Bölümler 4Şu an: 2.BÖLÜM: Uyuşmayan Detaylar
Selam aşklar, öncelikle hoş geldiniiizz diyoruz ve lafı uzatmadan bölüme geçiyoruzz🩶
Keyifli okumalar diliyorumm, yorumlarınızı eksik etmeyiinn🔗🩶
2.BÖLÜM
Gökyüzü 4 can borçlu.
Gökyüzü 19 can borçlu.
İlahi Bakış Açısı
23.02.2028
Aldığı telefon sonrası koşarak apartmana doğru ilerlemişti Turan. Sekiz aydır istisnasız her gün o apartmana sipariş götürdüğü için adres ezberindeydi. Bugün onun yerine bakacak olan arkadaşının cesedinin apartmanda bulunduğu haberini almıştı.
Apartmanın önüne geldiğinde polisler tarafından durduruldu. İçeri girmek için çabalarken apartmandan çıkan bir komiser tarafından içeri alınmıştı.
“Ben cinayet şubeden Aras Kaya. Maktulün nesi oluyorsunuz?”
“Arkadaşıyım.” dedi Turan can havliyle. “Bugün benim yerime o bakıyordu. Sonra ölüm haberi geldi.”
Başını sallarken cesedin yanına doğru ilerlediler. “Anladım. Bilgilere göre arkadaşın kaygan zemin dolayısıyla düşüp başını çarpmış. Apartman sakinleri duydukları gürültüyle dışarı çıkmışlar. Hastaneye götürmek istemişler ancak her şey için çok geçmiş.”
Turan garipseyerek dinliyordu tüm bu olanları çünkü sipariş getirdiği günlerin hiçbirinde tek birine rastlamamıştı. Çoğu evi boş bilirdi hatta. Birinci katı çıktıklarında gözleri koridorda gezindi. “Kamera kayıtları peki?”
“Uzun bir süredir arızalıymış.”
Duraksadı Turan. Hayır, daha düne kadar hepsi çalışır durumdaydı. Bundan emindi ancak o an sessiz kalmayı tercih etti.
Turan’ın bu garip halleri Aras’ın gözünden kaçmamıştı. “Şüphelendiğin bir şey mi var? Arkadaşının bir düşmanı ya da ona kin besleyen biri var mıydı?”
“Hayır.” dedi Turan hemen. “Kendi halinde biriydi.”
Peki dercesine kafasını sola yatırdı Aras. İkinci kata ulaştıklarında ceset torbasına konulmak üzere olan cesedin yanında durdular. Aras görevlilere dur işareti verdiğinde herkes usulca geri çekilirken Turan arkadaşına doğru ilerledi. Üzgündü. Telafisi olmayan bir şeydi. Keşke onu aramasaydım diyordu ama her şey için çok geçti. Bu ölüm de diğer ölümler gibi keşkelere bulaşıp kalmıştı.
“Özür dilerim.” dedi bu özrün hiçbir şeyi düzeltemeyeceğini bile bile. “Benim yüzümden oldu kardeşim. Affet.”
Yumruğunu sıkarak gerileyecekken gözüne ilişen şeyle dikkati maktulün sağ bileğine kaydı. Bir sayı kazınmıştı üzerine. 19 yazıyordu. Anlam veremeden öylece bakakaldı. “Bu da ne böyle?”
“Biz dövme diye düşündük.”
“Akın’ın böyle bir dövmesi yok.” dedi Turan anında. Elini sayının olduğu yere sürterek silmeye çalıştı ancak yazı silinmedi. “Sikeceğim!” diye mırıldandı öfkeyle. “Ne oluyor burada!” Daha şiddetli bir şekilde bileğini ovdu. Geçmediği gibi yazı bir gram bile silikleşmedi.
Her şeyin anlamsız olması yüzünden sinirle ayaklanıp Aras’a doğru döndü. “Bu kameralar daha düne kadar çalışıyordu ve bu apartmanda oturan insanlar falan yok!” Sakinleşmek adına duraksadı. Nefesini alıp devam etti. “Bakın, ben sekiz aydır buraya sipariş getirip götürüyorum. Tek bir gün bile birine rastlamayı geçtim her katta ölüm sessizliği vardı. Buranın bir kapıcısı bile yok! Siktiğimin yerlerini kim temizleyecek de etraf kaygan olacak!”
“Alp, öfkeni anlıyorum ama olay bunlardan ibaret. Olay yeri incelemeden gelen rapor da bu yönde. Arkadaşın dengesini kaybetmiş ve başını çarpmış. Apartman sakinlerine gelince herkesin ifadesi alındı.”
Şakaklarını ovalamaya başladı. Mantıklı olmalıydı. Komiser haklıydı, öfkenin ona zararı vardı. Her şey kusursuz bir şekilde yerine oturuyordu ama hayır, emindi. Bu apartmanda kimse oturmuyordu. Belki bir, belki de iki ev. Kamera kayıtlarının düne kadar çalıştığından da emindi. Kameralar gizli değil ve hareket halindeydi. Dün çalışan kameralar uzun süredir arızalı olamazdı.
Sertçe yutkunurken elini şakaklarından çekip beline yerleştirdi. Boştaki eli boynuna dolanırken cesetten uzaklaştı ve zihnine birkaç saniye tanıdı. Delirdiğini hissediyordu. Her şeyi en başından düşünmeye başladı.
Akını en son geçen hafta görmüştü. Dövme yaptırma hevesi olduğunu biliyordu. Görüşmedikleri süre zarfında dövmeyi yaptırmış olabilirdi. Sayıyı böylece geçiştirdi.
Apartman sakinleri peki? Tek bir ses bile çıkmamıştı bu apartmandan. Belki de hepsi yaşlı başlı, kendi halinde insanlardı. Olabilirdi.
Kapıcı?
Sekiz aydır gelip gittiği bir apartmanın kapıcısı olsaydı mutlaka önceden denk düşerdi. Hayır, kimseyle karşılaşmadığına emindi. O zaman yerleri silen kimdi?
Belki de kaymamıştı. Biri onu itmişti. İhtimaller dahilindeydi.
Kamera kayıtları?
Dün tüm kameraların çalıştığından emindi. O zaman neden arızalı denilmişti? Akın’ı iten kişi apartman sakinlerinden biriydi ve diğerleri onu koruyordu. Bir ihtimal daha. Ama kim Akın’ı neden itsin?
O sıradan bir kuryeydi. Yemek paketi bırakıp dönmesi gerekirken kim, neden onu öldürecek kadar kin beslerdi?
Cevap yoktu. Mantık tüm bunların içindeydi ama bir o kadar da uzaktı. Yerine oturmayan taşlar vardı. Zihnindeki sorular susmak bilmedi. Düşündükçe düşündü. Derdini anlatabileceği kimse de yoktu. Dinleyen olmazdı, her şey kusursuz derecede ört bas edilmiş gibi görünüyordu.
Belki de deliriyordu. Fazla üzgündü, vicdan azabı çekiyordu ve arkadaşının öldüğünü kabullenemiyordu. Her şeyi kabullenmeyi seçti. Kaymıştı ve başını çarpmıştı. Altında başka bir sebep aramamalıydı. Üzerine düşen son vazifeyi yapacak, düşünceleri susturmayı deneyecekti.
Ama şüphe sessizce bir kenara geçip zihnine zehirli oklar atmaya devam edecekti.
Bölüm etkileşimi
