7. bölüm · Yasak Yankılar
örük
Bölüm şarkısı ~ yüreğumun yarasi ( bahira)
Fadime
Dünden beri bu lanet yerdeydim, hava fazlasıyla soğuktu, artık ellerimi soğuktan hissedemiyordum, eminim abim yokluğumun farkındadır ama ne zaman gelir veya ben burdan ne zaman giderim bilmiyorum, daha ne kadar böyle bu soğukta aç ve susuz dayanabilirdim ki? ama o kansızın vereceği yemekten lokma sürmem ağzıma!
uzun zamandır sessiz hayatıma devam ederken kendimi bu kan davasının dolaylı yollarında bulmak benim de planımda yoktu. Hissediyorum bu olaydan sonra ne biz Koçarililer ne de furtunalılar durmayacaktı. Belki bir başka davanın başlangıcıydı bu. Hiçbir zaman normal insanlar gibi yaşamadık ki biz, hep bir şeylerimiz eksikti, baba güveni, anne şefkati, aile ile geçirilen akşamlar, pazar kahvaltıları, piknik, en önemlisi içten gülümsemeler gerçekten mutlu olduğumuz için güldüğümüz gülümsemeler, bizim gülümsemelerimiz hep buruktu içinde hep bir acı vardı. Ne kadar onları anlamaya çalıştığım için kendime kızsamda maalesef iso ve oruçta bunlardan esirgenmişti hemde benim babam yüzünden.
Geçmişin izleriyle yaşıyorum ben, yapılanları asla unutmam, onları her ne kadar anlamaya çalışıyor olsamda biz ebedi düşmanız!
**********
İSO
sabah her yerim uyuşmuş gibi kalktım, nasıl bu kadar uyuyabildim böyle bir zamanda? elimi yüzümü yıkayıp üstümü değiştirdim kendimi salamazdım daha fazla bir şeyler yapmak istiyorsam aklımı başımda almak zorundayım. Aşağı indim annemle babaannem vardı.
Annem beni görünce ayağa kalktı,
"sonunda uyandun, işimuz var hayde düş önume"
"ne işimuz var ana bekleseydin babaanemle konuşacaktum."
"babaannenle gelunce konuşursun iso hayde dedum!"
Flashback
"hatta senda bana bilema ufak bir işte yardumcu olacaksun aba"
"ne işi ula!"
"yarın gideceksun fadimenun örüğünü kesup adil Koçarinin önune atacasun"
"ne edecem ne edecem! şerif sen iyice aklunu kaçurdun ha! Koçari bizi yaşatmaz."
"valla zarife aba eğer ki uşağuna, orucuna, sizun deduğunuz gibi furtunanun reisune bir şey olsun istemiysan deduğumi yapacasun. tamam?"
"ula Allah saa akıl versun ben saa diyecek başka bir şey bulamiyrum."
"şimdiden yardumun içun sağol aba, hayde Allah rahatluk versun"
Flashback end.
Annemin ısrarları üzerine yola çıkmıştık, gittikçe kuytu yollara sapıyorduk,
"ana daha ne kadar gidicez da, ne bu kuytu yollar?"
"gidince görürsün iso"
duvarları taş olan harabe bir yere gelmiştik annem önde ben arkasında yürürken içerde fadimeyi görmeyi beklemiyordum. Her yeri toz toprağa bulaşmış yorgun düşmüştü, kafasını dizlerine yaslamıştı, içeride hareketlilik hissedince olduğumuz tarafa kaldırmıştı kafasını, ona doğru adımlarken annem beni durdurdu.
"ana sen napaysun?"
"tek bir kelime etme, işime karışma."
Fadime bize iğrenircesine bakıyordu onun bana böyle bakması ciğerimi dağlıyor.
"beni abime götürmeye gelmeduğunuz belli da ne diye geldunuz? diğer kansuz nerde? onu öldürürüm diye korktu mi yoksa?"
"bugün biz gelelum deduk beğenemedun mi?" dedi annem
"ula beğenmek ne kelime, ha sizu o kadar beğendum ki burdan çıkunca kendi ellerumla kesecem cezanuzi!"
Fadime benim amcamla ve annemle bir olduğumu düşünüyordu ama ben ona asla böyle bir şey yapmazdım. Böyle düşündüyse bu düşüncesi bir daha değişmeyecek eminim. Annem çantasından bir şey çıkardı ama göremedim çünkü benim bir kaç adım önümde duruyordu, çıkardığı şeyle birlikte fadimeye yaklaştı.
"ula eğer ki düşündüğüm şeyi yapacak olursan"
fadime gözlerini kısıp hafifçe başını salladı.
"bazen çok konuşaysun Fadime Koçari."
Anneme doğru hızlıca yaklaştım ve elindeki makası görmemle annemin fadimenin örüğünü kesmesi bir oldu.
Fadimenin çığlığı öyle acı doluydu ki arkamı dönüp gözümü kapattım. öyle içim yanıyordu ki öyle bi yanıyordu ki, Fadimenin ağlayışı, her göz yaşında daha çok bağırması beni nefessiz bırakıyordu. Elimi yüzüme götürüp yüzümü ovuşturdum ve arkamı dönüp annemi dışarı çıkardım.
"sen vicdansuz musun ana? kızın örüğünü ne diye keseysun ya? niye uyuyorsun amcamın akluna? o kıza eskiden sevdalu oldugumi bile bile benim gözumun önünde kestun. napaysunuz ya siz?"
"baa bak iso kimseye fadimenin burda olduğu haberini sakın ola uçurma. Bak seni uyariyrum."
içeri fadimenin yanına gitti bende peşinden gittim.
"bakalum abin bu örüğü gördüğünde ne yapacak?"
Fadime hâlâ ağlıyordu gözleri çoktan kızarmıştı bile onu böyle görmek istemiyordum. Annem bana doğru döndü,
"kal bu kızın başında, ver arabanın anahtarını da"
Anahtarı çıkarıp verdim, annem bana yaklaşarak fısıldadı,
"sakın kimseye bir şey deme iso!"
annem gitti, "biz" kaldık, Fadime kafasını öbür tarafa çevirmiş ağlamaya devam ediyordu. Ondan biraz uzağa oturdum sadece önüme baktım, halbuki o kadar çok isterdim ki onunla "biz" olmayı, bu sevda hâlâ devam mı ediyor yoksa geçmişin bıraktığı burukluk mu bilmiyorum. Tek bildiğim ona bir şey olmasını istemediğimdi.
****************
Zarife isodan arabayı almış fabrikaya gitmişti. İçeride orucu arıyordu. Telefonu çaldı,
"he şerif?"
"abacum naptun"
"napacam ula! gittim kestum kızun örüğünü"
Oruç yukarı çıkmış, odasına girecekti ama annesinin bu sözlerini duyunca sekteye uğradı kapının önünde çiviyle çakılmış gibi durdu.
"kızu götürecek başka yer bulamadin da mı iki köyün arasında ki taş harabeye götürdün ula! gidene kadar canumuz çıktu!"
Oruç annesinden bunu beklemezdi, hiç vakit kaybetmeden tekrar aşağı inip arabasına ilerledi, sürücü koltuğuna oturup yüzünü ovuşturdu. Ne yapmalıydı gidip söylemeli miydi Koçariye?, kesinlikle söylemeliydi amcasının yapacaklarının önüne geçmeliydi. Arabayı çalıştırıp fabrikadan çıktı, telefonun rehberine girip o ismi aramak için üzerine tıkladı.
"noldi oruç furtuna! amcanu mu verecesun?"
"yok, amacamun nerde olduğunu bilmiyrum, buluşmamız lazım, acil."
"konum at geliyrum"
Oruç ortada buluşabilecekleri bir konum atmıştı. Kendisi varmış adili bekliyordu o da çok geçmeden geldi.
"neymiş bu kadar acil olan"
"kardeşinin yerini biliyorum."
"ne diysun ula oruç furtuna!"
"aileme karşı herhangi bir hamlede bulunma sadece kardeşini sağ salim bul diye söylüyorum. Fadime iki köyün arasında kalan taş harabede"
Adil sinirle hiç beklemeden arkasına dönüp arabasına ilerledi.
"Koçari! sakın aileme karşı yanlış bir şey yapma!"
Adil arabasına binerken oruca kısa bir bakış attı ve arabasına binip yola çıktı.
****************
Fadime
vicdansızlar örüğümü kesmişti, kafama sıksalar bu kadar canım acımazdı, ağlamaktan gözlerim yanıyordu. Kafamı çevirip uzağımda oturan isoya baktım gözleri kapalıydı, fırsat bu fırsattı sessizce etrafımda keskin bir şey aradım en sonunda küçük bir cam parçası buldum, ellerimin bağlı olduğu kumaş parçasını keserken ne olur ne olmaz diye isoya bakıyordum.
"bakmaya doyamadın mı Fadime?"
"ula seni yesem doymam izlemekle nasıl doyayım?"
gözünü açıp bana baktı ama cevap vermedi sadece kafasını iki yana sallayıp iç çekti.
"şurdan bi çıkayım seni de o ananı da örüğüme dokunduğunuz için pelperişan edicem."
"fadime-"
"adımı ağzuna alma, senda amcan gibi korkaksun, vicdansuzsun, hiçbir halt edemezsun, hele o yılan ananı kestiği örükle boğacam!"
söylediklerime bilenmiş olacak ki hızlıca ayağa kalkıp yanıma geldi bana doğru çömelip hızlıca tokamdan tutup saçımı çekti.
"söylediklerine dikkat etsen iyi olur"
dedi bana, ona cevap vermek yerine çoktan çözdüğüm ellerimle onu yakasından ittim, yerden kalkmasına izin vermeden bacağımı yana doğru açıp üzerine çıktım,
boğazını sıktım ellerimle, o da boğazını sıkan ellerimi tutuyordu. Nefesini kesecektim örüğümü kestikleri gibi.
"Fadime bak sana zarar vermek istemiyrum!"
Cevap vermeden boğazını sıkmaya devam ettim.
o ise atik bir hareketle dirseğimi ittirerek ellerimi boğazından uzaklaştırmıştı, ne olduğunu anlamaya çalışırken bacağımdan tuttup yere doğru savurdu ve üzerime çıktı. Soluk soluğaydı ellerini iki yanıma sabitlemişti. Bir anlık gafletle gözlerine baktım.
Tam o sırada kapıda bir hareketlilik oldu, üzerimden isoyu sert bir şekilde ittirip yumruklamasıyla gelenin abim olduğunu gördüm. Ben yerden doğrulurken korkuyla abime bakıyordum. İso ise yediği yumruklardan bayılmıştı, yaşadığım korkunun üzerine hemen abime sarıldım, benim sarılmamla o da beni sıkıca sardı ve derin bir nefes alıp bıraktı.
