Verena kitap kapağı

3. bölüm / 3

Verena

BÖLÜM3: BİR MASAL

Vaveyla Yazarı: Rania Rivers

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: BÖLÜM3: BİR MASAL

ALPHONSE
Kızın gözleri şaşkınlıkla iyice açılmıştı. Duyduklarını hazmetmeye çalışırmışçasına yutkundu. Sonra sanki nefes almayı unutmuşçasına peş peşe sorular sordu : “Sen bir dük müsün yani? Boşver, önemli değil. Koray nerede? İkizim nerede? Mor ışığı sen de gördün değil mi? Benimle beraber ikizimi de yutmuş olmalı! Benden önde koşuyordu. Arkadaşlarım da vardı. Onlar da ışıktan geçtiler muhtemelen. Onları görmedin mi?” Soruları sorarken zaten dar olan odayı ikisi için iyice daraltmıştı. Aralarında bir nefeslik mesafe kalmıştı. Alphonse kızı kollarından tuttu. Sakinleştirmek niyetiyle sesini mümkün olduğunca alçalttı. “Sakin olun leydim. Evet ışığı ben de gördüm ama bu konudan kimseye bahsedemezsiniz.” Kız bakışlarını yerden çekip dik dik Alphonse’ye baktı. “Nedenmiş?” diye sordu. Kirpiklerinin gölgesi yanaklarında dans ediyordu. Alphonse çok kısa bir an bu görüntünün güzelliğine kapıldı. Yüzüne bir tebessüm kondurup “Çünkü herkes yanınıza sizi korumak için yaklaşmaz leydim. O gödüğünüz mor ışık bu dünyada sandığınızdan daha ağır bir anlama sahip…” sözleri kızın karın guruldamasıyla yarıda kaldı. Ciddi ciddi her şeyi açıklamaya hazırlanmıştı. Yol boyunca neyi nasıl açıklayacağını düşünmüştü. Şimdi bir karın guruldaması tüm gerginliğini silip atmıştı. Dudaklarını ısırarak gülüşünü yutmaya çalıştı. Ama kız dudaklarını büzüp “Açlıktan öleceğim galiba!” diye söylenince Alphonse de kahkahasını daha fazla tutamadı. Gülme krizi geçince “Siz üstünüzü değişin sonra da yemeğe inelim leydim.”dedi. Yatağa yönelip üstündeki elbiseyi kıza uzattı sonra da arkasını dönüp odadan çıktı. Bir süre kapının önünde sırıttı. Üzerine sorumluluklarının yükü çöküp de gülüşü silinene dek kızı düşündü. İlk gördüğünde boyu kadar bir fıçıyı yere göğe söverek taşıyordu. Sonra kız yıkanmaya başlayınca mahremiyetini korumak adına atı As’ı alıp güvenli bir mesafeye çekilmişti. Yine de kızın söylenmelerini duyabiliyordu. Kaçma şekli de komikti. O bodur bacaklarla koskoca attan kaçabileceğini sanmıştı. Vakit iyice geçmeye başlayınca düşüncelerinden sıyrılıp kapıyı tıklattı. Ses gelmeyince hafifçe araladı. Bir köylü kızı elbisesiydi kızın üstündeki ama sanki başkentin en ünlü terzisinin yaptığı ipek bir elbiseymişçesine gülüyordu. Kız kendi etrafında dönüp aynaya karşı beceriksizce reverans verirken gözleri kesişti. Kız utanarak arkasını döndü. “İnsan bir kapıyı çalar.” diyerek kapıdan çıkıp merdivenlere ilerledi. Alphonse peşinden giderken “Çaldım, ama duymadınız.” dedi. İkili güle oynaya salona indiler. Salona inince kızı belinden yakalayıp kendine çekti. Hızlı bir şekilde etrafı tarayıp arka köşedeki masaya kızı yönlendirdi. Oturduğu konumdan tüm salonu görebiliyordu. Olası bir tehlike anında arka kapıdan hızlıca kaçabilirlerdi. Etrafın yeteri kadar güvenli olduğuna emin olduktan sonra masaya döndü. Kadının biri dekoltesini ağzına sokarcasına servis yapıyordu. Başını diğer tarafa çevirdi. Kızın neşeli kıkırdamaları Alphonse’yi de güldürmüştü. Neye güldüklerini bile bilmiyordu. Kız muhtemelen Alphonse’nin rahatsız edici bir konuma düşmesini eğlenceli buluyordu. Yüzünde kocaman bir sırıtışla “Bence hanımefendiye bahşiş vermelisin Lord hazretleri.”dedi. Özellikle hazretleri kısmını abartılı bir şekilde söylemişti. Kadınla birbirlerine sırıtarak bakıyorlardı. Alphonse kaşlarını yukarı kaldırıp başını iki yana salladı. Sonra keseden bir altın çıkarıp masanın üzerinden kadına doğru yuvarladı. Kadın altını alıp dekoltesinden içeri atarken baştan ayağa Alphonse’yi süzdü. Munzur bir gülüş armağan edip masadan ayrıldı. Kız Alphonse’nin bu rahatsız hallerinden öylesine eğleniyordu ki mümkün olsa ağzı gerçekten kulaklarına varırdı. Kadın iyice uzaklaştıktan sonra kız iyice öne eğilip “Ben Karsu bu arada .”dedi. “Artık leydim demene gerek yok yani.” diyip bir parça ekmeği ağzına attı. Daha lokmasını yutmadan inlemeye başladı. “Bu ömrümde yediğim enn en iyi ekmek.” dedi. Alphonse tavuklu çorbayı kızın önüne itip “Bir de çorbayı dene istersen.” dedi. Karsu da büyük bir hevesle çorbaya abandı. Hiç bir görgü kuralını yerine getirmeden çorbayı içti. Ağzına koca koca lokmalar dolduruyordu. Bir lokması bitmeden öbürünü yemeye çalışıyordu. Her tarafa da ekmek dökmüştü. Alphonse daha önce hiç böyle yemek yiyen bir kadın görmemişti. “Altıncı hanımı beğendin sanırım.” diye sordu. Yutkunup “Altıncı hanım?” diye sordu Karsu, ağzının kenarlarını eliyle silmeye yeltendi. Alphonse mendilini uzatıp “Bize servis yapan kadın işte.” dedi.

-Ha o mu? Evet sevdim. Yüzünde çok güzel gülme çizgileri vardı.

-Yani?

-Yani iyi bir hayat yaşamış.

Alphonse böyle bir mesleğe sahip olup da iyi bir hayat yaşayan birini daha önce hiç görmemişti. Yüzündeki gülme izleri muhtemelen zoraki gülümsemelerin sonucu, diye düşündü. Ama bunu asla sesli söylemedi. Karsu’nun bu konudaki temiz umudunu korumak istedi.

-Ee biraz mor ışıktan konuşalım Dük Alphonse.

-Leydim bu ışık mevzusundan yüksek sesle bahsetmeyin lütfen.

-Yine mi Leydim. Benim bir adım var. Karsu. Bir ikizim de var hatta. Adı da Koray. Onu da mor…

-Tamam leydim, yani Karsu! O da senin gibi buraya düştü, arkadaşların da öyle. Nedendir ancak Tanrıça bilir ama onlar senden farklı bir yere düştüler.

-E nerdeler o zaman?

-Senden önce onları bulduk. Başkente doğru gidiyorlar. Sen biraz uzağa düşmüştün. Ama tasalanma. En kısa zamanda yanlarına gideceğiz.

-Gerçekten mi?

Kızın sesindeki umut Alphonse’nin göğsünün daralmasına sebebiyet vermişti. Normal şartlar altında yapması gereken buydu. Utanç dolmuştu içi. Başıyla kızı onayladı ama onuru ,ömründe ilk defa kırdığı onuru, kızın gözlerine bakmasını engelliyordu. “Bitirdiysen eğer odaya çıkalım. Güzelce uyu da yarın seni ikizine yetiştirelim.” dedi Alphonse. Karsu da yüzüne yayılan gülüşüyle kalkıp üzerindeki ekmek kırıntılarını silkeledi. İki minik adım atıp Alphonse’nin beline sarıldı. Alphonse bu ani hareketle bir an afalladı. Sonra Karsu’nun ne yapmaya çalıştığını anlayınca derin bir iç çekti. İşim var bu kızla, diye düşündü. Karsu’yu biraz kendinden uzaklaştırıp elini beline dolayarak bir nevi vücudunu Karsu’yu gizleyecek şekilde kullandı. Merdivenlere yöneldi. Bir kaç basamak çıkıp salonu iyice geride bıraktıktan sonra hızlıca kızdan uzaklaştı. Böyle ucuz bir romantizme hayatında yer yoktu. Kalbi bunun için fazla boştu, parmağıysa fazla dolu. Ardına bakmadan odaya girdi. Karsu da peşinden gelip kapıyı kapatınca yüzüne sahte bir gülüş kondurdu. Karsu’ya başıyla yatağı işaret etti. Karsu da çocuksu bir heyecanla yatağa uzandı. “Sen nerede uyuyacaksın?” diye sordu. Ay ışığı yine büyüsünü konuşturmuş, kızın kirpikleri yanaklarına izler bırakmıştı. Alphonse gözlerini zorlayarak çekip odanın diğer köşesindeki sandalyeyi yatağın başına çekti. Kılıcının kemerini söküp kılıcı komodinin üstüne bıraktı. “Sen bilirsin.” dedi Karsu. “Sizi hayal kırıklığına uğratışımı bir masal anlatarak telafi edebilir miyim Leydim? Mor ışığın başlangıç hikayesini dinlemek ister misiniz?” dedi Alphonse. Karsu önce sahte bir öfkeyle “Hiç de hayal kırıklığına uğramadım bir kere.” dedi. Sonra da ciddi bir merakla ekledi “Tabii ki dinlemek isterim.” Alphonse böylelikle planının ilk adımını atmış bulundu. Komodinin üstündeki küçük mumu yakıp anlatmaya başladı:

"Bir varmış bir yokmuş, zamanların birinde bilinmeyen bir diyarda, gecenin göğe hüküm sürdüğü bir orman varmış. Bu ormanın insanlarının teni çirkin bir yeşildenmiş. Kimileri onları yeşim krallık diye anarmış kimileri karanlığın çocukları dermiş. Kimse bilmezmiş, güneşin küstüğü bu topraklarda şatolardan daha uzun ağaçlar nasıl büyürmüş. Neden yeşim krallık insanları yeşildenmiş, bunu da kimse bilmezmiş. Bir gün iki kardeş oyun oynarken bir ormanın derinliklerinde kaybolmuşlar. Mor bir ışık onları yutup yeşim krallığa yollamış. Karanlığın çocukları bu beyaz çocukları sevip kabul etmiş. Yıllar yılları kovalamış ve kardeşler büyümüş. Kardeşlerden kız olanı yeşil tenli çirkin bir adama kalbini kaptırmış. Evlenmişler ve bir kızları olmuş. Kızları da annesi gibi beyazmış ama gözleri hiç kimsede eşine rastlanmayan cinstenmiş. Koyu bir mor. Kız yirmisine bastıktan yüz gün sonra hem ayın hem de biz güneşin insanlarını derinden sarsan bir olaya sebebiyet vermiş. Gözlerinin moru, kıza iki dünya arasında mor bir kapı açmasına sebebiyet veren bir yetenek bahşetmiş. O gün iki dünya da kısa bir an mora bürünmüş ve karanlığın çocukları dünyamıza ilk adımlarını atmışlar. Yıllar on yıllara, on yıllar yüz yıllara dönmüş ve iki halk barış içinde yaşamış. Bir gün güneş, bu topraklara sırtını dönmüş ve tam üç gün yüzünü göstermemiş. İlk gün halk korkudan titremiş. İkinci gün herkesin güvendiği bir bilge güneşin küslüğünün sebebinin karanlığın çocuklarının işlediği günahlar olduğunu söylemiş. Eğer kanlarını dökersek güneş bize geri dönecektir diye öğütte bulunmuş. Üçüncü gün korkan halk yeşim krallığın insanlarını katletmeye başlamış. Dördüncü gün nihayet şafak sökmüş. İnsanlar bilgeyi övüp o günden sonra ne derse desin doğru kabul etmişler. Üç gün önce birbiriyle ekmeğini, suyunu paylaşan insanlar üç gün sonra komşularının katili olmuşlar ve o günden sonra her yıl o üç gün karanlığın çocukları güneşe kurban edilmiş. İşin kötü yanı o zamandan bu zamana güneş bir daha bu topraklara küsmemiş. Yani Leydim kan akmaya devam etmiş. Birileri aydınlıkta kalsın diye birileri ölmüş. Bu masal da böyle sona ermiş."

***

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18