5. bölüm · Yaz Dizisi Tadında

İlk İş Günü

Elifin Düşlerii🎀

Uyandığımda içimde anlam veremediğim bir mutluluk vardı. Gerçi anlam verebiliyordum. Aylardır işsiz olan bir kızın iş bulma sevinciydi bu.

Hemen boy aynamın karşısına geçtim. Üç beş parça elbiseler baktım. Galiba yine menekşe işlemeli elbisemi giyecektim.

Bu elbise cidden bana yazın geldiğini hissettiriyor.

Ayaklarıma krem rengi babetlerimi giydim ve bu kombine çok uyan menekşe detaylı bir toka taktım. Saçlarımı açık bıraktım ama toplayıp toplamama konusunda çok kararsız kaldım. İlk iş günü için fazla mı süslüydüm?

Ne alakası var Nisan? Sen zaten süslenmeyi seven birisin.

Üzerime en sevdiğim parfümü sıkıp yola çıktım. İş yeri yürüme mesafesinfeydi. Biraz daha uzak olsa bisikletimle gitmeyi çok isterdim ama hem yol yakındı, hem de ben elbise giymiştim.

İş yerine vardığımda burası cidden Melis'in o klişe yaz dizisi aromalı şirketine benziyordu. İçimden sadece dışarıdan öyle göründüğünü umarak içeri girdim.

İçeride Melis vardı. Bir saniye... Melis mi? E ne alakaydı?

Melis beni görünce sanki beni bekliyormuş gibi:

-Aa tatlım. Nerelerdesin? Kesin yine hazırlanman 3 saat sürdü. Olsun. Ben seni bekledim.

-Ne oluyor burada Melis? Hem sen benim burada işe başladığımı nereden biliyorsun ki?

-E nasıl bilmeyeyim canım?

-E nasıl bilesin canım?

-Of senin beyninde şimşekler çaksın diye uğraştım ama sende tık yok. Acaba yanlış kişiyi mi seçtim ne? Bu mallıkla sen nasıl asistanlık yapacaksın kızım?

Melis'in ne demeye çalıştığını anlayana kadar saçlarım ağardı ama sanırım bir şeyler anladım. Melis benimle aynı şirkette çalışmak için kendi işinden ayrılıp benim çalışacağım işe mi kaydolmuştu? Ah canımm... Beni cidden seviyor galiba. Ama buna gerek yoktu ki...

En sonunda kendi fikrimin ne kadar saçma olduğunu anladım. Sanırım Melis de saçma sapan şeyler düşündüğümü anlamış olacak ki söze girdi:

-Bak canım, anlamadıysan, sırf senin için patronu İstanbul'a getirtip seni işe almasını sağladım. Buraya. Ayrıca bu kadar şeye rağmen anlamayacak kadar katıksız bir mal olman beni gün geçtikçe şaşırtıyor.

Sonra kendisini geriye, dönen sandalyesine attı. Yan masadaki cipslerden bir tanesini ağzına attı ve işine koyuldu.

Nasıl yani? Cidden o mu benim buraya gelmemi sağlamıştı? Bana uyar! Ben zaten Melis'le çalışmayı çok istiyordum. Sadece tek sorun otanın yaz klişelerindeki gibi olmasıydı ama madem geldik, yapacak bir şey yok!

Bir de, patronu getirttiğini söylemişti. Bir saniye.. O dağınık saçlı baggy giyen çocuk patron muydu? Hayatta inanmam. Patronun yanına gitmek istediğimi söyledim. Beni onun odasına götürdüler.

Geldiğimde yüzüme baktı ve:

-Arkadaşın seni baya seviyormuş. Baksana sırf senin için beni İstanbul'a gitmeye ikna etti. Değerini bil derim.

Sonra yüzünü bilgisayarına geri çevirdi. Ben de pek bir şey demeyecektim zaten. Şimdi de hiçbir şey dememeye karar vermiştim. İyi günler dedikten sonra kapıyı açtım ve çıktım.

Bu adam nasıl o adamdı? Aslında yüz şekilleri cidden benziyordu. Yani, mantıken zaten böyle olması gerekiyor ama, yine de giyim tarzının insanı ne kadar değiştirdiğine bir kez daha şahit olmuş oldum.