30. bölüm · VOLERİA

30) Aşk

Sena Karakaya

Luis'in gözlerinde çok tuhaf bir ifade vardı. Hem korkmuş gibiydi hem de burada olduğu için mutlu olmuşa benziyordu.
Lara elindeki kolonya şişesiyle birlikte mor koltuğun uç tarafında oturuyordu. Mora sertçe konuştu.
-Via’m nerede?
Luis konuştu.
-İki gündür sarayda bir işler yapıyor. Ben ne olduğunu bilmiyorum. Sezen neden burada? Sen mi getirdin onu? Birisi bana açıklasın Sezen neden-
Mora sinirle koltukta öne eğildi.
-Sakin ol ve sinirimi bozma benim Luis. Otur şuraya. Anlatacağım.
Sinirli herif.
Luis sanki azarlanmamış gibi konuştu.
-Sen saraya gitmiyor musun? Via’dan nasıl oluyor da haberin olmuyor?
Mora sinirle baktı.
-Sarayda değil sahadayım. Ciddiyetinin farkında değilsiniz gençler ama Morgana dışarıda, bir yerlerde ve Via’mın, sizin ve belki de hepimizin ölümümüzü sağlamaya çalışıyor olabilir. Aynı şekilde krallığa karşı bir komplo da kuruyor olabilir. Onu arıyorum.
Luis ağırbaşlılıkla başını salladı ve konuşmadı.
İkimiz de masanın etrafındaki sandalyelerden birer tane çevirip oturduk. Mora öfkesini kontrol eder hale gelmişe benziyordu. O konuşuyor, benimse gözlerim sevdiğimin ince ince aşağıya doğru sarkmış saçlarına, o güzel ve kapalı gözlerine kayıyordu.
-Konuya gelirsek; muhafızlar bulmuş kızları. Kara Orman’da baygın bir haldelermiş bulduklarında. Kara Orman Sinda’ya yakın olduğu için ben muhafızlarla donatmıştım. Ormana gittim ve kızları buldum. Sezen olan kız yolda ayıldı ama konuşamadı.
Luis duramadan söze karıştı.
-Ne demek konuşamadı? Sorun ne!?
-Sorun senin cırlayıp durman Luis. Susta Mora bitirsin.
Dedi Lara. Luis annesinin sözüne itaat etti ve Mora tekrar konuşmaya başladı.
-Konuşamıyor çünkü büyük bir şok yaşadı. Yavaş yavaş geçecek. Hele bir ayılsınlar anlayacağız da. Siz Voleria’nın evindeyken bir gariplik var mıydı Luis?
-Dün eve gelmedi. Nerdeydi bilmiyoruz. Via da olmadığı için ben buraya gelmiştim. Yani kimse evde değildi dün gece. Ondan önce de eve geç geliyordu.
Kaşlarımı çattım.
-Geç geliyordu derken?

Dedim şaşkınlıkla. Bana cevap verecek olan Luis'in sesini, tok ve sinirli sesiyle Mora böldü.
-Sizin ergen aşk triplerinizin şu an zerre işe yarar tarafı yok. Endişelerinizi onlar uyandıktan sonra gösterin, tabi uyanabilirlerse. Voleria hadi zaten buraya ait, o sarı kız ne yapacak. Ne bir vampir ne de bir şifacı. Psikolojisini düşünemiyorum.
Mora kalktı ve kadehine kan doldurup yürüyerek içmeye başladı. Sertti, öfkeliydi. Helen ondan korkardı.
Helenim... O buradaydı, alışacaktı ama korkuları olacaktı; onu koruyacağım, andım olsun koruyacaktım korkularından...
Başımı salladım ama konuşmadım. Beklemekten başka çaremiz yoktu. Ben de ayağa kalktım. Yanına gidip saçını okşamak istiyordum, gözlerini öpebilmek, yanağında parmağımı hafifçe gezdirmek istiyordum. Aşkımı yaşayabilmek istiyordum ama Luis ve Lara hariç kimse bizim Helen ile kader bağımı olduğunu bilmiyordu.
Mutfağa yöneldim ve benim için kullanılan buzdolabına uzandım. İki tane buzdolabımız vardı, birisi kan doluydu ve oraya bakmayı bile istemiyordum, midemi bulandırıyordu. Kendi buzdolabımda ise yiyecekler ve soğuk tutulması için bir sürahi su vardı.
Bir kruvasan ve biraz su aldım. Bazen şalgam içebiliyordum ama diğer herhangi içecekleri pek içmiyordum.
Elimdekileri aldım ve mutfağın tam ortasında duran masaya kuruldum. Bu durumda ne yapacağımı bilmediğim için yemek yiyordum. En azından gerginlikten uzak tutuyordu beni.
Büyük kruvasandan bir ısırık aldım, içinin çoğunluğu çikolata doluydu. Daha ilk ısırıkta çikolata tadı geliyordu.
Tam diğer ısırığı alacakken mutfağın açık kapısından Luis girdi.
-Naber erken yaşlanmış şahıs.
Saçlarımın griliği bile böyle dalga geçerdi salak şey. Gözümü devirdim ve yemeye devam ettim. Ağzımdaki lokmayı çevirirken Luis konuşmaya devam etti.
-Tamam tamam kızma.
Daha yeni oturduğu sandalyeden kalkıp kan dolu buzdolabına yöneldi. Kokusuna bir türlü alışamadığım kanın keskin, demirsi ve midemi alt üst eden kokusu yine burnuma geldi. Luis bir paket kan aldı ve kocaman bir kadehe aktarıp geriye kalan bir miktar kanı tekrar paketiyle beraber dolaba koydu. Yanımdaki sandalyeyi çekti ve ben üçüncü lokmayı çiğnerken iştah kesici kokusuyla kanı içmeye ve konuşmaya başladı.
-Sevdiğin kız yanına geldi kardeşim. Artık delirmeyi azaltırsın diye düşünüyorum.
Yarım ağız güldüm ve lokmamı yutup üstüne su içtim.
-Luis, bu bir süre aramızda kalacak. Onunla olan kader bağımı, aşkımı, sevgimi senden başka hiç kimse bilmeyecek anlaştık mı?
Gerçi Lara öğrendi ama...
-Annem mi öğrendi!? Nasıl?
-Uzun hikaye, daha bugün öğrendi zaten. Anlatacağım sonra merak etme.
Kanından birkac yudum çekti ve konuşmaya tekrar başladı. Anlaşılan soruları bitmeyecekti.
-Bu kader bağı meselesi ne, senin halisünasyonlarından biri mi?
Gülmeye başladı, bense bardağımın dibindeki suyu yüzüne attım.
-Dalganı geçebilirsin, hiçbir şey değiştirmeyecek.
Luis sudan hiç etkilenmeyerek gülmesini sürdürdü. Elindeki kadehi masaya bırakmış, siyaha yakın saçları dalgalana dalgalana gülüyordu.