8. bölüm / 8
Yarış/Minsung/ TAMAMLANDIFİNAL
Bölümler 8Şu an: FİNAL
Artık durum şu:
Ben Minho’nun evine anahtarsız giriyorum.
Çünkü kapıyı kilitlemeyi unutuyor.
“Bir gün soyulacaksın.”
“Zaten en değerli şeyim içeri giriyor.”
“Mideni mi kastediyorsun?”
“Hayır, seni.”
“Yüzsüz.”
O gün akşam üstüydü.
Ben salonda uzanmışım, Minho mutfakta bir şeylerle uğraşıyor.
“Yanıyor!” dedim.
“Yanmaz.”
Duman çıktı.
“YAN-DI.”
“Kontrol altındayım.”
Yangın alarmı çaldı.
“Kontrol altındaymış.”
Minho elinde tava ile çıktı.
“Abartıyorsun.”
“Ev yanıyor.”
“Romantik ortam.”
“İtfaiyeye romantik de o zaman.”
Beş dakika sonra camlar açık, mutfak duman altı.
Minho saçını geriye atıp bana baktı.
“Pizza söyleyelim.”
“En başta bunu deseydin keşke.”
🕣🕣🕣🕣
---
Minhonun ağzından
Jisungun ailem ile tanışmasından sonra değiştiğini fark ettim.
Kaçmıyor artık.
Yanımda yürürken kolumu itmek yerine kendi giriyor.
Ama hâlâ bir huyu var.
Refleks diyor ama güvensizlik
Geçen gün yine başladı.
Sebep?
Benim eski yarış ekibinden bir kız mesaj atmış.
“Abi yeni çocuk iyi sürüyor.”
Bu kadar.
Ama Jisung telefonu görüp kaş kaldırdı.
“Abi ha?”
“Evet.”
“Tatlı bir abi mi?”
“Ne diyorsun?”
“Bilmem.”
Telefonu masaya bıraktım.
Ona döndüm.
“Buraya gel.”
“Niye?”
“Gel dedim.”
Geldi ama artist artist.
Karşımda durdu.
“Ne var?”
Bir adım yaklaştım.
“Bir şey soracağım.”
“Yine mi?”
“Evet.”
“Tamam sor.”
“Ben sana hiç güven vermedim mi?”
Sustu.
“Verdin.”
“O zaman bu bakış ne?”
“Refleks.”
“Sil.”
“Ne?”
“Elinden geleni yap, o refleksi sil.”
Yutkundu.
Kaçmadı ama.
Güzel.
Elini tuttum.
“Jisung.”
“Hm.”
“Ben kıskancım.”
“Farkındayım.”
“Bunu biliyorsun.”
“Evet.”
“Benim kıskançlığım oyun değil.”
Bunu söylerken gözümü kaçırmadım.
“Biliyorum.”
“Ben seni seçtim.”
Sessizlik.
“Yarışta değil. Hayatta.”
Nefesi değişti.
Devam ettim.
“Ben birini yanımda taşıyacaksam yarım taşımam. Net taşırım.”
Gözleri yumuşadı ama ses çıkarmadı.
“Benden şüphe edeceksen et,” dedim, “ama sessiz sessiz kurma kafanda.”
“Kurmadım.”
“Kuruyordun.”
“Biraz.”
Gülümsedim.
“İzin vermem.”
“Ne yapacaksın?”
Bir adım daha yaklaştım.
“Hatırlatırım.”
“Nasıl?”
Elimi beline koydum.
“Yanımda durduğunu.”
Yutkundu.
“Bazen çok baskınsın.”
“Biliyorum.”
“Beni korkutmuyor ama.”
“Güzel.”
“Niye?”
“Çünkü korksaydın şimdi burada durmazdın.”
Doğru.
Göz göze kaldık.
Ben geri çekilmedim.
O da çekilmedi.
“Minho.”
“Hm?”
“Gelecek planın var mı?”
Bu soruyu beklemiyordum.
“Ne için?”
“Genel.”
Bir saniye düşündüm.
“Var.”
“Ben var mıyım içinde?”
Hiç düşünmedim.
“Varsın.”
“Net mi?”
“Net.”
“Ne kadar net?”
“Ev planlarken iki odalı bakıyorum.”
Sustu.
“Niye iki?”
“Bir oda kavga edersek ayrı uyumak için.”
Bir saniye dondu.
Sonra yumruğunu omzuma attı.
“Ciddi sandım!”
“Ciddiyim.”
“Minho!”
Güldüm.
“Şaka yapıyorum. Ama iki oda fikri mantıklı.”
“Sen var ya…”
Yüzü kızardı.
Ben ciddileştim.
“Bak.”
“Elimden geleni yaparım. Ama sen de yap.”
“Ne?”
“Yanımda kalmayı.”
“Yine o konu.”
“Hayır.”
Bu sefer başımı hafif eğdim.
“Bu sefer seçim.”
Sessizlik.
Sonra elini boynuma koydu.
“Kalıyordum zaten.”
“Emin misin?”
“Minho.”
“Ne?”
“Her sabah evinden çıkarken tekrar geliyorum.”
Haklı.
Gülümsedim.
“Güzel.”
“Bu kadar mı?”
“Ne yapayım ağlayayım mı?”
“Biraz romantik ol.”
Yaklaştım.
Alnımı alnına değdirdim.
“Tamam.”
“…”
Bu sefer sustu.
Gerçekten sustu.
Elini göğsüme koydu.
“Kalp yine hızlı.”
“Evet.”
“Yarış yok.”
“Var.”
“Ne?”
“Sen.”
Göz devirdi ama gülümsedi.
Sonra boynuma hafifçe sarıldı.
Bu çocuk dışarıda laf sokan, küfreden, artist.
Ama bana sarılırken sakin.
Ve ben…
Onu bırakmayacağımı biliyorum.
Çünkü ben seçtiğim şeyi yarım bırakmam.
“Jisung.”
“Hm?”
“Son düzlüğe geldik.”
“Ne alaka?”
“Benimle kalmaya devam edersen…”
“Edersem?”
“…bitiriş çizgisi yok.”
Bu sefer o yaklaştı.
“Tamam.”
“Tamam mı?”
“Tamam, Lee Minho.”
Adımı böyle söylemesini seviyorum
---
– Final
Jisung kolumdaki elini boynuma doğru götürdüğü anda anda kalbim biraz hızlandı ama fark ettim ki bu artık kontrol meselesi değildi. Kontrol etme arzusu… tamamen benden kaynaklanıyordu.
“Yanımda dur,” dedim. Sesim düşük. “Hareket etme.”
Kaçmadı. Göz göze bakıyoruz. Nefesler birbirine karışıyor. Bir saniye bile uzaklaşması imkânsız. Parmaklarım ensesinde dolaşıyor, parmak uçlarım tişörtünü kavrıyor. O da tepki vermiyor,
Bir adım daha yaklaştım. Burnumuz birbirine değdi, nefesimiz birbirine karıştı. Kaçış yok. Sadece ben, sadece o… ve bu ateş.
Jisung’un dudaklarını hissettim. Gözlerini kapattı. Ben de kapattım. Sert başlamadık, yavaş yavaş, ama bilerek. Parmaklarım tişörtünü sıkıca tuttukça, onun nefesi hızlandı, omuzları titredi. Beline kaydım. Titrediğini hissediyorum. Kaçmak için değil… sadece beklemek için.
“Minho…” diye inledi, sesi düşük ama kontrol altında değil. Parmaklarımı boynuna sabitledim, dudaklarımı çenesine kaydırdım, boynunu izledim…
Kollarım belindeyken, hafifçe bastırdım kendime, kontrol tamamen bende. O da buna teslim olmuş gibi, hiç direnmedi.
Ellerim tüm vücudunu tanıyordu..tekrar tekrar Sonra dudaklarımız tekrar buluştu, sert ve keskin. Ellerim tişörtünü yukarı çekerken, boynuma bırakılmış nefesin sıcaklığı… ve onun titremesi…
Her hareketi ateşi artırıyor.
“Sen… kontrolümü kaybettiriyorsun,” fısıldadı. Ama kelimeyi bitiremeden nefesi kesildi, parmakları omuzuma bastı, bedenimizi tamamen birbirimize sabitledi. Odada sadece vücutlarımızın sesi yankılanıyordu
Kısa bir an durduk, göz göze, nefes nefese. Bu bir bağ değil, bir zincir değil. Bu saf, yakıcı çekim. İkimiz de bunu biliyoruz. Kaçış yok. Sadece… ateş.
Elimi beline kaydırdım. Yanıma doğru çekildikçe içimdeki tek düşünce vardı: buradan kurtulamaz. Kurtulmak istemiyorum.
Ve sonra, son bir kez dudaklarımız birleşti. Bu sefer hızlı, kararlı, sahiplenici. Birbirimizin nefesini hissediyoruz, kalbimiz hâlâ hızlı ama bu artık heyecan, korku değil. Sadece… yoğunluk.
Jisung nefesini toparlamaya çalışırken, dudaklarından sarkan bir gülümseme fark ettim. Kaçamadı. Kaçmadı. Ve ben… bir saniye bile durmadan bakıyorum.
“Bitmedi,” dedim, sesi keskin. “Sadece başladı.”
Jisung arkasına yaslandı, nefes nefese, ama gözleri hâlâ bana kilitli. Kaçmadığı için teşekkür etmeye gerek yok. Çünkü bu kaçış değil. Bu… savaş. Ateşli, hızlı ve tamamen kontrolüm altında olan bir savaş.
Ve böylece hikaye, nefeslerimiz birbirine karışmış, tüm oyun ve kaçma muhabbeti sona ermiş şekilde, yan yana, birbirimize kilitli ve ateşli olarak bitti.
SON
Biraz uzattım ama bu uygulamada ki ilk göz ağrım o yüzden cok sevdimmm
Bölüm etkileşimi
