Teoden kurgusudur kitap kapağı

8. bölüm / 6

Teoden kurgusudur

6.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Teoden

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 6.Bölüm

Denizin anlatımı

Annem şebnem teyzemin evine gitmişti.

Evde ben, Leyla ve adı olmayan köpek vardı. Leyla ve ben yarınki matematik sınavına çalışıyorduk.

L: Üff, deniz, bu matematik ne zor yaa!

D: Vallahi, Leylacığım, genelde bana böyle diyorsun ama hep de benden yüksek alıyorsun.

L: Aşkım, vallahi ben matematik falan anlamıyorum, bu bir gerçek. Senden yüksek aldığım derslerde de beni sen çalıştırıyorsun zaten.

D: O zaman itiraf et, benden gizli özel ders mi alıyorsun?

Leyla bu dediğime çok gülmüştü.

L: İlahi deniz! Ne özel dersi? Okulda zor dinliyorum, bir de evde mi dinleyeceğim?

D: Öyle diyorsan öyle olsun o zaman.

Leyla’yla biz biraz daha ders çalıştık. Saat dokuz olmuştu ama annem gelmemişti.

D: Ya Leyla, bir annemgile mi baksak? Ne oldu acaba?

Aslında annemin neden gittiğini biliyordum. İki gün sonra Teoman ve Leyla’nın doğum günüydü. Evde gizlice hazırlık yapacaklardı. Annem giderken Teoman’ı da göndermemiz lazım demişti ama gelmediğine göre inat etmişti kesin. Leyla’ya çaktırmadan annemin yanına gidiyorum deyip Teoman’ı da alıp gelecektik çünkü annem, Teoman ve Leyla’nın doğum günü için bu iki gece orada kalacaktı. Leyla ve Teoman’a da temizlik yapıyorlar diyecektik. Evin bir kısmında gerçekten temizlik yapılıyordu.

Rol gereği burada rolün büyük bir kısmı bana düşmüştü. İki gün boyunca Teoman ve Leyla’yı evden uzak tutmalıydım. Hem sınavlar var hem de ikisinin doğum günü sınavlara denk gelince onları evden uzak tutmam daha da zor olmuştu. Ve işin kötü bir yanı vardı: Ben henüz Teoman ve Leyla’ya hediye almamıştım. Burada da bana Ezgi yardım edecekti.

L: İyi de onlar temizlik yapmıyorlar mıydı?

D: Evet, işte temizlik yapıyorlar. Teoman’ın temizliğin içinde ne işi var? Çağıralım, o da gelsin. Matematikte konu eksiği varsa çalıştırırım.

L: Bu iyi fikir, hadi gidelim.

Leyla’yla beraber oturduğumuz yerden kalktık. Zaten bahçede oturuyorduk. Evlerimizin bahçesi birbirine bağlı olduğu için Şebnem teyzemin evine varmamız çok kısa sürdü. Evin önüne geldiğimizde Leyla’yı temizlik yapılan taraftan içeri aldım. Anneme gizlice mesaj attım, evde olduğumuzu söyledim. Her şey kontrol altındaydı. Tek bir problem vardı, o da tabii ki Teoman.

Annem ve Şebnem teyze bizim olduğumuz yere geldiler.

Ş: Leyla kızım, bir şey mi oldu?

L: Yok anne, Deniz sizi merak etti.

Üçünün de gözleri bana döndü. Rahat davranmaya çalışarak:

D: Yani şey, işiniz uzun sürdü galiba. İsterseniz Leyla, ben ve Teoman bizim evde kalalım. Siz de temizlik bitince çağırırsınız bizi.

Ş: Olur, bu ev büyük zaten. Temizlemesi en az üç gün sürer.

L: Ya iyi de evde o kadar çalışan varken siz niye çalışıyorsunuz ki?

Leyla çok mantıklı bir soru sormuştu. Nasıl bir cevap verecektik, hiçbirimiz bilmiyorduk. Sadece boş gözlerle birbirimize bakıyorduk. Tam o sırada merdivenlerdeki Teoman’ı gördük.

T: Naber, deniz kızı ya!

D: İyi, Teo, sen?

Ş: Neyse, tamam. Şimdi ikiniz de iyisiniz işte. Boş verin onu bunu. Teoman ve Leyla, odalarınıza gidin. Birkaç günlük eşyalarınızı hazırlayın, sonra da doğru Nuray teyzenizin evine.

L: Sizde bir şey var ama neyse. Allah’tan ki deniz’imin evine gidiyorum, yoksa burnumuzdan fitil fitil getirirdim.

T: Bir dakika ya, ne oluyor cidden?

D: Bir şey yok, Teoman. Sadece kış temizliği yapıyorlar işte.

Teoman parmakları ile bir şeyler saydı ve konuştu.

T: İyi de kışa üç ay var.

Yine annem, ben ve Şebnem teyzem boş gözlerle birbirimize baktık. Tekrar söze girdim.

D: Üf, ne bileyim ben ya? Kış mı, yaz mı, neyse ne işte! Temizlik yapıyorlar. Senin de canım çamaşır suyu kokusu çekiyor herhalde, kal o zaman. Hem yarın matematik sınavı var. Geç olmadan sana biraz konu anlatayım diyordum ama boş.

L: Evet, Teomancığım, Deniz buraya senin konu eksiklerini azaltma, sınavdan geçmen için geldi, biliyor musun? Seni alıp sana ders çalıştıracaktı ama gelmek istemiyorsun belli ki.

T: Tamam, tamam, şakaya geliyorum.

Leyla ve Teoman odalarına çıktılar. Annem, ben ve Şebnem teyze koridorda kalınca Şebnem teyze konuştu.

Ş: Deniz, sana gerçekten çok ihtiyacımız var. Bu iki gün boyunca kesinlikle eve girmemeleri gerek. Sana güvenebilirim, değil mi?

D: Tabii ki ama biliyorsunuz, Teoman ne dersek tersini yaptığı için onunla biraz işimiz var gibi gözüküyor.

Bu sefer söze giren annem oldu.

N: Ama kızım, bu iki gün sonunda gerçekten güzel bir başarıya ulaşmış olacağız. Bu yüzden biz sana güveniyoruz.

Ben daha cevabımı vermeden Leyla ve Teoman geldi.

T: Hadi gidelim o zaman.

Biz kapıdan çıkarken annem bana kaş göz işareti, “Ben sana mesaj atarım.” gibi bir şey yaptı. Kafamı aşağı yukarı salladım. Evden bahçeye çıktık.

L: Teoman, evde hiç matematik sınavına çalıştın mı?

T: Ne çalışması ya? Siz gelene kadar matematik sınavı olacağımızı bile bilmiyordum ki.

D: Al işte, tam bir Teoman Akkaya!

T: Ne oldu, beğenemedin mi?

D: Hem de hiç!

Biz bunları konuşurken bizim eve varmıştık. Bahçedeki masada bizim kitaplarımız duruyordu. Masadaki sandalyelerden birine oturdum, yanıma da Teoman oturdu.

D: Kitap getirdin mi, Teo?

Teoman ise gevşek gevşek:

T: Yoooo.

D: Bana bak, düzgün davran! Elimin tersindesin. Acımam, direkt yapıştırırım.

Susmasını beklerken kahkahaya boğuldu Leyla’yla ben. Birbirimize, “Ne oluyor?” der gibi bir baktık.

L: Teoman, ne gülüyon ya?

D: Harbi mal mısın?

Teoman kahkahalarının arasından konuştu.

T: Küçükken bana böyle dediğinde oyuncak arabalarımı kafamda parçalamıştım.

Biraz durup düşündüm. Aklıma geldiği gibi ben de kahkahaya boğuldum. Gülüşümüze Leyla da katıldı.

D: Ama sen o zaman ne yaptığını hatırlıyor musun?

T: Yoooo.

D: Oğlum, sen laftan anlamıyon mu? Gevşek gevşek konuşma!

T: Tamam be, deniz kızı, anlat sen.

D: Adam ol! Neyse, anlatayım madem. Biz, Leyla, ben ve Doğukan vardı, hatırlıyor musunuz? İşte üçümüz evcilik oynuyorduk. Leyla, ben ve Doğukan’ın çocuğuydu. Sen de arabalarınla oynuyordun. Sen de gel dedik ama gelmedin. Sonra gelip Doğukan’ı dövdün. Sonra da yastıklardan yaptığımız evi yıkmıştın. Ben de sinirle, “Teoman, ağzının üstüne yapıştırırım!” demiştim. Sen de bana, “Bir daha Doğukan’la oynamayacaksın!” demiştin. Ben de sinirlenip elime gelen arabayı kafana atmıştım. Araba kırılmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.