4. bölüm · Yastık Krallığı: Sutura’nın Çatlağı

BÖLÜM 4 – Pıfıdık’ın Kaybı

Yarkın Üzeyiroğlu

Geceler, Cadı Pıfıdık’ın atölyesinde her zaman daha uzundu. Zaman burada düzensiz akardı—çünkü burası artık krallığın parçası değildi. Yumuşakşehir’den sürüldüğü gün, kumaş defterinden adı silinmiş, adı unutulmaya başlanmıştı. Ama o, kendini hiç unutmamıştı.

Atölyesinin en alt katında, pamuktan örülü bir sandık vardı. İçinde ne sihirli iğneler ne de eski defterler dururdu. Yalnızca bir şey: rulo hâlinde, yarısı yanmış, hafifçe is kokan bir bebek battaniyesi.

Pıfıdık her gece onun başında oturur, hiçbir büyü yapmadan sadece susardı. Bu gece de aynıydı. Ama ilk kez battaniyeye bir damla gözyaşı düştü.

“Onu ben dikmiştim,” dedi kendi kendine. “Rüyası daha başlamadan çalındı.”

On sekiz yıl önce…

Krallık henüz sessizdi. Cadı Pıfıdık, kraliyet kumaş konseyinin en parlak dikişçisiydi. Her yastığın ilk düğümüne dua eden, her battaniyenin ucuna koruyucu dikiş işleyen oydu. Ve o yıl, ilk kez bir çocuğa kendi rüyasını işleyen kumaş dikme şansı verilmişti.

Çocuk onun çocuğuydu. Adını açıklamadı, krallıkla paylaşmadı. Sadece gece boyunca, lavanta ile işlenmiş, gümüş iplikli bir battaniye dikti. İçine bir ninni sakladı. Ve battaniyeye sadece iki harf işledi:

“E. P.”

Ama sabah olduğunda battaniye kaybolmuştu. Bebek de.

Ve odanın duvarında ilk kez o simge belirdi:
Ortaksız İğne.

Krallık battaniyesinin çözülmesinin ardından yapılan soruşturmada, Cadı Pıfıdık suçlandı. Delil yoktu, ama simge onun atölyesinde görülmüştü. Krallık suçlamak için daha fazlasına ihtiyaç duymamıştı. Pelinof susmuş, Minderus gözlerini kaçırmış, Pofuduk daha çocukmuş. Ve Pıfıdık, adını defterden sildirdi. Sürgün edildi.

Yıllar geçti. Atölyesinin duvarlarını ses geçirmez yaptı. Çünkü o günden sonra, kumaş ona hep fısıldamaya devam etti.

Şimdi o fısıltılar tekrar yükseliyordu. Ama bu gece farklıydı. Çünkü bu kez, fısıltı bir sesle karışmıştı:

“Anne?”

Pıfıdık irkildi. Başını kaldırdı. Battaniyeye baktı. İşlenmiş “E. P.” harfleri, kısa süreliğine parladı.

“Hayır,” dedi Pıfıdık. “Henüz değil. Henüz değil.”

Fısıltı kesildi. Ama Pıfıdık artık biliyordu:

Çatlak büyüyordu.
Sadece kumaşı değil, geçmişi de açıyordu.

Ve Ortaksız İğne… geri dönmekle kalmamıştı.
İçimizde büyüyordu.

Devam edecek…