6. bölüm · Yalnızlığın gölgesi
Bölüm 6
Gülşen, "Bir haftadır bizde, inanabiliyor musun? İki kere falan karşılaştık," deyip güldüm."Kızım, cidden ne alaka? Bu adam niye gelmiş acaba? Sevda Teyze de sır küpüne döndü bir anda, niye söylemiyor ki?"
"Bence onunla konuşmamı istiyor," derken gözlerimi devirdim.Gülşen, gülmesinin arasında, "Oldu paşam," derken bir anda gözleri bende takılı kaldı. Birkaç saniye beni süzdükten sonra, "Sen de istiyor musun?" dedi.
"Aslında... Aslında konuşmak değil de ne bileyim, bazen onun yaptığını yapmak istiyorum. Görmezden gelmek, hiç yokmuş gibi devam etmek... Ama bazen de iyi veya kötü bir diyalog işte... Bilmiyorum."Gülşen, çiçekli,kenarları oyalı örtüsünü örgülü turuncu saçlarının arkasından geçirdikten sonra yanıma oturdu. Pencereden vuran güneş ela gözlerinin güzelliğini iyice ortaya çıkarmıştı.Koltuğun köşesinde duran kırlentlerden birini kucağına alıp kollarını üzerine yasladı.Yanaklarını ellerinin içine alıp derin bir nefes bıraktı.Canı sıkılmış gibiydi. Gözlerinden, benim için bir şey yapmak istediğini ama ne yapacağını bilmeyişini görüyordum. Ben bile ne istediğimi, ne yapacağımı bilmiyordum.O sırada Salih Amca öğle namazına gitmek için odasından çıkınca Gülşen de yanına koştu. Salih Amca, köyün imamı, aynı zamanda en tontonuydu. Dışarıdan soğuk görünse de içinin öyle olmadığını ben çok iyi biliyordum.
***
Salih Amca, ilkokulu Gülşen'le birlikte okuduğum için bir eliyle beni, bir eliyle Gülşen'in elini tutar, bizi okula götürürdü. Yolda bize hep hikâyeler anlatırdı. O anlatırken arada bir yüzüne bakardım ve o anlarda hissettiğim o sıcacık duygu, içimdeki koca boşluğu doldurmak için attığım çakıl taşı misaliydi. Bir keresinde küçükken kedim Güllü’nün mamasını merak edip yediğim için gece gece bizi hastahaneye yetiştirmişti. Sevda teyze ne kadar teşekkür edip gitmesini söylesede sabaha kadar bekleyip bizi tekrar eve getirmişti. Tabi Sevda teyze bu olayın fırçasını atmak için çıkışımızı bekleyememiş ayakkabılarımı giydirirken söylenmeye başlamıştı. Bende hala ne zaman konusu geçse savunmamın arkasında durup ‘ne yapayım çok iştahlı yiyordu,ben de merak ettim’ diyordum. ‘Ah babanda az şey getirmedi başıma bu meraktan’derken dizlerine vuruyordu.Sanki inadına ona benziyordum;kahverengi dalgalı saçlarım,koyu kahve gözlerim,seyrek ama uzun ve kıvrık kirpiklerim,düz kemersiz burnum,ince uzun fiziğim… ***
Salih amca kapıya doğru ilerlerken beni görünce "Hoş geldin, kızım," dedi."Hoş buldum, Salih Amca," dedim. Ardından sanki bir anda hatırlamış ve bunu söylemek için can atar gibi, "Hayırlı cumalar!" dedim. Sesim beklediğimden daha yüksek ve heyecanlı çıkmıştı. Kendi kendime gülmemeye çalışırken, Gülşen'i babasının omzunun arkasında gülmemek için eliyle yanaklarına bastırır halde görünce kendimi tutamadım ve artık üçümüz de gülüyorduk. Salih Amca, "Sana da kızııım, sana da," deyip evden çıktı. Gülşen kapıyı kapatıp, "Bu cuma sayende hayırlı geçecek, Hazal," derken gülüyordu.Artık önümüzdeki beş gün dalga geçeceği konusu hazırdı. Gülşenlerin arka bahçesini limon ve portakal ağaçları süslüyordu. Esen her ılık rüzgar o mis kokuları burnuma getirirken orada uyumamak için kendimi zor tutuyordum. Portakal suyunun son yudumunu kafama diktikten sonra eve gitmek için kalktım. Gülşenle vakit geçirmek bana o kadar iyi geliyordu ki.. Hayat tekrardan yaşanabilir hale gelmişti.Kaygı ve stres sonunda benden başka gidecek yer bulmuştu.Eve doğru yaklaştığımda, kapının önünde evden ayrılan iki tane doktor görünce adımlarımı hızlandırdım.Bir şey olmuştu ama haberim mi yoktu? Telefonumu kontrol ettim, hiçbir bildirim yoktu. Sevda Teyze'ye mi bir şey oldu? Bunu düşünmek bile istemiyordum. Şimdi de korku bütün vücudumu sarmıştı.’Gerçekten gidecek başka yerleri yok.’Ne kadar yaklaşırsam sanki ev benden o kadar uzaklaşıyordu. Kapıya yaklaştığımda bi anda yönümü değiştirip doktorun binmek üzere olduğu arabaya doğru hızlı bir kaç adım attım ve “Pardon” dedim nefes nefese.-“Buyrun”dedi,bir ayağı arabanın içinde gözlüğünün üstünden bakarak,
-“Şey..ee..Kim için gelmiştiniz,neden burdasınız?”dedim cevaptan o kadar korkuyordum ki vaktimi burda harcayıp içeri girmediğim için biraz pişman olmuştum.-“Sinan bey için,siz nesi oluyorsunuz?”dedi kaşlarını kaldırarak.Ağzından çıkan bu basit soru, içinde kaybolup gitmeme yetmişti. Nesiydim?Aramızda sadece kan bağının olduğu ama ruhlarımızın birbirinden fersah fersah kaçtığı bu adamın nesiydim?’Kızıyım’ demeyi düşününce bir anda yüzüm ekşidi.Adam hala aynı pozisyonda cevabımı beklerken sıkılmış görünüyordu.-“E bi yakını” dedim,sesimdeki belirsizlik ağzımdan çıkan her harften anlaşılıyordu.Cevabımdan tatmin olmadığını tek kaşını kaldırıp üzerimde gezdirdiği şüpheli gözlerinden anladım.-“Detaylı bilgileri Sevda Hanım’dan öğrenirsiniz,iyi günler”deyip arabaya bindi ve o beyaz araba şehir yolu yönünde gözden kaybolana kadar olduğum yerde arkasından bakakaldım. ‘Nesi oluyorsunuz?’sorusunun üzerime bıraktığı mahçubiyeti ve rahatsız edici sessizliği ilkokulda ‘baban ne iş yapıyor?’sorusuyla aynı hissettirmişti.Gözlerimde biriken yaşları içime akıtmak için kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım.Sevda teyze iyi olduğu için derin bir nefes alıp eve girmek için kendimi toparladım.
Kapıdan içeri girince Sevda teyzeyi içinde ne olduğunu bilmediğim su bardağında bir şeyler karıştırırken gördüm. Sonra onu masasının üzerine bırakıyor tezgahın üzerindeki poşetleri karıştırmaya başlıyordu.Ordan oraya koştururken geldiğimi farketmedi,bu telaşının sebebini merak etsemde izlemeye devam ettim.
-“ Ay Hazal!Ses versene kızım gelmişsin ruh gibi.”
-“Ne bu telaş ya, istemeye mi geliyorlar”dedim gülerek.
-“Bırak şimdi benle uğraşmayı,gel bu poşetleri dolaba yerleştir,Aynur teyzenler ilçeye gidiyor beni de götürecekler işlerim var ,gelirler şimdi bekletmiyim.”dedi aynı telaşla.O sırada duyduğumuz korna sesiyle ikimizde kapıya doğru baktık.-“Ay geldiler işte”,dedi, kapının önüne gelince,terliklerini çıkarıp ayakkabılarını giymeye başladı.Konuşmamız gerekenler vardı ama konuyu açmak için bir saniye bile yoktu.-“Sevda teyze..”dedim zamanı değildi ama artık sormam gerekiyordu.
-“Hazal,masanın üzerindeki bardağı beş dakika sonra odasına götürür müsün?içmesi gerekiyor, lütfen kızım bırak çık.” az önceki telaşlı halinin aksine bunu çok sakin söylemişti,gerçekten rica eden belkide yalvarır gözlerle bakıyordu.Söylediği karşısında donakaldım.Bir anda zaman,etrafımdaki her şey onu ilk kapıda gördüğüm güne döndü. Yine zar zor yutkunuyor bir şey söylemek istiyor ama yapamıyordum. Buz kesmiş bedenime yaklaşıp,”Gelince her şeyi konuşacağız söz.”
Saçlarımı okşayıp beni öptü. Gözlerindeki merhamet ve güven duygusuyla birazcıkta olsa kendime geldim ama kalbim beş dakikayı doldurmak için geçen her saniye de göğsümden çıkacak gibi atıyordu.
Hepinize iyi okumalarr💐💐Bölümü beğenirseniz çok sevinirim🥹❤️❤️
