6. bölüm · Yasak Yankılar

kaybetme korkusu

lâlfisun 🤍

Bölüm şarkısı ~ Ander sevdaluk (Şevval sam)

İSO
sabah dışardan gelen silah sesi ve bağırışmalarla uyandım, bir şey olduğu belliydi hemen aşağı inip kapıya çıktım, koçariler arkada adil önde, sinirden çatlayacak kadar belli olan damarlarına rağmen bağırıyordu.

"Bana bak şirun furtuna o oğluna söyle benim kardeşimi geri getirsin eğer ki oğlunu ben bulursam yapacaklarım misliyle fazlalaşır!"

Ben daha hiçbir şey yapamadan cidden amcam fadimeyi kaçırmış mıydı? bu kadar çabuk mu? Babaannem?
hani babaannem engel olmaya çalışacaktı?. Bu sefer babaannemi dinlememeliydim otur dediğinde oturmamalıydım, bekle dediğinde beklememeliydim. Biliyorum bir şey olmasına izin vermezdi ama o yetişemedi, bana izin verseydi belki ufakta olsa bir şey yapabilirdim.

"oğlum Şerif dün gece evden çıktı bir daha geri gelmedi adil Koçari! nerde olduğunu ebedi bilmiyrum, fadimeyi kaçurduğundan haberun olduğuni biliyorsa kattiyen telefonlarumi da açmaz! ne derdun varsa şerifle hallet bu suçsuz ve olanlardan habersuz insanlaru işun içine karuşturma!" diyerek karşılık verdi Adile babaannem.

"benim kardeşimde suçsuzdi ve onu işin içine karişturmayacaktu, olaylardan haberunuz varmış yokmuş bilmem şirun furtuna! siz furtunalisinuz kardeşumi kaçuran da furtuna kanı taşiyi hemde senin oğlun! ya oğluna söyle kardeşumi getursun ya da siz de içinizden bir furtunaliya veda edun!"

Bu sözleri söyledikten sonra babaannemin cevap vermesine bile izin vermeden arkasına dönüp arabasına ilerledi.

"Uşaklar geri döniyruz!"

Koçari arabaları uzaklaştıktan sonra ortamda gergin bir hava vardı ne düşündüğümü ve ne düşüneceğimi bilmiyordum, sanki, sanki aklımı kaçırmıştım, ne annemden ne babaannemden ses çıkmıyordu.

"babaanne sen baa dedun ki ben halledicem, ben saa güvendum bir şey etmeden oturdum ha o odada, kaçurmuş, amcam fadimeyi kaçurmuş, biz ne ediyduk o sırada babaanne he biz ne ediyduk babaanne?"

Babaanneme sitem ederken abimin geldiğini ne duymamış ne de görmemiştim.

"İso! nolıyi? Hıdır aradi Koçari gelmiş ha buraya?

Kafamı ellerim arasına almış bir o yana bir bu yana gidip geliyordum, nefes alamıyordum, söylenilen hiçbir şeyi algılayamıyor cevap veremiyordum,

"şerif, fadimeyi kaçurmuş" dedi annem

"ne etmiş ne etmiş? ula ne diysunuz! hasbinAllah! bak daha geleli bir hafta olmadi"

Abim isyankar bir şekilde ellerini öne uzatmış konuşurken babaannem araya girdi benimse elim ayağım gittikçe boşalıyordu.

"içeri geçun dışarda daha fazla rezil olmayalum, olduk olacağumuz kadar zaten!'

Dedim ya elim ayağım boşalıyordu, kalbim tekliyordu, nefes almak gittikçe daha da zorlaşıyordu babaannemin içeri geçin demesini bile doğru düzgün algılayamamıştım,

"şş iso geç oğlum içeri, hayde abicim hayde!"

Abimin itip kakmalarıyla içeri geçtim ve konuşmak için abime döndüm, kafamı itiraz eder gibi sallayarak abime yakındım,

"abi, abi bak olmaz ben oturamam, ben yapamam duramam, fadimenin ne halde olduğunu bilmeden görmeden duramam, ya ona bir şey yaparsa abi?, abi izin verme kurban olayım izin verme"

Hâlâ nefes alamıyordum ve artık ayakta durmak daha da zorlaşıyordu, delirmiş gibiydim aynı şeyleri tekrar edip duruyordum, abim yüzümü elleri arasına aldı,

"abim, bi sakinleş da bi nefes al, bir şey olmayacak fadimeye, izin vermem tamam mı aslanım?. Bak daha kaybetme korkusundan ayakta duramıyorsun oğlum bu halinle nereye göndereyim seni? sakinleş abim söz beraber gidicez tamam mı ama şimdi oturup düşünmekten başka bir çaremiz yok. Düşünürsek bir yol buluruz, bir yol bulursak harekete geçeriz. Tamam mı aslanım benim hayde."

Ellerini yüzümden çekip sırtıma destek verdi. Abimin söylediklerini yapmak zor olacaktı ama başka çarem yok.

**********
Fadime
gözümü açtığımda duvarları taştan yapılmış, zemini toz toprak olan bir yerdeydim, başımda keskin bir ağrı vardı, en son ne olduğunu ve nerde olduğumu kavramaya çalıştım. Taşlar yerine oturmuştu evet ama gizli bir sevdaluğum olmadığına göre kim bu beni kaçıran kansız it? daha tam ayılamadan içeri bir gölge düştü kafamı çevirip baktığımda ise ömrüm boyunca hiç görmek istemediğim, görsem bile celladı olacağım suratla, babamın katiliyle karşılaştım.

"ula! yüreksuz! çözsene beni, korkaysun dimi? elim kolum bağli olmasa celladun olurum diye korkaysun dimi kansuz!"

"a-a Fadime ne diysun ya, yakışmayi senun gibi bi kıza bu cümleler."

"senun gibi şerefsizlere çok yakışayi ama."

"baa bak Fadime Koçari az daha konuşursan iyi olmaz bilesun"

"ne yaparsun ula! he! ne yaparsun? babamı mezara koyduğun gibi beni de mi koyarsun mezara?! ama emin ol kafamada sıksan seni öldürmeden ölmem."

"canum inanur misun son kurduğun cümleyi çok duydum ama hâlâ yaşiyrum."

"canum diyen dilini eline verirum."

"of be Fadime ne sıktun sende ha, gidiyrum ben kal burda tek başına belki diluni tutmayi öğrenursun"

"korkak herif!"

O kansız gitmişti benimde sinirden gözlerim dolmuştu. hay böyle işi! eminim abime çoktan haber uçurmuştu bu kansız.

********
Oruç, isonun delirmiş gibi davranmasına daha fazla göz yumamamış ve sakinleştirici ilacı suyuna karıştırıp içirtmişti, şimdi de ilacın etkisiyle derin bir şekilde uyuyordu iso. Şerif, konağa gelene kadar saat gece yarısı olmuştu, direkt salona açılan kapıyı açtığında evdekilerin oturmuş onu bekliyor olduğuna emindi.

"ne bakaysunuz hayirdur?" dedi şerif sanki bir şey yapmamış gibi.

Oruç ağır ağır ayağa kalktı ve amcasına yaklaştı,

"Fadime nerde?"

"inanur misun bilmiyrum?"

Oruç'un sabrını sınıyordu adeta, amcasına biraz daha yaklaştı oruç,

"o kıza en ufak bir şey edersan, hesaplaşuruz ona göre"
diyip Furtuna konağına yapışık ve birkaç adım aşağısında kalan evine gitmek için kapıya ilerledi.

"ne zamandur emir verur oldun sen oruç furtuna? Furtuna reisu mu oldun başumuza?"

Oruç arkasına döndüğünde ona bakan amcasını gördü, bu yaşına kadar zaten büyüklerinin yaptığı hataların bedelini ödemişti bu saatten sonra ödemeye hiç niyeti yoktu.

"Ben zaten furtunanun reisuyum! burda söz de benum öz de benum! bunu aklina koy!" diyip kapıyı çarpıp çıkmıştı oruç.

"anacum ne diyi senun ha bu torunun? Zarife? nolmuş senin bu uşağuna? yürek yemiş herhalde he?"

şirun furtuna oturduğu yerden kalktı.

"ne duydiysan o! Oruç, furtunanun reisu! senda kabul etsan iyi olur. Fadimeyide koçariye geri götür şerif bir daha tekrar etturme!" şirun furtuna da ikazını yaptıktan sonra odasına çekilmişti.

"yav Şerif sen ne ediysun ya! canuna mu susadın?"
odada kalan tek kişi Zarife de konuşmuştu sonunda.

"canuma susamadum aba, ben o Koçariyi esmenin etrafunda görmek istemiyrum."

"ne saçmaliysun ula! esmeyle adil niye yan yana gelsun?'

"ne bileyim zarife aba he ben ne bileyim aba, dün gördum gayet muhtarlukta yan yanaydular. Bende gittum o Koçarinin kardeşuni kaçurdum."

"iyi halt ettun abam! sen içerden çıkalu daha 1 hafta oldi, özledun herhalde tekrar gitmek istiysun ha Şerif? ula Koçari polise haber versa Fadime bulunsa bu adam beni kaçurdu diye ifade verse ne edecesun?"

Şerif ağır ağır koltuklardan birine oturdu.

"bu sefer içeri giren ben olmayacağum abacum, fadimeyi kaçurdum, Koçari beni bulduğunda baa silahuni doğrultacak ha ondan önce manzarayı görsun diye polis mi çagurayum yoksa sonradan savculuğa gitmek için Gökhana, adil baa silahuni doğrulttuğunda video mu çektirurum o, o anki ruh halime bağli olacak, hatta senda bana bilema ufak bir işte yardumcu olacaksun."

"ne işi ula?!"

*********************************************************