1. bölüm · Yağmurdan Sonra
Bölüm 1 – Gidiş “Bazı yolculuklar kaçmak için değil, kendine varmak içindir.”
Defne, pasaport kontrolünden geçerken arkasına bakmadı.
Bakarsa kalacağını biliyordu.
Havalimanının cam duvarlarından süzülen sabah ışığı, her şeyi olduğundan daha temiz gösteriyordu. Oysa Defne’nin içinde hiçbir şey temiz değildi. Yorgundu. Uzun zamandır ilk kez bu kadar yorgundu ama garip bir şekilde hafifti de. Sanki yıllardır sırtında taşıdığı görünmez bir yükü, pasaportunu görevliye uzattığı anda yere bırakmıştı.
Annesinin sesi hâlâ kulağındaydı:
“Bu halde tek başına nereye gidiyorsun Defne? Herkes gidiyor diye, sen de mi gideceksin?”
Gitmek bir moda değildi onun için. Bir isyan da değildi. Bu, hayatta ilk kez kendine ait bir karar almaktı.
Uçağa bindiğinde cam kenarına oturdu. Şehir aşağıda küçülürken, anıları büyüdü. Yarım kalan üniversite. Sessizce biten bir ilişki. Güçlü olmak zorunda bırakıldığı her an.
Kimse ona “Ne istiyorsun?” diye sormamıştı. Herkes “Ne olmalısın?” demişti.
Uçak havalandığında Defne gözlerini kapattı.
“Geri dönmeyeceğim,” dedi içinden. “Aynı kişi olarak dönmeyeceğim.”
Yeni şehir, onu soğuk karşıladı.
Sokaklar tanıdık değildi. İnsanlar hızlıydı. Kimse kimseye bakmıyordu. Defne bunu sevdi. Burada kimse geçmişini bilmiyordu. Kimse ondan güçlü olmasını beklemiyordu.
İlk günler zor geçti. Ucuz bir oda. Paylaşılan bir mutfak. Geceleri duvarın içinden gelen yabancı sesler.
Defne geceleri defterini açtı.
İlk sayfaya sadece şunu yazdı:
“Burada kendim olmayı öğreneceğim.”
Ama kendin olmak, sandığından daha yalnız bir yoldu.
Bir hafta sonra yağmur başladı.
Defne, elinde özgeçmişiyle sokaklarda yürürken ayakkabıları su aldı. İş görüşmesi iptal edilmişti.
Bir tane daha. Tam umudunu kaybettiği anda, ışıkları sıcak görünen bir kafeye sığındı. İçeri girdiğinde fark etmedi.
Onu fark eden Axel oldu.
Axel, pencere kenarındaki masada oturuyordu. Üzerinde pahalı bir ceket, masada sessizce titreşen bir telefon vardı. Hayatı, ona göre şekillenmiş gibiydi.
Defne sipariş vermeye çalışırken yağmurdan etkilenen elleri titredi. Axel ise hesabını ödemek için kasaya gelmişti o sıra. Garsondan kahve bardağını almaya çalışırken bardak kaydı. Bir anlık dikkatsizlik…
Kahve Axel’in ceketine sıçradı.
Zaman durdu.
Axel başını kaldırdı. Kaşları hafifçe çatıldı.
“Dikkatli olmalısın,” dedi.
Defne başını kaldırdı. Özür dilemedi.
“Bazen insan düşer,” dedi. “Özellikle de her şeyini geride bırakmışsa.” dedi.
Axel ilk kez bir cümlede duraksadı.
O an, ikisi de bilmiyordu: Bu karşılaşma, ikisinin de hayatını ikiye bölecekti.
Yağmur camlara vururken, Defne ilk kez gitmenin gerçekten başladığını hissetti.
