3. bölüm / 3
Yaratıcı Yazar Tanrı3.BÖLÜM: Ana Karakyetle Arkadaş Oldum.
Bölümler 3Şu an: 3.BÖLÜM: Ana Karakyetle Arkadaş Oldum.
- 1 1.BÖLÜM: Nasıl Tanrı Oldum Ya?2.203 kelime
- 2 2.BÖLÜM: Son Macera...2.181 kelime
- 3 3.BÖLÜM: Ana Karakyetle Arkadaş Oldum.2.534 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merhaba ben Rame kitabın yazarıyım.
Neyse....
İyi okumalar.
Odadan çıkıp aşağı indim yemek salonuna giderken biraz gerilmiştim ama sakin kalıp içeri girdim. Girmemle konuşmalarının arasında bir sessizlik oluştu herkesin gözleri bana döndü hepsi beni aşağıdan yukarıya süzdüler.
Ben onlara önemsemeden yerime geçtim. Ben gönül ve ablalarımdan en büyüğü olan Hayatın arasındaki sandalyede oturdum. Herkes çoktan yemeği başlamıştı bile ben geç kalmıştım.
Bende yemeğimi başladım. Yemeğimi yerken ömünden bana gelen bakışları hissetmiştim kafamı kaldırıp önüme baktım 5 yaşında gibi görünen ılgazın ilk abisinin çocuğu bana bakıyordu.
Ona bakmamla affallayıp kafasını eğdi, siyah saçlı mavi gözlü beyaz tenli tombul yanakları olan çok tatlı bir erkek çocuğuydu adı Ali'ydi. Ali'nin bana öyle bakması bii an rahatsız edici geldi ama Ona bakıp gülümsedim belki insanlardan kaçmaya alışmışım. benim gülümseme görünce şaşırarak bana baktı. Sanki benden utanıyordu hemen gözlerini kaçırdı.
Evet ılgaz yeğenini karşı soğuk ve mesafeli gerçe ailedeki herkese karşı öyle ama, kafamı kaldırıp masadaki insanları baktım. Baş köşede baba denen adam maşallah orta yaşlı ama genç yaşlardakileri bin basar. Geniş omuzları ve sert bakışları var heybetli dik duruşu ile bir aile reisenin bütün özellikleri sahip hayran bırakan bir etkisi var adamın.
Hemen yanında sağ tarafta Gönül hanım onun önünde en büyük abi Ferhat 'çok yakışıklı lan' gerçe bakışları çok soğuk ve beni gördüğünde yüzünde tek bir mimik görmedim çok ifadesiz yüzü var. onun yanında küçük Ali ve onun yanında da üçüncü numarali Fırat abi oturuyordu. Arkasını yaşlanmış rahat bir tavrı vardı Oturma şeklinden bile böyle kavgacı hemen sinirlenen insanlardan olduğu beli.
Onun önünde Hayat ilk abla vardi. Çok asıl duruyordu çatal kaşık tutuş şekli yada oturma şekli olsun yemek yeme adabını bildiğini çok iyi şekilde gösteriyordu. yanında ikinci ablam Medine oturuyordu. Galiba yemek yemeye seviyor hem hızlı hem tabağını doldurmuş. onun önünde ise ikinci numaralı abi Merih oturuyordu. Çok sakin bir enerjisi vardı Medine'nin aksıne tabağında pek bir şey yoktu ve yavaş yiyordu. Maşallah yani ailenin hepsi öyle güzel genleri sahipler ki diyecek bulamıyorum.
Ben onlara incelerken Ferhat en büyük abi konuştu. "Hayırdır hiç bir zaman görmemiş gibi bakıyorsun" dedi bana hiç bakmadan. Sesinde soğukluk vardı ve umursamaz bir tonla konuştu. Aslında Ilgazı hiçte merak etmiyor bunu da laf olsun diye sordu büyük ihtimalle. Ferhat kayak ılgazın en büyük abisi ılgaz geldiğinden beri ona hep soğuk yaptı yada o yokmuş gibi davrandı. Bu adamdan hiç hoşlanmadım elimde olsa sanane diyeceğim ama bunu yapmayacağım.
Yada desem mi? Yok yok ilk günden olmayan ilişkimizi bozmayalım.
Ferhatın gözlerinin içine bakıp büyük bir gülümsemeyle konuştum." Hiç öylesine abii" Ferhatin gözlerini bakarken içimde bir kıpırdama hissediyorum galiba ona meydan okumak benim hoşuma gidiyor. evet senin inadına gülümsiceğim hemde yüzüne baka baka gülümseyerek konuşacağım. Ferhat tepkime şaşırmıştı aynı zamanda ona abi dememi de şaşırmıştı büyük ihtimalle.
Onun dışında masadaki herkes şaşırmıştı. Bi birbirlerine bir bana bakıyorlardı ben ise onların tepkisinden memnundum. Birden Fırat'ın bir kaşını kaldırmış dik dik bana baktığını farke ttim bakışları biraz gerici bir an ne diyeceğimi unuttum lan. Bana bakan gözlerini bakışlarımı kaçırdım.
Masada sessizlik olmuşken bu sessizliği baba bey bozdu." Bu gün akşam aile yemeği var gelmen lazım bunu da ekip gelmemezlik yapamazsın" diye baba efendi konuşurken netti ve sesinde sertlik vardı. Ne otoriter bir figüran ama hayran kaldım.
Doğru bu akşam aile yemeği var yakın akrabalarla yemek yiyeceğiz ılgaz kendine bu aileden bilmediği için hiç bir zaman aile yemekleri katılmadı. " Evet biliyorum dediğin gibi yapacağım" adama bakıp gülümsedim.
İlk duraksadı ve sert bakışlarıyla bana baktı sonra konuşmaya devam etti."Biliyorum bu şeyler seni sıkar ama en azından bu sefer gelmen gerekiyor" Oooo demek ılgaza karşı anlayışlısın fena değil o zaman biraz risk alıp ilerleyebilirim değil mi?.
" Anlayışın için teşekkür ederim dediğin gibi yapacağım babacığım" diye geniş gülümseyerek dedim ama içimde biraz gerginlik oluştu yalan yok adamdan biraz tırstım. Aslında tepkisi ölçmek istiyordum. Şaşırmıştı bana şaşkın ifadeyle baktı. " Baba..babacığım?" Dedi sorar gibi.
"Ne şey babacığım demez miyim?" Diye sordum merakla. Ne diyecek ne diyecek. "Hayır" dedi aynı şaşkın ifadeyle. Bu dediğini hem şaşırmış hem sınırlenmıştım. Ne yani sen gerçekten ılgazı sevmiyor musun onu yük olarak mi görüyorsun? Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?bende seni biraz adam sanmıştım.
"A e şey özür dilerim bir daha demiyeceğim" adam hemen elini havaya kaldırırken, bir an bile tereddüt etmeden, tavırlarını değiştirdi " hayır. hayır derken hayır demek istemedim, elbette diyebilirsin" dedi. ona şaşırarak baktım sonra gülümsedim."Tamam babacığım" dedim ve anında durum penceresinden bir bildirim aldım ama şuan onunla uğraşamam.
Adam bana sanki içi gidiyormuş gibi baktı sonra dönüp kahvaltısını devam etti. Demek ılgazla ilgilisin güzel buda güzel hoşuma gitti. Yemeği bitirdikten sonra abiler ve baba efendi işe gittiler anne ve ablalar evdeydi.
Medine'nin dersi yoktu hayat ise izinliydi. Gönül hanımla beraber salonda oturup kahve içiyorlardı, bende onlarla oturmuştu daha doğrusu öyle denk geldi. Yemek sonrası kalan sessizlik, bir an için evdeki herkesin ne yapacağını bilememesi gibi bir havaya büründü "yemeği giderken düzgün bir şeyler giy çokta abartma ama biraz resmi giyin" diye Hayat birden konuştu.
Hayat bana bakarak bunu dedi. Bu ne ya? Neden ılgazın ne giyeceğini bana söylüyor ben zaten biliyorum ne giymem gerektiğini, gerçe bir bakınca kıyafet odasında daha çok şort tişort deri ceket yada kısa kolu kıyafetler ve kot pantolon gibi şeyler vardı yani ılgaz normal olarak ceket falan giymez, buradan bakınca aslında hayat bana ne giymem gerektiğini söylemiyor bana yardım etmek istiyor.
Ona bakıp gülümsedim."peki, bana fikrini söylediğin için teşekkür ederim abla" bana bakarak duraksadı abla demem şaşırttı, "iyi" derken bana bakmaya kesip kahvesinden yudum aldı. Ona abla dememle birlikte Hayatın bana olan bakış açısının değiştiğini fark ettim.
'karakter duygu analizi açıl' merak ediyordum Hayatın ılgazla ilgili ne düşündüğünü, Hayata baktım.
*DP: Hayat kayak.
Heyecanlı ve mutlu.
Düşünce: bana ilk kez abla dedi.
*Durum Penceresi
Güzel en azından ılgazdan nefret etmiyor. Kahve yudumlarken Hayatın yanında oturan Medine'ye baktım.
DP: Medine kayak.
Üzgün, endişeli.
Düşünce: Hayata abla diyorsa bana niye abla demedi? Banada abla der mi? Bana da abla demesini istiyorum Ilgazin benimle soğuk davranması biraz... üzücü.
Ne kadar tatlı ılgazın ona abla demesini mi istiyor, tabiki sanada abla derim ayrıca bu kız ılgaza seviyor gibi ha anılarında bile çocukluğundan beri ılgaza soğuk davranmayıp yakınlaşmaya çalışan bir o var Medine'nin hep Ilgazdan ilgi beklemesi ve Ilgazin her defasında ondan uzak durması onu kırmış olmalı.
"Abla sence yeşil bana yakışır mı?" Diye Medine'ye baktım, ama o hiç bana cevap vermedi. Ben hala Medine'ye bakıp cevap bekliyordum. " Abla beni dinliyor musun?" Hayat Medine'ye dürtü, Medine kafasını kaldırıp bana şaşırarak baktı. "Bana mı dedin?".
Kafamı salladım." Evet bana yeşil yakışır mı diye sordum abla" dememle gözleri kocaman oldu ve yüzünde bir gülümseme belirdi.
DP: Medine kayak.
Mutlu,Heyecanlı. Kalp Atışı yükseldi
Düşünce: Ohaa ohaaa bana abla dedi. Çocukken ona bana abla demesini söylediğim de beni tersleyip sen benim ablam değilsin dedi, Sonunda beni ablası olarak görüyor.
Mehdi'nin gözlerinde bir parıltı gördüm ve dudaklarında ince bir gülümse yerleşti yanakları hafif kızarmıştı. Şaşırmıştım. Kız bu ne heyecan ya? "Bence yeşil sana yakışır" dedi boğazını temizlerken. Demek gerçekten İlgaza seviyor keşke Ilgaz da bunu anlayabilseydi.
Bir süre sonra ben kendi odama geçtim, okula gidecektim ama ondan önce DP kontrol etmem lazım bir süre bildirim gelmişti.
Koltuğa oturup DP ekranını baktım
DP:Yeni bir Yetenek Elde ettiniz.
Yeteneğin Adı: BABACIĞIM.
'Babacığım' mi? Nasıl bir yetenek.
DP: Açıklama.
Bu yetenek sadece Ahmet bey üzerine etkili. BABACIĞIM kelimesini her kullandığınızda sevgi puanı alırsınız ve BABACIĞIM kelimesi Ahmet beye isteğiniz doğrultusunda ikna etme oranı 55% artar.
Yani eğer onu ikna etmek istersem BABACIĞIM kelimesini kullanmam ikna olması ihtimalini artar
Çok iyi lan, çok iyi bir yetenek ben bunu hep kullanırım ya.
DP'yi biraz daha kontrol ettim ve baba efendidan sevgi puanı aldığımı anladım onun dışında Gönül hanım ve Ali minnacıkda bana sevgi puanı verdi Medine ve Hayat da öyle.
Güzel, ama ben bir şey fark ettim ılgaz karakteri çok şansız. O kadar şanssız ki, yakında gökyüzünden yıldız düşse altına düşecek gibi hissediyorum. offffff onun şansını artırmam lazım. Ekranda şans satın almak istedim ama benim yeterli cilim (cil, DP'nin para birimi) yok
Ama romanda şans önemli,diğer girdiğim romanda bir kere şanssızlığım yüzünden başıma bir süre şey gelmişti gene öyle şeylerle uğraşmak istemiyorum.
Cil toplamak için iki seçeneğin var ilk: sistemi para aktarmam lazım, para dediğim öyle kâğıt para değil altın demek istiyorum.
İkinci yol: görevler, sistemde belirli görevler var içinde bulunduğun bedenle ilgili olan görevleri tamamlayıp Cil kazanabilirim.
Benim durumumda ikinci seçenek daha mantıklı geliyor. hadi görevleri bakalım.
DP: Görev.
Aile Akşam Yemeğinde bütün aileden en az 5 sevgi puanı edin.
Ödül: 500 Cil
Ceza: elektrik şok
Görevi kabul ediyor musunuz?
Evet. Hayır.
Hmmmm fena değil şuan 46 Cilim var 500 Cil çok iyi, şans oranını arttırmam içi 300 Cil'e ihtiyacım var şuan şans oranım 11, bu Görev güzel ama 5 sevgi puanı çok fazla hemde bütün akrabalardan nasıl yapacağım ya bunu düşünmem lazım.
Bir süre odada vakit geçirip sonrada okula gitmek aşağı indim otoparka girdim, ılgazın kendi arabalarının önünde durdum iki arabası vardı.
Birinci Araba.
İkinci araba.
Şimdi ben hangisini alacağım gerçe ben araba kullanmaya bilmiyorum ama Allah'tan DP var. İkinci araba çok ilgi çekiyor o olmaz birinci araba en iyisi. Krem rengi arabaya binip arabanın içine inceledim, oha lan arabanın içi bile zenginlik akıyor, zaten ılgaz zengin, mercan fakir neyse.
DP 'sultan şoför' yeteneğini aktifleştir. 'yarışma kralı' romanında yan karakter atlas, araba yarışması ve çok yetenekliydi. Ondan bu yeteneği satın almıştım.
DP: 'Sultan şoför' yeteneği aktifleşti. Seviye: D
Hadi bakalım, Arabayı çalıştırdım, motorun gürültüsüyle içimde bir huzur dalgası yayıldı. Sanki her şey bir anda yerli yerine oturmuştu gibi hissettim. vücudum kendiliğinden hareket ediyordu ve araba kullanıyor.
Bir süre sonra 30 dakikalık yolu 20 dakikada bitirmiştim. Bu yetenek çok iyidi ya saati baktım ders hâlâ başlamamıştı 15 dakika sonra başlardı ve ben biraz gergindim stres yapmıştım.
| (• ◡•)| : Efendim, sakın olun seviye C
'demir cesaret' yeteneğini aktifleştirdim.
Birden içindeki stres ve korku tamamen kayboldu kendime daha güvende ve rahat hissediyorum "Rin teşekkür ederim, sen olmazsan ben ne yaparım?" diye gülümseyerek konuştum.
| (• ◡•)| : o nasıl laf ben her zaman yanınızda olacağım.
"Tabi ki, benim yanımda olman gerek sen benim biricik asistanımsın. neyse sen naptın"
| (• ◡•) : evet ben sizin biricik asistanınızım ve işlerle ilgili merak etmeyin hepsini bana bırakın
Gülümseyerek konuştum." Tamam tamam, öyle yaparım ama benim şuan derse gitmem gerek sen kendini çok fazla yorma tamam mı"
| (• ◡•)| : peki Efendim dediğiniz gibi yapacağım sizde kendinizi yormayın ve iyi dersler.
Ne kadar tatlı." Peki sanada iyi çalışmalar" diyip arabadan indim. Etrafı baktım güzel bir üniversite zenginlerin üniversitesi bile bir başka vallah, içeri doğru yürümeye başladım sonrada dersim olduğunu sınıfa doğru yürüdüm. Allah'tan geç kalmamıştım.
Sınıfa girdim. etrafıma bakarken onu gördüm camın kenarında oturmuştu Kınyastı. Ders çalışıyor gibiydi daha hoca gelmemişti hemen ilerleyip yanına gittim. "Pardon burda oturabilir miyim?"
Bana şaşkınlıkla baktı, ama niye bu kadar şaşırdı ki? "Ta tabi oturabilirsin" sandalyeyi çekip oturdum hala bana şaşkın şaşkın bakıyordu, çantamdan kitabımı ve defterimi çıkardım ama o hala bana bakıyordu. Bu niye bana böyle bakıyor ya sanki adam görmemiş gibi.
"Neden bu kadar şaşkın şaşkın bakıyorsun?" Diye ona bakıp gülümseyerek konuştum.
"ha?" Dedi sadece " şey özür dilerim daha önce seninle konuşmaya çalışmıştım ama sen bana tepki vermemiştin şimdi yanıma gelip oturunca şaşırdım" dedi gözlerini kaçırark ve sanki gerilmişti.
"Sen benimle konuşmaya mi çalıştın?" gerçekten mi ana karakter bir figüranla arkadaş olmaya mi çalışmış? Ama neden İlgazla arkadaş olmak istemiş ki? "Evet aslında" derken eline esnesini götürdü başka yöne baktı.
"Yani öylece tanışmak istemiştim" diye gene gözlerini kaçırdı. Niye böyle şüpheli davranıyor "Öyleyse güzel tanışalım ben ılgaz kayak" diye gülümseyip elime uzattım.
Dudaklarındaki gülümse dahada genişledi. "Biliyorum adını ama sen benimkini bilmiyorsun ben kı_" lafını kesiyorum canım ama ben seni senden daha iyi tanırım sarı papatyam."kınyas barış, adın bu".
Kınyas hayretle bana baktı." Ben senin düşündüğün kadar seninle ilgisiz değilim" dedim gülümseyerek.
Birden gözleri parlayıp büyüdü ve yanakları kızardı hayranlıkla bakıyordu bana. Lan sarı papatyam niye bu kadar garip davranıyorsun? acaba şuan ana karakter benimle ilgili ne düşünüyor
'karakter duygu analizi açıl'
DP :Kınyas barış
Heyecanlı çok heyecanlı, akalp ateşi yükseldi ve şaşırmış.
Düşünce: ne dedi o? Seninle ilgiliyim mi dedi? Allah'ım sana geliyorum inanamıyorum, inanamıyorum. Gerçekten gelip benim yanımda oturdu üstelik benim adımı biliyor hatta benimle ilgiliymiş
onunla konuşmaya çalışınca beni görmezden geldi. Bursu olduğum için beni hor gördüğünü düşünmüştüm ama öyle değilmiş.
NE!? Sarı papatyam neden idolunla konuşmuş gibi bu kadar şaşırıyorsun? Gerçekten Ilgazı bu kadar hayran misin ama niye? Madem öyle o zaman bu onunla daha iyi bir bağ kurmanın en iyi yolu. Bunu kullanacağım. Kınyasa bakıp gülümsedim." Eminim şuan; ilk karşılaştığımızda seni görmezden geldiğimden dolayı seni burslu olduğun için hor gördüğümü düşündüğünü düşünüyorsundur"
Şaşırarak bana baktı. " Sen nasıl nasıl?'' diye dili tutulmuştu sanki. " Nasıl mi bildim?"
"Evet nasıl bildim?"
Ona biraz yaklaşıp fısıldayarak konuştum." Ben insanların zihnini okuyabiliyorum"
Kinyas hayranlık ve şaşkınlıla bana baktı"Gerçekten mi?"
Hayır tabiki sistem var ama tabiki sana bunu demiyeceğim, gülüp" hayır tabiki ama insanların zihnini okumak için ila özel yeteneği ihtiyacım yok" dedim.
Aynı ifadeyle" Nasıl şimdi insanların zihnini okuyabilir misin bu mümkün mü?" Diye sordu merakla. " Evet hem bunu sadece ben değil herkes yapabilir, sen bile yapabilirsin"
Şaşırarak sordu." Nasıl yani?"
" Bak bir insanin düşüncelerini davranışlarında anlayabilirsin"
" Davranışlar mı?"
" Mesela 3 sıra önümüzdeki kumral kızı görüyor musun" derken çenemle önümdeki kıza gösterdim." O aç acıkmış yani hemen yemek yemek istiyor" dedim.
" Onu nerden anladın ya?"
" Bak kambur yapmış önünde doğru eğilmiş ayrıca sol eline karnın üzerine koydu ve az önce tükürüğünü yuttu bide telefonda ASMR FOOD izliyordu" dememle kınyas kahkaha attı ve hemen elini ağzının önüne götürerek gülmesini engellemeye çalıştı ama hâlâ gülüyordu.
O gülmeye başlayınca bende gülmeye başladım.
"Bu nasıl analiz ya" derken hayranlıkla gülmeye devam etti. Ben dirseğimle omzuna dürttüm."Bak bak şu kahve saçlı olan çocuğu görüyor musun?" Diye yanımda 2,3 metre ötede sırada oturmuş arkadaşıyla konuşuyordu.
"Ee?" Diye kinyas gösterdiğim kişiye baktı." O çocuk şu önündeki sarışın kızla ilgileniyor"dedim." Nasıl anladın?" Sordu merakla. " Bak kafası arkadaşını dönükken vücudu o kızın oturduğu yerin doğrultusunda, bide ha bide kıza bakıp bakıp duruyor. İnsanların vücut dili hoşlandığı insanları karşı böyle oluyor"
"Vayy sen baya baya insanları okuyorsun" dedi hayranlıkla bana bakarken. " Yani kendi çapımda bir şey yaparım öyle çokta şah şanlı bir şey değil" dedim çekinirken.
"Bence harika bir şey, peki insanların sana yalan söylediğini nasıl anlarsın?" Diye sordu. Seni meraklı sarı papatyam." Bütün insanlar yapmıyor ama bir çoğu yapıyor, yalan söylerken ağızlarının önüne kapatıyorlar, mesela burunlarını kaşıyorlar" derken bende burunumu kaşıdım.
"Yada kulağın arkasını kaşıyorlar, dokunuyorlar yani kulağını" dedim. " Anladım" derken kafasını ağır ağır salladı, tam o anda hoca sınıfa girdi ve derse başladı. Ben gülmemeye çalışarak kinyasa dönüp konuştum." Kınyas şu kahverengi saçlı olan çocuk var ya altına kırmızı dantelli don giymiş" derken dayanamayarak sesiz sesiz gülmeye başladım.
Kınyas'da gülmeye başladı." Onu nasıl anladın" derken gülmesi hiddetlenmıştı,Bende öyle gülüyordum konuşamaz hale gelmiştim
" Sandalye hahaha sandalyenin üzerinde haha otururken gördüm" diyince ikimizde gülmekten oturacak halde değildik.
Kıpırdanıp gülüyorduk, birden hoca bize bakarak sesini yükselti" oğlum ne oluyor, ne gülüyorsunuz siz dersteyiz kesin şunu" diye bana ve Kinyasa baktı.
"Hocam özür dilerim" dedim.
"Bir daha olmayacak" dedi kinyas. Hoca gözlerini devirip derse devam etti, ben Kınyasa baktığımda gene gülesim geldiği için gülmemeye çalışarak önüme döndüm.
Oda eline ağzına götürerek gülmemeye çalıştı. ders bittikten sonra ikimiz beraber sınıftan çıktık ve çıkışa kadar birlikte yürüyüp konuştuk çıkışta onu evine götürmeye teklif ettim ama teşekkür edip teklifimi reddetti bende israra gerek yok diyip arabama bindim.
Bölüm etkileşimi
