22. bölüm · Yaralı askerim
Turan Efe Alp
İlahi Bakış Açısı
Yüzbaşı Sarmaşık duyduğu ses ile neye uğradığını şaşırmıştı. Ses benzemesi miydi yoksa delirmiş miydi?
Bu ses Turan'a aitti.
Kodun doğru olduğunu anlayınca kasaturasını adamın boğazından çekti. Aklındaki düşünceleri susturabilmek adına hızlı bir şekilde adamın önüne geçti.
Adamın yüzü siyah maskeden dolayı gözükmüyordu ama o kara gözlerinden, bakışlarından anlamıştı. Bu adam Turan'dı.
Yüzbaşı Sarmaşık merak ve şaşkınlık içeren sesi ile konuşmaya başladı.
"Sen... senin burada ne işin var?"
Adam kadının gözlerine baktı bir süre. Sonra yavaş hareketler ile maskesini yüzünden çıkardı.
Son derece sakin sesi ile konuşmaya başladı.
"Bak biliyorum çok saçma bir durum ama beklediğin kişi benim. Merak ettiğin şeyleri sonra konuşuruz, şu an daha önemli işlerimiz var asker hanım."
Efil Turan'ın sözleri üzerine yüzüne hâlâ atlatamadığı şaşkınlığı ile bakmaya devam etti.
Turan Efil'in yanından geçti ve arkasındaki masanın etrafındaki sandalyelerden birine oturdu.
Efil hâlâ aynı ifade ile yavaşça adamın yanından geçip gidişini izledi. Ne yani, Karanlık lakaplı istihbaratçı doktor muydu?
Merakına yenik düşen kadın sesini kontrol ederek normal bir şekilde konuşmaya başladı.
"Peki tamam sonra konuşalım ama tek bir sorum var. Karanlık sen misin?"
Adam kadının yaptığı planlı haritaya bakarken kafasını tekrardan kadına çevirdi. Kısa bir bakışın ardından tekrar haritayı inceleyerek konuştu.
"Evet, Karanlık benim. Bir süre önce bazı sebeplerden dolayı doktor kimliğine bürünmem gerekiyordu. Plana gelecek olursak beklediğimden daha başarılı bir plan hazırlamışsın."
Kadın olayları yavaş yavaş kafasında toparladığında artık göreve odaklanması gerektiğini anladı.
Yavaşça adamın karşısına geçti ve plan ile ilgili her şeyi kısaca anlattı.
Yarım saatin sonunda kafalarında her şeyi toparlamışlardı.
Şimdi ise kadının geçeceği yolu tuzaklamak için konuma doğru ilerliyorlardı.
Adam yan gözler ile sürekli kadına bakıp tekrar önüne dönüyordu. Kadın bunu tabii ki fark etmişti.
Adam tekrardan kadına bakınca kadın artık dayanamamıştı.
"Bişey mi var aslanım, söyle de bileyim." dedi hafif sinirli bir şekilde.
Kadının bu çıkışını beklemeyen adamın adımları anında durmuştu.
Kadın adamın durduğunu anlayınca adımlarını durdurdu ve adama dönüp baktı.
Adam kadına sorar gibi bakıp, "Aslanım?" dedi.
Turan'ın durma sebebini anlayan Efil gözlerini devirmeden edememişti.
"Ne bekliyordun, doktor bey dememi mi? Ha eğer öyleyse hiç naziklik yapamayacağım."
Turan Efil'i daha fazla bekletmemek için tekrardan ilerlemeye başladı. Ağzının içinde mırıldanmayı da unutmamıştı.
"Sabır sabır..."
Bir süre daha ilerledikten sonra sonunda Vera'nın geçeceği yola gelmişlerdi.
Hızlı bir şekilde yolu tuzakladıktan sonra artık tek yapmaları gereken şey kadının gelmesini beklemekti.
Efil kendine konvoyu rahatlıkla görebileceği bir konum buldu ve dikkatli bir şekilde mevzilendi.
Turan ise Efil'in birkaç metre ilerisinde çoktan yerini
almıştı.
İKİ SAAT SONRA
"Nerede bu amk karısı lan?" diye söylenen Efil'in sesini Turan kulağındaki küçük kulaklık sayesinde duymuştu.
"Sıkıldın herhalde sen asker hanım."
Turan'ın sesini duyan Efil bir an afalladı.
"Haa sende vardın değil mi aslanım?" Efil sırf Turan ile uğraşmak için ona böyle sesleniyordu.
"Anladım ben, sen sıkılmışsın."
"Ne alaka, nereden anladın?"
"Bana bulaşmaya çalışmandan olabilir mi asker hanım?"
Efil sanki Turan görebilecekmiş gibi kafasını olabilir anlamında aşağı yukarı salladı.
"Olabilir."
Bir süre daha sessiz bir şekilde beklediler.
Yüzbaşı Sarmaşık'ın dürbününde konvoy gözüktüğünde hemen Turan'a haber verdi.
"Konvoy gözüktü, üç dakikaya burada olurlar."
Efil'in sesini duyan Turan da hemen dürbününü geliş yoluna çevirdi.
Konvoy iyice yaklaşmıştı.
"Üç deyince patlat."
Efil cebindeki küçük bombaya bağlantılı olan kırmızı butonu çıkardı ve avcuna alıp baş parmağını üzerinde bekletmeye başladı.
"Üç."
Turan Efe'nin sesi kulaklarına ulaştığında hiç beklemeden fazla hasar vermeyecek olan bombayı patlattı.
Vera onlara sağ lazımdı.
Bombanın patlaması ile konvoydaki ilk araç havaya uçmuştu. Bunu gören diğer adamların araçları anında ani bir fren ile durmuştu.
Turan ve Efil hiç beklemeden dürbünün görüşüne giren teröristleri öldürmüştü.
Etrafta saçılan parçalar, kaçışan teröristler, bombanın etkisiyle çıkan ufak kıvılcımlar... Toz duman, her şey birbirine karışmıştı. Az önceki sessizlikten eser kalmamıştı.
Turan Efe'nin görüşüne araçtan çıkıp kaçmaya çalışan Vera girince hızlı bir şekilde konuşmaya başladı.
"KAÇIYOR! VERA KAÇIYOR! BEN PEŞİNDEN GİDİYORUM."
Anında dürbünü ile etrafı tarayan Efil aynı şekilde cevap verdi.
"DUR... SEN DEVAM ET! O TARAFA KOŞMAN ÇOK RİSKLİ. BENİM GİTMEM DAHA KOLAY. SAKIN KALKMA YERİNDEN."
Diyerek yerinden bir hışımla fırladı Efil. Kadının arkasından hızlı bir şekilde koşarken kulaklarında tekrardan Turan'ın sesi yankılandı.
"DİKKATLİ OL!"
Efil cevap vermek yerine daha hızlı bir şekilde koşmaya başladı. Arkada fazla adam kalmadığı için Turan'ı tek bırakabiliyordu. Eğer çok adam kalsaydı onu riske atmazdı.
Kaçan kadın kendisine yaklaşan Efil'i fark edince hızını iyice artırdı.
"PEŞİMİ BIRAK ASKER!"
Efil onu hiç umursamadan arkasından gitmeye devam etti.
"PEŞİMİ BIRAKMAZSAN SENİ ÖLD..."
Vera daha cümlesini tamamlayamadan saçlarının geriye doğru çekilmesi ile ağzından acı bir inilti koptu.
Efil kadını yakaladığı gibi saçlarından tutup yere yatırmıştı. Kadının yüzüne ardı arkası kesilmeyen yumruklar atarken aynı zamanda kadına küfürler ediyordu.
"Amk kahpesi, dalağım şişti lan koşacağım diye! Ben senin dalağını s*kmez miyim lan!"
Vera Efil'in altında çırpınırken konuşmaya devam etmeye çalışıyordu.
"Bırak beni manyak kadın."
Kadının ciyaklaması Efil'in iyice sinirini bozunca bu kez saçından tuttuğu gibi kafasını üst üste yere vuruyordu.
Turan ise birkaç adamı da temizleyip doğruca Efil'in olduğu tarafa doğru ilerlemeye başladı.
Bir süre sonra görüş açısına giren görüntü ile söylene söylene onlara doğru ilerledi.
"Ulan ulan seni, kadının peşinde yollayan da zaten kabahat."
Efil omuzlarında hissettiği el ile hızlıca arkasını döndü ve omuzlarından tutan kişiye sert bir yumruk geçirdi.
Neye uğradığını şaşıran Turan öfkeyle sordu.
"Lan manyak kadın, napıyorsun sen?"
Adamın Turan olduğunu anlayan Efil ne yapacağını bilemez şekilde Turan'a bakıyordu.
"İyi misin? İstemeden oldu ya..." dedi, yüzünü buruşturarak.
"Kızım ilk bir bak, in miyim cin miyim diye. Hemen saldırma."
Efil nazik olmaya çalışıyordu ama madem karşısındaki öküz naziklikten anlamıyordu o zaman anladığı dilden konuşurdu.
"Gelmeseydin lan sen de arkamdan sinsi sinsi."
Adam kadına hayretler içinde bakıp,
"Ben miyim sinsi Efil?" dedi.
"Tabii sensin, ben miyim?"
Turan tam ağzını açıyordu ki terörist yattığı yerde konuşmaya başladı.
"Ne istiyorsunuz benden manyaklar?"
"Sen kes lan sesini!"
Aynı anda konuşan ikili birbirlerine baktılar.
"Beni taklit etme."
Gene aynı anda konuşan ikili birbirlerine şokla baktılar.
"Tövbe tövbe."
Bu kez dayanamayan Efil konuştu.
"Tamam bir şey deme, tut şu kadını gidelim."
Turan hiç sorgulamadan Efil'in dediğini yaptı.
Ve ağzı yüzü kan içinde olan kadının bir kolundan tuttuğu gibi ayağa kaldırdı.
Onlar ilerlemeye başlayınca Efil de söylenerek arkalarından gitmeye başladı.
"Adam geldiği gibi gene dengelerim ile oynamaya başladı lan."
Bitti. Yani bölümde sizce neler olucak. Beğenmeyi unutmayın.💕
