4. bölüm · TEHLİKELİ YANGIN
TEHLİKELİ YANGIN 4.bölüm
Koridor hâlâ karanlıktı. Taenyung’un kalp atışları sessizliği parçalayacak kadar yüksekti. Öğretmenin söyledikleri beyninde yankılanıyordu.
“Beni gerçekten hatırlamıyor musun?”
Taenyung geri çekildi. Sırtı sıraya çarptı. Kaçacak yer yoktu.
Taenyung: “Ben… sizi tanımıyorum.”
Öğretmenin yüzünde anlaşılması zor bir ifade belirdi. Hayal kırıklığı mıydı… yoksa öfke mi?
Öğretmen: “Tanımıyorsun… ya da hatırlamak istemiyorsun.”
Taenyung’un boğazı kurudu.
Taenyung: “Bu bir şaka mı? Beni neden takip ediyorsunuz?!”
Öğretmen bir an sustu. Sonra cebinden küçük, eski bir anahtarlık çıkardı. Metal yüzeyi çiziklerle doluydu.
Taenyung’un gözleri anahtarlığa kilitlendi.
Çünkü…
O anahtarlık ona tanıdık gelmişti.
Öğretmen anahtarlığı avucunda sıkıca tuttu.
Öğretmen: “Bunu tanıyorsun.”
Taenyung başını salladı.
Taenyung: “Hayır… ben—”
Cümlesi yarım kaldı.
Bir görüntü zihninde şimşek gibi çaktı.
Yağmurlu bir gece.
Sirene benzeyen sesler.
Küçük bir çocuk… ağlıyor.
Birinin elini bırakıyor.
Taenyung aniden başını tuttu.
Taenyung: “Ah—!”
Dizlerinin bağı çözüldü. Öğretmen refleksle onu yakaladı.
Öğretmenin sesi ilk kez panik taşıyordu.
Öğretmen: “Taenyung! Bana bak!”
Taenyung gözlerini sıktı. Görüntüler artıyordu.
Kırık cam sesi.
Kan kokusu.
Bir adamın bağırışı.
Ve biri…
Onu çekip karanlıktan uzaklaştırıyor.
Taenyung nefes nefese kaldı.
Taenyung: “Ben… ben… hatırlıyorum… ama… bu imkânsız…”
Öğretmenin gözleri yumuşadı. Sanki yıllardır beklediği an buydu.
Öğretmen: “Sonunda.”
Taenyung titreyerek başını kaldırdı.
Taenyung: “Sen… o gece oradaydın.”
Sessizlik.
Öğretmen gözlerini ondan ayırmadı.
Öğretmen: “Evet.”
Taenyung’un kalbi göğsünü parçalayacak gibiydi.
Taenyung: “Ama… sen… sen ölmüştün.”
Bu söz havayı keser gibi oldu.
Öğretmenin yüzündeki ifade tamamen değişti. Gözleri karardı.
Öğretmen: “Herkes öyle sandı.”
Taenyung geri çekildi. Korku artık açıkça yüzündeydi.
Taenyung: “Bu… mümkün değil… ben seni gördüm… kan vardı… sen hareket etmiyordun…”
Öğretmen yavaşça yaklaştı.
Öğretmen: “O gece senin hatırladığın gibi bitmedi.”
Taenyung: “O zaman neden şimdi? Neden ortaya çıktın?!”
Öğretmen bir an durdu. Sanki söyleyeceği şey ağırdı.
Sonra alçak bir sesle konuştu.
Öğretmen: “Çünkü tehlike geri döndü.”
Taenyung’un içi buz kesti.
Taenyung: “Ne tehlikesi?”
Öğretmen gözlerini kapıya çevirdi. Sanki birinin dinlediğini hissediyordu.
Öğretmen: “Seni o gece öldürmek isteyen kişi… hâlâ hayatta.”
Taenyung’un nefesi kesildi.
Taenyung: “Ben… öldürülmek mi istendim?”
Öğretmen tekrar ona baktı.
Bu kez bakışında sert bir kararlılık vardı.
Öğretmen: “Ve seni korumak için geri geldim.”
Tam o anda…
Koridorun ucundan METAL bir ses yankılandı.
Bir dolap kapağı yavaşça kapandı.
İkisi de dondu.
Taenyung fısıldadı:
Taenyung: “Burada biri var…”
Öğretmenin yüzü anında değişti. Avcı gibi keskinleşti.
Öğretmen: “Arkamda kal.”
Karanlığın içinden bir gölge kıpırdadı.
Sonra…
Biri alkışladı.
Yavaş. Soğuk. Eğlenen bir şekilde.
???: “Yıllar sonra kavuşma sahnesi… gerçekten dokunaklı.”
Taenyung’un kanı çekildi. Bu sesi tanımıyordu. Ama içgüdüleri tehlike diye bağırıyordu.
Gölge ışığa doğru bir adım attı.
???: “Ama masal burada bitiyor.”
Öğretmen Taenyung’un önüne geçti.
Öğretmen (fısıltıyla): “Gözlerini kapatma. Ne olursa olsun kaç.”
Taenyung’un sesi titredi.
Taenyung: “Peki ya sen?”
Öğretmen cevap vermedi.
Sadece çok kısa, çok kırık bir gülümseme gösterdi.
Öğretmen: “Bu sefer seni bırakmayacağım.”
