11. bölüm · VATAN VE SEN
SENİ BIRAKMAM
Yazarın anlatımı ile;
---
Vera'nın elleri titriyordu.
Ama durmadı.
---
"Sedye!"
diye bağırdı.
"Acil!"
---
Demir hızla ameliyathaneye götürülürken...
Vera cebindeki telefonu çıkardı.
---
Titreyen elleriyle arkadaşlarını aradı.
---
"Elif."
"Hemen gel."
---
"Deniz."
"Acil."
---
"Melis."
"Çabuk."
---
Sesindeki korku...
Hepsini susturmuştu.
---
Dakikalar sonra...
Hepsi gelmişti.
---
Demir çoktan ameliyathaneye alınmıştı.
---
"Vera."
dedi Elif.
"Hadi."
---
Ama...
Vera hareket edemiyordu.
---
Demir'i gördü.
Ve dondu.
---
Birkaç saat önce...
Kollarında döndüğü adam...
Şimdi sedyenin üzerindeydi.
---
Ve gözleri kapalıydı.
---
Hiçbir şey söylemiyordu.
---
Sessizdi.
---
"Vera."
dedi Melis.
"Başlamamız gerekiyor."
---
Ama Vera'nın nefesi kesiliyordu.
---
Ellerine baktı.
Titriyorlardı.
---
"Ben..."
dedi.
---
"Ben yapamam."
---
Deniz şaşkınlıkla ona baktı.
---
"Ne demek yapamam?"
---
Vera'nın gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
---
"Ya..."
"Ya onu kaybedersem?"
---
"Ben..."
"Ben yapamam."
---
Elif yavaşça omzuna dokundu.
---
"Biz buradayız."
"Merak etme."
---
Ama Vera artık kendini tutamıyordu.
---
Gözyaşları durmuyordu.
---
"Ben korkuyorum."
dedi ağlayarak.
---
"Çok korkuyorum."
---
Sonra Demir'in yanına yaklaştı.
---
Titreyen eliyle yanağına dokundu.
---
Ve gözyaşları yanaklarına düşerken...
Sessizce fısıldadı.
---
"Demir..."
---
"Lütfen..."
---
"Beni bırakma."
---
"Ne olur..."
---
"Beni bırakma."
---
"Ben sensiz yapamam."
---
"Verdiğin sözü tut."
---
"Gitme."
---
Ama Demir...
Hâlâ baygındı.
---
Hiçbir şey duymuyordu.
---
Hiçbir şey söylemiyordu.
---
Ve sonunda...
Vera dayanamadı.
---
Ameliyathaneden çıktı.
---
Koridora geldi.
---
Duvara yaslandı.
---
Ve yavaşça yere çöktü.
---
Artık kendini tutmuyordu.
---
Hıçkırarak ağlıyordu.
---
"Demir..."
diye fısıldadı.
---
"Beni bırakma."
---
"Lütfen..."
---
Ve ameliyathanenin kapıları kapanırken...
Vera'nın gözyaşları...
Sessiz koridorda yankılanıyordu...
---
Vera artık kendini tutamıyordu.
---
Koridorda...
Duvara yaslanmıştı.
---
Ama gözyaşları durmuyordu.
---
Elif.
Deniz.
Ve Melis...
Çoktan ameliyata başlamıştı.
---
Vera ise...
Kapının önünde tek başına kalmıştı.
---
"Demir..."
diye fısıldadı.
---
"Beni bırakma."
---
"Ne olur."
---
"Sen söz verdin."
---
"Gitme."
---
Hıçkırıkları koridorda yankılanıyordu.
---
Titreyen eliyle yüzünü kapattı.
---
Ama...
Acısı dinmiyordu.
---
Birkaç saat önce...
Kollarında döndüğü adam...
Onu öpüp gülümseyen adam...
Şimdi ölümle yaşam arasında savaşıyordu.
---
Ve Vera...
Buna dayanamıyordu.
---
Yavaşça duvar boyunca yere çöktü.
---
"Ben sensiz yapamam."
diye ağladı.
---
"Lütfen."
---
"Beni bırakma."
---
Nefesi hızlanmaya başlamıştı.
---
Elleri titriyordu.
---
Gözleri kararıyordu.
---
Ama fark etmiyordu.
---
Çünkü tek düşündüğü şey...
Demir'di.
---
"Demir..."
---
Ve bir anda...
Vücudu öne doğru düştü.
---
Koridorda sessizlik oldu.
---
Vera...
Bayılmıştı.
---
Tam o sırada...
Ameliyathaneden çıkan bir hemşire onu gördü.
---
"Doktor Vera!"
diye bağırdı.
---
"Doktor Vera!"
---
Bir anda herkes koşmaya başladı.
---
Ama Vera...
Hiçbir şey duymuyordu.
---
Çünkü yorgunluğu...
Korkusu...
Ve gözyaşları...
Artık bedenine ağır gelmişti.
---
Ve ameliyathanenin kapıları hâlâ kapalıydı.
---
Demir'in durumu ise...
Hâlâ belirsizdi...
---
Saatler sonra...
Vera yavaşça gözlerini açtı.
---
Başının ağrısından gözlerini tekrar kapattı.
---
Neredeydi?
---
Bir süre tavana baktı.
---
Burası...
Bir hasta odasıydı.
---
Kaşlarını çattı.
---
"Ben..."
diye fısıldadı.
---
"Buraya nasıl geldim?"
---
Tam doğrulmaya çalışırken...
Başındaki ağrı tekrar kendini hissettirdi.
---
Ve o anda...
Bir şeylerin ters olduğunu fark etti.
---
Ama ne olduğunu bilmiyordu.
---
İçinde garip bir his vardı.
---
Sanki...
Bir şey değişmişti.
---
Ama ne?
---
Kalbi hızlandı.
---
Ellerine baktı.
---
Sonra etrafına.
---
Ve tam o sırada...
Kapı açıldı.
---
İçeri Elif girdi.
---
Vera hemen ona baktı.
---
"Demir?"
diye sordu.
---
Elif durdu.
---
"Demir nasıl?"
---
Elif birkaç saniye sustu.
---
Ama Vera bu sefer başka bir şey hissetmişti.
---
Kendinde.
---
"Elif."
dedi yavaşça.
---
"Bana ne oldu?"
---
"Ben..."
---
"Ben neden böyle hissediyorum?"
---
"Başım dönüyor."
---
"Ve..."
---
Bir elini karnına koydu.
---
"Bir şeyler yanlış."
---
Elif'in yüzü değişti.
---
Ve Vera...
Arkadaşının gözlerindeki ifadeyi görünce...
Daha da korkmaya başladı.
---
Çünkü...
Henüz bilmiyordu.
---
Ama hayatı...
Demir'inkiyle birlikte...
Bir kez daha değişmek üzereydi..
Demirin anlatımı ile;
---
Aradan aylar geçmişti.
---
O gece...
Hâlâ aklımdan çıkmıyordu.
---
Ama...
Hayattaydım.
---
Ve bunun en büyük sebebi...
Vera'ydı.
---
Beni bırakmamıştı.
---
Bir an olsun yanımdan ayrılmamıştı.
---
Ve iki ay sonra...
Evlenmiştik.
---
Hâlâ inanamıyordum.
---
Vera...
Artık karımdı.
---
Tolga.
Emre.
Mert.
Muhammed.
Mustafa.
Selim.
Aras.
Ali.
Kerem.
İsmail.
Yusuf.
Kaan.
Berk.
Batuhan.
Ve Eren...
Hepsi düğündeydi.
---
Tolga ağlamıştı.
Tabii hâlâ kabul etmiyordu.
---
"Toz kaçtı lan gözüme."
demişti.
---
Kimse inanmamıştı.
---
Ve şimdi...
Üç ay geçmişti.
---
Hayat normale dönmüştü.
---
Ben yine görevdeydim.
---
Ateş Timi yine benim emrimdeydi.
---
Tolga yine çenemizi şişiriyordu.
---
Emre yine gülüyordu.
---
Mert yine saçmalıyordu.
---
Ve ben...
Her sabah uyandığımda...
Yanımda Vera'yı görüyordum.
---
Hâlâ alışamamıştım.
---
Çünkü...
Bir zamanlar kaybetmekten korktuğum kadın...
Şimdi yanımda uyuyordu.
---
Ve soyadı...
Bozkurt olmuştu.
---
Her sabah evden birlikte çıkıyorduk.
---
Ben karargâha.
Vera ise hastaneye gidiyordu.
---
Ama...
Çoğu zaman revire uğramak için bahane buluyordum.
---
Tabii Tolga bunu fark etmişti.
---
"Birader."
demişti.
"Kolun ağrıyor diye günde yedi kere revire gidilmez."
---
Emre kahkahaya boğulmuştu.
---
Mert ise...
"Komutanım."
"Biz yemedik."
demişti.
---
Ben ise umursamıyordum.
---
Çünkü revire her girdiğimde...
Karşımda Vera'yı görüyordum.
---
Ve her seferinde...
İlk günkü gibi gülümsüyordum.
---
Bir gün yine revire gittim.
---
Vera dosyalarla uğraşıyordu.
---
Beni görünce güldü.
---
"Demir."
"Efendim güzelim?"
---
"Bir saatte üçüncü gelişin."
---
Gülümsedim.
---
"Tesadüf."
---
Kahkaha attı.
---
"Yalancı."
---
Yanına gittim.
Ve alnına küçük bir öpücük kondurdum.
---
"Özledim."
dedim.
---
Şaşkınlıkla bana baktı.
---
"Demir."
---
"Ne?"
---
"Sabah birlikte çıktık."
---
"Ee?"
---
"Üç saat oldu."
---
Başımı salladım.
---
"Uzun süre."
dedim.
---
Ve Vera gülmeye başladı.
---
Ben de...
Onun gülüşünü izlemeye başladım.
---
Çünkü...
O gece...
Onu son kez gördüğümü sanmıştım.
---
Ama Allah bana...
Bir ömür boyunca onu izleme şansı vermişti.
---
Ve ben...
Bunu kaybetmeye hiç niyetli değildim.
---
Aradan birkaç gün geçmişti.
---
Hayat normale dönmüştü.
---
Ya da...
Ben öyle sanıyordum.
---
Vera son zamanlarda biraz garipti.
---
Daha çabuk yoruluyordu.
---
Bazen dalıp gidiyordu.
---
Ve sürekli...
"İyiyim."
diyordu.
---
Ama...
Pek inandırıcı değildi.
---
O sabah yine birlikte evden çıkmıştık.
---
Ben karargâha gitmiştim.
---
Vera ise hastaneye.
---
Her zamanki gibi.
---
Tabii benim hiçbir şeyden haberim yoktu.
---
Karargâhta Tolga'yla uğraşıyordum.
---
"Birader."
dedi.
"Bir insan karısını bu kadar özler mi?"
---
"Kıskandın mı?"
dedim.
---
Emre kahkahaya boğuldu.
---
Mert ise başını salladı.
---
"Komutanım."
"Adam haklı."
"Sabah gördün kadını."
---
"Ee?"
dedim.
---
"Üç saat geçti."
---
Tolga ellerini iki yana açtı.
---
"Allah sabır versin."
---
"Doktor hanım da çok çekiyor seni."
---
Kahkaha attım.
---
"Çekmiyor."
dedim.
---
"Seviyor."
---
"Off."
dedi Tolga.
---
"Birader."
"Romantiklikten öleceğiz."
---
Ben gülerken...
Kilometrelerce uzakta...
Vera hastanedeydi.
---
Elif.
Deniz.
Ve Melis'in yanına gitmişti.
---
Ve o sırada...
Hayatımızın yeniden değişmek üzere olduğundan...
Hiçbir haberim yoktu.
---
Tek bildiğim şey...
Akşam eve gidince...
Karımı görecek olmamdı.
---
Ve bu düşünce bile...
Gülümsememe yetiyordu.
---
Ama bilmediğim bir şey vardı.
---
Vera...
Benden bir sır saklıyordu.
---
Ve o sır...
Hayatım boyunca duyacağım en güzel haberdi.
