10. bölüm / 11
Yanlış Numara Doğru Aşk10.Bölüm
Bölümler 11Şu an: 10.Bölüm
Meyra heyecanlıydı açıkçası küçüklükten beri hoşlandığı adam ile buluşacaktı. Onu gördüğünde ne diyecekti bilmiyordu. Her gün gördüğü kişiydi aslında abisinin yanında olsun, başka yerlerde olsun illa görüyordu onu ama yine de heyecanlanmıştı. Ona açılacak mıydı? Açıldığında ne olacaktı bunu da bilmiyordu zaten ne düşündüğünü dahi bilmiyordu.
Meyra onu çocukluğundan beri tanırdı her gördüğünde kalbi sanki yerinden çıkacak gibi oluyordu. İşte tek sorun abisiydi abisinin arkadaşından hoşlanıyordu bir insan kalbini kime konduracağını bilemezdi Meyra da bilememişti. Odasında hazırlanmaya o kadar dalmıştı ki saatten dahi haberi olmamıştı. En sonunda saatin geç olduğunu fark eder ve alelacele evden çıkar.
Kafe, ikindi güneşinin eğik açılarıyla süzülen altın sarısı ışıklarla doluydu. Havada taze çekilmiş kahve çekirdeklerinin o keskin, davetkar kokusuyla tarçınlı kurabiyelerin tatlı aroması birbirine karışıyordu. Arka fonda alçak sesle çalan caz melodisi, mekanın sakin ritmine eşlik ediyordu. Meyra, ahşap masaya doğru adımlarını hızlandırırken heyecanını gizlemek istercesine çantasının sapını sımsıkı kavradı. Yanakları hafifçe kızarmış, nefesi biraz düzensizleşmişti.
Sandalyeyi çekip Kaan’ın tam karşısına oturduğunda, Kaan omzunu masanın kenarına dayamış, yüzündeki o her zamanki sakil ama samimi tebessümle onu izliyordu. Üzerindeki siyah pamuklu t-shirt ve dökümlü saçları, ona rahat ama dikkat çekici bir hava katıyordu. Meyra ise aksine, üzerindeki bluzun kıvrımlarını düzeltirken gözlerini kaçırmamaya çalışıyor, içindeki fırtınayı bastırmak için çabalıyordu.
"Geç kalmadım, değil mi?" diye sordu Meyra, sesindeki hafif titremeyi gizlemeye çalışarak.
Kaan, önündeki boş peçetelikle oynamayı bırakıp arkasına yaslandı. "Ben de yeni geldim Meyra, sorun yok."
"Anladım... İçecek falan sipariş verdin mi?"
"Hayır, seni bekledim."
Meyra hafifçe gülümsedi. "O zaman sipariş verelim."
"Olur," dedi Kaan ve yanlarından geçen garsona el ederek iki kişilik kahve siparişini verdi. Siparişlerin hazırlanmasını bekledikleri o kısa sessizlikte, Kaan bakışlarını Meyra’nın gözlerine dikti. Bakışlarında hem dostane bir sıcaklık hem de gizleyemediği bir merak vardı. Masadaki bardağa parmaklarıyla ritmik bir şekilde vururken konuşmaya başladı.
"Eee, anlat bakalım..."
Meyra kaşlarını hafifçe kaldırarak kendini naza çekti. "Neyi anlatayım?"
"Benimle neden buluşmak istedin?"
"Abimin arkadaşı ile buluşmak isteyemez miyim yani?" dedi Meyra, meydan okuyan bir edayla.
Kaan’ın dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. "Bilmem... İsteyebilir misin?"
"Sana sormalı." Meyra bir an duraksadı. Ortamdaki neşeli hava bir anda yerini daha ciddi, daha yoğun bir atmosfere bıraktı. Derin bir nefes alıp Kaan’ın gözlerinin içine baktı. "Kaan..."
"Efendim?"
"Seninle konuşacağım bir konu vardı."
Kaan başıyla onayladı. "Evet, zaten bu yüzden buluşmadık mı?"
"Evet... Bu yüzden buluştuk."
Kaan, Meyra'nın bu tereddütlü hallerini dikkatle inceliyordu. Kızın yüzündeki her mimik, içindeki çelişkiyi dışarı vuruyordu. Meyra gerçekten de neyi, nasıl söyleyeceğini bilemiyordu; bir yanı buradan koşarak uzaklaşmak isterken, diğer yanı yıllardır biriken yükü buraya bırakması gerektiğini fısıldıyordu.
"Seni dinliyorum," dedi Kaan, ses tonunu biraz daha yumuşatarak.
Meyra ellerini masanın üzerinde kenetledi. "Sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum açıkçası ama... Bir yanım söylemem gerektiğini söylüyor."
Kaan ona cesaret vermek istercesine öne doğru eğildi. "Tamam, o zaman anlat, dinleyeyim seni."
Meyra gözlerini kapattı, ardından hızlıca açtı. İşi daha fazla uzatırsa cesaretinin tamamen kırılacağını biliyordu. "O zaman direkt söylüyorum."
"Söyle."
"Ben senden hoşlanıyorum."
Kaan’ın kaşları şaşkınlıkla havalandı. Yüzündeki merak yerini anlık bir donakalmaya bıraktı. "Ha?"
Meyra, söylemiş olmanın verdiği o garip cesaretle devam etti. "Duydun işte, senden hoşlanıyorum. Bu hoşlantı ne zaman başladı bilmiyorum ama uzun zamandır senden hoşlanıyorum Kaan."
Kaan toparlanmaya çalışarak dudaklarını araladı. "Meyra..."
"Bir şey demene gerek yok!" diye kesti Meyra onun sözünü. Ellerini havaya kaldırıp kendini savunur bir tavır takındı. "Bunu uzun zamandır içimde tutuyordum, artık tutmak istemedim."
"Meyra, bir dakika—"
"Dediğim gibi, bir şey demene gerek yok gerçekten."
Kaan hafifçe kıkırdadı, bu panik hali ortamdaki gerginliği bir anda dağıtmıştı. "Ama demek istiyorum Meyra. Benden hoşlandığını söyledin ama benim senden hoşlanıp hoşlanmadığımı sormadın."
Meyra bakışlarını masaya indirdi, ses tonu hafifçe düştü. "Eğer sorarsam ve benden hoşlanmadığını duyarsam..."
Kaan eğilip Meyra’nın bakışlarını yeniden yakaladı. Gözlerinde hınzır bir parıltı vardı. "Ya duymazsan?"
Meyra kaşlarını çattı, zihni bu ihtimali işlemekte zorlanıyordu. "Anlamadım?"
"Ya senden hoşlanıyorsam, ne olacak?"
Meyra’nın gözleri kocaman açıldı. "Benden mi hoşlanıyorsun?"
"Evet."
"Cidden benden hoşlanıyor musun?"
"Evet, cidden."
"Sen... Benden hoşlanıyorsun yani?" Meyra inanmakta güçlük çekiyormuşçasına kelimeleri tek tek vurguladı.
"Evet Meyra, evet."
Meyra’nın yüzünde aniden şaşkınlıkla karışık, kontrol edemediği kocaman bir gülümseme yayıldı. Beyni bir an için durmuş gibiydi. "O zaman seni üç evet ile uğurluyorum!"
Kaan neye uğradığını şaşırarak kahkahayı bastı. "Ney?"
Meyra, kurduğu cümlenin saçmalığını sonradan fark ederek elleriyle yüzünü kapattı. Yanakları al al olmuştu. "Şaka şaka! Şoktan ne diyeceğimi bilemedim..."
Kaan, kızın bu tatlı telaşına gülümseyerek bakarken, "Anladım..." dedi . O sırada garson dumanı üstünde tüten kahvelerle masaya yaklaştı. İkisi arasındaki bütün gerginlik eriyip gitmiş, yerini ısınan bir yakınlığa bırakmıştı.
Bölüm etkileşimi
