2. bölüm · Yaz Dizisi Tadında
Şehir Dışı
Aslında aylardır annemi görmeye İstanbul'a gitmek istiyordum, ama annem yalnızca kiramı ödeyebileceğim kadar para gönderdiğinden ve ben de iş bulamadığımdan param kiramı ödeyip aylık alışverişimi yaptığımda bitiyordu. Bu ay, annem de beni özlemiş olacak ki, paranın yanında bir tane de Muğla-İstanbul uçak bileti göndermiş. Bu da demek oluyordu ki, çok uzun süreden sonra kendi mahallemden ayrılıp annemin ve babamın yanına gidecektim!
Bazen gerçekten asosyal ve kimse tarafından sevilmeyen bir insan olduğumu düşünüp duruyorum. Artık buna depresyon deniyor mu denmiyor mu bilmiyorum ama bir şeyler oluyor kafamın içinde. Konuşabildiğim tek insan da Melis olunca...
Her neyse bunları düşünmenin hiç sırası değil Nisan! İstanbul'a gidiyorsun!
Ne giyeceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu çünkü zaten pek kıyafetim yoktu. En sevdiğim elbisem olan kare yakalı ve karpuz kolları olan menekşe işlemeli elbisemi giydim. Bu elbiseyi giymenin mevsimi geldiğinde, gerçekten yaz geldiğini anlıyorum!
Çantama üç beş parça eşya tıkıştırdıktan sonra uçak biletini elime alıp havalimanına giden bir otobüs bulmak için evimden dışarı çıktım. Kapıyı kilitledim ve en yakın durağa yürümeye başladım. Yolda giderken aynı zamanda hangi otobüslerin havalimanına gittiğini araştırıyordum. Bana yakın bir tane durak buldum.
İstanbul'a geldiğimde burayı hem ne kadar özlediğimi, hem de ne kadar özlemediğimi anladım. Nostaljik olması dışında hiçbir güzelliği yoktu. Muğla kesinlikle daha güzeldi!
Yolda bir çiçekçi gördüm. İki bıket çiçek aldım. Biri anneme ve diğeri de babama. Önce babamı ziyaret ettim. Zaten indiğim yere yakın bir yerdeydi.
Mezarlıklar küçüklüğümden beri içimi ürpertirdi. Babam da o mezarlıkların bir parçası haline gelene kadar... Babam da o yüzlerce mezar taşından birinin altında, toprakta yatmaya başladığında, mezarlıklardan korkmamaya başladım. Artık her mezarlığa uğradığımda, mezarlığa değil de babamı ziyarete gelmiş gibi hissediyorum.
Bence bu kadar dram yeter!
Diğer çiçek buketini İstanbul kalabalığında hiçbir yaprağı yere düşmeden taşımak çok zor oldu. Buna rağmen başardım. Annemin kapısını tıklattığımda yere tek bir çiçek yaprağı bile dökülmemişti.
