2. bölüm · Vespera, isfad
iki, 𝔰𝔞𝔯ı𝔩ı𝔯ı𝔪 𝔟𝔦𝔯𝔦𝔫𝔢 𝔥𝔞𝔱ı𝔯𝔩𝔞𝔱ı𝔯 𝔡𝔢𝔯𝔦𝔫𝔢
"Nasılsın Fadime?"
Fadime birkaç saniye Naz'a baktı, burda ona hatırını soran tek kişi oydu. Buna minnet duymakla rahatsız olmak arasında gidip gelirken Naz çoktan Fadime'nin yanına oturmuştu.
"Sen nasılsan," Naz'a anlamlı bir şekilde baktı. "ben de öyleyim işte." Elini geçiştirir gibi salladı.
Naz mutluluktan uzak bir şekilde sırıttı. "Hiç iyi değilsin yani..."
Fadime başını önüne eğdi. Ama sonra aklına gelen şeyle yeniden Naz'a döndü. "Ali'ye ben haber vermemiştim ama sen de mi çağırmadın? Niye gelmedi?"
Naz omuz silkti. "Çağırdım ama gelmedi, fabrikada işi uzamış." Fadime bakıp güldü. "Bana sorarsan bahaneydi, yine de zorlamak istemedim."
Fadime bozulur gibi oldu, acaba Ali onun buraya geldiğini bilmiyor muydu? Yoksa ikizini Furtunaların arasında tek bırakmazdı, eğer bilip de gelmemişse ağır bir trip yemeyi hak etmiş demekti. Naz'la araları nispeten iyi olsa da bunlardan ona bahsetmek istemediği için konuyu değiştirdi. "Ne güzel," dedi hafifçe gülümserken. "En azından sizin aranız iyi..."
Naz mahcup bir şekilde Fadime'ye baktı. "İsmail abim biraz," uygun kelimeyi bulmak için birkaç saniye düşündü. "ters... değil mi?"
Fadime tükürürcesine güldü. Ters biraz hafif olmuştu ama bir şey dememeyi tercih etti. "Öyle." Onaylayarak başını salladı yavaş yavaş.
Naz İsmail'i kuzenden öte abisi gibi gördüğünden onu savunma ihtiyacı hissediyordu. "Aslında kötü biri değildir ama işte... Bu nişan, evlilik olayı hepimizin hayatını mahvetti. İsmail abim ailesinden de uzaklaştı, yalnızca benimle dertleşebiliyor. Ben onu anlayabiliyorum." Elini Fadime'nin omzuna koydu. "Sen de anlamaya çalış lütfen."
Fadime kaşlarını çattı. "Anlamaya çalış derken?" Omzunu hafifçe geri çekerek Naz'ın tutuşundan kurtuldu. "Ben de aynı şeyleri yaşıyorum, farkında mısın?" Kendine engel olamayıp ayaklandı. "Siz niye bu kadar bencilsiniz ya? Sadece siz misiniz bu bataklığa çekilen, biz de aynı şeyleri yaşıyoruz." Eliyle Naz'ı gösterip hafifçe sesini yükseltti. "Asıl sen beni anlamaya çalış, bana denk gelen adam seninki gibi anlayışlı, iyi birisi değil. Ali mükemmel birisi, bir de İsmail'e bak ailesinin yanında bile bakmıyor yüzüme her geldiğimde rezil oluyorum kıyıda köşede kalıp!"
Naz mahcup bakışlarını yerden çekip Fadime'ye baktı. Tam ağzını açtığı sırada İsmail'in gür sesi onu bastırdı. "Kimmiş mükemmel birisi? Bildiğimiz Ali Koçari'den mi bahsediyoruz?" Fadime'nin gözlerinin içine bakarken şuh bir kahkaha attı. "Bugün duyduğum en komik şey buydu."
Fadime gözlerini kısıp ona baktı. "Sen niye düşman kesildin benim ikizime İso Furtuna?" Ona doğru bir adım attı. "Bildiğim kadarıyla bir zamanlar aranızdan su sızmıyordu!"
İsmail'in bakışlarında bir dalgalanma olsa da hemen kendini toparladı. Az önceki alaylı havasını dağıtıp kaşlarını çattı. Hafifçe Fadime'ye doğru eğildiğinde Naz da ayaklanmış merakla ona bakıyordu. "Sen bunu git o kardeşine sor, anlatmaya yüzü yeterse anlatsın." Sakin ses tonunda tehditkar bir tını vardı.
Fadime daha önce bu sebebi defalarca Ali'ye sormuş olmasına rağmen hiçbir zaman cevap alamamıştı. Kendisinin ona aşık olduğunu da ikilinin araları bozulduktan sonra öğrendiği için başka bir sebep bulamıyordu. Her ne olduysa Ali ve İso arasındaki düşmanlığı harlasa da yine de ikisinin arasında kalmıştı.
Kaşlarını çatarak İsmail'i itip kendinden uzaklaştırdı. "Sormama gerek yok, yapmışsındır bir kalleşlik. Furtuna değil misiniz..." diye söylendi hırsla.
İsmail bakışlarını gökyüzüne dikerek öfkeyle güldü. Ağzının içinde bir şeyler geveledi ama Fadime anlayamadı. Merak da etmiyordu zaten, bir an önce burdan gitmek istiyordu sadece. İnsan sevdiğinin yanındayken güvensiz, her an bir darbe alacakmış gibi hisseder miydi? Fadime hissediyordu işte, bu kadar bencil bir adama aşık olduğu için kendisinden tiksiniyordu. Bu aşkı kalbine gömmeye razıydı, İsmail'in diline pelesenk, eline oyuncak olmaktansa varsın ölene kadar yüreğinde bir taşla yaşasın, razıydı.
Hırsla az önce oturduğu çardaktaki çantasını aldı, bu eve gelmeye tahammülü yoktu. İsmail sanki Fadime ona yapışmış da kendisi istemiyormuş gibi bir tavır sergiliyor, hareketleriyle öyle lanse ediyordu. Üstelik bugün Ali onu yalnız bıraktığı için iyice sinirleri bozulmuştu. İkizine kırgındı, belki de ilk defa onunla bile dertleşmek istemiyordu. Yalnızca yalnız kalmak istiyordu.
Konağın ön tarafına doğru ilerlerken nasıl dönebileceğini düşündü, buraya İsmail'in arabasıyla gelmişti. Abisini de ikizini de aramak istemiyordu, gelip alırlarsa hayatta onu yalnız bırakmazlardı.
Oflayarak kolundaki saate baktı. Tam o sırada yanında beliren İsmail yüreğini hoplatsa da belli etmemeyi başardı. Bu adamın birden ortaya çıkışları onu ürkütüyordu.
"Ben bırakayım evine." İsteksizliği sesinden yüzüne kadar her yerine yansımıştı. Fadime ona kısa bir bakış atıp önüne döndü. "İstemez."
Aleyna'yı aramayı düşündü, en iyi fikir oydu. Abisine görünmeden arabayı çıkarabilirse biraz yalnız kalabilirlerdi de. Telefonunu cebinden çıkarırken İsmail onun tavrına gıcık olarak kaşlarını çattı.
"Ne oluyor ya? Ne bu afralar tafralar, nasıl aldıysam öyle bırakacağım kızım. Bir de senin yüzünden laf işitemem."
Fadime şaşkınlıkla karışık gülerek İsmail'e baktı. Bu saatte onu tek göndermeyecek olmasının tek sebebi bu muydu yani? Ailesinden laf işitmemek için.
Başını iki yana sallayarak yüzünü düşürdü. "Asıl sana ne oluyor ya, birden bir şeyleri umursayasın mı tuttu? Sana ihtiyacım yok kendim giderim ben! Çekil şurdan ya..." Sesini yükselttiği için evin etrafında duran birkaç adam onlara döndüğünde İsmail sinirle onlara baktı. Yeniden Fadime'ye baktığında iyice sinirlenmişti.
"Ne halin varsa gör!" Diyerek hızlıca arkasını dönüp konağa doğru ilerlerken Fadime de Aleyna'ya konum atıp konaktan uzaklaşarak bir üst sokakta onu beklemeye başladı.
•••
"Anlamadım, nereye gideceksin?" Aleyna sıkıca sarıldığı direksiyona biraz daha yaklaştı, gözlerini yoldan çekemese de endişeli bakışları belli oluyordu.
"Ya didiklemesene orasını burasını, sen beni merkeze bırak, abimleri de oyala yeter. Beni aldığını söyleme, ben geç kalacağıma dair bir mesaj attım zaten." Fadime az önceden beri dört kere kurduğu cümleleri yeniden tekrarladı gözlerini devirirken.
"Sen eğlence mi arıyorsun ya? Ya Ali gelirse Furtuna konağına, ne halt edeceksin? Bara gideceğim diyor, bu gece idare et diyor, ha bir de tek başıma olacağım diyor ya, şaka mısın sen?" Öfkeyle sorduğu sorular, gözlerini yoldan çekemediğinden oldukça komik görünüyordu. Yeni ehliyet almasının verdiği acemilik Aleyna'nın her halinden belli oluyordu.
"Ya abartmasana kızım, sen abimi oyala yeter. Sonra ben Ali'ye söylerim gelip alır beni, zaten bugün beni tek bıraktı. Hiç de bir şey söyleyemez!" Son cümleyi kendini ikna etmek için kurmuş gibiydi. Aleyna yüzünü buruşturup başını iki yana salladı.
"Bari ben de geleyim seninle."
"Olmaz," dedi Fadime hızlıca. "Sen eve git, yoksa abim durmaz evde. Hem nereye gittik diyeceğiz?" Kendi kendine başını salladı. "Olmaz, seninle sonra çıkarız."
"Seni tek bırakmak istemiyorum, o geri zekalı İsmail yine yapmış yapacağını belli."
Fadime sırıttı. Gülmesi için bir sebep yoktu, ağlanacak haline gülüyordu işte. "Tek değilim ben, arkadaşımla olacağım sen merak etme." Diye telkin etti onu.
Aleyna kaşlarını çattı. "Kim, hangi arkadaşın? Güvenilir biri mi? Ben tanıyor muyum?" Tek nefeste sorularını sıralarken Fadime bıkkınlıkla bir nefes verdi.
"Üniversiteden anneciğim. Evet güvenilir biri anneciğim, sen tanımıyorsun anneciğim." Gözlerini devirip sesini incelterek konuştuğunda Aleyna da gözlerini devirdi.
"Seni düşünende kabahat." diye söylendi bozularak.
Fadime ona baktı, küsmüş olan yeğeninin yanağından bir makas aldığında Aleyna oralı olmadı. "Tamam tamam, özür dilerim. Darılma bana, halasının bir tanesi!" Gülerek söylediği sözler Aleyna'nın da dayanamayıp gardını indirmesine sebep olmuştu.
"Salak..." diye söylendi kendi kendine.
Fadime yeniden koltuğa yaslanıp diğer tarafına döndü, camdan dışarıyı izlerken bir yandan da İsmail'i düşünüyordu.
•••
fadimekoçari:
buraların özlenen ikilisi @cagrikocakk
@ismailfurtuna hikayenize yanıt verdi. (5dk)
@ismailfurtuna:
Bu ne?
Nerdesin sen
Eve gitmedin mi
???? (23.10)
okundu, 23.15
"Bak bak," Elindeki telefonu kaldırıp Çağrı'nın yüzüne tuttu Fadime. Hafif çakırkeyif olmanın verdiği etkiyle gülüyordu. "Bir de hikayeme yanıt vermiş, beni stalklıyor utanmadan." Telefonu geri indirip mesaja öfkeli bir bakış attı. "Gündüz başkasını seviyorum diyor, gece bana hesap soruyor..."
Çağrı Fadime kadar içmemişti, hatta Fadime'yi de o durdurmuştu. Elini dostça onun beline koydu. "Boşver," dedi diğer eliyle telefonu alırken. "Cevap verme, değmez."
Fadime art arda birkaç defa daha titreyen telefonuna baktı. Hemen ardından gelen aramada da onun ismini gördüğünde gözlerini devirdi. "Bak bir de arıyor, görüyor musun?" Sinirlendiğini hissettiğinde yeniden güldü, niye güldüğünü de anlamıyordu ki. "Şeytan diyor ki, aç. Söyle ağzına ne gelirse."
Çağrı da güldü. "Boşver biz şeytana uymayalım, telefonla uğraşmaya mı geldik?" Fadime'nin belindeki elini kullanarak onu yönlendirdi. Fadime karşı koyamayacak kadar sarhoş olmasa da karşı koymayı istemeyecek kadar mutsuzdu. "Gel dans edelim."
Fadime bardağında kalan son yudum içkisini kafasına dikip Çağrı'nın onu piste götürmesine izin verdi. Telefonunu son anda cebine koyarken hala titrediğini hissediyordu ama umursamadı. Daha birkaç saat önce İsmail Fadime'ye ne halin varsa gör dememiş miydi? Şimdi sanki onu çok umursuyormuş gibi neyin sorgu sualiydi bu böyle?
Fadime ve Çağrı kalabalığı yarıp pistin nispeten ortasına geldiklerinde Fadime de düşüncelerini kovdu aklından. Bu gece onu düşünmeyecekti. Ne İsmail'i, ne de yüzüne baka baka dediği başkasını seviyorum cümlesini düşünmek istemiyordu.
Çağrı'nın elleri belinde dolanırken kollarını havaya kaldırıp saçlarını hafif hafif savurdu. Tamamen sarhoş olmuş değildi, yalnızca sarhoş olmuş gibi davranmak kolayına geliyordu. Kendini kıyısına vurduğu delilik üzerindeki yükü de başka bir tarafa atmıştı sanki.
Birkaç müzik değişirken Fadime hiç durmadan ve konuşmadan yalnızca dans ediyordu. Cebinde belki yüzüncü defa titreyen telefonunu hissetmiyordu bile. Kıvrak hareketlerini her müziğin ritmine uydurmaya çalışırken Çağrı, hafifçe terlediğinden alnına yapışan saçlarını kulağının arkasına itince duraksayarak ona baktı. "Yoruldun mu? İstersen oturalım." Kulağına eğilip, duyması için bağırdığında Fadime güldü.
Aynı şekilde Fadime de onun kulağına eğilip bağırdı. "Ne yorulması ya? Daha yeni başlıyoruz." Geri çekilip Çağrı'ya baktığında o da güldü.
Elleri yeniden Fadime'nin beline uzanmışken, kolunu tutan bir el onu durdurdu. Kaşlarını çatarak Fadime'nın arkasında duran ve onu tutan elin sahibine baktığında gördüğü sarışın oğlanı hemen tanımıştı. İsmail sinirlerine hakim olmayı başararak onu yalnızca sert bir şekilde itti, kendisi bile itmekle kaldığına şaşırmıştı.
"Ne oluyor ya?"
Fadime hemen arkasını döndüğünde kulübün sert ışıklarının bile solduramadığı mavi gözlere şaşkınlıkla baktı. Ancak o mavi gözlerde yalnızca öfke vardı.
İsmail bu kez Fadime'nin kolundan tuttu, bakışlarına tezat bir şekilde tutuşu sert değildi. Ama Fadime elini çekmeye çalıştığında başarabileceği kadar yumuşak da değildi. Onu peşinden çıkışa götürmeye yeltendiğinde Çağrı hızla Fadime'nin diğer kolunu tuttu.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen?" Etraftaki birkaç meraklı göz onlara dönmüştü bile ama Fadime'yi tutan iki adam da bunu umursamıyordu.
İsmail aniden arkasını dönüp Fadime'yi bırakmadan, diğer eliyle Çağrı'nın yakasını tuttu. "Bak seni bir kere uyaracağım, defol git. Belanı benden bulma!"
Çağrı öfkeli bir gülüş attı. "Sen kimsin ya?" Fadime tedirgince ikiliye bakarken, aldığı alkolün rahatlatıcı etkisine sövüyordu. "Kızı alıp götürüyorsun falan güya, hayırdır?" Tek kaşını kaldırarak sorduğu sorulara İsmail de onunkine eş öfkeli bir gülüşle karşılık verdi.
Fadime'yi tuttuğu elini bıraktığı gibi karşısında ağzını yayarak ona hesap soran çocuğa bir yumruk geçirdi. "Bir kere uyaracağım demiştim!" Fadime çığlık atarak daha fazla kişinin onlara dönmesine sebep olduğunda küçük bir karmaşa yaşandı.
Yakasından tuttuğu için düşmesine izin vermeden ikinci yumruğu da attığında güldü İsmail. "Ayrıca," Çağrı daha kendine gelemeden diğer eliyle de kavradı yakasını. "Nişanlısıyım!" İki eliyle birden onu iterek düşmesine sebep oldu.
Fadime Çağrı'nın yanına çömelmek için koştuğunda İsmail onu yeniden tutarak izin vermedi. Az önce yaptığı gibi çıkışa doğru ilerlerken Fadime onu tutan eline birkaç yumruk geçirdi. "Bıraksana! Ne yaptığını sanıyorsun?"
Ancak İsmail mekandan çıkıp hemen önündeki arabasına ulaşana kadar konuşmadı. Sağ koltuğun kapısını açtığında Fadime'nin çatık kaşlarıyla karşılaştı. Birbirlerine bakarak diklenirlerken İsmail en sonunda dayanamadı. "Binsene kızım, rahatsız mısın?"
"Asıl sensin rahatsız!" diye çıkıştı Fadime öfkeyle. "Ne yaptın sen az önce?"
İsmail bıkkın bir nefes verdi. Fadime'yi belinden hafifçe ittirerek arabaya binmesini sağladı. Fadime öfkeyle söylense de takmayarak şoför koltuğuna yerleşip seri hareketlerle çalıştırdı arabayı.
İkisinin de gergin olmasının verdiği etkiyle sessizlik fazla uzun sürmedi. Fadime önce kendi kendine güldü sonra da kaşlarını çattı. "Manyak mısın sen ya? Ne diye dövüyorsun arkadaşımı?" İsmail'e sinirle baktı.
İsmail ona yandan bir bakış attı. "Gevşek gevşek konuştu karşımda." diye söylendi.
Onun bu tavırlarına da yaptıklarına da anlam veremeyen Fadime iyice öfkelendi. Ağrımaya başlayan başı da onu rahatsız ettiğinde sesini yükselterek bağırmaya başladı. "Sen kimsin ya? Durdur ineceğim ben!"
İsmail Fadime'ye bakmadan alay eder gibi güldü, cevap vermeye tenezzül bile etmediğinde birazcık sarhoş olmanın verdiği cesarete sığınarak direksiyona uzandı. Yaptığı şeyin farkına son anda varan İsmail direksiyonu sıkıca tutarak ani bir fren yaptı. Boş ve karanlık bir yolda durduklarında ikisi de öfkeyle birbirine bakıyorlardı. "Ne yapmaya çalışıyorsun, öldürecek misin bizi?" diye bağırdı İsmail.
Fadime omzunu silkti. "Asıl sen ne yapmaya çalışıyorsun? Sen kimsin de bana böyle davranabiliyorsun?"
İsmail sinirle elini saçlarının arasından geçirdi. "Eve gideceğim diye çıkıp gidiyorsun, ulan abin, kardeşin beni arıyor hesap soruyor amına koyayım! Sonra bi bakıyoruz hanımefendiyi gece kulüplerinden topluyoruz..."
Fadime mümkünmüş gibi daha fazla kaşlarını çattı. "Sana ne ya, bilmiyorum deseydin! Bana diyorsun ya onlara da umrumda değil deseydin!" diye çıkıştı. "Hem sen nasıl buldun beni?"
İsmail ona inanmaz gibi bir bakış attı. Fadime beklentiyle kafasını salladığında gözlerini devirdi. "Zaten hepi topu üç tane mekan var, çok da zor olmadı."
Birkaç saniye süren sessizliği bozan, bu kez İsmail'di. Derin bir nefes verdi. "O muydu?" Fadime ona anlamsız bakışlar atmaya devam edince öfkeli bir nefes daha verdi. "Sevdiğin adam, o muydu?"
Fadime bakışlarını kaçırdı. "Sana ne?"
"Ne demek sana ne?" Fadime ona bakmamaya devam ettiğinde iyice sinirlendi. "Sevdiğin ya da değil, beni ilgilendirmiyor. Benimle nişanlıyken başka adamlarla gece kulüplerinde gezemezsin. Utanmadan fotoğraf paylaşıyorsun bir de, adımı gavata mı çıkaracaksın sen benim ya?" Öfkeyle sıraladığı her kelime Fadime'nin daha çok şaşırmasına sebep oldu. Bu kadar bencil bir adama nasıl aşık olabilmişti?
Kendine engel olamayarak gülmeye başladı. İsmail çatık kaşlarıyla onu izliyordu. "Senin nişanlı olduğun yeni mi aklına geldi?"
"Ne?"
"Sadece ben mi nişanlıyım? Bugün karşında ben varken başkasının arkasından bakarken, sofrada beni herkese rezil ederken sen nişanlı değil miydin?"
İsmail bu tepkileri beklemediğinde çatık kaşları havalandı. "Ne ilgisi var bunlarla? Ben herkesin içinde başkalarıyla sarmaş dolaş dans edip, oraya buraya fotoğraf mı attım?"
"Hee..." diye alaya aldı Fadime. "Herkesin içinde değil de gizli gizli yapınca sorun olmuyor yani İsmail Furtuna." Ufak bir kahkaha attı. "Tabii sen öyle yapıyorsun ya..."
"Ne kadar içtiysen," dedi İsmail biraz Fadime'ye yaklaşarak. "deli gibi saçmalıyorsun." Parmağını ona doğrulttu. "Hareketlerine dikkat et Koçari Kızı."
Fadime de aynı şekilde ona meydan okuyarak yaklaştı. "Sen merak etme İsmail Furtuna, mesaj alındı. Bundan sonra ben de senin gibi yapacağım. Sinsi bir yılan gibi, gizlice..."
İsmail öfkeli bakışlarını yüzünün her noktasında gezdirdi ama Fadime inatla gözlerini onun mavilerinden çekmiyordu. Madem istemediği bir oyuna zorla sokulmuştu, karşısındaki kural tanımayan adamı kendi kurallarını koyarak altedecekti.
•••
Selaaammmm, nasılsınızzz?
Bölümü nasıl buldunuz, yorumlarda buluşalım biraz sohbet edelimmm✍️✍️🩷🩷
