Süveyda kitap kapağı

2. bölüm / 3

Süveyda

Yalnızlık

Vaveyla Yazarı: Yankı Derûn

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Yalnızlık

Başım çatlıyordu . Biri bana kardeşimin öldüğünü söylemiş ardından da çekip gitmişti . Beni benim karanlığıma bırakmışlardı . Ne kadar da acımasızlardı . Babam bile beni görmeye gelmemişti . Asaf anlamadığım biçimde mesafeliydi . Soğuk bir hastane odasında açmıştım gözümü saatlerdir baygın olduğumu düşünsem de sadece 5 dakika baygın olduğumu öğrenmiştim . Odada kimse yoktu hava hafif yağmurluydu . Kolumdaki serumu acımasızca çıkardım kolum kanasa da umursamadan üzerini kapattım . Kalbime saplanan acı beni durduramazdı . Gizlice çıktım hastaneden madem beni umursamıyor karşı bende onları umursamazdım . Ben istediklerinde gel istediklerinde git diyecekleri oyuncak bebek değildim . Yağmurlu havaya rağmen yürüyerek sahil kenarına indim . Denizi severdim o da benim gibiydi . Belirsiz ... Biraz oturduktan sonra bir taksiye binerek zincirli kuyu mezarlığına gitmesini istedim. Ücreti ödeyerek indim arabadan etraf her zamanki gibi arabalarla doluydu . Çiçekçi kadında ortada yoktu . Sessizce yine bildiğim o yere ilerledim . Mezarın başında iri kıyım bir adam vardı . Etrafında ise korumalar korumalardan biri beni fark edince hızla arkamı döndüm hiç görünmemiş gibi .
“ Hey sen kimsin !” arkamdan koşan adımlarla durdum ve o tarafa döndüm iri kıyım 50 yaşında olan adam yakışıklıydı korgeneral Korhan Akça . Annesi rus babası türk bir adam yani yarı Türk . Sert bakışları benim üzerimdeydi .
“ yolumu kaybettim kusura bakmayın “ diyerek hızla yürümeye başladım durduran da olmadı . Üzgünüm anne bugün değil ... Tekrar taksi çağıracak param olmadığı için yürümeye karar verdim . Geçtiğim yollarda ya bir kız çocuğu annesiyle ilgileniyor ya bir baba kızına oyuncak alıyor ya da iki kardeş birbirleriyle şakalaşıyordu . Gözlerim dolarken izledim hepsini önüme bakmadan yürüdüğüm için bir bedene çarptım . Kafamı kaldırınca bunun bir tesadüf değil de ayarlanmış bir şey olduğunu hemen anladım çünkü karşımdaki kişi elinde kırmızı güller bulunan carlostan başkası değildi . Onu umursamadan yanından geçip yoluma devam ettim ve yanılmıştım o Carlos değildi o normal bir sivildi .

En yakın yuvaya giderek 1 ay boyunca izin aldım 1 ay kimse ile konuşmak veya görüşmek istemiyordum ...

İlahi bakış açısı

Şırnakta her şey yolunda gidiyordu çünkü Zümrüt yoktu . Teğmen ve ekibi talim atışı dışında hiçbir şey yapmıyordu . Zümrüt gideli 1 ay olmuştu hala orta da ne gelen vardı ne de giden Yusuf alayla konuştu
“ Bence vazgeçti !” dedi gülerek Çınar ise üzgünce cevapladı abisini
“ Tüh oysaki çok iyi kızdı “dedi ama bu sefer alayla gülen kıraç olmuştu
“ kafanı yardı senin “ dedi Çınar ise omuz silkti onlar kendi aralarında konuşurken agah ise hiç konuşmuyordu elinde bitmek üzere olan sigarasına bakıp uzaklara dalmıştı. 3 gün önce sevdiği kadın tarafından aldatıldığını görmüştü . Başkasından duysa inanmazdı ama görmüştü. Onlara doğru gelen asker ile kaldırdı bakışlarını sigarasından asker selam verdikten sonra
“ Sedat albay sizi çağırıyor komutanım “ diyerek uzaklaştı agah önce arkadaşlarına baktı sonra ise sigarasını yere attı ayağa kalkarak sigaraya bastıktan sonra tugaya ilerledi Sedat albayın odasına gelene kadar karargahtaki kızların ona nasıl baktığını gördü ama umursamadı kapıyı tıklayarak girdi içeri . Sedat albay telefonda biriyle kavga ediyordu
“ sen delirmiş olmalısın kızı nasıl yalnız bıraktın !” ekibin geri kalanıda sırasıyla odaya girdi . Karşı tarafta bağırıyordu . Sedat Albay umutsuzca omuz silkti
“Burada değil diyorum “ sesinde gizleyemediği bir huzursuzluk vardı bu sefer telefonun diğer tarafından sesler duyulmaya başlamıştı
“ O zaman nerede sedat ! “ Sedat albay ise havaya bakarak sabır çektikten sonra telefona döndü
“ kaybetmeseydin o zaman bana mı sordun kaybederken Erkan !” diyerek telefonu karşı tarafın yüzüne kapattı . Derin nefes aldıktan sonra ekibe baktı “ zümrütle iletişimde olan var mı ?” herkes aynı anda cıkladı . Çınar merakla sordu “ bir şey mi oldu komutanım “ dedi Sedat albay sabır dileniyordu o kız hele bir gelsindi o zaman yapacaklarını biliyordu . “ Zümrüt Ortada yok çocuklar “ Yusuf burnundan gülerek “ entrikaya bak amına koyayım “ diye söylendi Sedat albay yargılayıcı bakışlarını Yusuf’a yönlendirdi “bunda sizinde etkinizin olduğunu düşünüyorum “ dedi Yusuf ise kaşlarını çatarak Sedat albaya baktı “zengin diye torpil mı geçiyorsunuz ona komutanım ?” Sedat albay hadsiz soru karşısında sadece Yusuf’a baktı hayal kırıklığı ile onu kendi evlatlarından ayırmazdı bu ekip onun evlatlarıydı ama evladının dediği şeye bakar mısınız Yusuf sustu . Kimseden çıt ses çıkmıyordu . Kapı tıklatıldı Sedat albay nefes alarak “meşgulüm sonra gel “ dese de kapı çoktan açılmış içeri de Zümrüt girmişti. Sedat albay onu görünce rahatlasa da kızmak için can atıyordu “oooo gelmiş bizim kaçak asker !” Zümrüt ise hiç oralı olmamıştı . Agah yavaşça inceledi zümrütü yeşil gözlerinde bir karamsarlık vardı. Her zamanki gibi renkli değil bu sefer sadece siyah giymişti sarı saçlarını dağınık topuz yapmıştı . Siyah dar bir crop ile siyah bol bir pantolon seçmişti siyah şişme bir montun içindeydi . Gözlerinde siyah çerçeveli bir gözlük yüzünde ise hiç makyaj yoktu . Kız kimseye bakmadan öylece ulu orta yerde Durmuş sorguya çekilmeyi bekleyen masum bir insan gibiydi . Kaçamak bakışlarını bir kere agah ve ekibe çevirdi sonra ise sabit bir şekilde Sedat albaya baktı . “ Nerelerdesin sen Zümrüt !” hiç cevap vermiyor öylece duruyordu “ ne bu halin bir bak kendine , bu musun sen !” Sedat albay ağır konuşuyordu Zümrüt öylece yere bakıyordu “ baban seni ne kadar çok aradı haberin var mı , yok tabi nerden olsun “ kimseden çıt çıkmıyordu bu sefer Yusuf bile acımıştı zümrüte
“bir kayıp verdin diye geldiğin hale bak !” Zümrütün gözünden bir damla yaş aktı . Elini cebine atarak bir kağıt çıkardı Sedat albaya uzattı sonra da odadan çekip gitti . Kimse olanlardan bir şey anlamamıştı .Sedat albay hırsla açtı kağıdı üzerindeki siyahla yazılmış yazı kâğıdın arkasından bile okunuyordu
İstifa dilekçesi
Sertçe yutkundu Sedat albay sonrasında ise odadan çıkıp gitti 6 arkadaş olanları anlamak için birbirlerine bakıyordu . “ ne dram ama , çeksek 50 bölümlük dizi olur ha “diye dalga geçti Yusuf kimse onu ciddiye almadı talim atışı yerine gittiler göreve gitmelerine son 1 gün kalmıştı . İyi değerlendirmeleri gerekiyordu .Epeyce terledikten sonra eve dönmek için izin istediler iyi dinlenmeleri gerekiyordu .

Yusuf arabayı kullanmak üzere Sürücü koltuğuna oturdu . Herkes tamdı teğmen hariç . Çınar şüpheci bakışlar atınca sadece yürümek istediğini söyleyerek uzaklaştı arabadan . Ekip ona garip garip baksa da umurunda olmadı . Siyah doblo Araba yanından yavaşça geçip gitti . Elini ceketinin cebine attı sigara paketini çıkararak içinden bir dal çıkardıktan sonra paketi tekrar cebine tıkıştırdı. Yaktı sigarasını Derince bir nefes çekti dalgın bir şekilde evine doğru yürümeye başladı yürümeye ihtiyacı vardı .

Sevmişti aslında kızda onu şimdi neden böyle olmuştu ki neden onu bir doktor bozuntusuyla aldatma gereği duymuştu ki En acısı da evine sürpriz yapmak için gittiğinde asıl sürprizin ona olmasıydı ve kızın özür bile dilemek istememesi olmuştu ... İleriden gelen çığlık sesleri birbirine girerken uzaklaştı aklı eski sevgilisinden . Bıkkınca bir ifade ile kavga alanına baktı ‘ bir kavgam eksikti anasını satayım’ diye geçirdi içinden . Hızlı adımlarlar oraya yaklaştı . Fakat yaklaştıkça kavganın içinde zümrütün de olduğunu gördü şaşılacak derece de iyi yumruk atıyordu . Sanki sabahki tüm sinirini şuan altında hareketsiz yatan adama akıtıyordu adeta bir zehir misali .

Kalabalığı yararak girdi kavganın merkezine zümrütün yakasından yakalayarak kaldırdı . Fakat hesaba katmadığı şey zümrütün yumruğu olmuştu . Zümrüt bir küfür savurup tekrar vuracakken teğmen yumruğunu havada yakaladı “ bi dur be kızım !” burnunun acısı ile kelimeler bilinçsizce dökülmüştü ağzından bu sefer şaşırma sırası zümrütteydi . Balık gibi açılıp kapanan ağzı ile teğmene baktıktan sonra “ üsteğmenim teğmen ?” sonra yüzünü buruşturur gibi yaparak tekrar cümle kurdu “üsteğmenim agah ?” agah onun bu hallerini görünce gergin yüzü biraz da olsa gevşemişti . Tek kaşını kaldırarak yerde kanlar içinde kalmış adama baktı önce sonra zümrütün yumruğunu tuttuğu eline sonra ise zümrüte baktı
“ üsteğmenim Zümrüt ?” garip bir şekilde ikisi de afallamıştı. Ambulans gelince oradan ayrılarak eve doğru yürümeye başladılar . İkisi de konuşmuyor ama konuşmak için bahane arıyordu . “sevgiliniz için hala bana kızgın mısınız üsteğmenim ?” Zümrüt konuşmayı başlatmıştı helal olsundu kendine agah cevap vermedi öylece bekledi “ kaldığın için mutsuzsun galiba “dedi agah konuyu değiştirerek . Zümrüt zar zor yutkunarak cevap verdi “ kardeşimin mezarına gidemiyorum “ dedi sitem eder gibi

Agah kafasını küçük bir açı ile yavaşça döndürerek baktı zümrütün yüzüne , anlıyordu aslında acısını “ başın sağ olsun “dedi sadece kanayan yaraya tuz basmak istemedi “ vatan sağ olsun “ dedi titreyen sesiyle agah kaşlarını çatarak baktı zümrüte “ asker ?” dedi şüpheyle Zümrüt yavaşça salladı kafasını bir şey diyemedi agah bir bakkalın önünden geçerken zümrütün gözü pamuk şekerlerine ilişti ama alamazdı . Dudak büzerek eve doğru yürümeye devam etti. Apartmanın önüne gelince durdular . Birbirine bakıp devam ettiler o sırada onları yukarıdan terastan izleyen ekibin geri kalanı şaşkındı
“ vay be komutanıma bak kızı hemen etkisi altına almış “ diye boşboğazlık yaptı Çınar her zamanki gibi . Yusuf ise kıza ölümcül bakışlar atmakla meşguldü . Agah ile Zümrüt kendi katlarına gelince birbirlerine bakmadan anahtarlarını çıkartarak kapılarını açmaya çalıştılar
“Yarınki operasyona geliyor musun ?” agah elinde olmadan sormuştu bu soruyu onu ne alakadar ediyordu ki şimdi durduk yere . Zümrüt mırıltılar çıkardıktan sonra
“ mecbur gelecekmişim Sedat albay öyle emretti “ diyerek kapıyı açtı . Agah olduğu yerde arkasını dönerek kızı izlemeye başladı . Zümrüt izlendiğinden habersiz kafasını kaldırarak “ iyi geceler üsteğmenim “ dedi kapıyı kapatmadan önce duyduğu tek cümle “ size de üsteğmen Zümrüt “olmuştu. Zümrüt olanların yoğunluğuyla kendisini yatağına bıraktı . Elbiselerini Çıkaracak kadar bile hali yoktu ...

Zümrüt

Hazırlanalı 1 saatten fazla olmuştu . Saat 4 de geliyordu . Zilin çalışıyla bıkkınca aynadan kendime baktım . Üzerime tam oturan ve fiziğimi harika gösteren askeri üniformam siyah uzun botlarım ve ikili ördüğüm balık sırtı saçlarım dağınık ama güzel duran kâküllerim ile güzel görünüyordum . Zil patlayacakmış gibi çalmaya devam ederken bir yandan da kapıma kırmak istermiş gibi temler iniyordu hızla çıktım yatak odasından söylenerek açtım kapıyı fakat kapıyı tıklatmak için elini kaldırmış olan Çınar arkasında ki Mahir ile konuşurken beni görmemiş ve galiba açtığım kapanında sesini duymamıştı . Yumruk yaptığı eliyle alnımın ortasına sert bir şekilde vurunca acıyla inledim . Çınar panikle bana dönünce hihh diye bir ses çıkardı .
“ Ana komutanım ne ara hazırladınız “ panikle sormuştu bu soruyu
“ intikam mı alıyorsunuz uzman çavuşum !” şakayla beraber ciddiyetle sormuştum bu soruyu . Yusuf yine araya girerek herkesi indirmişti aşağıya gıcık herif . Maalesef bir tane araba vardı ve bu saatte buradan taksi geçmezdi . Herkes birbirine bakıyordu en arkadan gelen agah komutan konuştu otoriter bir sesi vardı .
“ Ne bekliyorsunuz binin !” ne kadar da nazik bir adam çınar ciddiyetle baktı komutanına
“ komutanım 7 kişiyiz “ dedi agah bıkkın bir tavır ile konuştu .
“ sen ve Mahir bagajda gelirsiniz Zümrüt üsteğmen ön koltukta Yusuf sürücü koltuğunda kıraç Bartu ve ben de arka da otururuz “ dedi ne yani Yusuf ile aynı yerde mi duracaktım hayatta olmaz ...
Oturduğum yerde diken üzerindeyim adeta . Yusuf sürekli memnuniyetsiz sesler çıkarıyor ters ters bakış atıp önüne dönüyordu . Agah komutan silah zoruyla bindirmeseydi asla binmezdim . Ayağımı stresten dolayı sallıyor ama fark etmiyordum Yusuf sağ olsun bunu “ şu ayağını sallamayı kes dikkatimi dağıtıyorsun !”diye cırlayınca fark ettim . Hiçbir şey söylemeden ayağımı durdurdum .
Görevimiz kuzey ırakta olduğu için askeri uçak ile gidecektik . Sedat albay gelip tek tek hepimize öğüt verdikten sonra ( bana üç katı söylendi ) yükselen uçağın arkasında sadece el sallamış ve gitmişti .

Uçaktan ineli 1 saat olmuştu hava aydınlanmaya başlamıştı . Bir sığınak bulmamız gerekiyordu . Yağmur yağıyordu gök sanki altındakilere kızmış gibi gürleyip duruyordu . Sarı saçlarım ıslandığı için kahve rengine dönmeye başlamıştı . “ sığınak bulmalıyız “ dedi Yusuf salak mı bu adam ben ne düşündüm sanki . Yağmur öyle şiddetliydi ki saçlarımızdan damla damla yağmurlar yüzümüze akıyordu. Agah komutan kafasını aşağı yukarı sallayarak karşımızdaki ücra bir mağarayı işaret etti . Kalkan timi hızlı ama bir o kadar da gizli şekilde mağaraya doğru yürümeye başladı . En sonda ben gidiyordum çünkü kalbime kramp girmeye başlamıştı . Hasta olup olmadığımı anlayamıyordum çünkü benim kalbim hep stabil bir şekilde sabit olarak atıyordu . Mağaraya girince herkes bir köşeye çekildi .

“ Heyt be yağdır Allah yağdır !” Çınar hiç ıslanmamış gibi mutlulukla şakıdı fakat Yusuf onunla aynı fikirde değilmiş ki çınarın kafasına hafif bir fiske attı .
“ Görevi tehlikeye atıyorsun kapa çeneni !” onlar kendi aralarında şakalaşırken ben kafamı mağaranın dış tarafına doğru çevirdim yağan yağmurdan dolayı etraf pek görünmüyordu ama güzel bir görüntüydü
“ başınız sağolsun komutanım “ kafamı hızla sesin geldiği yöne çevirdim . Bu ses esmer tenli siyah saçları ve benimki gibi yemyeşil gözleri olan kıraçtan gelmişti şüpheli bu çocuk ayda yılda bir konuşurdu .” vatan sağolsun “ sesim haddinden kısık ve hırıltılı çıkmıştı . “ komutanım sevgilinizle aranız nasıl ?” Çınar yine patavatsızlık yaparak konuştu ama bunu konuyu değiştirmek için yaptığını biliyordum . hiç bir şey söylemedim kafamı tekrar yağan yağmura çevirdim dudaklarımı araladım
“Non mi piacciono le chiacchiere inutili. ” dedim çınar anlamaz gözlerle bana bakıyordu . Anlamasın diye İtalyanca cümle kurmuştum . Kırılmasını istememiştim karşı tarafımdan gelen sese aldırış etmedim agah komutandı
“Approvo. ” tabi ya bir üsteğmen nasıl olur da yabancı dil bilmezdi . Saniyeliğine gözlerine baktıktan sonra tekrar dışarıya baktım .
“ komutanım ne dediniz anlamadım ama maşallah ne güzel konuştunuz öyle , ayrıca arada bir gülebilirmisiniz anladık Türk askeri yıkılmaz bir duvar ama siz resmen duvar olmaktan çıkmış beton yığını olmuşsunuz !” göz devirmekle yetindim .
“ sevgilisinden ayrılmış kardeşim boşverr “ Yusuf sonda r harfine baskı yaparak söylemişti . Bu adamdan hiç haz etmiyorum sinirle yusufa döndüm “ sevgilimden sanane teğmen ? “ bu çıkışımı kimse beklemiyor alacak ki herkes hayretle birbirine bakıyordu “ onunla aranın bozulmasının sebebi benmişim gibi konuşma zengin züppesi !” içimde bilemediğim bir şeyler kalbimi delip geçmek istiyordu . Yıllar sonra ilk defa bu denli birine sinirlenmiştim bunun sebebi kardeşimi kaybetmiş olmam olabilirdi
“ Bana bak teğmen bozuntusu , haddini aşıyorsun “ elimde tuttuğum uzun namlulu silahın ucuyla mağaranın tabanındaki toprağa düz bir çizgi çizdim . “ herkesin bir sınırı vardır “kafamı kaldırmadım ya da sesimi yükseltmedim “ sınırımı geçersen sınırını silerim “yerde duran silaha dokunmadan belimdeki silahı yerinden çıkararak karşıya doğru hedef almadan sıktım . Mağaranın dışında yağmurun ortasında bir beden düştü toprağa silahını tam karşısında duran agah komutana doğru doğrultmuş olan bir canlı ama şuan kafasına yediği kurşunla cansızca yerde yatıyordu .
“ nasıl gördün onu “ Yusuf hayretler içinde kalarak bana baktı “nasıl fark ettin agah komutan bile fark etmezken sen nasıl fark ettin !” beni hafife almamalıydı. Ben sıradan bir asker bozuntusu değildim ben o değildim . Omuz silkerek silahı yerine koyduktan sonra ayağa kalktım uzun namlulu tüfeğini aldım ve yağan yağmurun altında doğru ilerledim .
“ Yağmurda net görüş olmaz şuan beklemek zorundayız !” dinlemeden ilerlemeye devam ettim
“ şuan harekete geçmez isek hepimiz burada öleceğiz üsteğmenim “
“ harekete geçersek te öleceğiz ben askerlerimi tehlikeye atmam üsteğmen !” ne boş konuşuyordu yahu arkamı dönmeden sağ elimi kaldırdım ve orta parmağım hariç hepsini kapattım . Orta parmağım havadayken
“ Auguratemi buona fortuna, codardi ! ( Bana şans dileyin, korkaklar! )” agah komutan sinirle bağırdı o da İtalyanca biliyordu korkak demem zoruna gitmişti galiba .
“ Fanculo la tua fortuna. (şansını sikeyim . )” kınamış gibi cıklayarak çıktım mağaradan . Yağmur birazda olsa dinmişti. Mağaranın üst kısmına çıkmak için ıslak kayalardan faydalanmaya çalıştım . Ben Mağaraya çıkarken içeridekilerin sesleri geliyordu . “ nasıl göremedin agah o gördü sen nasıl göremedin !” yusuf hala olayın etkisindeydi . Sağ ayağım ile köşedeki çıkıntıya bastım fakat taş yerinden kopunca çığlık atmaya vakit bulamadan çokta yüksek olmayan 1.50 metrelik kayaların üzerinden toprağa düştüm . Yağmurun etkisiyle toprak yumuşatarak çamura dönüştüğü için sert bir iniş olmamıştı .

Ama acımıştı “ al işte kafanın dikine gidersen olacağı bu !” sinirle silahı Yusuf’a hizaladım hiç acımadan kafasının üzerine ateş ettim kurşunun etkisiyle kopan küçük bir taş kafasına düştü ve çığlık attı . Kahkaha atarak düştüğüm yerden kalktım ayağım burkulmuştu . Acılı bir ifade ile tekrar tırmanmaya çalıştım . Bu sefer daha dikkatli olarak yüksek bir noktaya çıkmayı başarmıştım . Aşağı bakarken gördüğüm şeyle yutkunmak zorundaydım. Elli kişilik bir terör sürüsü bize doğru geliyordu . Ellerinde el bombaları ve haddinden fazla silahları vardı . “ hassiktir lan “ telsizin açık olduğunu unutmuşum bunu Sedat albay sayesinde anlamış oldum . Dur bir dakika az önce ben aşağıda yusufla tartışmıştım . Lütfen telsiz düştüğümde aktif olsun . “ yüz kızartıcı küfrünü kendine sakla Kartal !” utanarak başımı yere eğdim “ merkezden atmacaya durum bildir “ Atmaca kim ? “ atmacadan merkeze burada her şey yolunda “ Atmaca agah mış . “ kartaldan merkeze burada yolunda değil komutanım !” karşı taraftan ses gelmemişti . “ siz farklı yerlerde misiniz asker !” kimseden ses çıkmadı . Adamlar mağaraya yaklaşmıştı . “ komutanım elliye yakın kişiler etrafımız sarıldı “ bu sırada silah sesleri duyulmaya başladı hiç vakit kaybetmeden silahımı ve dürbünü ayarlayarak atış yapmaya başladım . “ Zümrüt yerinizi bildir !” nefes nefese gelenleri vurmaya başladım “bilmiyorum komutanım “ on a yakın kişiyi indirmiştim . Bizimkilerde atış yapıyordu Çınar mağaradan çıkarak koşmaya başladı onu korumak için ona doğrultu lan silahları tek tek indirmeye başladım . Sesler artmaya başlayınca göz kapaklarım beni zorlayarak kapanmaya çalışıyordu direnmeye devam ettim . “ Zümrüt destek ekip yolda birbirinizi kollayın . Kalkan timi bir kişi bile eksik gelecekseniz eğer gelmeyin !” dudaklarımı telsize yaklaştırdım benimle aynı anda diğerleri de konuştu
“ emredersiniz komutanım “.
Saklananlar hariç hepsini vurmuştuk . Yirmiye yakın adam kalmıştı agah saklanarak ilerliyordu . Timin geri kalanı ise arkasındaydı . Bense onları koruyordum . Silah sesleri artınca destek ekibin geldiğini anlamıştım . Beşe yakın kişiyi de vurduktan sonra artık göz kapaklarımı kontrol edemiyordum . “ Komutanım “sesim bastıran uyku nedeniyle çok kısık çıkmıştı . “ Zümrüt ?” ses verecek hakim yoktu ama gülümseyerek “ başardık komutanım “ dedim uyku ile uyanıklık arasında telsizden sesler geliyordu .
“ Zümrüt ne oluyor vuruldun mu ?”
“ Zümrüt ses ver ! “ diyordu Sedat albay
“ komutanım az önce iyiydi ölmüş olamaz Zümrüt üsteğmenim ?” çınardı bu
“ Zümrüt kim ?” bu kimdi be telsizler karışmıştı galiba gülümsedim
“ Zümrüt nerede Sedat , kızıma ne oldu !” babamm ... uykunun getirildiği sersemlik ile babamın sesini duyduğumu zannediyordum .
“ kalkan timi cevap ver , ben bordo bereli üsteğmen Asaf Demirhan zümrütün durumu nedir ?” halüsinasyon görüyordum galiba Asaf ölse beni aramazdı hele de benden utanıyorken ...
“ Bilmiyoruz komutanım yanımızda değil “ diyordu Çınar zihnimde bir bir anılarım canlanıyor ama net olmuyordu .
......
Bir yetimhane odasında minik bir kız ağlıyor karşısında Eşinin ölümünden kızını sorumlu tutan zalim bir baba yanında otoriter duruşlu 8 9 yaşlarında bir çocuk yüzünden ne hissettiği anlaşılmıyor öylece ağlayan 4 yaşındaki kız çocuğuna bakıyor . Sonra ikisi beraber çıkıyor yetimhaneden kız ağlıyor sonra alışıyor her gece bekliyor annesini ama annesi gelmiyor çünkü onu doğururken ölüyor . Çocuk aklı işte bilemiyor niye sevilmediğini ...

8 yaşına geliyor 4 yıl boyunca yetimhanede kalıyor . Sonra bir asker ve yanında bir çocuk çıkageliyor . Evlatlık alalım diyor kızı müdüre . Bir şeyler imzalıyorlar sonra kızı alıp çıkıyorlar yol üzerinde marketin birinde pamuk şeker görüyor . Adam gidip alıyor birini kıza diğerini oğluna veriyor ...

Kız 20 yaşına geliyor çocuk 24 asker olmak istiyorlar . Bordo bereli . Sınavdan önce gezmek istiyorlar bir kavga oluyor ve silahlar patlıyor kızın omzuna geliyor ve bordo bereli olamıyor . Çocuk oluyor ama asla kızın yanında dillendirmiyor kız hayata küsüyor ...

Kız 22 yaşına geliyor annesinin mezarına ilk defa gidiyor öldüğünü bir arkadaşından duyuyor . Üvey babası hep oğluyla ilgileniyor . Kızı göremiyor kız görülmek istiyor ...

Kız 24 yaşında gizli görevde vuruluyor zor kurtuluyor . Kimse arayıp sormuyor bir odaya kapatılıyor iyileşince çıkarılıyor sonra da hiç sevilmediğini fark ediyor ...

...........

Gözlerimi açtığımda karargahta dinlenme odasındaydım. Karşımda kalkan timi Sedat albay ve tanımadığım iki adam vardı herkes bir şeyle uğraşıyordu . dur bir dakika ben bunlardan birini tanıyordum . “ Atlas Şahin “ bordo bereliydi . Benim vurulduğum gizli görevde oda vardı yanında ki de vardı ama onu tanımıyordum. Bakışlarımı yakalayınca gülümsedi “ günaydın uykucu “ düz bir surat ifadesi ile bakmaya devam ettim . İlk olarak yanındakini inceledim.
açık sarı saçları dalgalıydı bembeyaz teni vardı gözleri kahve rengiydi gamzeleri vardı . kaşları kahverengi sarı karışımıydı . Üzerinde bordo bereli elbisesi ve bordo beresi vardı . Masaya oturur vaziyette yaslanmıştı kasları sanki üniformayı yırtmak istermiş gibi belirgindi yüzü ifadesizdi . Sonra onu incelemeye başladım çıkık elmacık kemikleri vardı gözleri siyaha yakın tondu . Saçları siyahtı çekik gözleri vardı gamzeleri yoktu ama gamzeye de ihtiyacı yoktu hay maşallahtı yani oda koltukta oturuyordu kasları çok belli değildi ama vardı yani .
“ seni tanıyorum Atlas “ dedim sadece sarışın adamın ve timin yüzünde belli belirsiz bir şaşkınlık vardı . Atlas ise gülümsedi.
“ seni iyi görüşüyorum iyileşmişsin “ dedi minnetle gülümsedim . “ iyileştim yanımda olduğun için teşekkür ederim “ dedim yüzüme yansıyan hüzünle ben yoğun bakımdayken Atlas üsteğmen sürekli gel git yapmış babam öyle söylemişti . Ona büyük bir sevgiyle bağlı kalacaktım her zaman .
“ Seni karşımda böyle görmek beni mutlu etti o halin ... Aklımdan hiç çıkmadı “ sadece gülümsemeyle yetindim.
“ Komutanıma ne oldu ki ?” dedi Çınar Atlas sorgular tarzda bana baktı . Omuz silktim
“ siz nasıl timsiniz neler yaşadığını bile bilmiyorsunuz “ diyerek timi kınadı . Sarışın adamın bakışları beni rahatsız ediyordu . Sanki içimi görmek istiyor gibiydi .
“ başın sağolsun “ dedi Atlas dikkatleri tekrar üzerine çekerek . Erenim benim minik kuzum gözlerimden yaşlar akıyordu kendime durduramıyordum . Kum havuzunda ettiğimiz kavgalar geliyordu gözümün önüne sonra ise ona bakıcılık yaptığım için kızıyordu bana aramızda 3 yaş vardı ben büyüktüm ama o benim için abi gibiydi . Ben bir günde her şeyimi kaybetmiştim . Sadece kafamı salladım stresten parmaklarımla oynuyordum .
“ ağlama , senin için bu kadar mı önemli ?” dedi sarışın adam hayretle baktım yüzüne ne diyorsun sen demek isterdim ama diyemedim .
“ O benim kardeşim ... Canımdan bir parça , çok mu merak ediyorsunuz komutanım anlatayım o zaman erenim ... Çocukluğum o benim “ sesim titriyordu buna engel olamıyordum “ her zaman biraz kırılırdım ama sonra koşarak giderdim ona çünkü o benim canımdan bir parça , yıllarımı onlarla geçirdim nankör insanlara göre fazla cömertlerdi . Babamın esirgediği sevgiyi erenden gördüm , hiç duymadığım sevgi cümlelerini asaftan duydum . Ben bir telefonla kaybettim kardeşimi , hastane odasında açtım gözlerimi ve ben o an fark ettim o gün sadece kardeşimi kaybetmedim tüm her şeyimi o gün orada kaybettim ... Ben artık kimsesiz bir zavallıyım “

Yüzüme bakan üzgün bakışları görünce hüznüm sinire dönüştü “ bana acımayın ! Bunları bana acıyın diye anlatmadım . Sizin acımanıza ya da sahte şefkatinize asla muhtaç kalmam merak etmeyin “ dedim “ ama acımak istiyorsanız o zaman şunu da işitin Benim kardeşimin naaşını bana göstermeden defnettiler “ sinirle üzerinde duran pikeyi yüzüme kadar çektim daha çok ağlamaya başladım hıçkırıklarımın arasından sadece “ beni yalnız bırakır mısınız ? “ diyebildim yalnız kalmak istiyordum .

Kapının açılıp kapanma sesi geldi herkesin çıktığına emin olduktan sonra tuttuğum feryadımı bırakarak ağlamaya başladım . Ağlayamadığım günlerin hatırına bana yapılanların hatırına üzüldüğüm her şeye bir günde ağlamaya başlamıştım . Ağzıma kadar dolmuştum sinir patlaması yaşıyordum . Biliyorum kalbime iyi gelmiyordu ama kendimi de tutamıyordum .

Az önce huzurla uyandığım yatakta rahatsızca kıpırdanarak uyumaya çalıştım anca uyursam sakinleşirdim . Bir kaç dakika sonra acıyan göz kapaklarım bana ihanet ederek kapandı .

“ uyudu mu agah ?”
“ uyumuş “
“ ne yapacağız hava soğuk pike yeterince ısıtmaz “
“ ben hallederim sen çık ”
“ emin misiniz komutanım “
“ çık dedim çınar !”
“ emredersiniz komutanım “

.....................
8 ay sonra
Gözlerimi yine aynı yıkık dökük tavana doğru bıkkınca açmıştım Asaf 8 aydır ne arayıp ne soruyordu . Babam zaten “ ne ölüme ne dirime “ diyerek evlatlıktan reddetmişti . Asafla son konuşmamızda “ bir daha yoluna çıkmam sende benimkine çıkma “ diyerek kestirip atmıştı . O günden sonra ağzımda acı bir tat oluşmuştu . Kalkan timi ile aynıydı Çınar her zamanki gibi şebeğin tekiydi buraya geleli neredeyse 1 yıl olmuştu . Hem artık eskisi gibi sert davranmıyorlardı . Yusuf bile bazen nazik davranıyordu ama bazen .
Hiçbiri ailenin yerini tutmuyordu ama yeni ailem olmuşlardı . Bazı şeyleri zamana bırakmıştım . Çalan kapı Zili ile kendi şansıma küfür- ü riyaz ettim . Altımdaki pembe hello kittyli pijamalarım yeni uyandığımı belli eden dağınık saçlarım ve olmazsa olmazım olan siyah çerçeveli gözlüğüm gözümdeydi hayır uyurken gözlük takmıyorum . Sadece uyandığımda takıyorum . Bıkkınca yataktan kalktım ve kapıya yöneldim . Kilidi iki tur çevirdikten sonra kapıyı yavaşça ve esneyerek açtım .
Çınar her zamanki neşesiyle eve daldı. Arkasından ise Yusuf girmişti .beni baştan aşağıya süzdükten sonra yüzünü buruşturdu ve “göz zevkimi bozuyorsun madenci “ diyerek o da salona geçti evet evet bana madenci demesinin nedeni ismimle alakalı saçma ama haklı bir lakaptı bir keresinde ona neden madenci diye sorduğumda
“ saf zümrüt madenden çıkarılır ama sen şeytan olan zümrütsün sende boryumdan çıkabilmişsin “ diyerek de iğrenç bir mizahta bulunmuştu. Yusufta böyleydi işte benden büyüktü evet ilk geldiğimde bana pur söktürdü evet ama onun da kendine göre haklı sebepleri vardı yani hak vermiyorda değildim . Onlar salonda otururken bende kendi odamda bulunan lavaboya giderek elimi yüzümü yıkadıktan sonra üzerime bol siyah bir eşofman ve dar lacivet bir crop giydim . Saçlarımla hiç uğraşmadım ve direk at kuyruğu yaparak gözlüğümü de düzelttikten sonra çıktım odadan fakat beklemediğim bir şey olmuştu

Yusuftan bile soğuk olan agah üsteğmen salonumun orta yerinde benim bordo renkli koltuğunun üzerinde siyah bir eşofman ve lacivert bir tişörtle oturuyordu . Geldiğini fark eden üçlü önce agah komutana sonra da benim üzerime baktı ve Çınar sırıtarak
“ Anlaştınız dimi komutanım “ dedi haylaz bir ifade ile ben ve agah komutanda şaşkındı ne yapacağımı bilemeyerek “ ben üzerini değiştireyim komutanım “dedim sadece ve odama doğru gitmek için arkama döndüm fakat agah komutan “ kalsın yakışmış “demişti . Ben şaşkınlık içinde koltuklardan birine otururken Çınar yüzünde amcasına öğretmenini ayarlayan bir çocuk edasıyla bir agaha bir de bana bakıyordu.

Fakat ne agah kafasını kaldırıyordu ne de ben . Birimiz utanıyor birimiz de ağzından kaçırdıklarını düşünüyordu. Agah komutandan bu cümleyi duymak beni şaşırmıştı çünkü kendisi ilk defa böyle bir cümle kurmuştu genelde benimle sadece görev olduğu zaman konuşurdu. Apartmanda bile karşı karşıya gelsek selam vermeden geçen bir ikiliydik biz . İkili dediğime bakmayın bizden olsa olsa iki tane ayrık otu olurdu . Yusuf’un şüpheci bakışları üzerimizde gidip gelirken sabır çektikten sonra agaha döndü “ komutanım akşam Zümrüt komutanımız bizi evine davet etti “ dedi ne dur bir dakika ben kimseyi davet etmedim ki . Tek kaşımı kaldırarak Yusuf’a öyle mi der gibi bir bakış attım . Yusufta beni taklit ederek öyle dedi konuşmadan anlaşıyorduk.

Agah kendi rızamın olmadığını fark edince “ öyle mi üsteğmenim?” dedi bense Yusuf’u mu kıracağım ya diyerek gülümsedim . “evet timin geri kalanı da gelsin akşam parti yapacağız “dedim agah komutan umursamazca sordu “ne partisi ?” boş bulunup “ pijama partisi “ dedim Yusuf ve Çınar kahkaha atarken ben utançtan renkten renge girdim agah ise sadece öksürerek boğazını temizledi .
“ Zahmet olmasın üsteğmenim “ dedi koltukta geriye yaslandım “ ne zahmeti komutanım ayıptır söylemesi çok güzel yemek yaparım “dedim böbürlenerek kendimi öven bir insan değildim asla (!) agah gülecek gibi olsa da
“ göreceğiz üsteğmenim “ sonrasında ise ekledi. “ çarşıya çıkacağım sizi de bırakayım “ dedi hiç yürümek istemediğim için kabul ettim . Hazırlanma gereği duymadım çünkü hazır olduğuna kanaat getirdiğim için eşofmanla çıkıp geri gelecektim . Time ait olduğunu öğrendiğim siyah doblo arabanın ön koltuğuna oturdum . Agah komutan da üzerini değiştirmemişti . Arabayla en yakın süpermarkete doğru yola koyulduk . Gelince arabadan indim fakat agah komutan da arkamdan inmişti .
“ Komutanım buradan sonrasını ben hallederim “dedim o ise ağzında bir şeyler geveledi sonra ise “ benim de bir kaç eşya bakmam lazım “ diyerek markete girdi arkasından şaşkın bir şekilde baktıktan sonra bende girdim markete . Bir adet tavuk butu almıştım 1 kilo kıyma bir çok sebze meyve ve tatlı yapmak için malzemeler aldıktan sonra agah komutanın yanına doğru ilerledim .

Agah komutan uzaktan kendisine doğru ilerleyen beni görünce arkasını dönerek bir reyona bakmaya başladı . Merakla yanına ilerledim fakat yaklaştıkça gülesin geliyordu çünkü bu kadınlar için ayrılmış bölgeydi yani makyaj malzemesi ve birçok çeşit ped vardı ve işin garip tarafı agahın elinde de ped paketi vardı kendimi tutamayarak kahkaha attım . Agah komutan ise baktığının ne olduğunu anlayınca utanarak paketi fırlattı ve sahte bir sinirle yüzüme baktı .paketi arkasına saklamaya çalıştı. Bu harekete daha çok gülmeme vesile oldu .

Kendisini açıklama gereği duymuş olmalı ki ağzını açtı fakat bunun mantıklı bir açıklamasının olmadığını o da biliyordu . Daha sonra ise saçmalamayı seçerek “ ne yani benimde ihtiyacım var bende kullanıyorum bu şeyi “dedi kahkaham yarıda kesildi çünkü az önce regl olduğunu ima etti yüzüm nasıl bir hal aldıysa yutkunarak “bot “dedi ben anlamayan gözlerle ona bakarken “botum sıkıyor da onun için “ dedi yanakları kızarmıştı . Daha fazla utanmasın diye paketi elinden alarak arabanın içine bıraktım .

Arkasına bile bakmadan marketten kaçtı . Onu izlerken yüzümde gizleyemediğim bir tebessüm vardı . Alacaklarım bittiğinde kasaya doğru ilerledim . Aldıklarım kasadan geçerken bende cüzdanımı açmış kart olarak mı yoksa nakit mi ödesem diye düşünüyordum . Aldıklarım kasadan geçiren saclarındaki sarı boya akmış ağzındaki sakızı geviş getirir gibi çiğneyen Kasiyer “ 980 TL 75 kuruş “ dedi . Nakit param o kadar çıkmayacağı için kartımı almak için kafamı eğdiğim sırada post makinasından bip sesi duyuldu . Şaşkınlıkla kafamı kaldırdım fakat görmeyi en son beklediğim kişi agah komutandı ve o tam da şuan da elinde tuttuğu kartıyla bana bakıyordu.

Kaşlarımı çattığımı gördüğünde kavga çıkaracağımı anlayınca erkek kasiyere döndü . “dışarıdaki siyah arabaya bırakın” dedi insan bir rica eder hayvan. Ve hızla olay yerinden uzaklaştı bende sinirle arkasından yürüdüm . Benim geldiğimi görünce koşarak arabaya bindi şaka değildi gerçekten de koşuyordu . Bense sinirimin geçmesini bekleyerek arabaya binmedim fakat sinirim harlanınca hızla arabaya atlayarak kapıyı sertçe çarptım “ bu ne demek üsteğmenim ?”kafasını arkaya yatırmış gözlerini de kapatmıştı . Çarpan kapı sesi ve benim carlayışım onu korkutsa da belli etmemeye çalışarak sakince bana doğru döndü .
“ Ne ne demek oluyor üsteğmenim ?” sesi hırıltılı çıkmıştı kasları tişörtünü zorlarken onlara bakmak isteyen gözlerimde beni zorluyordu . Sakince bir nefes aldım
“ neden ödediniz ?” Diye sordum sadece biz bu konuşmayı yaparken arka kapı açılmış ve içine poşetler koyulmuştu . Tekrar kapı kapanana kadar sessiz kalmıştık
“ kendi yiyeceğim yemeğin parasını size ödetmem “ diyerek merakımın üzerine su serpmişti. Sinirle olduğum yerde kıpırdanarak cam kenarına doğru döndüm . Ruh hastası adam . Beş dakikalık bir yolun ardından evriminde içinde bulunduğu apartmana gelmiştik . Poşetleri bile taşımama izin vermeden benden önce davranarak eve girmişti .
Apartmanın merdivenlerini tek tek çıktım dairenin önüne gelince elimi cebime atarak anahtarımı çıkardım ve kapıyı açtım ben kapıyı açarken agah komutan elindeki poşetlerle öylece bekliyordu .
Kapıyı açtıktan sonra elimi uzattım ve poşetleri aldım ayağımla kapıya vurdum ama ondan önce kabalık etmemek için “ görüşürüz üsteğmenim “ dedim ondan ise ses gelmemişti zaten kapı da eş zamanlı olarak kapanmıştı .

Şimdi işin en eğlenceli yerindeydik yemek yapmak ... Köfte patates yapmaya karar verdim onun yanına da tavada but attım ara öğün olarak da revani tatlısı ve patatesli börek yiyecektik . Yemekler kendi halinde pişerken ben de evi havalandırmaya karar verdim balkona çıktım fakat balkonun feci halde kirliydi anlaşılan bir güzel temizlik yapmak şarttı . Bir kova dolusu köpüklü su ile balkonu güzelce yıkadım . Ardından odayı Vileda sopası ile temizledim . Vileda ismi bende nefret uyandırdığı için ona temizlik sopası diyecektim . Yatak odamı da düzenledikten sonra işin bitmişti .

Geriye sadece masayı düzenlemek ve onların gelmesini beklemek olmuştu . Dinlenmek için bordo koltuklarından birine oturdum evin duvarları Krem rengiyle kaplıydı bir çok şey ya pembeydi ya da pembeye yakın bir renkti hayır bunu ben ayarlamamıştım doruğun tercihleri gayette güzeldi acaba şuan bensiz neler yapıyordu ( çatışmada sksksksksks) . Beklemekten sıkılarak elime telefonumu aldım instagram uygulamasına girdim ve kaydırmaya başladım bir süre sonra bundan da sıkılarak asafın hesabına girdim . Yeni gönderiler paylaşmıştı . Birinde sahil kenarında gülümsüyordu rüzgar saçlarını uçuşturmuş ama karizmasını çizmek yerine daha da bir karizma yapmıştı . Özlemle bir iç çektim abim benim be ...
Bir kattaki gönderiye baktım askeriye de bayrağın altında üniformalı bir pozu vardı beğenerek alttaki gönderiye geçtim fakat gördüğüm görüntü ile ellerim titremeye başladı . Asafın kollarında bir kız vardı gülümseyerek birbirine bakıyorlardı . Asafın eli kızın saçlarındaydı bir tutamını tutmuş ve kulağının arkasına sıkıştırıyordu. Kız ise sadece ona bakıyordu . Birisi asaftı birisi de tanıdık olan bir yabancı . Gözlerimden birer damla yaş aktı altına da birtanemm yazmıştı . Yutkunamıyordum abim dediğim adam beni arkamdan vuran kardeşimle birlikteydi ...
Kapı zili çalınca telefonu hızla koltuğa fırlattım ve göz yaşlarımı sildim . Yüzüme sahte bir tebessüm ekleyerek kapıya doğru ilerledim hala olanlar . Kapıyı açtım ve gelenlere gülümsedim . İlk önce Çınar girmişti yanağımdan bir fiske alarak geçmişti odaya Mahir kıraç ve Bartu üçlüsü de selam verdikten sonra geçmişti içeri Yusuf göründü sonra alaylı ifadesi yüzüme bakınca yok oldu “ ağladın mı sen ?” olmuştu ilk sözleri bende onu geçiştirerek içeri göndermiştim . Agah ise yüzüme bile bakmadan girmişti eve bense koca bir of bırakarak kapıyı örterek geçtim salona .
Çınarın elindeki benim telefonum değil mi lan ? Hızla ona doğru ilerleyerek aldım telefonu elinden Çınar şok olmuş bir ifade ile bana bakıyordu bense öfkeli bir şekilde ona bakıyordum . “ izinsiz telefonumu kurcalayamazsın !” diye konuştum . O ise şok olmuş bir şekilde sadece bartuya bakıyordu . Neler oluyor lan burada , “ o adam kimdi komutanım ?” kaşlarımı çatsam da neler olduğunu anlamak için “ Asaf “ dedim çınarın yüz ifadesi daha da düşerken iyice meraklanmıştım . “ oğlum ne oluyor söylesene çok mu yakışıklı ?” diye alaya aldı Yusuf bakışları bendeydi . Benimse yerde .

Çınar büyük bir hayal kırıklığıyla bartuya bakıyordu “ efil “ demişti sadece kaşlarımı agahın oturduğu yerin yanına oturdum . “ efili nerden tanıyorsun ? “ dedim şaşkınca aynı şaşkınlık ifadesi diğerlerinin de yüzünde belirdi “asıl siz efili nereden tanıyorsunuz “ diye sordu Bartu fakat Çınar bağırarak herkesi şoke etti . “ efil ve Asaf komutan berabermiş “ dedi bartunun gülümseyen yüzü soldu . Herkesin gözleri bir benim bir de bartunun üzerinde mekik dokuyordu . “ Asaf senin sevgilin değil mi nasıl beraber olurlar yoksa seni aldattı ... Tabi ya sende onun için ağlıyordun “ diyerek bir fikir yürüttü Yusuf ben ise ağlamaklı bir ifade ile “ Asaf demirhanın şuan dan itibaren benimle hiçbir işi olamaz !” Dedim Bartu da aynı ağlamaklı bakışlar ile “ efil kıraslan’ın da benimle işi olmaz “ demişti .

Sana inanamıyorum Asaf beni can düşmanlımla vurdun. Telefonu açarak Asaf ve Erkan babama dair herşeyi düşünmeden sildim . Onlar artık benim için yoktu . “ efili nereden tanıyorsunuz komutanım ? “ dedi Bartu ihanet sırta saplanan bir hançer miydi bilmem ama kalbi çoktan delip geçmişti. “ efil benim lise arkadaşım “ dedim Yusufun oha dediğini duysam da aldırış etmedim . “ aynı üniversite de aynı bölümde okuyorduk , bir çocuk vardı “ dedim uzaklara dalarak odak bendeydi kimse çıt çıkarmadan beni dinliyordu . “ benimdi , her şey çok güzeldi “ dedim farkında olmadan oturduğum koltukta ayağımı sallamaya başladım “ 2 yılımızı doldurmuştuk , sonra onu efille tanıştırdım. Ama öğrendim ki onlar zaten 1 yıldır tanışıyor ve benden gizli buluşuyorlarmış , can dostum ve sevdiğim adam beni gizli gizli aldatıyormuş “

Dedim duygudan yoksun bir sesle Yusuf üzgün bir ifade ile “ tarih kendini tekerrür etmiş “ dedi kafamı salladım .hayır anlamında “asaf benim sevgilim değil “ dedim çınar inanamayan gözlerle bana baktı “asaf benim abim “ dedim bu sefer herkes şaşırmıştı agah komutan bile eğilerek yüzüme baktı ciddi olup olmadığımı anlamak için . “ee teorik olarak aldatılmış olmuyorsunuz komutanım “ dedi Mahir kafamı yine hayır anlamında salladım .
“ efille aramdaki sorunu en iyi abim bilir benim “. Dedim abim derken yüzümü buruşturduğumun farkında değildim .
“ soy isminiz farklı “ dedi Yusuf bununda gözünden hiçbir şey kaçmıyor maşallah
“ tekrardan tanışalım o zaman “ dedim hevesle ellerimi kaldırdım.
“ ben elis Zümrüt benan “ dedim sonra ise kafamı salladım “hayır ben aren zilhan Sancak “ dedim memnun oldum der gibi kafamı salladım ve kalktığım yere oturdum. Dilleri tutulmuş olan ekip üyelerine baktım . Kimse konuşmuyordu öğrendiğime göre efil ve Bartu sevgiliymiş . Bartuya üzülmüştüm . “ komutanım neden isminiz zilhan ?”dedi Çınar gülümsedim benden önce Yusuf öne atladı “ kardeşiyle soy ismi farklı diye girdik kadının ismi değişti senin aklın hala zilhan isminde mi salak kardeşim !” Diyerek çınarı azarladı
“ ben ve Asaf üvey kardeşiz “diyerek konuya girdim “beni bir yetimhaneden aldılar evet üvey olan benim “ derin bir nefes aldım “annem bırakmış beni ama yetimhaneye değil hayata karşı “ dedim hüzünle ama ağlamadım çünkü gerçekler acıydı ama gerçekti . “ eşi onun gidişinden beni sorumlu tuttuğu için onu cezalandırmak için beni kullandı .

Sonra asafın babası çıktı geldi aldı beni . Yıllar sonra bundan 5 yıl önce onun ailesi buldu beni Sancak aşireti , annem Diyarbakırlı bir aşiret ağasının tek kızıymış . Kızının ortadan kaybolmasından sonra beni çok aramış öyle söyledi . Ama babam ona engel olmuş benim adım zilhan evet annem bu ismi seçmiş ama zümrütte benim babama göre beni o adamdan kurmak için adımı değiştirmişler Erkan yarbayın asker kızı Elis zümrütüm . Hüseyin babama göre de aşiret hanımağası Aren zilhanım “dedim
“ sizce siz hangisisiniz komutanım ?”dedi Mahir burnumdan güldüm ama bu keyifli bir gülüş değildi .
“ ben Aren zilhan Sancak “ dedim telefonumun arkasındaki kimliğimi çıkararak gösterdim bundan birkaç Gün önce nüfus müdürlüğüne giderek kütüğümü Diyarbakıra aldırmıştım . Hem ismimi hemde soy ismimi değiştirmiştim . Madem babam beni görmek istememişti bende vazgeçmiştim . Bunu yapmış olmam şu demekti . Ben aşiret hanımağası olmayı kabul etmiştim . Ben Hüseyin babamdan sonra gelecek olan aşiret lideriydim ama benden önce biri daha vardı .
“ Peki gerçek babanız onu hiç araş-“ diyen kıracın lafını yarıda kestim
“ o adam beni ilgilendirmiyor hadi yemekler soğudu bakın “diyerek ayağa kalktım .ben mutfağa yönelince ekibin geri kalanıda arkamdan gelmişti . “ oo komutanım döktürmüşsünüz maşallah “diyen çınara kocaman gülümsedim herkes masaya yerleştikten sonra yemekler yendi . Ardından börek ve tatlıları tabağa koymak için ayaklandığım sırada agah komutanda ayaklanmıştı . Tatlı faslını oturma odasında yapmaya karar vermiştik Benimle beraber mutfağa gelmişti . Tabakları ayarlarken o masaya yaslanmış beni izleyerek bana yardım ediyordu

Tabakları ayarladıktan sonra geri çekileceğim sırada ayağım takıldığı için istemsiz olarak çığlık atarak yere düşmeyi bekledim fakat beni tutan kollar düşmeme engel oldu . Agah komutan beni belimden tutmuştu göğüslerimiz birbirine değiyordu . Onun hızlanan kalp atışlarını hissedebiliyordum. İşin garip tarafı benimde kalp atışlarım hızlanmıştı bu iyimiydi bilmiyordum yüzünü yüzüme hizaladıktan sonra yavaşça yaklaştırdı . Kulağıma eğilerek “ dikkatli olmanı tavsiye ederim bir dahaki sefere seni tutacak bir agah bulamazsın zilhan üsteğmen “ dedi bir erkek ilk defa bu kadar yakınımda duruyordu . Heyecandan ayaklarım titriyordu

“ Komutan-“ Çınar kız gibi çığlık atınca ayrılmak mecburiyetinde kalmıştık ellerini yüzüne kapatmıştı ama ellerinin arasındaki boşluktan bizi izliyordu . “Allah’ ım çok mutluyum en büyük shipim gerçekleşti “diyerek yukarı doğru konuştu ona hayretler içinde bakarken o beni utandırmaya yemin etmiş gibi “ öpüşecekseniz çıkayım komutanım “ diye ima yapınca ellerimle yüzümü kapattım .

Agah ise “ senin o gırtlağını sikerim “diyerek onun üzerine yürüdü ikisi beraber mutfaktan oturma odasına geçmişlerdi . Biraz nefeslendikten sonra elimdeki tatlı ve börek tabaklarıyla salona girdim kimseye bakmadan oturdum koltuğa fakat agah komutanın yanına oturduğumu daha sonra fark etmiştim . Bir de ters gibi ikimizde aynı elbiseleri giymiştik çınar hariç her yere bakmaya özen gösteriyorum fakat onun bana attığı imali bakışları da fark etmiyor da değildim .
“ Tertip senin televizyon da TV plas var mı ?” diye bir soru yöneltti Yusuf . Doğrudan bana bakıyordu “evet hangi filmi izleyeceğiz “ dedim heyecanla Yusuf ya aynı heyecanla “ nasıl da anladı Zeki kız işte “ dedi çınara atıfta bulunarak Çınar ise hala agah ve bana imali bakışlar atma derdindeydi . “ vallahi geçen hafta yeni bir film girmiş vizyona onu izleyelim neydi adı hatırlamıyorum ki “ diye yakınmaya başlayınca fikir yürüttüm

“ejderha nefesi olabilir mi ?” dedim Yusufun gözünden bir parıltı geçti “kesinlikle kardeş olmalıyız “dedi ben ise ellerimi havaya kaldırarak teslim oluyormuş gibi yaparak “ bana bu kadar kardeş yeter “ dedim çaktırmasalar da gülmüşlerdi . Onlar filmi açarken bende ışıkları kapatmış ve film izlemek için koltukları birleştirmiştik . En ortadaki koltukta agah ve ben vardık . Film genç bir kızın ejderhaların boyutuna ışınlanmasıyla başlıyordu . Kız ejderha lorduna aşık oluyordu beraber hayaller kuruyorlardı fakat filmin sonunda kız karnındaki bebeğiyle beraber infaz ediliyordu . Ejder lordu kendini affedemeyerek intihar ediyordu . En sonunda ise şu sözler geçiyordu .
“ aşk zayıflıktı aşk ölümcül bir hastalıktı , aşk tüm var olmayanları var eden kötü huylu bir kanserdi , ona bir kere tutulan bir daha kurtulamazdı . Aşk zamanın da verdiğini faiziyle alan bir tefeciydi aşk kalbi çürüten bir duyguydu o yüzdendi ki aşık olunca ilk sol tarafın acımaya başlardı çünkü aşk seni yiyen bir kurttu. Aşk kaleyi içten fethetmek isteyenlerin en merhametsiz oyunuydu ... “ gözlerimin kapanmadan önce gördüğü şey bir çift bal sarısı gözlerdi . Sonrasında gözlerim kapandı başım onun omzuna düştü .

Kokusu amber , Deniz esintisi ve birazda tras losyonu gibiydi tıpkı askeriye de ağlayarak uyuduğum günde uyandığımda üzerimdeki ceketin kokusu gibiydi ...

İlahi bakış açısı

İstanbul’da işler pekte yolunda gitmemişti . Asaf belki Zümrüt gelir umudu ile efil ile attığı gönderiye bakıp duruyordu baktıkça kendisinden nefret ediyordu . Böyle bir şey yaptığına hala inanamıyordu. Gözlerinde hiçbir ifade yoktu ama yüreği derin bir pişmanlıkla dolup taşıyordu . İçi darılınca telefonu bir köşeye bırakmaya karar verdi Zümrüt ne zaman bakardı Allah bilirdi . Gerçi şuan görevde olması gerekiyordu ama dönünce illa bakardı yani . Hayır beklediği gibi olmamıştı . Zümrüt görevden döneli 3 ay olmuştu ama ne arayan vardı ne de soran , telefonundan yüksek sesli bir melodi yükseldi bu zümrüte ait zil sesiydi Asaf heyecanlandı ama belli etmedi .

Zümrütün dönmesi için onu zorlaması gerekiyordu yoksa dönmezdi neden gittiğini de bilmiyordu ama kardeşini de çok özlemişti.
“ Alo ?”diye ses verdi sabırsız davranıyordu ama sesini duymaya çok ihtiyacı vardı
“ Abim “ Asaf nefesini tuttu bu zümrütün kalbi kırıldığında kullandığı ses tonlamasıydı . Sormak istedi ama eğer sorarsa her şeyi mahvederdi . Sormadı
“ çabuk ol işim var !” diye tersledi karşı taraftan bir iç çekme sesi duyuldu .
“ Abi , canım yanıyor “ ağlamak istiyor ama ağlayamıyor gibi ses çıkarınca asafın yüreği dağlandı . Bir an önce kapanmalıydı bu telefon içi burkula burkula kelimeleri seçmeden patavatsızca konuşmaya karar verdi .
“ sen bize arkanı döndüğün an sildim ben seni . Acı çekme isterim ama gözümde görmesin seni olmayan kan bağımızı ve kopmak üzeri olan can bağımı koparıyorum seninle bir daha yoluna çıkmam sende benimkine çıkma eğer bir anlığına da olsan gaflete düşüpte hata yapıp yola çıkarsan yolumu değiştirdiğimde sakın bana kim besleme !”diyerek telefonu kapattı onu nasıl kırdığını iyi bildiği halde kapatmıştı o telefonu . Ona bir şey olmasından korktuğu için silopiye adamlarından birini gönderdi .
Zümrütün apartmanının karşısında bir daire ayarladı sabah veya akşam fark etmeksizin her an fotoğraf geliyordu zümrütten , habersizce çekilen fotoğraflar sanki poz verilmiş gibiydi . İlk zamanlar neşeli bir şekilde tugaya gidip gelen renkli giyinen makyaj yapan saçlarını özellikle yapan çirkin olduğunu düşündüğü gözlüklerini asla takmazdı . Erenin vefatından sonra eski zümrütten eser kalmamıştı ve asafta öyle konuşunca Zümrüt büyümüştü adeta hayır büyümemişti . Zümrüt yıkılmıştı

Renkli giyinen kız siyahlar içinde gezen bir ruha dönmüştü , her sabah erkenden yaptığı saçları artık dağınık bir topuz şeklindeydi , gözlükleri hep gözündeydi, makyaj yapmadan doğal haliyle geziyordu artık göz altlarındaki morluklar onun hiç uyumadığını ele veriyordu. En önemlisi de gözlerindeki eski Neşe yerini koruyamamıştı. Görev esnasında telsiz hatları karışınca istemsizce duydu
“ Zümrüt ne oluyor vuruldun mu ?”

“ Zümrüt ses ver ! “ diyordu albay

“ komutanım az önce iyiydi ölmüş olamaz Zümrüt üsteğmenim ?” tanımadığı bir erkek sesiyle kaşlarını çattı

“ Zümrüt kim ?” aralın orada ne işi vardı kız kardeşinin yanında ne yapıyordu ?

“ Zümrüt nerede Sedat , kızıma ne oldu !” babamın öfkeli sesi içinde korku barındırıyordu

“ kalkan timi cevap ver , ben bordo bereli üsteğmen Asaf Demirhan zümrütün durumu nedir ?” kendisine engel olamamıştı . Ne de olsa orada bahsi geçen kişi kız kardeşiydi .

“ Bilmiyoruz komutanım yanımızda değil “ diyordu aynı erkek sesi .
“ nasıl aynı yerde değilsiniz , ona bir şey olursa kendinize ölümlerden ölüm beğenin beyler !” diyerek hırladı Asaf karargahta bir sağa bir sola doğru hareket ediyor olduğu yere sığamıyordu. Dört duvar üzerine geliyordu . Dakikalar sonra telsizden bir ses geldi umutları yeşerten bir ses
“ ben kalkan timinden üsteğmen agah bolatlı , Zümrüt üsteğmenin durumu iyi şuan da uyuyor “ Asaf derin bir iç çekmişti kardeşine bir şey olmamıştı mutluydu ...

Asaf uykusundan sıçrayarak uyandı erenin yoğun bakımdan çıkarılırken ki zümrütün bayılmasını asla unutamıyordu . Sürekli aklına geliyordu acı çekiyordu ama belli etmemeliydi.

Karargahta toplanmışlardı 2 gün sonra gidecekleri görev içindi bu toplantı . Tam o sırada telefonuna bir bildirim geldi . Toplantının bitmesine saniyeler kalmıştı bakma zahmetine bile girmedi .herkes çıktıktan sonra telefonunu çıkararak gelen bildirime baktı . Silopideki adamındandı . Bir video vardı hızla açtı ekranda genç bir adam ve Zümrüt vardı ikisi de aynı giyinmişti . Lacivert tişört ve siyah ayak kısmı bağlı bir eşofman zümrütün saçı at kuyruğu yapılmıştı . Kâkülleri dağınıktı gözünde ise çirkin olduğunu düşündüğü gözlük vardı . Karşısındaki genç adama gülüyordu adam ise onun gülüşünü izliyordu arkasında bir şey saklamıştı ne olduğu net değildi adamın küllü kumral saçları dağınıktı lacivert tişörtü ve bol bir eşofman giymişti ikisininde ayağında mavi beyaz karışık Nike ayakkabı vardı . Adamın yüzü hafif kızarmıştı utanmışa benziyordu . Zümrüt ise hala kahkaha atıyordu video sonlanınca Asaf sinirle bir nefes aldı .

Bu adama kardeşine yaklaşmamasını söylemişti . Anlaşılan emri tam verememişti . Bir sonraki fotoğrafa geçti bu sefer arabanın içindelerdi . Zümrüt sınırlı adam ise alaycı görünüyordu . Bir sonraki fotoğrafa geçti Zümrüt evde tek başına telefonla oynuyordu bu fotoğraf saatler önce atılmıştı . Ve Zümrüt mutlu gibiydi . Fotoğrafı incelerken üstten bir bildirim geldi . “ zilhan_sancak “ adlı kullanıcı bir gönderinizi beğendi . Hızla hesabına girdi . Zümrüttü bu niye adını zilhan yapmıştı ki . Aklına gelenlerle gözleri kocaman açıldı . Hızla aile soy ağacına girdi fakat zümrütün adı yoktu . Sistemi hackleyerek Sancak aşiretinin soy ağacına baktı ve evet “aren zilhan Sancak “ sinirle oturduğu koltuktan kalktı .
Zümrütün numarasını tuşlayarak arama yaptı fakat ulaşılamıyordu . Sinirle babasının odasına yöneldi . Kapıyı bile tıklatmadan destursuzca girdi içeri . Erkan sinirle oğluna baktı . Tam kızacakken oğlunun sürat ifadesine baktı ve sustu Asaf ise telefonu masaya fırlattı
“ kendisini soy ağacından sildirmiş. Sancaklara kayıtlı baba !”dedi Erkan duyduklarıyla kocaman yutkundu . İnanamıyormuş gibi birde kendisi baktı yüzündeki o ifade neyi anlatıyordu. Pişmanlık , hayal kırıklığı belki ikiside .
Tam o anda bir bildirim daha geldi Asaf açtı bildirimi ‘zilhan_sancak ‘gönderinize yorum yaptı . Yorum yaptığı gönderi ise efil ve asafın beraber olduğu kareydi Asaf yutkundu ve yorumu okudu ‘Allah Mesut etsin “ yazıyordu. Sonrasında zümrütün hesabı kayboldu her şeyi tek tek idrak ediyordu Asaf . Kardeşinin dost bildiği eski arkadaşıyla attığı kareden dolayı Zümrüt asafla olan tüm ilişkisini koparmıştı . Söylediği onca söze rağmen değil bir fotoğrafa silmişti asafı ama uyarmıştı Zümrüt onu ‘ bana yalan söyle ama bana sakın ihanet etme abi ben ihanet sevmem ‘ demişti bu hareketiyle sözünün eri biri olduğunu bir kere daha göstermişti. Asaf hangi duyguyu yaşayacağını bilemiyordu . Az önce kız kardeşinin ölmeden nasıl öldüğünü izlemişti. Ölmeden de öldürülmüştü Zümrüt artık Zümrüt yoktu zilhan vardı ...
Elindeki telefon bir kere daha titrediğinde zümrütten mi diye baktı ama hayır adamından gelmişti . Genç adam kızın belinden tutmuş aralarında çok az bir mesafe vardı göğüsleri birbirine çarpıyor ikisi de hayranlıkla birbirine bakıyordu . Bir sonraki karede ise genç kız adamın omzunda masumca uyuyor adam ise bal gözleriyle kadını izliyordu . Bir diğerinde ise 7 kişi aynı odada farklı koltuklarda uyuyordu ama sadece kızın üzerinde battaniye vardı gözündeki gözlükse önündeki küçük masaya bırakılmıştı ...

‘kalması için zorladıklarınızın , zamanla ellerinizden nasıl kayıp gittiğini izleyeceksiniz ... Bırakın giden gitsin ondan geriye kalanlar elbette olacaktır ... “

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

24okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18