6. bölüm · TEHLİKELİ YANGIN
TEHLİKELİ YANGIN 6. BÖLÜM
Siren sesi kulakları parçalıyordu.
Kırmızı ışıklar koridoru kan rengine boyamıştı.
Taenyung’un nefesi kesikti.
“Bu… yine mi…?”
Tam o anda burnuna keskin bir koku geldi.
Duman.
Gözleri büyüdü.
Koridorun ucundan siyah dumanlar yükseliyordu.
Alevler yavaş yavaş duvarları yalıyordu.
“Hayır…”
Geri çekildi.
Kalbi göğsünden fırlayacak gibiydi.
“Aynı… aynı şey oluyor…”
Bir çığlık daha.
Taenyung’un dizleri titredi.
Görüntüler tekrar çakmaya başladı kafasında—
ALEVLER.
BAĞIRIŞLAR.
VE… BİRİNİN ELİNİ BIRAKIŞI.
“Yapma…” diye mırıldandı, kulaklarını kapattı.
“Lütfen… yine değil…”
Alevler hızla yayılıyordu.
Çıkış yolu kapanmak üzereydi.
Taenyung geri geri giderken ayağı takıldı ve yere düştü.
Nefes alamıyordu.
Duman ciğerlerini yakıyordu.
“Ben… yine… bırakıyorum…”
Gözleri doldu.
Tam o anda—
“TAENYUNG!”
Bir ses.
Güçlü. Tanıdık.
Taenyung başını kaldırdı.
Dumanın içinden biri koşarak geliyordu.
Siluet netleştiğinde kalbi duracak gibi oldu.
“Jungkook…?”
Jeon Jungkook hiç durmadan yanına çöktü.
“İyi misin?! Delirdin mi sen, burada ne yapıyorsun?!”
Taenyung konuşamadı.
Sadece ona baktı.
“Ben…”
Sesi titredi.
“Ben yine… bıraktım…”
Jungkook’un yüzü ciddileşti.
“Kimseyi bırakmadın.” dedi sertçe.
“Şimdi kalkıyoruz.”
Taenyung başını salladı.
“Hayır… ben onu… orada bıraktım…”
Gözlerinden yaşlar aktı.
“Alevlerin içinde…”
Jungkook bir an durdu.
Sonra iki eliyle Taenyung’un yüzünü tuttu.
“Bana bak.”
Taenyung istemsizce gözlerini ona çevirdi.
“Bu sefer farklı.” dedi Jungkook.
“Bu sefer kaçmıyorsun.”
Bir patlama sesi duyuldu.
Alevler daha da büyüdü.
Tavanın bir parçası düştü.
Taenyung irkildi.
Ve o an—
HER ŞEY geri geldi.
Net. Keskin. Acımasız.
Küçük bir oda.
Kilitli bir kapı.
Alevler hızla yükseliyor.
Ve…
O.
Kapının diğer tarafında kalan kişi.
Gözleri dolu dolu ona bakıyor.
“Git…” diyor.
“Açılmaz… kaç…”
Taenyung’un küçük hali başını sallıyor.
“Ama seni bırakamam!”
Ve o ses—
“YAŞA.”
Bir itiş.
Kapı kapanıyor.
Taenyung dışarıda kalıyor.
Ve içeride kalan kişi…
ALEVLERİN İÇİNDE KAYBOLUYOR.
Taenyung çığlık attı.
“BEN ONU BIRAKMADIM!”
Nefesi kesiliyordu.
“BENİ… İT… İTTİ…”
Gözleri titredi.
“Beni kurtarmak için…”
Jungkook onu sıkıca tuttu.
“Biliyorum.” dedi.
Taenyung dondu.
“Ne…?”
Jungkook’un bakışları derindi.
“Sen suçlu değilsin.”
Alevler etraflarını sararken bile sesi sakindi.
“Bunu kendine yıllardır yalan söyledin.”
Taenyung’un gözleri doldu.
“Ben… unuttum…”
Sesi kırıldı.
“Çünkü hatırlamak… çok acıydı…”
Jungkook onu ayağa kaldırdı.
“Şimdi hatırladın.” dedi.
“Ve artık kaçmıyorsun.”
Birlikte koşmaya başladılar.
Alevlerin arasından.
Dumanın içinden.
Tam çıkış kapısına ulaştıkları anda—
Taenyung bir an durdu.
Arkasına baktı.
Alevlerin arasında…
Bir siluet.
Onlara bakıyordu.
Aynı kişi.
Ama bu sefer…
Yüzünde bir gülümseme vardı.
Huzurlu.
Sanki sonunda…
Her şey tamamlanmış gibi.
Taenyung’un gözlerinden yaşlar aktı.
“Özür dilerim…” diye fısıldadı.
Siluet yavaşça yok oldu.
Jungkook kapıyı açtı.
Temiz hava yüzlerine çarptı.
Ve o an…
Taenyung dizlerinin üstüne çöktü.
Ama bu sefer—
Kaçtığı için değil.
Hatırladığı için.
