken Aras Teoman’a dönüp “deniz elini saçına atarsa her ne pahasına olursa olsun onu durdur tamam mı?” Teman şaşırmıştı. Arasa kafa sallayı bana dönüncede
“Benim yanımdayken sen bile kendine zarar veremezsin” diyince dizlerimi gösterdim. Yüzü düştü ama sesizde kalmadı
“İnan çektiğin acının bin katını ona çektirdim. Hem bak ben öptüm diye izi de kalmadı diyip kafamı göğsüne yaslayıp saçlarımı öptü. Bunu rol olsun diye yapmış olamazdı. Bu cocuk beni seviyordu sanırım, peki ya ben, ben onu seviyor muydum? Cevabı bilinmez bir soru daha. Ona yaslanıp filmi izlemeye başladık. Ben bir an daldım. Konu Teomandı, onu seviyormuşum? Ya da o beni seviyor muydu. Kafamı kaldırıp ona baktım. Pür dikkat filmi izliyor göz bebekleri büyüyüp küçülüyordu. Kendime mi itiraf edemiyordum yoksa? Yakışıklı bir çocuktu ama bir sürü yakışıklı erkek vardı zaten. Düşünceliydi, evet benim için her şeyin en ufak detayına kadar düşünüp yapıyordu. Bunu düşünmek istemiyorum sonuçta eğer beni seviyor olsaydı bunu bana söylerdi. Ona asla aşık olmamalıydım içimden “canımı en ufak haraletiyle yakabilecekkadar tehlikeli bir o..’ ama büyük konuşmamalıydım…
