Terzinin mührü kitap kapağı

2. bölüm / 8

Terzinin mührü

2. Bölüm: Karaçalı Kehaneti

Vaveyla Yazarı: Zifir Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 2. Bölüm: Karaçalı Kehaneti

Tiz çığlığın zangırdatarak çatlattığı camların yankısı terzihanenin duvarlarında sönümlendiğinde, dükkâna ölümcül bir sessizlik çöktü. Kuzu derisine sapladığım iğnenin etrafındaki kırmızı ibrişim, sanki canlı bir damardan kan emmiş gibi süratle kararmıştı. Soluduğum hava hâlâ boğazımı yakıyor, genzime sinen o ağır sarımsak ve yanık et kokusu midemi bulandırıyordu.Masaya dayadığım ellerim zangır zangır titriyordu. Parmaklarımı derinin üzerinden çektim; fakat muska soğumamıştı. Aksine, bir insanın son anlarını yaşayan kalbi gibi ritimsizce seğiriyor, attığı her hafif nabızda tezgahın üzerindeki ince kumaş tozlarını havalandırıyordu. Gölge duman olup dağılmıştı ama dükkânın içindeki o ağır, sırtıma basan takip edilme hissi silinmemişti. Sadece kabuğuna çekilmiş, bir sonraki hamlemi bekliyordu.Tezgahtaki mumu titreyen ellerimle yeniden yaktım. Cansız mankenler hâlâ bana dönüktü; yüz hatları yoktu ama karanlık yuvalarıyla doğrudan ruhumun içine bakıyor gibiydiler. Artık bu dükkânda geçireceğim tek bir dakika bile hüddamın sirayetini derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktı. Dedem Hafız Burhan’ın benden sakladığı, canını verirken ardında bıraktığı o kör düğüm bizi tek tek yutmadan evvel harekete geçmeliydim.Tezgahın altındaki gizli bölmeden, dedemden kalan ceylan derisine sarılı havas defterini, pirinçten yapılmış vefk pusulasını ve bir miktar eritilmiş mum cilasını alıp meşin çantama tıktım. Kapkara kesilen muskayı ise üzerindeki iğneye sakıncalı bir biçimde dokunmadan, üzerini dualı bir bez parçasıyla sararak göğüs cebime yerleştirdim. Muskanın göğsüme yayılan soğukluğu doğrudan kalbime vuruyordu.Dükkânı kilitleyip arkadaki küçük garajda duran emektar pikabıma atladım. Kontağı çevirdiğimde motor cansızca öksürdü, ardından farların zayıf sarı ışığı karanlık sokağı yardı. Akşam ezanı okunalı çok olmamıştı ama kasaba sokakları sanki yüzyıllardır terk edilmiş gibi ıssız ve soğuktu.Geniş virajları aşarak dedemin yıllar önce felakete sürükleyerek terk edilmesine sebep olduğu, köylülerin adını anarken bile besmele çektiği Karaçalı köyüne doğru direksiyon kırdım. Yol uzadıkça gece katran gibi ağırlaştı; zifiri karanlık arabanın camlarına yapışıyordu. Tam da tahmin ettiğim gibi, köy yaklaştıkça cin tayfesinin mani olma gayretleri başladı.Yolun kenarında, farların ışığında aniden kanlar içinde sürünen karartılar belirdi. Biraz ileride, yıllar önce ölen komşumuz Hüseyin Efendi yolun ortasında durmuş, ellerini açarak yalvaran gözlerle arabayı durdurmamı istiyordu. Virajı dönerken sağ koltuktan bir fısıltı yükseldi; başımı çevirdiğimde dedem Hafız Burhan’ın çürümeye yüz tutmuş yüzüyle karşılaştım. "Kadir, dur! Gitme, orada seni öldürecekler!" diye inliyordu.Gözlerimi yoldan ayırmadım. Kalbimin güm güm çarpmasına, alnımdan soğuk terler dökülmesine rağmen ayağımı gazdan çekmedim. Dedemin öğrettiği en temel kuralı aklımdan çıkarmıyordum: Alem-i vasıtanın illüzyonları gözü kandırır ama hakikati örtemez. Onların sadece ayağımı frene bastırmak ve vakit kaybettirmek için sergiledikleri birer tayf-ı hayal olduğunu biliyordum. Dikiz aynasına dahi bakmadan, koruma dualarını dilimden düşürmeyerek karanlığın üzerine sürdüm.Saatler süren o tekinsiz yolculuğun ardından, yatsı ezanının üzerinden hayli zaman geçmişken zifiri karanlığın ortasındaki Karaçalı köyüne vardım. Yıkık kerpiç evler, çatısı çökmüş eski bir cami ve etrafta ölümün bıraktığı o donuk koku... Dedemin yarım bıraktığı ritüelin yapıldığı o eski konak, köyün en yüksek tepesinde, sanki gecenin karanlığını emen kapkara bir kütle gibi dimdik ayakta duruyordu. Pikabın motorunu söndürdüğümde göğüs cebimdeki muska aniden kızgın bir kor gibi ısınmaya başladı.Fenerimi yakıp konağın çürümüş ahşap kapısını ittiğimde, içeriden dışarıya geniz yakan buz gibi bir rüzgâr çarptı. Salonun ortasında, zemine kireçle ve kurumuş horoz kanıyla çizilmiş devasa bir vefk haritası duruyordu. Vefkin üç köşesinde, mühürlenmiş üç büyük pirinç şamdan vardı.Ve tam vefkin ortasında, dedemin yıllar önce ruhunu teslim ederken elinden düşürdüğü, fildişi sapı Süryani harfleriyle kazınmış olan o meşhur hüddam bıçağı saplı duruyordu.Attığım ilk adımda, konağın üst katından çamurda sürüklenen ağır bir gövdenin gıcırtısı geldi. Kulaklarımın dibinde aynı boğuk ses yeniden yankılandı:"Düğümü çözmeye geldin Kadir... Ama ipin diğer ucu senin boynuna bağlı."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

42okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18