7. bölüm / 8
Yarış/Minsung/ TAMAMLANDIBiz neyiz?..
Bölümler 8Şu an: Biz neyiz?..
---
Ertesi gün.
Saat 19:58.
Kapısının önündeyim.
İki dakika erken gelmişim diye zili çalmadan bekliyordum ki kapı açıldı.
Minho kapıya yaslanmış.
“Dakik.”
“Tesadüf.”
“İki dakikadır kapının önündesin.”
“NASIL BİLİYORSUN?”
“Elimde kamera var.”
Donup kaldım.
Sonra güldü.
“Şaka.”
“Bir gün gerçekten kalpten gideceğim.”
“Gidersen yakalarım.”
“Yeter artık kovalamalı replik yapma.”
İçeri girdim.
Ev beklediğimden düzenliydi.
“Vay.”
“Ne var?”
“Dağınık bekliyordum.”
“Senin gibi mi?”
“Benim odam çok düzenli.”
“Eminim.”
“Gerçekten.”
Ayakkabımı çıkarırken salonu süzdüm.
Duvarlarda motor fotoğrafları.
Kupalar.
Kasklar.
“Baya ciddisin bu işte.”
“Hayatım bu.”
Ses tonu sakindi.
İlk defa pistteki Minho değil, normal Minho gibiydi.
“Bir şey içer misin?” dedi.
“Su olur.”
“Romantik beklentim vardı.”
“Su romantiktir.”
Mutfaktan su getirdi.
Yan yana koltuğa oturduk ama aramızda mesafe vardı.
Garip bir sessizlik oldu.
“Şimdi ne yapıyoruz?” dedim.
“Hiç.”
“Hiç mi?”
“Evet.”
“Bu çok gerici bir aktivite.”
Minho omzunu bana doğru hafifçe kaydırdı.
“Gergin misin?”
“Yok.”
“Yalan.”
“Biraz.”
“Niye?”
“Ev ortamı farklı.”
“Pist yok, kask yok, bahane yok.”
O cümle direkt kalbime indi.
“Minho…”
“Hm?”
“Biz neyiz?”
Gözlerimi kaçırmadan baktı.
“Deneme sürüşü.”
“Ben motor muyum?”
“En pahalı model.”
İstemeden güldüm.
“Ciddi ol.”
“Ciddiyim.”
Bir saniye sustu.
“Hoşlanıyorum senden.”
Kalbim yine saçma bir hız yaptı.
“Ben…”
“Biliyorum.”
“Ne biliyorsun?”
“Kafanın karışık olduğunu.”
“Çok belli mi?”
“Bir gün beni öpüyorsun, ertesi gün ‘heteroyum’ diyorsun.”
“Refleks o.”
“Bana karşı mı?”
“Hayata karşı.”
Minho başını arkaya yasladı.
“Zorlamıyorum farkındasın değil mi?”
“Farkındayım.”
“İstersen sadece arkadaş kalırız.”
“Öyle davranmıyorsun ama.”
“Çünkü arkadaş gibi bakmıyorsun bana.”
Sessizlik.
Tehlikeli bir dürüstlük vardı havada.
Tam bir şey diyecektim ki telefonum çaldı.
Ekrana baktım.
Arkadaş grubumuz.
Minho eğildi.
“Kim?”
“Çocuklar.”
“Hoparlöre al.”
“Saçmalama.”
Ama geç kaldım, görüntülü aramaya dönüştü.
Açıldı.
Ekranda üç tane sırıtış.
“Han neredesin lan?”
“Evde.”
Minho arkamdan kafasını uzattı.
“Merhaba.”
Ekrandaki üçlü dondu.
“LAN O LEE KNOW DEĞİL Mİ?”
“YOK ARTIK.”
“HAN SEN—”
Panikle kamerayı kapatmaya çalıştım.
Minho sakince el salladı.
“Han şu an bende.”
“MINHO SUS.”
Arkadaşlar bağırıyordu.
“LAN HETEROYUM DİYORDUN?”
“ARKADAŞIZ.”
Minho kulağıma eğildi.
“Arkadaşız?”
Dirsekle böğrüne vurdum.öğürme sesini duymamazlıktan geldim
“Şu an öyleyiz.”
Arkadaş grubundan biri bağırdı:
“Boynundaki morluk ne o zaman?”
Donduk…
Minho yavaşça bana baktı.
Ben telefona.
Telefon bana.
“ALERJİ.”
Üçü aynı anda:
“NEYE???”
ciddi ciddi cevap verdim
“Minhoya”
Telefonu kapattım.
Yere bıraktım.
Başımı koltuğa gömdüm.
“Ben yarın okula gidemem.”
Minho gülüyordu ama kontrolsüz değil, sessiz sessiz.
“Güzel kriz yönettin.”
“Sus.”
“Bana alerji ha?”
“Başka ne diyeyim?”
“Doğru aslında.”
“Minho.”
“Evet?”
“Dalga geçme.”
Bir an sustu.
Sonra elini yavaşça elime yaklaştırdı.
Tutmadı.
Sadece yaklaştırdı.
“Ciddiyim Jisung.”
Bakışları bu sefer oyun oynamıyordu.
“Yavaş gideriz.”
“Pist gibi değil.”
“Ev gibi.”
Yutkundum.
“Ya bir gün korkup kaçarsam?”
“Kapım açık olur.”
“Ya başkası hoşuma giderse?”
Bir saniyelik kıskançlık geçti yüzünden.
Ama sakladı.
“Gidip denersin.”
“Bu kadar mı?”
“Sonra yine beni düşünürsen… gelirsin.”
Kalbim tuhaf oldu.
“Bu çok kendinden emin.”
“Hayır.”
Gözlerime baktı
Sessizlik ağırlaştı ama rahatsız değildi.
Bu sefer ben yaklaştım.
Omzuna yaslandım.
“Bir şey diyeyim mi?”
“Hm?”
“Her gün buluşmayalım.”
“Niye?”
“Özleyelim.”
Minho hafif gülümsedi.
“Tamam.”
Bir saniye durdu.
“Ama yazacağım.”
“Yaz.”
“Gece mesaj atarım.”
“Romantik mi?”
“Hayır.”
“Ne?”
“‘Selam güzellik’.”
Göz devirdim.
“Bloklarım.”
“Denersin.”
Başımı omzuna daha rahat yasladım.
“Minho.”
“Evet?”
“Sanırım deneme sürüşü hoşuma gitti.”
Kolunu yavaş bir şekilde omzuma koydu.
“Ben zaten biliyordum.”
“Çok bilmişsin.”
“Biraz.”
Televizyon açık değildi.
Müzik yoktu.
Ayağa kalktım.
“Ben gitsem iyi olur.”
“Bırakayım mı?”
“Hayır.”
Kapıya kadar geldik.
Ayakkabımı giydim.
Kapıyı açtım.
Tam çıkacaktım ki arkamdan sesi geldi.
“Jisung.”
Döndüm.
“Ne?”
“Bugün güzel geçti.”
Basit bir cümleydi.
Ama içimi ısıttı.
“Evet.”
Bir an durduk.
Ne öpüştük.
Ne sarıldık.
Sadece baktık.
Sonra ben çıktım.
Merdivenlerden inerken telefon titreşti.
Durup baktım.
Mesaj:
— Selam güzellik.
Olduğum yerde sırıttım.
— Mesaj atmayacaktın.
Cevap anında geldi.
— Dayanamadım.
Kalbim yine saçma şekilde mutlu oldu.
Bölüm etkileşimi
