4

Vaveyla Yazarı: Yuin O

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 4

Will, Profesör Lecter’ın sınıfına girdiğinde dersin başlamasına yaklaşık on dakika vardı. Elindeki kahveyi sıranın üzerine bıraktı ve çantasından defterini çıkardı. Sabah boyunca aklını meşgul eden birkaç düşünce vardı ama hepsini bir kenara bırakıp derse odaklanmaya çalışıyordu.

Jack, arkasındaki sırada oturmuş telefonundan bir şeyler okuyordu. Will’i görünce telefonunu kapatıp öne eğildi.

“Final sınavı için çalışma grubuna katılacak mısın?” diye sordu.

Will sandalyesine yerleşti. “Daha hangi konulardan sorumlu olduğumuzu bilmiyoruz.”

“Tam da bu yüzden şimdiden çalışmaya başlamamız gerekiyor.”

“Senin şimdiden çalışmaya başlamanla sınavdan iki gün önce panik yapman arasında pek fark yok.”

Jack güldü. “İnsanların motivasyonunu kırmakta gerçekten iyisin.”

“Yalnızca gerçekleri söylüyorum.”

Jack cevap vermek üzereydi ki sınıfın diğer tarafında oturan Freddie Lounds’un yüksek sesle konuştuğunu duydular. Freddie bir eliyle telefonunu tutuyor, diğer eliyle saçlarını düzeltiyordu. Yanındaki öğrenciye bir şey gösterirken Will’e kısa bir bakış attı.

“Bazı insanlar gerçekleri söylemekle insanları rahatsız etmeyi birbirine karıştırıyor,” dedi Freddie, sesini özellikle duyulacak kadar yükselterek.

Will başını ona çevirmedi.

Jack, Freddie’ye baktıktan sonra Will’e doğru eğildi.

“Bunu sana söylediğini ikimiz de biliyoruz.”

“Bana söylemek istediği bir şey varsa doğrudan söyleyebilir.”

“Belki de seninle konuşmaktan korkuyordur.”

Will kahvesinden bir yudum aldı. “Bundan şüpheliyim.”

Freddie konuşmaya devam etti ancak Will onu dinlememeyi tercih etti. Dönemin başından beri aralarında küçük tartışmalar yaşanıyordu. Freddie, Will’in derslerdeki yorumlarına sık sık itiraz ediyor, bazen de tartışmayı akademik konuların dışına taşıyordu. Will başlangıçta bunu fikir ayrılığı olarak değerlendirmişti. Son zamanlarda ise Freddie’nin yalnızca karşı çıkmak için bir neden aradığını düşünmeye başlamıştı.

Tam defterini açarken sınıftaki konuşmalar yavaş yavaş kesildi.

Hannibal Lecter içeri girdi.

Her zamanki gibi acele etmiyordu. Elindeki dosyayı masanın üzerine bıraktı, ceketinin düğmesini açtı ve sınıfa göz gezdirdi. Öğrenciler yerlerine yerleşirken Hannibal tahtaya birkaç kelime yazdı.

Davranış. Niyet. Kanıt.

Ardından sınıfa döndü.

“Bir insanın davranışını gözlemlediğimizde ne görürüz?”

Birkaç öğrenci cevap vermek için elini kaldırdı. Hannibal önce onları dinledi. Cevaplar genel olarak benzerdi. İnsanların yaptıkları, söyledikleri, başkalarına nasıl davrandıkları…

Hannibal başını hafifçe salladı.

“Bunların hepsi doğru. Peki, gördüğümüz davranışın nedenini bildiğimizden ne zaman emin olabiliriz?”

Bu kez sınıfta sessizlik oldu.

“Birisi yalan söylüyorsa bir şey saklıyordur,” dedi Freddie. “Bu oldukça açık.”

Hannibal ona döndü.

“Öyle mi?”

Freddie omuz silkti. “Genellikle.”

“Genellikle ile her zaman arasında önemli bir fark vardır, Bayan Lounds.”

Freddie’nin yüzündeki gülümseme biraz silindi.

Hannibal tahtadaki kelimelerden birinin altını çizdi.

“Bir kişi neden yalan söyler? Kendini korumak için mi? Başkasını korumak için mi? Yoksa gerçeğin ortaya çıkmasının sonuçlarından korktuğu için mi?”

“Bunların hepsi mümkün,” dedi sınıftan biri.

“Peki, yalan söyleyen kişinin suçlu olduğunu nasıl belirleyeceğiz?”

Hannibal’ın bakışları sınıfın üzerinde dolaştı ve Will’in üzerinde durdu.

“Bay Graham?”

Will başını kaldırdı. Bu sorunun geleceğini tahmin etmemişti ama cevabı üzerinde düşünmesi de uzun sürmedi.

“Önce ne hakkında yalan söylediğine bakmak gerekir,” dedi. “Sonra neden yalan söylemiş olabileceğini anlamaya çalışırız. Ama yalnızca yalan söylediği için suçlu olduğuna karar veremeyiz.”

“Öyleyse yalan söylemesi bizim için ne ifade eder?”

“Bir şeylerin yanlış gittiğini gösterebilir. Ama neyin yanlış olduğunu tek başına açıklamaz.”

Hannibal, Will’e dikkatle baktı.

“Peki, kişi öfkeli davranıyorsa?”

“Bu da tek başına bir şey kanıtlamaz.”

“Neden?”

Will kalemini parmaklarının arasında çevirdi.

“Çünkü öfkenin birçok nedeni olabilir. Suçluluk, korku, haksızlığa uğramak ya da yalnızca karşısındaki insanın onu suçlamasından rahatsız olmak. Birinin nasıl davrandığına bakarak ne düşündüğünü kesin biçimde bilemeyiz.”

“Yani davranışın kendisi yeterli değil.”

“Hayır. Davranışa bakabiliriz ama onu bağlamından koparamayız. Söylediklerini, yaptıklarını ve elimizdeki kanıtları birlikte değerlendirmemiz gerekir. Aksi hâlde gördüğümüz şeyi anlamak yerine, görmek istediğimiz şeyi buluruz.”

Hannibal kısa bir süre cevap vermedi.

Will, verdiği yanıtın sınıfta gereğinden fazla dikkat çekip çekmediğini düşünürken Hannibal yeniden konuştu.

“Güzel bir ayrım. İnsanlar çoğu zaman bir davranışı gözlemler, ardından o davranışın nedenini bildiklerini varsayarlar. Sonrasında da kendi varsayımlarını destekleyen kanıtları ararlar.”

Tahtaya döndü ve son kelimenin altını çizdi.

“Bu ders boyunca yapmamaya çalışacağımız şey tam olarak bu. Bir sonuca ulaşmak için acele etmeyeceğiz. Önce ne bildiğimizi, neyi yalnızca tahmin ettiğimizi ve neyi henüz açıklayamadığımızı ayıracağız.”

Will notlarına birkaç kelime yazdı. Hannibal’ın söyledikleri yeni değildi ama konuyu ele alış biçimi ilgisini çekiyordu. Diğer bazı profesörler teorileri anlatıp örnekleri geçiştirirken Hannibal, öğrencilerin düşünme biçimlerini sorgulamalarını istiyordu.

Dersin geri kalanında farklı vakalar üzerinden ilerlediler. Hannibal, öğrencilerin yalnızca doğru cevabı bulmalarını değil, o cevaba nasıl ulaştıklarını açıklamalarını da istiyordu. Birkaç kez Will’e söz verdi. Will her seferinde soruyu dikkatlice değerlendirdi, emin olmadığı noktalarda kesin konuşmaktan kaçındı.

Hannibal bunu fark ediyordu.

Will’in ilgisini çeken şey yalnızca insan davranışları değildi. Bir insan hakkında karar vermeden önce o kararı neyin haklı çıkaracağını bilmek istiyordu. Bu, sınıftaki herkesin sahip olduğu bir alışkanlık değildi.

Dersin sonuna doğru Hannibal dosyasını açtı.

“Gelecek hafta için bir vaka analizi hazırlayacaksınız. Size vereceğim dosyada bir olayın farklı tanıklar tarafından anlatılmış ifadeleri bulunuyor. İfadeler birbiriyle tamamen uyuşmuyor. Bazı ayrıntılar eksik, bazılarıysa ilk bakışta birbiriyle çelişiyor.”

Öğrenciler çantalarını toplarken yeniden dikkat kesildi.

“Göreviniz kimin yalan söylediğine karar vermek değil,” diye devam etti Hannibal. “Göreviniz, ifadelerdeki tutarsızlıkları belirlemek, olası açıklamaları değerlendirmek ve hangi ek bilgilere ihtiyaç duyduğunuzu ortaya koymak.”

Tahtaya döndü ve üç madde yazdı.

“İkinci olarak, bu çalışma bir grup projesiyle devam edecek. Her grup kendi analizini sunacak ve diğer grupların değerlendirmelerine cevap verecek.”

Freddie elini kaldırdı.

“Grupları kendimiz seçebiliyor muyuz?”

“Hayır.”

Freddie’nin eli havada bir an daha kaldıktan sonra yavaşça indi.

Hannibal, masanın üzerindeki kâğıtları düzenledi.

“Grupları ben belirleyeceğim. Farklı çalışma alışkanlıklarına ve düşünme biçimlerine sahip öğrencilerin birlikte çalışmasını istiyorum. Herkesin zaten anlaştığı insanlarla çalışması kolay olabilir ancak bu, her zaman en iyi sonucu vereceği anlamına gelmez.”

Will, Jack’e kısa bir bakış attı. Jack de ona bakıyordu. İkisi de aynı şeyi düşünmüş olmalıydı, Bu açıklamanın ardından kimin kiminle eşleşeceği merak konusuydu.

Hannibal isimleri okumaya başladı.

İlk gruplar açıklandıkça öğrenciler arasında fısıldaşmalar yükseldi. Bazıları memnun görünüyordu, bazılarıysa yanındaki arkadaşına dönüp itiraz etmeye başlamıştı.

Sonunda Hannibal bir sonraki grubu açıkladı.

“Molly Foster, Freddie Lounds, Daniel Price ve Will Graham.”

Will’in kalemi defterinin üzerinde durdu.

Bir an yanlış duyduğunu düşündü. Sonra başını kaldırıp Hannibal’a baktı. Profesör, sanki az önce son derece sıradan bir bilgi vermiş gibi kâğıtlarına bakıyordu.

Freddie’nin yüzünde ise hemen fark edilen bir gülümseme belirdi.

“Harika,” diye mırıldandı Jack, Will’in duyabileceği kadar alçak bir sesle. “En azından sıkıcı olmayacak.”

Will ona sert bir bakış attı.

“Bunun neresi harika?”

“Bilmiyorum. Belki de bir dönem boyunca sürecek bir tartışma programının ilk bölümüne tanık olacağım için heyecanlıyımdır.”

“Çok komik.”

“Biraz.”

Will, bakışlarını yeniden Hannibal’a çevirdi. Grup dağılımının rastgele yapılmadığını tahmin ediyordu. Profesör az önce herkesin çalışma alışkanlıklarını ve düşünme biçimlerini hesaba kattığını söylemişti. Öyleyse Freddie’yle aynı gruba yerleştirilmesinin bir nedeni olmalıydı.

Ama bu, Will’in durumdan memnun olduğu anlamına gelmiyordu.

Ders bittiğinde öğrenciler çantalarını toplamaya başladı. Hannibal, teslim tarihini ve değerlendirme ölçütlerini açıkladıktan sonra onları serbest bıraktı.

Will defterini çantasına koyarken Jack yanına geldi.

“Yüzündeki ifadeyi görmeliydin.”

“Ne ifadesi?”

“Sanki Hannibal Lecter az önce sana kişisel bir ceza vermiş gibi görünüyordun.”

“Freddie’yle çalışmak zorunda kalacağım.”

“Evet, bunu anladım.”

“Jack, geçen haftaki tartışmayı hatırlıyor musun? Bir vakadaki tanığın ifadesini değerlendiriyorduk. Ben bir ayrıntının yeterince açık olmadığını söyledim. Freddie de bunu, onun analizini anlamadığım şeklinde yorumladı.”

Jack başını salladı. “Hatırlıyorum. Sonra on dakika boyunca senin insanları dinlemeyi öğrenmen gerektiğini anlattı.”

“Ve benim söylediğim şeyin aynısını söyledi.”

“Bunu da hatırlıyorum.”

Will çantasını omzuna geçirdi.

“Bütün dönem böyle geçerse projeyi bitiremeyiz.”

“Belki de grup çalışması Freddie’nin kendisini daha iyi kontrol etmesini sağlar.”

“Ya da hepimizin sabrını tüketir.”

Jack güldü ama Will’in yüzündeki huzursuzluğu görünce ciddileşti.

“Şaka bir yana, Lecter grupları bilerek oluşturduğunu söyledi. Belki de sizin birbirinizden öğrenecek bir şeyiniz olduğunu düşünüyordur.”

“Birbirimizden öğreneceğimiz tek şey, bir insanın aynı anda kaç kez söz kesebileceği olabilir.”

“Bunu da proje raporuna ekleyebilirsin.”

Will başını iki yana salladı. Ardından bir karar verdi.

“Profesörle konuşacağım.”

Jack’in kaşları kalktı. “Grubunu değiştirmesini mi isteyeceksin?”

“En azından neden böyle bir seçim yaptığını öğrenmek istiyorum.”

“Bence cevabı hazırdır.”

“Yine de soracağım.”

Jack, Will’in omzuna hafifçe vurdu.

“Pekâlâ. Umarım ofisinden kovulmadan çıkarsın.”

“Bu konuda senden daha fazla endişelenmem gerektiğini sanmıyorum.”

Will, Jack’ten ayrılıp Hannibal’ın ofisinin bulunduğu koridora yöneldi.

───

Hannibal, ofisine döndüğünde bir sonraki dersinde kullanacağı belgeleri düzenliyordu. Kapı çalındığında başını kaldırdı.

“Gelin.”

Kapı açıldı ve Will içeri girdi.

Hannibal onu görünce dosyasını kapattı.

“Bay Graham. Bir sorun mu var?”

“Vaktinizi almayacağım, Profesör.”

“Buyurun, oturun.”

Will sandalyeye oturmak yerine ayakta kaldı. Çantasının askısını omzunda düzeltti ve konuya doğrudan girdi.

“Grup dağılımıyla ilgili konuşmak istiyordum.”

Hannibal’ın yüzünde belirgin bir değişiklik olmadı.

“Dinliyorum.”

“Beni Freddie Lounds’la aynı gruba yerleştirdiniz.”

“Evet. Doğru hatırlıyorsunuz.”

Will, Hannibal’ın bu sakin cevabına hazırlıklıydı ama yine de sabrını korumak için kendini zorlaması gerekti.

“Aramızda daha önce bazı sorunlar yaşandı. Tartışmalarımız çoğu zaman konuyla ilgili olmaktan çıkıyor. Bu yüzden birlikte çalışmamızın projeyi olumsuz etkileyebileceğini düşünüyorum.”

“Bu sorunların kaynağının ne olduğunu düşünüyorsunuz?”

Will kısa bir süre durdu.

“Freddie, fikir ayrılıklarını kişisel bir meseleye dönüştürüyor. Benimle aynı fikirde olmadığında bunu normal bir tartışma olarak sürdürmek yerine, konuyu benim nasıl biri olduğuma getiriyor. Bunun grup çalışmasında da devam etmesini istemiyorum.”

Hannibal ellerini masanın üzerinde birleştirdi.

“Peki, onunla aynı fikirde olmadığınızda siz ne yapıyorsunuz?”

Will’in kaşları hafifçe çatıldı.

“Konuyu tartışmaya çalışıyorum.”

“Her zaman?”

“Evet.”

Hannibal ona birkaç saniye baktı. Will’in cevabını düşünmeden verdiğini fark etmişti. Kendi davranışını değerlendirmeye alışkındı ama bu, kendisi hakkında yanılmayacağı anlamına gelmiyordu.

“Bay Graham, grup dağılımını oluştururken öğrencilerin güçlü ve zayıf yönlerini göz önünde bulundurdum. Farklı görüşlerin bir araya gelmesinin analizinizi geliştirebileceğini düşünüyorum.”

“Anlıyorum. Ama anlaşamadığımız her durumda bunun faydalı olacağını sanmıyorum.”

“Bunun faydalı olacağını garanti edemem. Ancak birlikte çalışmak zorunda olduğunuz herkesle anlaşmanız da gerekmiyor.”

Will derin bir nefes aldı.

“Ben anlaşmak zorunda olduğumu söylemiyorum. Yalnızca işimizi yapabilmemiz gerektiğini söylüyorum.”

“Ve ben de bu nedenle sizden, aranızdaki farklılıkları yönetmeye çalışmanızı istiyorum.”

Will bakışlarını kısa bir süre masaya indirdi. Hannibal’ın söyledikleri mantıksız değildi. Sorun, profesörün bu kararı verirken Freddie’nin davranışlarının gerçekten ne kadar ileri gittiğini hesaba katıp katmadığını bilmemesiydi.

“Peki, ya Freddie çalışmamızı gerçekten engellerse?”

“O zaman somut bir sorunla karşılaştığınızda benimle konuşabilirsiniz. Bir tartışma yaşanmasıyla bir öğrencinin çalışmayı engellemesi aynı şey değildir. Aradaki farkı değerlendirmeniz gerekecek.”

Will başını kaldırdı.

“Yani grup değişikliği yapmayacaksınız.”

“Hayır.”

Cevap kısa ve kesindi.

Will, Hannibal’ın kararını tartışarak değiştiremeyeceğini anlamıştı. Yine de aklında kalan bir soru vardı.

“Grupları oluştururken gerçekten herkesin güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirdiniz mi?”

Hannibal’ın bakışları bir anlığına Will’in yüzünde durdu.

“Elbette.”

“Yalnızca farklı insanların birlikte çalışmasının iyi bir deneyim olacağını düşündüğünüz için değil?”

“İki düşünce birbirini dışlamıyor, Bay Graham.”

Will bu cevaptan pek hoşlanmadı. Hannibal’ın konuşma biçiminde, sorunun kendisinden daha fazlasını bildiğini düşündüren bir kesinlik vardı. Belki de bu yalnızca profesörün alışkanlığıydı. Yine de Will, Hannibal’ın kendisini neden Freddie’yle aynı gruba yerleştirdiğini tam olarak anlayamamıştı.

“Pekâlâ. Deneyeceğim.”

“Bunu duymak güzel.”

Will çantasını omzunda düzeltti.

“İyi günler, Profesör.”

Kapıya yöneldiğinde Hannibal’ın sesi arkasından geldi.

“İyi günler, Will.”

Will kapının kolunu tutarken bir an durdu. Hannibal ona ilk kez yalnızca soyadıyla hitap etmemişti. Bu, tek başına üzerinde durulacak bir şey değildi. Bazı profesörler öğrencileriyle daha rahat bir iletişim kurmayı tercih ederdi.

Yine de Will, koridora çıktığında bu küçük ayrıntıyı düşündüğünü fark etti.

Ardından bunu kafasından atıp merdivenlere yöneldi.

───

Kafeteryaya ulaştığında Jack ve Molly’yi pencerenin yanındaki masada buldu. Molly’nin önünde açık bir dizüstü bilgisayar, Jack’in önünde ise yarısı yenmiş bir sandviç vardı.

Jack, Will’i görür görmez sandalyesinde doğruldu.

“Peki? Hâlâ okulda mısın? Demek ki görüşme iyi geçmiş.”

Will çantasını sandalyenin yanına bıraktı.

“Grubu değiştirmedi.”

Jack başını salladı. “Bunu tahmin etmiştim.”

Molly bilgisayarını kapattı.

“Ne söyledi?”

Will oturup kahvesini masaya bıraktı.

“Grupları bilerek oluşturduğunu, farklı insanların birlikte çalışmasının faydalı olabileceğini söyledi. Freddie çalışmayı gerçekten engellerse o zaman kendisiyle konuşabileceğimi de ekledi.”

Molly bir süre düşündü.

“Bence tamamen haksız sayılmaz.”

Will ona baktı.

“Sen de mi?”

“Beni yanlış anlama. Freddie’nin bazen insanları gereksiz yere kızdırdığını biliyorum. Ama belki bu projede daha ciddi davranır. Sonuçta herkesin notu buna bağlı.”

“Freddie’nin notunu önemsediğinden emin değilim.”

“Önemsiyor,” dedi Molly. “Yalnızca bunu göstermenin oldukça yorucu bir yolunu bulmuş.”

Jack güldü.

“Bu, Freddie hakkında duyduğum en doğru tanım olabilir.”

Molly ona gözlerini devirdi, sonra Will’e döndü.

“İstersen ilk toplantıyı birlikte planlayabiliriz. Önce dosyayı inceler, görevleri belirleriz. Herkesin ne yapacağı belli olursa tartışmaya daha az fırsat kalır.”

Will, Molly’nin önerisini düşündü. Sorun Freddie’nin kişiliğiydi ama bunu kontrol edemezdi. Kontrol edebileceği şey, projeye nasıl yaklaşacağıydı.

“Bu işe yarayabilir,” dedi sonunda. “Önce herkesin dosyayı okumasını isteyelim. Sonra ifadelerdeki tutarsızlıkları ayrı ayrı belirleriz. En azından ilk toplantıda bütün işi tek bir tartışmaya dönüştürmeyiz.”

“Gördün mü?” dedi Jack. “Daha başlamadan çözüm buldun.”

“Henüz hiçbir şeyi çözmedim.”

“Buna iyimserlik deniyor, Will. Arada denemelisin.”

Will istemeden gülümsedi.

Molly bilgisayarını yeniden açtı ve proje için bir belge oluşturdu. Üçü, ilk toplantıda hangi konuları ele alabileceklerini konuşmaya başladı. Will hâlâ Freddie’yle çalışmak istemiyordu ama en azından bir planı vardı.

Bir süre sonra çantasından vaka dosyasını çıkardı. İlk sayfayı açıp tanık ifadelerine göz gezdirdi. Çelişkiler daha ilk okumada dikkatini çekiyordu. Bir tanık olayın saatini farklı hatırlıyor, diğeri olay yerinde bulunduğunu söylediği bir kişinin kıyafetlerini tarif ederken üçüncüsünün anlatımıyla uyuşmayan ayrıntılar veriyordu.

Will, bir kalem alıp kenara notlar düşmeye başladı.

Belki de Hannibal’ın istediği buydu. Farklı görüşlerin arasında çalışmayı öğrenmek, birinin davranışından hoşlanmadığı için söylediklerini göz ardı etmemek ve gerektiğinde kendi düşüncesini de sorgulamak.

Bu, Freddie’yle anlaşmak zorunda olduğu anlamına gelmiyordu.

Yalnızca onunla çalışmayı öğrenmesi gerekiyordu.

Will dosyanın sayfasını çevirdi. Henüz bilmediği şey, bu grup çalışmasının yalnızca bir ders ödevi olarak kalmayacağıydı. Şimdilik aklında tek bir hedef vardı, işi düzgün yapmak ve Freddie’nin bunu imkânsız hâle getirmesine izin vermemek.

Bu hedefin ne kadar zor olacağınıysa zaman gösterecekti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18