1. bölüm / 3
Tarax ve VulpePart II
Bölümler 3Şu an: Part II
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
5 ay öncesi...
Tarax eve döndüğünde annesi bu kadar geç kaldığı için ona öfkeyle bakıyordu. "Tarax! Sana hazır olmanı söylemiştim, dışarı çıkıp oyalanmanı değil!"
Tarax buna cevap vermek yerine odasına gitti ve bohçasını hazırlamaya başladı. "İki parça kıyafeti toparlamak ne kadar sürebilir, anne? Arkadaşımın yanına gitmiştim. Bu, onu son görüşüm sonuçta."
Uzak bir akrabası Tarax'ı eğitim için yanına alacaktı. On bir yaşına gelmesine rağmen hala okuma bilmeyen ve bu kasabadan başka yer görmemiş Tarax için bu heyecan verici bir macera olabilirdi ama Tarax bunun asıl sebebinin anne ve babasının yaşlılığı olduğunu biliyordu.
Pek çok konuda ailesi fazlasıyla katı olsa da onlar öldükten sonra Tarax'ın bu kasabaya bağımlı hale geleceğini, kasaba halkı tarafından herhangi bir erkeğe verilip evlendirileceğini biliyorlardı. Tarax'ın kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olmasını istiyorlardı çünkü diğer ailelerin aksine kızlarının serpilip güzel ve alımlı bir kadın olduğunu dahi göremeyeceklerdi.
Tarax bazı geceler annesinin bebeklik zıbınına sarılıp ağladığını bile görmüştü. Kalbi hangisi yüzünden daha çok ağrıyordu bilmiyordu. Bir gün geri döndüğünde ailesinin burada olmayacağını bilmek mi yoksa veda bile etmeden, gidişini haber vermeden, ona tekrar geleceğine söz vererek Vulpe'den ayrılmak mı?
Aslında amacı Vulpe'den bu şekilde ayrılmak değildi ama kim uzun süre görmediği arkadaşını gördükten sonra tekrar ayrıldığını duymak isterdi ki?
Tarax tüm bunların bahane olduğunu biliyordu. Kendini bir yalana inandırıp tüm gün Vulpe'yle konuşmuştu. Eskiden yaptıkları gibi... Tarax sonsuza dek Vulpe'yle kalmak istiyordu bu yüzden ona sesli bir şekilde buradan ayrılacağını itidaf edememişti. Tarax bencillik etmişti çünkü tüm bu süre boyunca Vulpe'nin onun için endişeleneceğini ve kasabaya inmeyi göze alacağını bilmesine rağmen basit bir veda bile edememişti.
Tarax bunları düşünürken annesi söylenmesini bitirip onu odasının dört duvarının arasına terk etmişti. Tarax görüşünün bulanıklaştığını ve yanaklarından bir damla yaş süzüldüğünü hissetti. Ağlayıp mızmızlanmaya hakkı olmadığını biliyordu ama boğazında ona acı veren bir yumru vardı. Söyleyemediği, haykıramadığı her şey sıkışmıştı sanki.
Tarax derin bir nefes aldı ve tüm duygularını geri kalbinin derinliklerine gömdü. Bunu yaparken tırnaklarının acı verici bir şekilde avucuna battığının farkında bile değildi.
•••
Ertesi gün Tarax'ın büyük şehir macerası başlamıştı. Onu evine alan kadın ona Bayan Tes olarak seslenmesini istemişti bu yüzden Tarax, akrabalık bağlarını tam oladak bilmiyordu.
Tüm yol boyunca susmayı ve sorularını bekletmeyi seçmişti çünkü kasabanın engebeli yollarında seyahat eden Bayan Tes pek mutlu görünmüyordu ve Tarax morali bozuk bir insanla uğraşamayacak kadar kötü bir ruh halindeydi. Ancak şehrin taş yollarına vardıklarında ve arabanın sallantısı azaldığında Bayan Tes'in dudaklarında memnun bie gülümseme belirdi. Tarax sorularını sormak için iyi bir fırsat olduğunu biliyordu.
"Sizinle ne kadar kalacağım?" Bu soruyu sorarken Tarax olabildiğince kendinden emin görünmeye çalıştı.
Bayan Tes ona kısa bir göz gezdirdi. Kambur oturuşu, kirli kıyafetleri, cılız bedeni ve özellikle herkesin çekindiği çirkin gözlerine uzun uzun baktı. "Senin tüm zorunlu eğitimini üstleneceğimi ve üniversite okumak istersen ya da çalışmak istersen destek olacağımı söyledim. Normalde zorunlu eğitim reşit olana kadar sürer görünüşe göre seninle daha çok işimiz var."
Tarax, kadının aşağılayan bakışlarını hissettiğinde tırnaklarını avucuna batırdı ve bakışlarını arabanın camından dışarıya çevirdi. Şimdiden annesinin sıcak kucaklamasını, babasının aniden sorduğu tarih sorularını ve Vulpe'nin sesini özlemişti. Açıklığın ferahlatıcı havasına kıyasla şehrin boğucu havası Tarax'ın nefesinin kesildiğini hissetmesine sebep oluyordu.
"Tüm bu süre boyunca oğlumla eğitim göreceksin. Onu geri çekmediğinden emin ol." Tarax bu yorumu duyduğunda kaşları istemsizce çatıldı. Sadece biraz tarih bilgisi vardı ama okumayı bile bilmiyordu, ondan daha önce eğitim almaya başlamış biriyle aynı dersi görüp nasıl aynı hızda ilerlemelerini beklerlerdi?
Bayan Tes onun yüz ifadesini görünce kaşları hafifçe aralandı. Tarax şimdiden onun gözünde küstah ve cahil bir kızdan başka bir şey değildi. "Yüzünü düzelt. Erken yaşta kırışmak mı istiyorsun?"
Tarax iç çekti ve arkasına yaslanıp kollarını kavuşturduğunda Bayan Tes oturuşunu düzeltti. "Bir kadın her zaman dik durmalıdır. Ellerini de kucağına koy ve bacaklarını çalrazlayıp hafifçe sola kıvır. Bu sayede elbisen otururken de düzgün görünecek."
Tarax sessizce ona denileni yaparken şimdiden boğulmuş hissediyordu. Vulpe'siyle birlikte çiçeklerin arasında koşmak, annesinin öfkesinden kaçmak, babasına çorba içirmek istiyordu. Ona ağır gelen tüm işler aniden bir nimet gibi görünmüştü gözüne. Bilinmezliğe girmek hala onu heyecanlandırıyordu ama artık yalnız olmadığı halde bu bilinmezliğe yalnız girmek zorunda kaldığı gerçeği yüreğine ağır geliyordu. Vulpe'nin hiçbir zaman ona katılamayacağını bilse bile buraya onunla gelmek isterdi.
Aniden aklında yeni bir soru belirdi. "Bayan Tes, şehirdeki insanların melezlerle ilgili düşünceleri nedir" Bayan Tes göz ucuyla ona baktı sonra umursamazca şehir manzarasını seyretmeye devam etti. Tarax, kasabadaki insanların düşüncelerini biliyordu, çocukluğundan beri bunlara maruz kalarak büyümüştü ve Vulpe ile tanışmasaydı o da melezlerin vahşi, kana susamış yaratıklar olduğunu düşünebilirdi ama Vulpe'nin ağladığını, güldüğünü, endişelendiğini ve daha bir çok halini görmüştü. Vulpe'yle birlikte melezlerin arasında da iyi ve kötüler olduğunu anlamıştı.
"Ah, saçma kasaba hikayelerine maruz kalmış olmalısın." Tarax bunu duyduğunda gözlerinin bal rengi umutla parladı ve kahverengiyi bastırdı. Eğitim görmüş, bilgili insanlarla dolu olan şehirde melezlerle ilgili saçma söylentiler olmadığı düşüncesi, kasabalardakinin sadece nesilden nesile aktarılan hikayeler olduğu düşüncesi kalbinde umut adı verilen bir karahindibanın filizlenmesini sağladı. "Melezler sana zarar veremez. Onlar bir köleden başka bir şey değiller."
Bayan Tes'in umursamaz sözleri Tarax'ın kalbindeki karahindibayı çürüttü ve gözlerinin bal rengi koyu bir kahverengiye büründü.
Tarax'ın bakışları Bayan Tes'in tiksinmiş sesini duyduğunda merakla ona döndü. "Bak, aptal yaratıklar." Tarax, Bayan Tes'in gösterdiği yere baktığında tüm bedeninin korkuyla titrediğini hissetti. Dışarıdan bakıldığında eğitimli ve bakımlı görünen bir adam, canice önünde yatan bir sincap melezini tekmeliyordu. Melez kirliydi ve zayıftı. Ağzından kan akmaya başladığında adam tekmelemeyi bırakmıştı ama bunun tek sebebi ayakkabısına bulaşan kanı temizlemekti. "Bu kadar işe yaramaz olmalarına rağmen onlara yemek ve barınak sağladığımız için şanslılar. Kasabada duyduklarını unut, bu yaratıklar koluna bir çizik bile atamazlar." Tarax'ın bakışları kucağına kaydı, kucağındaki ellerini kenetledi ve eklemleri beyazlayana kadar sıktı. Bu vahşi görüntü karşısında Bayan Tes'in hiçbir üzüntü belirtisi göstermemesi midesini bulandırdı, bir çocuğa bu görüntüyü vicdan azabı çekmeden göstermesi ondan nefret etmesine sebep oldu. On bir yaşında olabilirdi ama Tarax hala koşmak, oynamak isteyen bir çocuktu. Bunun yerine merhametin eğitimden daha zor elde edilen bir erdem olduğunu keşfetmek zorunda kalıyordu.
Bu konuşmadan sonra arabaya bir sessizlik hakim oldu ve gidecekleri yere varana kadar da devam etti. Araba durduğunda Tarax önce Bayan Tes'in inmesini bekledi. Bayan Tes'in evi orta halli herhangi bir insanın alabileceği ekonomik bir evdi. İki katlıydı; alt katı hizmetçilerin ve bakıcıların yeri, mutfak, salon ve çalışma odasından oluşuyordu. Üst katta ise beş yatak odası bulunuyordu ama bu yatak odalarından biri Bay Tes'in isteği üzerine kütüphaneye dönüştürülmüştü.
Pek çok insan için normal büyüklükte olan bu ev, Tarax için bir malikane kadar büyüktü. Yine de hayranlık duymak vicdan azabı çekmesine sebep oluyordu. O melezin görüntüsü gözlerinin önünden gitmiyordu.
Bayan Tes aniden Tarax'ın eşyalarını elinden alıp bir kadının eline verene kadar Tarax dalıp gittiğini fark etmemişti. O sırada merdivenlerde siyah saçlı bir çocuk göründü. Gözlerinin yeşili aynı Bayan Tes'in gözlerine benziyordu. Tarax, bu çocuğun Bayan Tes'in oğlu olduğunu düşündü. Çocuğun bakışları annesine kaymadan önce küçümser bir tavırla Tarax'ı baştan ayağa süzdü. "Anne, nereye gittin ve bu sıska kız kim? Yeni hizmetçi falan mı?"
Tarax kaşlarını çattı ve elbisesinin eteğini sıkıca kavradı. Annesine saygılı davranacağına dair söz vermişti bu yüzden sessiz kalıp Bayan Tes'in kendisini tanıtmasını bekledi. "Ne kaba bir yorum!" Tarax bunu duyduğunda şaşırdı. Bayan Tes'in bu yoruma bıyık altından gülüp sadece gösteriş için oğluna kızacağını düşünmüştü çünkü arabadayken Tarax'ın gözünde öyle bir izlenim çizmişti ama Bayan Tes, oğlunun saygısızlığına gerçekten sinirlenmiş gibi görünüyordu. "Solidago, bir daha misafirimiz hakkında böyle bir yorum yaptığını duymak istemiyorum. Bu hanımefendinin adı Tarax ve uzun bir süre misafirimiz olacak. Şimdi ona kütüphanenin karşısındaki odaya kadar eşlik eder misin?"
Bayan Tes uzaklaşırken Tarax gözlerini Solidage'ye dikti. "Solidage…" diye düşündü. "Güzel bir isim." Solidage onun bakışlarından rahatsız olduğunu belirtircesine kaşlarını çattı. "Daha ne kadar orada dikilmeyi planlıyorsun. Beni takip et." Solidage merdivenleri yeniden çıkmaya başladığında Tarax ona yetişmek için peşinden koştu.
Kısa bir yürüyüşün ardından Solidage kapıyı açtı ve geri çekildi. "Burası senin odan. Ben artık gidiyorum." Solidage giderken Tarax gözlerini odada gezdirdi. Kendi odasından fazla büyük değildi, sadece yatak biraz daha büyüktü ve bir makyaj masası vardı. Tarax bu odaya bakarken bir şeylerin eksik olduğunu, odanın soğuk olduğunu hissetti. Aslında tüm ev soğuktu. Bu normal bir soğuk değildi ve Tarax bundan hoşlanmamıştı.
Çoktan yatağın yanına konulan eşyalarına uzandı ve düşüncesizce hepsini dağıttı. Burası onun odası değil miydi? Topladığı sürece dağıtmasının bir önemi olmamalıydı. Kimse girmediği sürece dağınık görünmesinin önemi olmamalıydı. Kıyafetlerinde bir sıcaklık hissetti. Tüm eve ve odaya tezat oluşturan bir sıcaklık…
O günden sonra Tarax her zaman çok çalıştı. Solidage'ye yetişmek için, aptal görünmemek için, kasabasına geri dönmek için… Bazen Bay Tes'in mum fiyatlarından yakınması yüzünden bazı geceler balkona çıkıp ay ışığı altında çalışırdı. Bu yüzden kısa sürede gözleri bozuldu ama bunun nasıl olduğunu kimseye anlatmadı. Solidage ile araları hiçbir zaman iyi olmadı. Tarax ne zaman sonunda ona yetişeceğim, diye düşünse Solidage öğretmeni bile şaşırtan konuların girişlerine tek başına çalışmış olarak geri dönüyordu.
Bu sırada Tarax git gide zayıfladı ve iştahı kapandı. Bunun tek sebebi derslerinde iyi olmak zorunda hissetmesi değildi. Ailesini özlüyordu, evini özlüyordu, arkadaşını özlüyordu ama bunları paylaşabileceği kimsesi yoktu. Dahası Bay Tes her zaman dersler konusunda daha sıkı bir ilerleme göstermesini bekliyordu ve Tarax tüm bu beklentilere karşılık verirse "cahil kasabalı" etiketinden kurtulacağını, onlar için uzak akrabalarının çocuğu olmaktan çıkıp sadece Tarax olabileceğini sanıyordu. Sonuçta Tarax hala bir çocuktu ve hala birilerinden aile sıcaklığı bekliyordu ama Tes ailesi bunu anlamıyordu.
•••
Bu şekilde Tarax ve Vulpe birbirlerinden uzakta beş yıl geçirdiler. Tarax 16 yaşında genç bir kızdı ve kesinlikle çocukluğuna kıyasla güzelleşmişti. Saman sarısı saçları canlı bir altın sarısına dönmüş, soluk teni canlanmıştı. Hareketleri ise durağanlaşmış ve gülümsemesi daha sakin bir hale gelmişti. Ancak tüm bunlar çocukluğunun neşe saçan yaramaz ışıltısını alıp götürmüştü. Tarax bile bazı geceler hala unutamadığı çocukluğunu özlerken ve boş gözyaşları dökerken buluyordu kendini.
Vulpe ise 17 yaşına basmıştı. Eskisi kadar güzel ve pürüzsüz bir yüze sahip olsa da kişiliği fazlasıyla değişmişti. Asabi ve güvensiz birisi haline gelmişti. Artık Tarax'tan nefret ettiğini ve onun sesini bile duymak istemediğini düşünmesine rağmen hala ikisinin açıklığına gidiyordu ve insanları oradan uzak tutmak için türlü oyunlar oynuyordu. Tarax'la ilgili hiçbir şeyi merak etmediğini düşünse bile bir gün geri dönerse onu tanıyıp tanıyamayacağını, nasıl birine dönüştüğünü düşünmekten kendini alamıyordu.
🌼🦊🌼🦊🌼🦊🌼🦊🌼🦊🌼🦊🌼🦊🌼🦊
Umarım bu bölümü beğenmişsinizdir🌼
Fazla hızlı geçtiğimi düşündüğünüz, bence burayı düzenleyebilirsin dediğiniz yerler varsa görüşlerinizi belirtin lütfen. Saygı çerçevesi içerisinde her türlü eleştiriye açığım.
Sırada gereksiz bilgiler köşesi🔥
• Solidage, papatyagiller familyasından bir çiçekli bir bitkidir. Direkt çiçeği bir erkeğe isim yaptım MCLELGPR
Ilk başta kulağıma tuhaf geliyodu ama şu am Solidage hoşuma gidiyor.
❗Bu kitaptaki tüm isimler yazıldığı gibi okunuyordur❗
En azından ben yazıldığı gibi okuyup ona uygun ek getiriyorum💖
Bölüm etkileşimi
