6. bölüm · uyanalım nolursun|| isfad

piknik

beyzus 🌟

fadime arkasından bakakaldı isonun, birkaç dakika sonra olayları fark etti. iso gitmişti, bebeği de yoktu. kimsesi kalmamıştı, abisi onu aramıyordu kendi ailesinin peşine düşmüştü. şimdi napacaktı? nereye gidecekti? fadime koçari, yalnızdı.

son gücüyle bağırmaya başladı, sesleri ağlamasına karıştı. iso gitme diye isyan ediyordu, kapının önündeki iso sesleri duydu. girmek istedi ama gitmesi lazımdı, fadimenin yaptığını affetmek zordu. yine de onu böyle bağırırken duymaya dayanamadı, doktoru çağırmaya gitti.

—doktor, fadime kriz geçiriyor. bi bakar mısınız?
—beren, buraya gel kızım. git bak fadime koçariye, oda 96.
—tamam hocam gidiyorum.

asistan doktor gitti, fadime saçlarını yolmuştu. öyle bir hırpalamıştı ki kendini her yeri tırnak izleri içindeydi. iso kapının kenarından izliyordu onu, göz yaşlarını tutamadı. o da tırnaklarını elinin içine geçirip duruyordu. ikisinin de acıları ortaktı, kim dayanırdı ki bu acıya?

asistan fadimeye hemen bir sakinleştirici ilaç vurdu, ilaç damarlarına karışan fadime ilk önce kendine vurmayı bıraktı. yavaş yavaş sesi alçaldı ve kendini yaşanmış bir rüyanın içinde buldu. belki de son mutlu anlarından kalma bir anıydı bu.

09.05.2026-koçari konak

fadime erkenden uyanmış kocasını izliyordu, yeni doğan güneşin sarı saçlarına vuruşuna bakıyordu. saçlarını incitmeden tel tel seviyordu, eli yüzüne gitti. tüy gibi dokunuşlarla sevdi kocasının yüzünü, sonra dudağına küçük bir öpücük kondurdu. isodan tepki gelmeyince bir öpücük daha kondurdu, aralarında bir anlaşmaydı bu. eğer iso tek öpücükte uyanmazsa uyanana kadar öperdi fadime..

birkaç öpücük sonunda isonun dudağı kıvrıldı, sırıtıyordu. bunu fark eden fadime isonun dudağını ısırdı, derin bir ah çeken iso gözlerini açtı.

—vahşi kedi, niye ısırdın beni?
—uyanmışsın beni kandırıyosun, niye olacak?
—uyanmadım hadi biraz daha öp beni.
—öp desen öpmeyecek miyim kılcuk? niye yalan söylüyosun bana?
—ben sana yalan söylememm.

iso fadimenin yüzünü santim santim öpmeye başladı, karısının kokusunu içine çeke çeke öpüyordu. bir gün bu kokudan ayrı kalmak zorunda kalırsa nasıl dayanacağını düşündü, dayanabilir miydi?

fadimeyi göğsüne doğru çekti, saçlarını öperken fadime geri mayışmıştı. fadime de bir yandan isonun pijamasının altından sıcak tenini okşuyordu. her zerreleriyle birbirlerine karışmak istiyorlardı, iso fadimeyi içine sokup saklamak istiyordu. ama mümkün değildi. bir süre sonra uyuyakalmışlardı. onları uyandıran gezebin düşüşü oldu.

—iso, iyi misin?
—fadimem ben iyiyim de biri düştü sanki. boş ver benim çok uykum var ya.
—dur ben bakayım bir.

fadime odadan çıkıp sesin geldiği koridora gitti, gezebin düştüğünü ve kalkamadığını görünce kahkahayı patlattı, karısının bir şeye güldüğünü duyan iso hemen kalktı. neyle dalga geçiyorsa o da görmeliydi.

iso da koridora geldiğinde fadime gülmekten kendini yere atmış karnını tutuyordu, gezepse hala yerdeydi. iso da kahkaha atmaya başladı. bir süre sonra tüm ev gülmeye başladı. koçari konakta günler gülerek başlardı zaten, gezep her gün düşmese de onları güldüren bir şey mutlaka olurdu.

herkes sakinleşince isoyla fadime geri odalarına gitti, iso aklına gelen fikirle gülümsedi.

—güzelim, bugün bizim dereye pikniğe mi gitsek?
—olabilir, gidelim. nerden esti aklına?
—kış yüzünden soğuktu hep, bugün sıcak baksana. hem de boştur orası dağın tepesi yani.
—napcan boş olup olmadığını?
—hiiç, sen bugün şu yeşil elbiseni giysen olur mu?
—amacın ne anlamadım ama giyerim. senin kombinini de ben yapim o zaman.
—olur güzelim.

fadime dolaptan isoya mavi bir şort ve açık mavi bir gömlek seçti. isonun sevdiği şapkalardan birini de çıkarıp yatağa koydu. kendi elbiselerini de çıkarıp üstündeki tişörtü çıkardı. gözleri fadimenin vücuduna kayan iso dudaklarını yaladı, şimdi zamanı değildi.

—bikinini de giy, dereye girebiliriz.
—soğuk değil midir?
—sanmıyorum.
—iso amacın ne?
—ne amacım olcak güzelim senden başka.
—yine kudurdun ha.
—ev çok dolu çok.

sırıttı fadime, hoşuna gidiyordu isoyu bu derece çaresiz bırakabilmek. dolabın üst gözünden bikinilerini aldı, iso arkasını dönüp üstünü giyindi. arkasını döndüğünde fadimenin bikiniyi giymek için çıplak olduğunu görünce dondu kaldı, yutkunup kafasını çevirdi.

—fadimem şu an olmaz ama derede görüşeceğiz seninle. aşağıda bir kaç yemek hazırlayım ben, sen de gelirsin.

kahkaha attı fadime, iso da gülüp çıktı odadan. mutfağa indiğinde akça kahvaltı hazırlıyordu.

—günaydın, ben bir kaç yemek alacaktım da sen çekil ayarlayım ben.
—yok damat, ben hazırlarım saçmalama. ne istiyorsunuz?
—çok bir şeye gerek yok.

sırıttı, ağzının içinden benim zaten yemeğim yukarda diye söylendi. dediğini anlamayan akça kaşlarını çattı.

—anlamadım?
—önemli değil ya. bi sandviç ve meyve suyu yeter.
—tamam geç sen otur ben hemen hazırlıyorum.

iso sandalyede otururken adil içeri girdi, isonun omzuna dokunup selamlaştı.

—günaydın abi, nasılsın?
—iyiyim abim, hayırdır siz nereye?
—pikniğe gidicez fadimemle, heh geldi o da.
—günaydın tattaranın abisi.
—günaydın tattaram. ne güzel olmuşsun sen öyle.
—sağ ol abim. iso hazır mı yemekler.
—hazır fadime ben hallettim.
—ay sağ ol akçam, niye sen uğraştın iso hazırlardı.
—saçmalama kız nolucak ben hallettim.
—ellerine sağlık aşkım, haydi iso gidelim.
—gidelim karıcım, hadi abim akça görüşürüz.
—görüşürüz damat.

iso akçanın elindeki çantayı alıp karısının elini tuttu, evden çıktılar. hava gerçekten çok sıcaktı, arabanın anahtarını cebinden alıp kapının kilidini açtı. karısının kapısını da açıp oturttu, elindeki çantayı da arkaya bıraktı. sürücü koltuğuna oturduğunda fadimenin yüzünde güller açıyordu.

gaza bastı, fadime telefonundan bir şarkı açmak için uğraşıyordu ama bir türlü seçemedi. sonunda tarkanın öp şarkısını açıp telefonu bıraktı, şarkıya eşlik ederken iso onu hayranlıkla izliyordu. dayanamayıp karısının elini tutup bol bol öptü, dağın tepesindeki dereye varmışlardı. kimse yoktu, isonun amacına ulaşmasına az kalmıştı.

fadimenin kapısını açıp tek hamlede kucağına aldı. neye uğradığını şaşıran fadime küçük bir çığlık attı, kahkahayı patlattı iso. karısıyla uğraşmak hayatında en zevk aldığı ikinci şeydi, birincisi karısıyla sevişmekti.

arka koltuktan yemekleri bile almadan derenin kenarına geldi. karısını yere oturtup ilk önce ayakkabılarını çıkardı sonra da elbisesinden kurtuldu. bikiniyle kalan fadime kocasını pür dikkat izliyordu. iso kendi gömleğini de çıkardığında ikisi de girmeye hazırdı.

iso karısını yeniden kucağına alıp girdi dereye, derenin boylarını tamamen aşmayan ama kafalarına kadar gelen derinliği hoşlarına gidiyordu. iso karısını kucağına iyice yerleştirip öpmeye başladı. derinleşen öpüşmelerine hafif rüzgar eşlik ediyordu. tenlerine değen ama üşütmeyen bir rüzgardı bu.

iso fadimenin bikinisine elini soktuğunda anlık irkildi fadime. iso elini yavaş yavaş hareket ettirirken fadime isonun ellerinin esaretinde titriyordu.

—bi hafta bile sevişmeden dayanmak çok zor değil mi fadimem?
—hıhım, çok.
—niye böyle kısa kısa cevap veriyosun?
—konuşma da işini yap sen.
—neymiş işim?
—işin benim.

fadime isoyu susturmak için dudaklarına bastırdı. bu hamleyle eli yavaşladı isonun. fadime hızlandırması için ısırdı isonun dudağını. iso geri hızlandırdı ellerini, karısıyla uğraşmak hoşuna gitse de fadimeyi böyle zor durumda bırakamazdı.

fadime zirveye ulaştığında titredi, bacaklarındaki uyuşmayla kendini tamamen isonun dizine bırakmıştı. bacakları düzeldiğinde elini isonun şortuna soktu. hissetti erkekliğini. şortun dışarı çıkarmasıyla isonun inlemeleri arttı, ileri geri yaparken şimdi de iso fadimenin esaretindeydi.

—noldu furtuna, kesildi sesin.
—bi koçari kızı kesti sesimi, herkese duyurun.
—sesini de keserim nefesini de.

tırnaklarını bastırdı erkekliğine, isodan çıkan sessiz çığlıktan zevk alıyordu fadime. ikisi de birleşmeye hazır olduğunda fadime tek elini isonun omzuna koyup kendini hareket ettirdi, diğer eliyle de isonun erkekliğini deliğine yerleştirdi. yavaş yavaş otururken ikisi de nefeslerini kontrol edemiyordu. fadimenin ısırdığı dudaklarına kıyamadı iso, öpüşmeye başladı ki isonun dudaklarını ısırsın diye.

fadimenin isonun dudağına verdiği inlemelerle ikisi de zirveye çıkmışlardı. fadime yavaş yavaş zıplarken ismail belini tutmuş iyice kendine bastırmaya çalışıyordu. birbirlerine karıştıktan sonra bi süre daha kaldılar derenin içinde, alınlarını birbirine yaslayıp nefeslerini düzenlediler, çıktıklarında iso koşa koşa yemeklerini ve kilimlerini aldı. yere serip oturdu. fadime kendini kurutmaya çalışırken iso onu öpüp duruyordu.

—dünyanın en güzel karısı, acıktın mı?
—yoruldum valla. akçam ne etmiş bize çıkar bakayım.
—çıkarayım, iki sandviç ve iki de meyve suyu. ben doydum ama yine de yerim ya.
—nası doydun kılçuk?
—seni yedim ya.
—delisin sen.
—hıhı öyleyim, ye hadi.

yemeklerini yediler, sonra da uzanıp hiç konuşmadan birbirlerini izlediler..

fadime uyanmak üzereydi, onu koltukta izleyen iso fark edince yerinden kalktı. kızın rüyasında olan gülüşleri görünce tüm dertlerini unuttu sanmıştı ama hayır, tüm dertleri bu odanın tam ortasında yer alıyordu.

iso odadan çıkıp doktora seslendi, sonra da hastaneden tamamen çıktı. şu an ne yapacaktı, fadimeye nasıl kıymıştı bilmiyordu. tek bildiği içip tüm bunları unutmaya ihtiyacı olduğuydu. hayallerinde fadimeyle yaşadığı eve hemen gitmeye ihtiyacı vardı, bir daha ordan çıkmak istemiyordu. kimseyi göresi de yoktu.

fadimeyse uyandığında her şeyin rüya olduğunu fark etti, keşke tüm hayatı boyunca o günü tekrarlasaydı da bugünü hiç yaşamamış olsaydı. peki ya fadime kimsesiz nasıl toplayacaktı kendini? iso olmadan nasıl kendine gelecekti?