10. bölüm · Yanımdaki Yalancı

9. Bölüm

Amaya Xxxx

Gece uyuyamayan insanların
Gündüze sığmayan acıları vardır...

Adım sesleri kesildikten sonra ağzımın üzerindeki elimi çekerek rahat nefesler almaya başladım. Aradan geçen kısa bir süre sonra bulunduğum küçük odanın kapısı açılmasıyla şaşkınlıkla kaşlarım havalandı ve korkuyla çığlık attım.Çığlığım ile anında Atlas bir adım uzaklaşarak ellerini teslim olmuş bir şekilde havaya kaldırdı."Sakin ol benim."Elimi göğüs kafesimden fırlayacakmış gibi atan kalbimin üzerine koyarak gözlerimi kapattım. "İyi misin?"Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım. Hiç iyi değildim. Sonuçta her gün silahlı saldırıya uğramıyorum ya da bir sapık tarafından takip edildiğimi öğrenmiyorum(!)"Aç gözlerini."

Yumuşak sesi ile kendimi huzurlu hissettim. Güvende hissettim."Tut ellerimi."Bir kez daha mayıştıran sesini duymamla gözlerimi yavaşça araladım. Kalp atışlarım yavaşlamış, eski haline geri dönmüştü. Uzattığı ellerini tutarak küçük odadan çıktım."İşte böyle, sakin."Küçük odadan çıkar çıkmaz bacaklarımı hissetmeyerek kendimi saldım ve çıplak zemine oturdum. Atlas benim düştüğümü zannederek koluma girerken ondan destek almaya çalıştım. Sırtımı göğsüne dayadı. Titrek bir nefes vererek gözlerimi tavana diktim.
"İyisin."Yutkunarak boğazımdaki kuruluğu yok ettim."İyiyim."

Ne kadar o şekilde durduk biliyorum ama odaya aceleyle giren Ekin ile Atlas'dan uzaklaştım. Ekin beni görür görmez şaşkınlıkla kaşları havalandı. "Abi- Savcım!"Atlas öksürecek ayağa kalktı. "Bir şey mi oldu Ekin?"Ekin bir yerde oturan bana bir de ayakta dikilen Atlas'a baktı. Sırıtarak Atlas'a bakmaya devam etti."Ekin?"Atlas'ın dik dik bakması ile gözlerini devirerek eski haline geri döndü.
"Görmek isterseniz diye gelmiştim."Atlas başını olumlu anlamda sallayarak Ekin'in arkasından ilerledi. Ellerimi yere dayayarak destek aldım ve ayağa kalktım. Biraz da olsa eski gücüm yerine gelmişti. Yavaş adımlarla odadan çıktım. Az ilerimde duran Atlas ve Ekin'in yanına gittim. Atlas'ın elinde tuttuğu kurşun dikkatimi çekmişti. Kaşlarını çatmış bir vaziyette pür dikkat bakıyordu. Yüzünden ne düşündüğünü anlamak imkansızdı. Yüz ifadesi bir duvardan farklı değildi.

Elindeki kurşuna dikkatle baktığımda üzerinde damla sembolü gördüm. Anlamayarak kaşlarımı çattım ve bir cevap bekleyerek Atlas'a döndüm. Yanlarına geldiğimi yeni fark eden Atlas hızlıca kurşunu cebine attı. O kadar dalgındı ki dibine girmiş olmama rağmen beni daha yeni fark ediyordu. "Daha iyi misin?"Başımı 'iyiyim' anlamında salladım. Salona baktığımda çok kötü bir durumda olduğunu gördüm. Etraf cam kırıklarıyla kaynıyordu. Koltuklarda bir sürü delik oluşmuş, birçok eşya yeri boylamıştı. Ev resmen ev olmaktan çıkmış. Evi incelediğim sırada Atlas ve Ekin'den başka kimsenin olmadığını fark ettim. Dikkatimi çeken detayla kaşlarım mümkünmüş gibi daha da çatıldı. Şu an evin içerisinde bir grup olay yeri inceleme ekibiyle polislerin olması gerekmez miydi? Sonuçta bir Savcının evi taranmıştı ve ortalıkta kimsecikler yoktu. Fark edilmeyecek bir detay değildi. "Buraları ne yapalım Savcım?"

Atlas etrafında dönerek evi inceledi. Ellerini cebine koyarak Ekin'e döndü. İşaret ve baş parmağı ile alnına oval hareketlerle masaj yapmaya başladı."Birkaç kişi ayarla ev temizlensin. Şu iş de sende."Göz kırparak başını salladı. Ekin de aynı şekilde göz kırparak başını salladı. Anlamamamı istedikleri ortadaydı. Ancak bugün daha fazla ne şey duymak ne de öğrenmek istiyordum. "O zaman ben gidiyorum. Sizin konuşacaklarınız vardır."

Ekin Atlas'ın herhangi bir cevap vermesini beklemeden yanımızdan ayrıldı. Aramızda ki sessizlik sürerken dış kapının kapandığını duydum. Yerdeki camlara basmamaya dikkat ederek kurşunlardan dolayı delik deşik olan koltuğa oturdum. Dirseklerimi dizlerime dayayarak yüzümü avuçlarımın içine sakladım.Yan tarafımın çökmesiyle ellerimi yüzümden çekerek Atlas'a baktım. Anlamlandıramadığım bir duygu ile gözlerime bakıyordu. "Ilgaz kim? Onunla nasıl bir alakan var? Neden onun için önemliyim?"

Sorduğum her soru ile yüzünün değiştiğine şahit oldum. İlk önce afalladı sonra gözlerini kaçırdı sonra tekrar bana baktı. Ne diyeceğini bilmiyor gibiydi. "Önceden bende sana sormuştum İzgi. Rüyanda ismini sayıklayarak uyanmıştın. Bilsem sana sorar mıyım?"
Kaşımı kaldırarak hiçbir şey demeden yüzüne bakmaya devam ettim. Yutkunarak yanımdan kalktı. Kaçıyordu. Bir şeyden ya da birilerinden dolayı bana anlatmaktan kaçınıyordu. Bu konu hakkında hiç de olumlu şeyler düşünemiyordum. Ama eninde sonunda bu da ortaya çıkardı. Sonuçta gerçeklerin ortaya çıkma gibi huyu vardı. "Gidelim buradan, daha fazla durmayalım."

Bir süre daha yüzüne baktıktan sonra bir şey demedim. Ellerimi dizlerime vurarak ayağa kalktım. Cam kırıklarına dikkat ederek salondan çıktım. Arkamdan geldiğini belli eden adım seslerini duyuyordum. Kapının yanında duran ayakkabılarımı edilmemeye dikkat ederek giyindim. Evden çıkınca Atlas hızlı adımlarla yanımdan geçerek evin önüne park edilmiş olan arabasına doğru yürüdü.

Yavaşça arabaya bindim. Arkama yaslanarak camdan dışarıya baktım. Güneş batıyordu. Gökyüzü turuncu, kırmızı, sarı tonları hakimdi. Hafif bulutlarla süslenmişti. Atlas'ın arabayı çalıştırırken yandan baktığını hissettim. "Gidesiye kadar biraz uyu istersen yolumuz uzun."Bir şey demeden sadece gözlerimi kapattım. Her şeyden uzak huzurlu bir uyku, sadece huzurlu bir uyku.

Yine buradayım. Ait olmadığım o yerde. Gece çökmüştü, herkes yataklarında sessiz sessiz uyuyordu. Koca yatakhane de uyuyamayan bir tek bendim. Neden mi? Dışarıdan bir sürü sarhoş adam sesi kulaklarımda yankılanıyordu. Kahkaha sesleri, kavga sesleri ve onları takip eden seçemediğim birçok ses daha. Sesler susmuyordu. Kafamın içerisinde dönüp duruyordu. Az da olsa bu seslerden kurtulmak için başımı yastığın altına sokarak gözlerimi yumdum. Tekrardan duyduğum kahkaha sesleri ile başımın üstündeki yastığı bastırdım.

Yalnızdım. Çok yalnızdım. Annem yoktu, babam yoktu. Kimsem yoktu. Bir süre o şekilde seslerin susmasını bekledim. Bekledim, bekledim. Susmadılar. Tam sesler tamamen kesildi, ortama sessizlik hakim oldu derken boş sokakta iki el silah sesi yankılandı.
Korkuyla yattığım yerde sıçradım. Çığlık atmamak için bir elimle sıkıca ağzımı kapattım. Göğsüm korkuyla hızla inip kalkıyordu. Gözlerimi daha sıkı yumdum. İçimden şarkı mırıldanmaya başladım.

Bir gün buradan kurtulacağım, kendi ayaklarımın üzerinde duracağım kimseye muhtaç olmayacağım. Bunu başaracağım kendim için bunu yapacağım.Silah seslerinin ardından tekrardan ortama sessizlik hakim oldu. Çok kısa süre sonra nefes alış-verişlerim yavaşlamıştı. Ürkekçe kafamın üstündeki yastığı kaldırdım. Çıplak ayaklarımla yataktan indim. Ayaklarıma çarpan soğuklukla titredim. Yavaş ve korkak adımlarla kenarı kırık olan cama doğru adımladım. Cama yaklaştıkça yatakhaneyi aydınlatan ay ışığı yüzüme düştü. Kırık camdan içeriye vuran soğuklukla kollarımı bedenime dolayarak adımlarımı atmaya devam ettim.

Camın yanına geldiğimde omzumu duvara yaslayarak kara bulutlarla kaplı olan gökyüzünü seyretmeye başladım. İçime derin bir nefes çektim. Dolunayın önünü kapatan kara bulutlara baktım. Evimi özlemiştim, geceleri sıcacık yatağıma girerek mışıl mışıl uyumayı özlemiştim, arkadaşlarımı özlemiştim, evimin kokusunu özlemiştim, annemi babamı özlemiştim, ailecek olan sohbetimizi gülüşmelerimizi özlemiştim. Özlediğim çok şey vardı. Eski beni çok özlemiştim. Hep gülen şakalar yapan o İzgi'yi. Dolan gözlerimi kapattım.

Kulağıma ilişen ıslık sesi ile gözlerimi yavaşça aralayarak kaşlarımı çattım. İyice kulak kesilerek ıslığı dinledim. Melodisi oldukça hoştu. Aldığım nefesi yavaşça vererek dinlemeye devam ettim. Huzurlu hissettiriyordu. Kendimi evimde hissettiriyordu. Islık çalan kişiyi görmek için sokağa bakındım ancak çöp karıştıran bir kediden başka bir şey göremedim. Islık sesinin kesilmesi ile üzüntüyle camdan uzaklaştım. Biraz da olsa evimde hissetmemi sağlamıştı. Sonsuza kadar dinleyebilirdim. Yatağıma doğru yürürken arkamdan gelen tok ses ile duraksadım. Yavaşça arkama döndüm ancak bir şey göremedim. Tam önüme dönecekken yerde gördüğüm şeyle duraksadım. Eğilerek ellerimin arasına aldım.

Taşa sarılmış olan kağıdı taştan kurtararak açtım. Buruşmuş kağıdın içerisinde iyi uykular Selene yazıyordu. Kaşlarımı çatarak camdan dışarıya baktım. Sokağın başında duran siyah suiletten başka bir şey göremedim. Dikkatli bir şekilde suilete bakarken bana doğru el salladıktan sonra arkasını dönerek gözden kayboldu.

Sıçrayarak uyandım. Elimi hızlı atan kalbimin üzerine koydum. Uzun süredir geçmişimle ilgili rüyalar görmüyordum. "İzgi?"Sol tarafımdan gelen ses ile döndüm. Atlas bir yola bir de bana bakıyordu. Bana bakarken oldukça endişeli gözüküyordu. Elimi havaya kaldırdım, yavaşça yutkundum. "Sorun yok." Karnımın üzerinde hissettiğim acıyla yüzümü buruşturmamaya çalıştım. Kalbimin üzerindeki elimi yaramın üzerine bastırdım. "Acıyor mu?"

Başımı olumsuz anlamda sallayarak akan yolu seyretmeye koyuldum. Aklımda yankılan şey ile gülümsedim. Selene...O kötü anlarımı güzelleştirmeye çalışan Suilet aklıma geldi. Adını bilmiyordum, sadece beni mutlu etmeye çalıştığını ve ezbere bildiğim huzurlu hissettiren ıslığı vardı. Onun adını Suilet koymuştum. O benim en güzel anılarımın yaratıcısıydı. Şimdi fark ediyorum onu ne kadar özlediğimi. En son onu seneler önce görmüştüm, yurttan ayrılmadan önce. Belki de aynı yolda yan yan yürümüştük ya da göz göze gelmiştik, belki de hiçbirisi. Unutmuş mudur beni? Hayatı nasıldır acaba? Beni hatırlıyor mudur? Bir gün tekrardan yan yana gelmek için her şeyimi verebilirim.

Arabanın durması ile önümdeki binaya, adliyeye, baktım. Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çatarken Atlas'a döndüm. "Bakma öyle, seni getirmeye niyetli değildim. Halletmem gereken az bir işim kaldı."

"Evine kimin saldırdığını araştırmayacak mısın?" Gözlerimi kısarak yüzünü inceledim. Bu soruya nasıl bir cevap vereceksiniz bakalım Atlas Savcı. Böyle bir şey sormamı beklemiyor olsa gerek anlık olarak kaşları çatıldı ancak hızlıca eski haline geldi. "Benimle birlikte gelecek misin yoksa arabada mı duracaksan?" Beni geçiştirmeye çalışması ile kaşlarımı daha da çok çattım. "Hey! Bir şey sordum!"

Tek kaşını kaldırarak sert gözlerle baktı. "Burası seni ilgilendirmiyor İzgi."Kaşlarım şaşkınlıkla havalandı. Bir anda ne olmuştu? Sadece bir soru sormuştum. Alt tarafı bir soru. Böyle bir tepkiyi hak ettiğimi düşünmüyorum. "Pardon ama o evde saldırıya uğrayan bizzat bendim! Semih midir nedir o yapmış! Kim olduğunu öğrenmeye hakkım olduğunu düşünüyorum!"Anında bana döndü. Ağzının içerisinde bir şeyler mırıldandı ancak anlamadım. Elimi kulağımın arkasına koyarak ona doğru eğildim ve yüksek sesle konuştum.
"Ne dediniz? Anlayamadım." İmalı imalı ona bakarken bir şey demeden arabadan indi. Sert bir şekilde kapıyı kapatması ile araba sallandı. "Gıcık!"

Çığlık atarcasına bağırdım. Adliyeye doğru yürürken bir anda durdu ve bana döndü. Kaşları çatık bir şekilde yüzüme baktı. Ona dil çıkararak kollarımı göğsümde kavuşturdum.Aynı surat ifadesi ile yüzümü inceledi. Kısa zaman sonra bana arkasını dönerek adliyeye girdi. Yaramda hissettiğim acı ile iki büklüm karnımı tuttum. İnleyerek karnımı tutarken kapıyı açtım. Dayanılacak gibi değildi. Yüzümü okşayan rüzgar ile gözlerimi kapatmak zorunda kaldım. Saçlarımın önümü kapatması ile diğer elimle saçlarımı arkamda toparladım. Dikkatle arabadan inerek arkamdan kapıyı kapattım. Karnımı tutarak adliyeye girdim.

Atlas'ın odasına doğru ilerlerken yanıma Rüya geldi. Oldukça şaşkın bir şekilde bakıyordu. "Savcım iyi misiniz?"

"Rüya bana bir ağrı kesici bul ölüyorum. Rüya hızlı adımlarla yanımdan ayrılırken karşıdan Atlas'ın geldiğini gördüm. Bakışlarımız kesişirken çatık kaşları ile beni inceledi. Bakışları karnımın üzerinde duran elime kaydığına adımlarını hızlandırdı. Karnıma giren şiddetli acıyla küçük bir çığlık atarak dizlerimin üzerine düştüm. Kollarımı karnıma dolayarak iki büklüm bir şekilde yerde ki fayanslarla bakıştım."İzgi!" Yanıma çöken Atlas'a bakamadım. Ellerini omuzlarıma yerleştirerek yüzüme bakmaya çalıştı ancak boşuna çabaladı."İzgi senden ayağa kalkmanı istiyorum. Biliyorum canın acıyacak ama çok kısa sürecek güven bana."

Dediği şeyi yapmaya çalıştım. Ayağa kalkmaya çalıştım. Ayağa kalkmak üzereyken karnımdaki sancı kendini şiddetli bir şekilde belli ederken tekrardan dizlerimin üzerine düştüm. Bir elimle yerden destek alırken diğer elimi yaramın üzerine bastırdım. Dizlerim kırık bir şekilde ayağa kalktığım esnada belime ve ayaklarımın altına dolanan eller ile kendimi hava da buldum."Biraz daha dayan tamam mı? Birazdan hiçbir şeyin kalmayacak."

Gözlerimi endişeli yüzünde gezdirdim. Gerçekten benim için endişelenmiş miydi? Yutkunmaya çalışarak bakışlarımı kaçırdım. O an etrafımızın çok kalabalık olduğunu fark ettim. Bir sürü insan olduğu yerde durarak Atlas'ın kucağında acı çeken bana bakıyordu.
Atlas hızlı adımlarla adliyeden çıkarak arabaya ilerledi. Arabanın yanına gelince bacaklarımın altına yerleştirdiği eliyle zorla da olsa kapıyı açtı. Beni dikkatli bir şekilde koltuğa oturttu. Koltukta öne doğru iki büklüm olarak inledim. Canım fena acıyordu!

Atlas'ın da binmesiyle yandan ona baktım. Oldukça hızlı ve endişeliydi. Hemen arabayı çalıştırarak otoparktan çıktı. Kulaklarıma ulaşan çığlık atan lastiklerin sesleriyle yüzümü buruşturdum. Olduğum yerde doğrularak bluzumun yukarıya doğru sıyırarak yaraya baktım. Üzerinde ki bant tamamen kanla kaplıydı. Bantı yarısına kadar açarak yaraya baktım. Felaketti. "Dikişlerin açılmış." Bu saate kadar dayanması mucizeydi zaten. Atlas'ın kızgın çıkan sesiyle bantı geri yapıştırarak kafamı geriye yasladım. İki elimi de karnıma dolayarak gözlerimi kapattım. Dayanabilirim bunu yapabilirim.

Ölüm gibi geçen yolculuğun sonunda araba durduğunda kapıyı açarak inmek için harekete geçtim. Ancak Atlas benden önce davranarak beni kucağına aldı. Hastanenin acil kısmından içeriye giriş yaptığımız esnada bir hemşire koşar adımlarla yanımıza geldi.
"Dikişleri açılmış." Hemşire başıyla onayladıktan sonra onu takip etmemizi söyleyerek önümüzde yürümeye başladı. Acıyla önümüzde yürüyen hemşireye bakarken yüzümde Atlas'ın bakışlarını hissettim. Ona baktığımda hislerimde yanılmadığımı fark ettim.
"İyi olacaksın." Yalnızca başımı salladım. Hemşirenin açtığı kapıdan içeriye girdiğimizde Atlas beni soğuk sedyenin üzerine dikkatle bıraktı. Acıyla gözlerimi sımsıkı yumarak elimin altındaki çarşafı sıktım.

Hemşirenin ellerini karnımda hissedince yaramın üzerindeki elimi çektim."Lütfen rahatlayın ve kendinizi sıkmayın."
Bedenimi rahat tutmaya çalışırken kapını pervazına yaslanmış bir şekilde bana bakan bir çift ela gözlerle kesiştim. Güven vermek istercesine gülümsedi. Atlas'a bakarken vücuduma inenin girişini hissettim. İstemsizce kendimi sıktım. "Salın kendinizi, sıkmayın."
İğnenin vücudumdan çıkmasıyla rahatlayarak bedenimi gevşettim.

"Eve bırakacağım seni. Herhangi bir şey olursa direkt arıyorsun beni. Şimdi eve geçmeden Hande'yi ara yanına gelsin. Yabancı birisi gelirse de açma kapıyı." Şaşkın gözlerle bana emirler yağdıran Atlas'a bakıyordum. O ise yola bakarak bana habire emir yağdırmaya devam ediyordu. "Hayırdır Savcım? Ne bu ilgi? Yapmayın ben alışık değilim,"Dediklerimle kısa süreliğine bakışları bana dönse de hemen geri yola döndü. "Ayrıca ben çocuk muyum? Yabancılara kapı açma derken?"Parmaklarını ritmik bir şekilde direksiyona vurdu. "Daha bugün olanları biliyorsun değil mi İzgi? Özet geçmemi ister misin? Bence gerek yok," Çatık kaşlarıyla baktı."Yakından deneyimledin."

Gözlerimi devirdim."Aman ne güzel." Yine Hande tarafından hasta gibi davranılacaktım. İlgilere maruz kalacaktım. Hande'nin ikiye bir verdiği ilaçları içmek zorunda kalacağım. Aman ne güzel ne güzel.
Hande'yi seviyorum ancak çok fazla ilgi gösteriyor. Çok fazla değer veriyor. Nedeni küçükken sevgisiz kaldığı için midir bilmiyorum ama olsun.