18. bölüm · Teoden
FİNAL
Teoman'dan
Ertesi sabah okul her zamankinden daha sessizdi.
Aras'ın sırası boştu.
Deniz birkaç saniye o sıraya baktıktan sonra gözlerini kaçırdı.
Yanına oturdum.
"İyi misin?"
"İyiyim."
"Yalan."
Bana baktı.
"Biraz."
Gülümsedim.
"Bu daha iyi."
O da hafifçe güldü.
Tam o sırada telefonuna bir mesaj geldi.
Aras'tandı.
Deniz mesajı okuyup telefonu bana uzattı.
"Deniz, artık her şeyi biliyorsun. Ben senin kardeşinim. Bunu senden saklamak istemezdim ama bazı şeyleri öğrenmem zaman aldı. Burada kalmam mümkün değil. Yurt dışında kalıcı olarak yaşayacağım. Ama bu senden uzak olduğum anlamına gelmiyor. Ne zaman istersen beni ara. Kendine iyi bak, kardeşim."
Deniz uzun süre ekrana baktı.
Sonra telefonu kapattı.
"Gitmiş."
"Evet."
"Bir daha hiç görmeyecekmişim gibi geliyor."
"Öyle düşünme."
"Ya?"
"Aras gitmiş olabilir."
"Senin kardeşin olmayı bırakmadı."
Deniz başını omzuma yaslamadan önce bir an duraksadı.
Sonra sadece başını hafifçe omzuma bıraktı.
Ben de hiçbir şey söylemedim.
Bazen konuşmak gerekmiyordu.
Haftalar geçti.
Okul yeniden eski haline dönmeye başladı.
Kutay hâlâ Leyla'yı sinirlendiriyordu.
Leyla hâlâ ona kızıyordu.
Ama artık kızarken gülümsemeyi de öğrenmişti.
Bir gün onları bahçede yan yana gördüm.
Kutay elindeki meyve suyunu Leyla'ya uzattı.
"Al."
"Niye?"
"Canın çekmiştir."
"Ben senden bir şey istemedim."
"İstemene gerek yok."
Leyla birkaç saniye ona baktı.
Sonra içeceği aldı.
"Teşekkür ederim."
Kutay sırıttı.
"Rica ederim."
Bence onların hikâyesi daha yeni başlıyordu.
Akşam okul çıkışında Deniz'le birlikte yürüyorduk.
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra Deniz durdu.
"Teoman."
"Hı?"
"Sana bir şey söyleyeceğim."
"Dinliyorum."
"Ben..."
Gözlerini yere indirdi.
"Son zamanlarda sen yanımdayken kendimi daha iyi hissediyorum."
Bir şey söylemedim.
Devam etti.
"Aras'ın gitmesi, ailemle ilgili öğrendiklerim... Hepsi çok fazla şeydi."
"Sen hep yanımdaydın."
"Ve sanırım..."
Kısa bir nefes aldı.
"...sana karşı hislerim sadece arkadaşlık değil."
Gülümsedim.
"Sanırım mı?"
Deniz bana baktı.
"Dalga geçme."
"Geçmiyorum."
Bir süre ikimiz de sustuk.
Sonra Deniz gülümsedi.
"Galiba senden hoşlanıyorum."
"Galiba mı?"
"Teoman!"
Gülmeye başladım.
O da güldü.
Ve o an hiçbir şeyin aceleye gelmesine gerek olmadığını ikimiz de anladık.
Bazı şeyler bir anda başlamazdı.
Bazen önce arkadaş olurdun.
Sonra birbirinin yanında kalırdın.
Sonra fark etmeden birbirinin en güvendiği kişi olurdun.
Aylar sonra Deniz'in telefonu çaldı.
Aras arıyordu.
Deniz açtı.
"Abi?"
Karşı taraftan Aras'ın sesi geldi.
"Ne haber kardeşim?"
Deniz gülümsedi.
"İyiyim."
Teoman, Kutay ve Leyla uzaktan onu izliyordu.
Deniz telefonu kapattığında bize döndü.
"Aras iyiymiş."
"Ne zaman gelecek?" diye sordu Ali.
Deniz başını iki yana salladı.
"Buraya dönmeyecekmiş."
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Deniz gülümsedi.
"Ama artık bununla üzülmüyorum."
"Neden?" diye sordum.
"Çünkü gitmek, kaybolmak değilmiş."
Bana baktı.
"Bazı insanlar uzakta olsa da hayatında kalabiliyormuş."
Ben de gülümsedim.
"Doğru."
Deniz yanımıza geldi.
Hepimiz okulun bahçesinde yan yana durduk.
Aras uzaktaydı.
Ama artık kimse onu kaybetmiş gibi hissetmiyordu.
Çünkü bazı bağlar mesafeyle kopmuyordu.
Bazı insanlar hayatımıza tesadüfen giriyordu.
Bazılarıysa...
Kalmak için.
Ve bizim hikâyemiz tam olarak böyle başlamıştı.
SON.
