TESADÜFEN BİZ kitap kapağı

2. bölüm / 4

TESADÜFEN BİZ

2.BÖLÜM:YEDİ YABANCI,BİR EV,SIFIR HUZUR

Vaveyla Yazarı: Sude 🤎

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 2.BÖLÜM:YEDİ YABANCI,BİR EV,SIFIR HUZUR

İki hafta geçmişti.

Hayat, herkes için kendi akışında devam ediyordu. Kimisi günlük işleriyle uğraşıyor, kimisi arkadaşlarıyla vakit geçiriyor, kimisi de hayatında yeni bir sayfa açmak için fırsat kolluyordu.

Lilya ise bütün bunlardan biraz farklı bir durumdaydı.

Kendi evinde tek başına yaşamaktan sıkılmıştı.

Aslında evinde sıkılacak pek bir şey yoktu. İki katlı, geniş odaları olan, büyük bir bahçeye ve arka tarafında kocaman bir havuza sahip lüks bir evde yaşıyordu. Bahçenin bir kısmı yol seviyesinden aşağıda kalıyor, evi yoldan ayıran istinat duvarları da dışarıdan bakıldığında eve ayrı bir hava katıyordu.

Kısacası ev, kalabalık bir aileyi bile rahatlıkla ağırlayabilecek büyüklükteydi.

Ama ortada küçük bir sorun vardı.

Lilya yalnızdı.

Ve bunu değiştirmeye karar vermişti.

Salonun ortasında durmuş, telefonundan bir şeyler araştırıyordu. Birkaç dakika sonra yüzünde kararlı bir ifadeyle başını kaldırdı.

— Tamam, buldum.

Telefonunu eline alıp yazmaya başladı.

İlanı birkaç kez okudu, bazı kelimeleri değiştirdi ve sonunda memnuniyetle başını salladı.

Aradığı şey basitti.

Ev arkadaşı.

Hatta yalnızca bir kişi değil, yedi kişi.

Çünkü ev yeterince büyüktü ve Lilya, evde birilerinin olmasının kendisine iyi geleceğini düşünüyordu.

Elbette evin sahibi olduğu için kimlerle yaşayacağına dikkat edecekti. Sonuçta burası bir pansiyon değildi. Her önüne geleni kabul etmeye niyeti yoktu.

İlanı yayımlamadan önce son kez okudu.

Sonra kendi kendine konuştu.

— Bakalım kimler gelecek.

Bir an durdu.

— Yalnız normal insanlar gelsin Allah'ım. Çok bir şey istemiyorum.

Telefonundaki yayımla seçeneğine bastı.

İlan artık yayındaydı.

Lilya telefonu masaya bıraktı ve arkasına yaslandı.

Henüz bilmiyordu ama hayatının en büyük hatalarından birini yapmış olabilirdi.

Çünkü bazı dileklerin gerçekleşmesi, insanın başına gelebilecek en büyük felaketlerden biriydi.

Ve Lilya'nın dileği çok yakında gerçekleşecekti.

Ertesi gün

Sabahın erken saatlerinde Lilya mutfakta kahvesini hazırlıyordu.

İlanı yayımladıktan sonra beklediğinden fazla başvuru gelmişti. Gelen mesajları tek tek incelemiş, birkaç kişiyle konuşmuş ve sonunda yedi kişiyi kabul etmişti.

Her şey planladığı gibi ilerliyordu.

En azından şimdilik.

Kahvesinden bir yudum aldı.

— Umarım anlaşabileceğim insanlardır.

Tam o sırada kapının zili çaldı.

Lilya fincanını tezgâha bıraktı.

— Geldiler demek.

Kapıya doğru yürüdü. Kapıyı açtığında karşısında duran kişiyi görünce yüzündeki ifade bir anda değişti.

Rüzgâr.

Elinde bir çanta, yüzünde de dünyanın en rahat insanına ait o kendinden emin gülümseme vardı.

— Günaydın, ev sahibi!

Lilya birkaç saniye boyunca konuşamadı.

Sonra yavaşça gözlerini kıstı.

— Sen?

Rüzgâr gülümsemesini bozmadı.

— Ben.

— Burada ne işin var?

— İlanda yedi kişilik yer olduğunu gördüm.

— Evet.

— Ben de başvurdum.

— Sen mi başvurdun?

— Evet.

Lilya derin bir nefes aldı.

— Hayır.

Rüzgâr'ın gülümsemesi hafifçe soldu.

— Nasıl yani?

— Nasıl yani değil. Hayır.

— Ama dün kabul ettin.

Lilya duraksadı.

— Ne zaman kabul ettim?

Rüzgâr telefonunu çıkardı ve ekrana baktı.

— Dün akşam. Mesaj attın, kabul edildiğimi söyledin.

Lilya'nın yüzü değişti.

Gerçekten de başvuruları incelerken birini kabul etmişti. Ancak kimin olduğunu hatırlamıyordu. İsimleri kontrol etmiş, cevap vermiş ve telefonu kapatmıştı.

Şimdi ise kapısında Rüzgâr duruyordu.

Hayat bazen insanın karşısına öyle bir sınav çıkarıyordu ki insan, sınav kâğıdını yırtıp öğretmenin önüne bırakmak istiyordu.

Lilya'nın da şu an tam olarak yapmak istediği buydu.

— Senin adın neydi? diye sordu.

Rüzgâr elini göğsüne götürdü.

— Bu nasıl bir soru? Rüzgâr!

— Biliyorum adını!

— O zaman neden soruyorsun?

— Sinirimi bozmak için mi geldin sen?

Rüzgâr kahkaha attı.

— Daha kapıdan içeri girmedim, başladın yine.

— İÇERİ DE GİRME!

Rüzgâr bir adım geri çekildi.

— Tamam, sakin ol. Komşular duyacak.

Lilya gözlerini kapattı.

Derin bir nefes aldı.

Sonra tekrar açtı.

— Bak Rüzgâr. Biz daha önce tanıştık. Birbirimizle anlaşamayacağımızı ikimiz de biliyoruz.

— Ben bilmiyorum.

— Ben biliyorum!

— Senin fikrin bu.

— Evet, benim fikrim!

Rüzgâr başını salladı.

— Peki, ev sahibi sensin. Ama beni kabul etmişsin. Şimdi de kapıdan çeviremezsin.

Lilya bir süre ona baktı.

Sonra yana çekildi.

— Gir.

Rüzgâr'ın yüzü aydınlandı.

— İşte bu!

İçeri adımını attığı anda etrafa bakmaya başladı.

— Oha!

Lilya kapıyı kapattı.

— Ne oldu?

— Ev güzelmiş.

— Biliyorum.

— Havuz da var mı?

— Var.

— Bahçe?

— Var.

— Kaç oda var?

— Senin merakın hiç bitmiyor mu?

Rüzgâr ona döndü.

— Hayır.

Lilya gözlerini devirdi.

— Harika. Daha ilk dakikadan pişman oldum.

Rüzgâr çantasını yere bıraktı.

— Ben de seni özlemişim.

Lilya başını hızla ona çevirdi.

— NE?!

— Şaka yaptım!

— Bir daha yapma!

Rüzgâr gülerek salona geçti.

Lilya ise kapının yanında birkaç saniye öylece kaldı.

Sonra kendi kendine mırıldandı:

— Yedi kişi daha gelecek. Yedi kişi daha...

Başını iki yana salladı.

— Ben ne yaptım?

Kapının zili yeniden çaldı.

Lilya bu kez daha temkinli adımlarla kapıya gitti.

Kapıyı açtığında karşısında Özgür'ü gördü.

Özgür elindeki çantayı tutuyordu. Her zamanki sakin ifadesiyle Lilya'ya baktı.

— Merhaba. Ben Özgür.

Lilya hafifçe gülümsedi.

— Merhaba. Hoş geldin.

Özgür içeri adım atarken salondan bir ses yükseldi.

— ÖZGÜR?!

Özgür durdu.

Gözlerini kapattı.

Sonra yavaşça başını sese doğru çevirdi.

Rüzgâr, koltuğa yayılmış hâlde el sallıyordu.

Özgür birkaç saniye boyunca ona baktı.

— Sen burada ne yapıyorsun?

Rüzgâr sırıttı.

— Ben de sana günaydın demek istiyordum.

Özgür başını eğdi.

— Hayır.

— Ne hayırı?

— Hayır, Rüzgâr.

— Daha ne dediğimi bile bilmiyorsun!

— Bilmem gerekmiyor.

Lilya ikisinin arasındaki konuşmayı dinlerken gözlerini kapattı.

Demek Rüzgâr yalnızca kendisinin değil, Özgür'ün de hayatında önemli bir yer tutuyordu.

Önemli derken...

Baş ağrısı anlamında.

Özgür çantasını kenara bıraktı.

— Senin yüzünden buraya gelmek zorunda kalmadım, değil mi?

Rüzgâr ayağa kalktı.

— Ne alakası var? Ben de ev arkadaşı arıyordum.

Özgür ona şüpheyle baktı.

— Sen mi ev arkadaşı arıyordun?

— Evet.

— Sen kendi odanı bile toplamıyorsun.

— Burada odamı toplarım.

Özgür kısa bir sessizlikten sonra Lilya'ya döndü.

— Geçmiş olsun.

Lilya şaşırdı.

— Neden?

Özgür başıyla Rüzgâr'ı işaret etti.

— Anlarsınız.

Lilya içinden aynı şeyi düşündü.

"Anlamıştım zaten."

Üçüncü kez kapı çaldığında Lilya artık kendisini hazırlamıştı.

Kapıyı açtı.

Karşısında Asya duruyordu.

Asya gülümseyerek elini kaldırdı.

— Merhaba!

Lilya da gülümsedi.

— Merhaba. Asya, değil mi?

— Evet. Siz de Lilya olmalısınız.

— Aynen. Hoş geldin.

Asya içeri girdiğinde salona baktı.

Önce Özgür'ü gördü.

Gülümsemesi bir anda büyüdü.

— Özgür?

Özgür başını kaldırdı.

Birkaç saniye boyunca Asya'ya baktı.

Sonra gülümsedi.

— Asya.

Asya elindeki çantayı düzeltti.

— Burada karşılaşacağımızı hiç düşünmemiştim.

— Ben de.

Rüzgâr ikisinin arasına girdi.

— Bir dakika. Siz birbirinizi tanıyor musunuz?

Asya başını salladı.

— Hastanede karşılaşmıştık.

Rüzgâr hemen Özgür'e döndü.

— Hastanede mi?

— Evet.

— Bana neden söylemedin?

Özgür kaşlarını kaldırdı.

— Sana neden söylemem gerekiyor?

— Çünkü ben senin kuzeninim!

— Bunun konuyla ne ilgisi var?

Rüzgâr bir an düşündü.

— Bilmiyorum. Ama söylemen gerekiyordu.

Özgür cevap vermedi.

Asya ise gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.

Lilya onları izlerken içinden bir kez daha geçirdi:

"Normal insanlar istemiştim."

Ama görünüşe göre evren, bu isteği kişisel bir meydan okuma olarak algılamıştı.

Kapı bir kez daha çaldı.

Lilya bu kez kapıya doğru yürürken derin bir nefes aldı.

— Buyurun?

Kapıyı açtığında karşısında Ege vardı.

Güneş gözlüğü, özenle seçilmiş kıyafetleri ve kendinden emin tavrıyla kapının önünde duruyordu.

Lilya onu baştan aşağı süzdü.

Ege de aynı şekilde evi inceledi.

— Güzel evmiş.

Lilya kaşlarını kaldırdı.

— Teşekkür ederim.

Ege elini uzattı.

— Ege.

— Lilya.

El sıkıştılar.

Ege içeri adım attığında salonu gördü.

Ardından Gizem'i fark etti.

Bir an durdu.

— Gizem?

Gizem koltuktan başını kaldırdı.

— Ege?!

Ege güneş gözlüğünü çıkardı.

— Sen burada ne yapıyorsun?

Gizem ayağa kalktı.

— Ben de sana aynı şeyi soracaktım...

Ege ellerini iki yana açtı.

— Ev arkadaşı olmaya geldim.

Gizem bir an sessiz kaldı.

Sonra kahkaha attı.

— Şaka yapıyorsun.

— Hayır.

— Sende mi burada yaşayacaksın?

— Evet.

Gizem yüzünü elleriyle kapattı.

— Allah'ım...

Ege ona yaklaştı.

— Ne oldu?

— Hiçbir şey olmadı.

— Emin misin?

— Evet.

Ege sırıttı.

— Güzel. O zaman birbirimizi daha iyi tanıyacağız.

Gizem ellerini yüzünden çekti.

— Ben bu cümleyi daha önce de duydum.

— Benden duydun.

— Maalesef.

Ege kahkaha attı.

Rüzgâr konuşmaya dâhil oldu.

— Bir dakika, siz de mi tanışıyorsunuz?

Gizem başını salladı.

— Evet.

Rüzgâr iki elini birbirine vurdu.

— Harika! Demek herkes birbirini tanıyor!

Özgür hemen karşılık verdi:

— Herkes değil.

Rüzgâr etrafına baktı.

— Bekle tanıyacak olanlar da gelecek.

Tam o sırada kapının zili çaldı.

Rüzgâr kapıya doğru baktı.

Sonra Özgür'e döndü.

— Bak, biri daha geldi.

Özgür gözlerini devirdi.

— Fark ettim.

Lilya kapıyı açtı.

Karşısında Gülay vardı.

Kulaklıkları boynunda, elinde çantasıyla kapının önünde duruyordu.

— Merhaba.

— Merhaba. Gülay, değil mi?

Gülay başını salladı.

— Evet.

— Hoş geldin. İçeri geçebilirsin.

Gülay içeri girdi.

Salona adım attığında etrafına kısa bir bakış attı.

Sonra başını hafifçe yere eğdi.

Yüzündeki ifade değişmedi.

Kulaklığını geri taktı.

Rüzgâr kahkahayı bastı.

—bu kız olur olmadık yerde de kulaklık takıyormu?

İnsanlara karşı saygısıda yoktu akılsızın.

Özgür yüzünü eliyle kapattı.

Asya dudaklarını ısırarak gülmemeye çalıştı.

Gülay ise gayet sakin bir şekilde cevap verdi:

— Takıyorum.Çok severim, dışarıdaki sesleri kesiyor.

Rüzgar iyice kahkahayı patlattı.

Gülay ona baktı.

— İnsanların kendi fikirlerine saygı duyamıyor musun?

Rüzgar'ın yüzü aydınlandı.

— onu yıllar öncesinden masada bıraktım.

Gülay çantasını koltuğun yanına bıraktı.

— belli.

— Sen de burada mı yaşayacaksın?

— Evet.

— Güzel.

Gülay dayanamayıp kulaklığı geri çıkardı ama hala sakindi.

— Nesi güzel?

Rüzgar duraksadı.

— Bilmem.

Gülay ona birkaç saniye baktı.

Sonra omuz silkip koltuğa oturdu.

Rüzgar ise kendi kendine mırıldandı:

— İyi eğlence çıkacak bundan.

Gülay duydu.

Ama cevap vermedi.

Çünkü cevap verse konuşmanın uzayacağını biliyordu.

Kapının zili son kez çaldığında salondaki herkes birbirine bakıyordu.

Lilya ayağa kalktı.

— Umarım son kişi gelmiştir.

Rüzgâr arkasından seslendi:

— Belki sekizinci kişi daha vardır!

Lilya arkasını döndü.

— YEDİ KİŞİ KABUL ETTİM!

— Tamam, bağırma!

Lilya kapıyı açtı.

Karşısında Eren duruyordu.

Lilya bir an şaşırdı.

— Sen Eren misin?

Eren başını salladı.

— Evet.

— Hoş geldin.

Eren içeri girdi.

Salona adım attığında herkesi gördü.

Önce Rüzgâr'a baktı.

Sonra Özgür'e.

Ardından Asya'ya, Gülay'a, Gizem'e ve Ege'ye.

Bir süre sessiz kaldı.

Sonra yavaşça konuştu:

— Bir dakika...

Rüzgâr gülümsedi.

— Ne oldu?

Eren parmağıyla herkesi tek tek gösterdi.

— Siz...

Bir an durdu.

— Hepiniz burada mı yaşıyorsunuz?

Özgür başını salladı.

— Görünüşe göre.

Eren birkaç saniye düşündü.

Sonra Lilya'ya döndü.

— Ben yanlış eve mi geldum?

Lilya derin bir nefes aldı.

— Hayır.

Eren tekrar etrafına baktı.

— Hee...

Sonra çantasını yere bıraktı.

— İyi o zaman.

Ve hiçbir şey olmamış gibi koltuğa oturdu.

Salonda birkaç saniyelik sessizlik oldu.

Ardından Rüzgâr kahkaha atmaya başladı.

— OĞLUM, SENİN TEPKİN BU MU?!

Eren şaşkınlıkla ona döndü.

— Ne tepkisi vereyum?

Rüzgâr gülmekten konuşamıyordu.

— Bilmiyorum!

Eren omuz silkti.

— Ben de bilmiyrum.

Gülay kulaklığını taktı.

Asya gülümseyerek Özgür'e baktı.

Ege başını iki yana salladı.

Gizem ise koltuğa yaslanıp derin bir nefes aldı.

Lilya bütün bunları izledikten sonra iki elini beline koydu.

— Tamam. Herkes buradaysa bir konuşma yapacağız.

Rüzgâr hemen elini kaldırdı.

— Ben konuşabilir miyim?

— Hayır.

— Ama—

— HAYIR!

Rüzgâr elini indirdi.

— Peki.

Lilya salondaki herkese baktı.

— Öncelikle hepiniz hoş geldiniz. Bu evde birlikte yaşayacağız. Ev büyük, odalar yeterli. Ama bazı kurallarımız olacak.

Ege güneş gözlüğünü sehpanın üzerine bıraktı.

— Kurallar mı?

— Evet, kurallar.

Rüzgâr koltuğa yayıldı.

— Ben kuralları sevmem.

Özgür hiç düşünmeden cevap verdi:

— Biliyoruz.

Asya güldü.

Lilya devam etti.

— Birincisi, herkes kendi odasından sorumlu olacak. İkincisi, ortak alanları kirli bırakmak yok. Üçüncüsü, birbirimizin eşyalarını izinsiz kullanmak yok.

Ege başını salladı.

— Mantıklı.

Gizem de onayladı.

— Bence de.

Lilya biraz rahatladı.

Sonunda makul bir tepki almıştı.

Ancak rahatlığı uzun sürmedi.

Rüzgâr elini kaldırdı.

— Dördüncü kuralı ben söyleyebilir miyim?

Lilya ona baktı.

— Nedir?

— Evde kimse kimseye karışmayacak.

Özgür hemen araya girdi.

— Senin ne yaptığınla ilgili mi bu?

Rüzgâr başını salladı.

— Biraz.

Lilya parmağını Rüzgâr'a doğrulttu.

— Seninle ayrıca ilgileneceğim.

Rüzgâr gülümsedi.

— Ben de seni özlemişim.

— BİR DAHA ÖYLE BİR ŞEY SÖYLERSEN—

Asya kahkaha attı.

Gizem de ona katıldı.

Ege gülümseyerek arkasına yaslandı.

Eren ise konuşmanın neden bir anda değiştiğini anlamaya çalışıyordu.

— Bir dakika, dedi.

Herkes ona döndü.

— Siz daha önce tanışıyor musunuz?

Bir saniyelik sessizlik oldu.

Ardından salon kahkahaya boğuldu.

Eren şaşkınlıkla etrafına baktı.

— Ne var ula?

Gülay kulaklığının sesini açtı.

Özgür başını iki yana salladı.

Rüzgâr koltuğa yığıldı.

Lilya ise ellerini yüzüne kapattı.

"Ben ne yaptım?"

Gerçekten ne yapmıştı?

Daha sabah evinde huzurlu bir şekilde kahvesini içiyordu.

Şimdi ise salonunda yedi kişi vardı ve bunların neredeyse tamamı daha ilk dakikadan birbirine karışmıştı.

Ama artık çok geçti.

Herkes gelmişti.

Herkes kabul edilmişti.

Ve bu evde birlikte yaşayacaklardı.

Bir süre sonra herkes eşyalarını odalarına taşımaya başladı.

Ev, sabahki sessizliğinden eser kalmayacak şekilde hareketlenmişti.

Rüzgâr odaları gezerken her kapıyı açıp içeriyi inceliyor, Özgür de arkasından giderek onu durdurmaya çalışıyordu.

— Rüzgâr, herkesin odasına girme.

— Bakıyorum sadece.

— Bakma.

— Evin içindeyiz, Özgür.

— Farkındayım.

— O zaman?

Özgür derin bir nefes aldı.

— Seninle neden konuşuyorum ki?

Rüzgâr omuz silkti.

— Çünkü beni seviyorsun.

Özgür hiç düşünmeden cevap verdi:

— Kendime saygım var.

Rüzgâr kahkaha attı.

Diğer tarafta Asya, odasına yerleşirken Gizem ona yardım ediyordu.

— Şu çantayı buraya koyabiliriz, dedi Gizem.

Asya gülümsedi.

— Teşekkür ederim.

— Rica ederim. Zaten beraber yaşayacağız, birbirimize yardım ederiz.

Asya başını salladı.

— Umarım güzel anlaşırız.

Gizem gülümsedi.

— Bence anlaşırız.

Bir başka odada Ege, eşyalarını yerleştirirken aynanın karşısında durdu.

Saçlarını düzeltti.

Güneş gözlüğünü taktı.

Sonra kendisine baktı.

— Tamamdır.

Kapının önünden geçen Gizem onu gördü.

— Sen odana mı yerleşiyorsun, fotoğraf çekimine mi gidiyorsun?

Ege arkasını döndü.

— İkisi birden olabilir.

Gizem güldü.

— Sen gerçekten değişik birisin.

Ege gülümsedi.

— Bunu da söyledin.

— Çünkü değişmiyorsun.

— Belki de değişmek istemiyorum.

Gizem başını sallayarak uzaklaştı.

— Allah yardımcımız olsun.

Ege arkasından seslendi:

— Amin!

Gizem kahkaha attı.

Evin arka tarafında bulunan büyük havuz ise şimdilik sessizdi.

Bahçenin geniş alanı, güneşin altında parlıyordu. Yol seviyesinden aşağıda kalan bahçeye inen merdivenler ve evi çevreleyen duvarlar, burayı dışarıdan oldukça korunaklı bir alan hâline getiriyordu.

Böylesine büyük bir evde sekiz kişinin yaşayacak olması, ilk bakışta kulağa oldukça güzel geliyordu.

Geniş odalar, ortak bir salon, kocaman bir bahçe ve havuz...

Ama evin güzelliği, burada yaşayacak insanların birbirleriyle anlaşabileceği anlamına gelmiyordu.

Özellikle de aralarında Rüzgâr gibi biri varsa.

Akşam olduğunda sekiz kişi ilk kez aynı masanın etrafında toplandı.

Lilya mutfaktan son tabağı da getirip masaya bıraktı.

Herkes yerini alırken Rüzgâr etrafa baktı.

— Arkadaşlar, bir konuşma yapacağım.

Lilya gözlerini kapattı.

— Yine mi?

Rüzgâr ona aldırmadan ayağa kalktı.

— Bugün hepimiz için yeni bir başlangıç. Artık aynı evde yaşıyoruz. Bu yüzden birbirimizi tanımamız gerekiyor.

Özgür başını salladı.

— İlk defa mantıklı bir şey söyledin.

Rüzgâr gururla gülümsedi.

— Teşekkür ederim.

Sonra masadakilere döndü.

— Ben Rüzgâr. Özgür'ün kuzeniyim. Çok eğlenceli biriyim. İnsanlar beni sever. Hayatı yaşamayı bilirim.

Özgür araya girdi.

— Ve başımıza ne geldiyse onun yüzünden geldi.

Rüzgâr elini salladı.

— Küçük ayrıntılar.

Özgür ona baktı.

— yedi ameliyat, üç ve dört protez, iki ay hastane...

— Ayrıntılar dedim.

Asya gülmesini tutamadı.

Lilya ise çatalını tabağına bıraktı.

— Benim evimde iki ay sonra da hastane konuşacaksınız diye korkuyorum.

Rüzgâr oturdu.

— Merak etme. Bu kez daha dikkatli olacağım.

Özgür başını iki yana salladı.

— Bu cümleyi daha önce duydum.

— Ne zaman?

— Bisiklete binmeden önce.

Masadakiler yeniden gülmeye başladı.

Rüzgâr bu kez itiraz etmedi.

Çünkü itiraz etse de bir işe yaramayacağını biliyordu.

Asya sıranın kendisine geldiğini düşünerek konuştu.

— Ben Asya. Özgür'le hastanede tanışmıştık. Burada karşılaşmak güzel bir tesadüf oldu.

Özgür hafifçe gülümsedi.

— Kesinlikle.

Rüzgâr ikisine baktı.

Sonra yavaşça Özgür'e doğru eğildi.

— Sen bana hâlâ neden söylemedin?

Özgür gözlerini kapattı.

— Rüzgâr...

— Tamam, sustum.

Bu kez gerçekten sustu.

En azından birkaç saniyeliğine.

Ege söze girdi.

— Ben Ege. Gizem'le daha önceden tanışıyorduk. Gerçi çok fazla vakit geçirmemiştik.

Gizem başını salladı.

— Doğru.

Ege gülümsedi.

— Ama artık aynı evdeyiz.

Gizem ona baktı.

— Bunu kaçıncı kez söylüyorsun?

— Alışmaya çalışıyorum.

Gizem gülümsedi.

— Alışırsın.

Ardından Gülay konuştu.

— Gülay.

Herkes ona baktı.

Gülay çatalını eline aldı.

— Bu kadar.

Rüzgâr şaşkınlıkla ona döndü.

— Başka bir şey yok mu?

Gülay başını salladı.

— Yok.

Rüzgâr birkaç saniye bekledi.

— Peki.

Gülay yemeğine devam etti.

Eren ise hâlâ kendi sırasının gelmesini bekliyordu. Gülay'ın konuşması bitince doğruldu.

— Ben Eren. Sivas'ta büyüdüm. Ailem Karadeniz kökenli.

Bir an durdu.

— Şivem biraz karışık olabilur.

Rüzgâr hemen atıldı.

— Biraz mı?

Eren ona döndü.

— Ne var bunda ula?

— Bir şey yok.

Eren devam etti.

— Neyse. Benimle anlaşabilirsiniz. Genelde sorun çıkarmam.

Özgür kaşlarını kaldırdı.

— Genelde mi?

Eren düşündü.

— Evet.

Gülay kulaklığını eline aldı.

— Bu evde sorun çıkarmayan biri varsa tanışmak isterim.

Lilya başını salladı.

— Ben de.

Asya gülümsedi.

— Bence zamanla alışırız.

Ege elindeki bardağı masaya bıraktı.

— Alışmak zorundayız. Sonuçta hep birlikte yaşayacağız.

Bu sözlerin ardından masada kısa bir sessizlik oldu.

Gerçekten de öyleydi.

Sekiz kişi.

Sekiz farklı hayat.

Sekiz farklı karakter.

Ve hepsini bir araya getiren, ilk bakışta sıradan görünen bir ilan.

Lilya sandalyesine yaslandı.

Masadakilere tek tek baktı.

Rüzgâr bir şey anlatıyor, Özgür onu susturmaya çalışıyor, Asya ikisine gülümseyerek bakıyor, Gizem Ege'nin söylediklerine cevap veriyor, Eren konuşmanın bir kısmını kaçırdığı için etrafına bakıyor, Gülay ise yeniden kulaklıklarını takmak üzereydi.

Evin içi seslerle dolmuştu.

Lilya'nın uzun zamandır alışık olmadığı bir kalabalıktı bu.

Bir an için bütün bu gürültünün içinde gülümsedi.

Belki de doğru bir karar vermişti.

Belki de yalnız yaşamaktan sıkıldığı için yaptığı bu seçim, hayatını güzelleştirecekti.

Bunu henüz bilmiyordu.

Diğerleri de bilmiyordu.

Birbirlerinin hayatına nasıl dokunacaklarını, hangi günlerde kahkahalara boğulacaklarını, hangi anlarda birbirlerine destek olacaklarını henüz düşünmüyorlardı.

Onlar için şu an önemli olan tek şey vardı.

Artık yalnız değillerdi.

Aynı evde yaşayacak, aynı masada yemek yiyecek, birbirlerinin alışkanlıklarına zamanla alışacaklardı.

Belki aralarında tartışmalar çıkacaktı.

Belki birbirlerini sinir edeceklerdi.

Belki de bir gün, bugün tanıştıkları bu insanların hayatlarında ne kadar önemli bir yer edindiğini fark edeceklerdi.

Ama şimdilik bunların hiçbirini düşünmüyorlardı.

Çünkü önlerinde kocaman bir ev, yeni bir hayat ve henüz yaşanmamış sayısız gün vardı.

Ve bütün bunların başlangıcı, Lilya'nın yalnız kalmamak için verdiği küçücük bir karardı.

Bazen hayat, insanın karşısına hiç beklemediği insanları çıkarırdı.

Bazen de onları aynı evin içine yerleştirirdi.

Sonrasında ne olacağını ise kimse bilemezdi.

TESADÜFEN BİZ

Sekiz kişi, tek bir ev ve birbirinden habersiz başlayan sekiz ayrı hikâye...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

51okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18