4. bölüm · Yasak Yankılar
yalnızlık
~~~~~~~~~~~~~
İso
sabah uyanıp direkt aşağı indim, dün geceki gerginlikle ve üzüntüyle nasıl uyuduğumu anlamamıştım.
"bubaanne günaydun yaa"
"günaydun uşağum günaydun"
dün akşam yemeği de yememiştim zaten en iyisi Fadime konusunu açmadan sofraya oturmaktı. Sıradan bir sabahtı ta ki kapı çalana kadar. Abimle bi bakıştık,
"iso kapıya bak abicim."
"ula evin küçüğü müyum kölesi miyum?"
söylene söylene kapıya gittim ama kapıyı açıp karşılaştığım suratla bütün söylemlerim boğazıma dizildi. Amcam. Şerif amcam. 20 yıl sonra, bu evin kapısında.
"iso, yeğenum, amcana hoşgeldun demek yok mu?"
"hoşgeldun amca" daha şoku atlatamadan içeri geçti bende peşinden gittim.
herkes şok içindeydi, kimse ne tepki vereceğini bilmiyordu, haklılardı da, adam 20 yıldır cinayetten hapis yatıyordu.
İlk babaannem kalktı.
"şerif, oğlum hoşgeldun uşağum" diyerek sarıldı amcama. Ana Yüreği işte evladını yok sayamıyor, ne yapmış olursa olsun, hangi kötülüğü yapmış olursa olsun bir ana evladına iğrenmiş bir gözle, şefkatten yoksun bir gözle bakamaz.
Amcam babaannemin sarılışına karşılık verdi.
"anacum, hoşbuldum, sonunda geldum ha, zarife abam napaysun, oruç yeğenum nasulsun"
Abim bi duraksadı çünkü gelecek felaketi görebiliyordu, Koçari ve Furtuna'nın bazı nesilleri can verip can almak ikileminde yaşamış olsada, abim kendi nesline kendi soyuna bu düşmanlığı yaklaştırmamaya barış ve huzur içinde yaşamaya and içmişti ama amcamın gelişi bu andı kısmen yerle bir etmişti, dur desen durmaz laftan anlamaz, intikam peşinden koşar, abimin duraksayışı bu sebeptendi. Anam abimin suskunluğunu fark edince cevabı o verdi.
"şerif, abacum hoşgeldun gözun aydun, temelli çıktun inşallah"
"he zarife aba temelli çıktum, artuk burdayım"
Amcam abime yönelince abim ondan önce davrandı,
"hoşgeldun amca, ana ben sağlık ocağuna uğrayayum sonra fabrikaya geçecem size afiyet olsun"
Diyip çıkmıştı salondan, amcam arkasından bakakaldı, ortam çok gergindi acilen bu gerginliği dağıtmam lazımdı.
" hayde da oturun edun kahvaltunuzu, valla sizu bekleyemem, dün geceden beri açum"
Tam herkes sofraya oturdu amcamın şokunu atlattık derken lafıma karşılık anamdan cevap geldi,
"o Koçari kizu için sofradan kalkıp gitmeseydun aç kalmazdun."
Lokmam boğazımda kalmıştı, Amcam kaşlarını soru sorar gibi kaldırmış bana bakıyordu, asıl gerginlik beni kaplamıştı şimdi.
"Ana şimdi sırasu değil, o konu kapanalu çok oldi"
"hayirdur yeğenum, bilmeduğumuz bir şey mi var?" dedi amcam
yav bu adam konuşmasın daha çok geriliyorum be.
"yok bir şey amca çokta takulma yani canum, hayde bende gidiyrum fabrikaya"
ulan yine boğazımdan rahat rahat iki lokma geçmedi ha bıktım da bıktım.
giydim kabanımı çıktım evden de nereye gideceğimi bilmeden niye çıktım, fabrikaya gidesim yok bugün ama gitmezsemde işler aksayacak, lakin gidemem gerçekten moralim fabrikaya gidecek kadar yerinde değil. Bende sadece huzur istiyorum, ben o huzuru bir tek fadimede bulurum bir tek onunla huzur dolu mutluluk dolu bir nefes alırım, işte kalkıp gidemediğim yere gözüm dalıyor, kendimi oyun oynayan çocukları uzaktan izleyen küçük bir çocuk gibi hissediyorum. Her neyse ben burdan kalkıpta fadimeye gidemiyorsam nereye gittiğim pekte önemli değil, fabrikaya gideyim de sonra işler üst üste birikmesin hiç uğraşamam.
**********
Oruç sağlık ocağına varmıştı ama ondan önce gelen biri daha vardı. Eleni.
içeri girdi, gözleriyle onu ararken odasından ona doğru gelen eleniyi fark etmedi,
"oruç bey? gelmenizi beklemiyordum, ypárchei próvlima? ( bir sorun mu var?)"
"yok bir sorun yok doktor hanım ben öyle bir bakayım dedim biraz alışabildin mi diye?"
"yani biraz"
"Türkçeyle aran nasıl gidiyor?"
"öğreniyor ben, ne diyor siz türkler?"
"ne diyor biz türkler?" oruç gülerek eleniye ayak uyduruyordu.
"şey za- zaman-.."
"zamanla olur. demek istedin"
"elâ evet öyle"
ikiside bu durumdan keyif almıştı. Oruç ise aralarında anlam veremediği bir çekim hissediyordu.
"Numaramı al bir şey lazım olursa ben sana yardımcı olurum."
"teşekkürler oruç bey"
"bey demene gerek yok ya rahat ol"
Eleni buna kafasını sallayarak karşılık verdi oruçta arkasını dönüp fabrikaya gitmek için yola çıktı.
.
.
.
.
Fadime
Ula uyanalı saatler oldu hâlâ dünün sinirindeydim bu uşakta ne halt var bir çözsem içim rahatlayacak. Tam psikopatlığıma yaraşır cezalar düşünürken kapım çaldı. Kalkıp açtım.
"fadimecum valla uykunda bayıldun da o yüzden mi kalkmaysun merak ettum, hayde da çık ha şu odadan" dedi ilve, valla bu kıza gıcık oluyorum bilema hâlâ kızı olmasa bir kerecik ya bir kerecik bir tane yapıştırır içimin yağlarını eritirdim ama ne yazık ki aynı zamanda onu çok seviyorum.
"giyineyum gelurum ilve."
giyindim bir şeyler içeri geçtim abimler ortalıkta görünmüyordu sanırım onlar çıkalı çok oldu e tabi hayvan gibi yatarsan Fadime kimseyi göremezsin.
"ne oldi ilve niye uyandirdun biraksaydun uzansaydum"
"kız bi kalkta insan yüzi gör dedum sanki ne ettum hem ben işe gidicem hazır kahvaltı hazırken senda ye dedum ortalığu toplayup çıkarum diye"
valla seviyorum bu kızı.
"sağol be ilvem senda olmasan ne edeceğuk"
yanağından öptüm bir tane yaptım kahvaltımı ilve de çıktı tek kaldım evde her zaman olduğu gibi ben hep yalnızdım, ne hastalanınca bana bakacak bir anam ne elimden tutup okula götürecek bir babam vardı. Bende bunun eksikliğiyle büyüdüm insan alışmak zorunda kalıyor bir yerden sonra ölenle ölünmüyor.
.
.
.
.
iso
kendi payıma düşen çoğu işi halletmiştim hatta baya baya 2 3 günlük çoğu işi halletmiştim amacım sıkı çalışmak veya bir kaç gün dinlenmek değildi amacım kafamın içinde yıllardır susmayan yankılanan sesleri az da olsa bir şeylerle uğraşarak susturmaktı.
kafamın içindeki sesler hayatımın yasak yankıları, hayatımın acı gerçekleri, bunlarda benim imtihanım Allah'ın huzurunda boynumuz kıldan ince.
Çok şükür abim geldi de mesaiyi ona bırakıp çıkacaktım.
"abilerin kralu, hayirdur seni bilema enerjik gördum" vardı vardı abimde bir şeyler vardı iki şebeklik yapsam öter.
"ne enerjisi oğlum, her zamanki halim işte"
"yeme beni da abi yüzünde gülücükler açayi"
"ula o kadar mı belli"
"belli tabi yaa hayde anlat gardaşına noldi böyle"
"yav şimdi sağlık ocağuna bi doktor gelecektu ya"
"heee geldu dedin hatta"
"yani dün karşıladum bugün de hani bir şey lazum mi diye bakmaya gittum"
"ee abi da kısa kes senda"
"yani bilema tatlu bir doktor yani"
"he onun enerjisidu bu yani"
"Rum ya bir de konuşmaya da pek dili dönmiyi ya daha tatlu-"
Abim ne dediğini anlayınca bi durdu. Benim namazında niyazında olan oruç abime bu konuşma fazla gelmişti he.
"tövbe estağfurullah ya iso sen ne diye soraysun bana hayde dön işinun başuna"
"ula kıza tatlu diyen sensun ben ne ettum ayrica canum abim ben çıkiyrum işim bitti hayde Allah'a emanet"
Çıktım fabrikadan yürüyorum ama nereye yürüyorum, nereye gidiyorum? gidecek kendime ait sıcak bir yuvam bir ailem mi var? gidip omzunda ağlayıp boynunda soluklanacağım bir sevdam mı var? yok.
Benimde tek dayanağım tek dostum ölse öleceğim bir abim var, bana abi de oldu baba da oldu sağ olsun Allah başımızdan eksik etmesin ama bazı şeylerinde yeri dolmuyor.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
