3. bölüm / 3
SüveydaSevgilinmiş gibi
Bölümler 3Şu an: Sevgilinmiş gibi
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi açmak istemiyordum fakat göz kapaklarımı acıtacak kadar şiddetli Güneş ışığı içeri giriyordu Ve doğrudan yüzüme vuruyordu huysuzlanarak yatakta açtım gözlerimi akşam perdeleri örtmem gerekiyordu . Açtığım gözlerimin odağına ilk takılan şey agah komutan olmuştu . Onunda yüzüne gün ışığı değiyordu . Sarı sakalları çıkmaya başlamıştı üzgünce dudak büzdüm. Ben sakal sevmezdim ama bananeydi yani kaşlarını çatmış öylece uyuyordu benim evimde benim salonumda . Bir süre gözlerimi ondan çekemedim gözlerimi çekmeyi başardığım da ise çınarın elinde iki telefon tuttuğunu ve agaha bakarken beni çektiğini fark ettim
Gözlerim fal taşı gibi açıldı . Hızla yerimden fırlayarak çınarın üzerine yürüdüm fakat o imali bakışlar atıyor ve sırıtıyordu . Kendisine doğru yürüdüğümü fark edince koşarak mutfağa gitti bende arkasından gittim . Kapının eşiğinden baktığımda onunda dolabın arkasından bana baktığını gördüm .
“sil onları Çınar “ dedim sakince o ise alaycı bakışlarıyla bakıyordu
“bana bir bak elis , aren,Zümrüt , zilhan “ kafası karışmış bir şekilde baktı yüzüme “ ne dicem lan ben 50 tane ismi var neyse Mahmut diyeyim “diye kendi kendine konuştuktan sonra bir de gülmeye başladı . Aniden ciddileşti “bana bak Mahmut kırk yılın başı bir manzara görmüşsün zaten ilerde çocuklarınıza gösterip hava atıcım bok silerim “ dedi kendinden emin bir tavırla sinirle yerimde tepindim
“ ruh hastası pis gudubet seni öldürürüm!” diyerek üzerine yürüdüm fakat karnı guruldayınca durmak zorunda kaldım ah ben ve şu iflah olmaz merhametim ... utançla yüzüme baktı bende kafamı sağa sola salladım
“Ben kahvaltı hazırlayayım sende siktir git ekmek al gel “dedim yüzündeki utanç anında değişerek etrafa mutluluk saçmaya başladı . Hızla koşarak yanıma geldi yanağıma küçücük bir buse bıraktıktan sonra koşarak evden çıktı . Bense gülerek buzdolabına doğru ilerledim .
Dolaptan domates salatalık reçel gibi bulabildiğim her şeyi çıkardım . Sucuklu yumurta , Menemen , biber kızarttım . Peynir , salatalık ve domates dilimledim , zeytin , çilek , kayısı ve armut reçelini de masaya dizdim çay demledikten sonra kendime de bir kahve yapmak için ocağa su koydum . Su kaynarken üzerimi değiştirmek için odama doğru ilerlemeye başladım . Salondan geçerken kimse uyanmasın diye yavaş adımlarla ilerlemeye başladım .
Çınardan o fotoğrafları silemem lazım . Kendimi tacizci gibi hissediyorum ama ya ... Çok düşünmeden üzerine siyah bol bir tişört ve yine Siyah bir eşofman giydim saçlarını dağınık bir topuz yaptım gözlüklerimi nerede çıkardığımı bilmediğim için takamadım. Hazırlandıktan sonra odamdan çıktım .
Benimle eş zamanlı olarak çınarda gelmişti . Bunu yumruklanan kapımdan anlayabiliyordum. Daha geçen gün zorlu bir operasyondan döndüğümüz için Sedat albay 1 hafta izin vermişti . Bizde iyi değerlendirmeye kadar verdik . Kapıya doğru ilerleyerek açtım karşımda bir elinde ekmek poşetleri diğer elinde ise iki tane pamuk şekeri vardı . Pamuk şekerini görünce çığlık atarak üzerine atladım .
“Bana mı aldın Çınar !” dedim heyecanla pamuk şekeri çok severdim . Kafasını evet anlamında heyecanla salladı. Ondan ayrılarak iki pamuk şekerini de almaya çalıştım fakat eliyle alnıma yavaşça vurdu . “ aç gözlü olma Mahmut sadece biri senin diğeri de benim “ dedi pamuk şekere benim gibi hevesle bakarken . Kapıyı örterek içeri girdik . Agah ve timin geri kalanı da uyanmış şaşkın bakışlarla Çınar ve bana bakıyorlardı .
“madencinin sabahın köründe evimde ne işi var ?” Yusuf uyku mahmuru sesiyle konuştu . Şaşkın bakışları üzerimdeydi diğerleri de aynı şekilde bana bakıyordu . Bense elimde ki pamuk şekeri ile gülümsüyorum tıpkı 8 yaşındaki gibi ...
“ Aptal olma abi burası Mahmut’un evi “ dedi Çınar Yusuf anında yerinden fırladı .
“ Mahmut kim lan !” dedi Çınar ile birbirimize baktık
“ abi tanıştırayım Mahmut “ dedi beni göstererek Yusuf ise daha da şaşırdı
“ oha diğer adında Mahmut mu ?” dedi kafamı bıkmışçasına salladım .
“ bunlar abi kardeş salak “ dedi agah komutan zaten kalın olan sesi uyku mahmuru olduğu için Daha kalın çıkmıştı. Ona bakmaktan kendimi alamıyorum . Önüme döndüm fakat Çınar bu bakışımı da yakalamıştı . Fotoğraf aklıma gelince üzerine atladım .
Çınar hayretler içinde üzerindeki benimle beraber yere düştü . Bense üzerinde debelenerek telefonunu arıyorum. Çınar gıdıklanıyor olmalı ki bir yandan kahkaha atıyor diğer yandan beni üzerinden atmaya çalışıyordu.
“ Gözünü seveyim ver o telefonu Çınar “dedim eğer biri görürse kesinlikle sonum olurdu . Çınar kahkahalarının arasından beni çokta dinliyormuş gibi durmuyordu .
Agah komutan belimden nazikçe tutarak beni çınardan uzaklaştırdı. Bunu gören Çınar daha da çok gülemeye başladı . Bense tenime ateş değmiş gibi uzaklaştım agahtan. Kaşlarını çatarak baktı bana . Bakma öyle kurban olduğum Çınar yanlış anlayacak . Ne yapacağımı bilemeyerek ellerimi birleştirdim suç işleyen çocuklar gibi gözlerimi kaçırdım .
“ Yemekler soğudu “dedim geveleyerek yere fırlattığım pamuk şekeri eğilerek aldım ve koşarak mutfağa girdim kalbim raydan çıkmış tren gibi hızlı atıyordu .benim arkamdan Çınar Yusuf ve diğerleri girdi . Fakat agah yoktu . Kaşlarımı çatarak salona bakındım fakat yoktu
“ agah komutan nerede ?”dedim çınarın imalı bakışlarını önemsemeyerek .
“Aç değilmiş eve gitti “ dedi Yusuf kaşlarımı daha da çattım.
“Olur mu öyle bizim adetimize göre misafirlikte yemek yememek ev sahibine hakaret sayılır “ dedim öyle bir adetimiz yoktu şuandan itibaren var . Hızla mutfaktan çıktım . Karşı dairenin kapısına dayandım zile basarak beklemeye koyuldum . Aradan saniyeler geçtikten sonra kapı açıldı fakat agah komutan yoktu . Eve girip girmemekte kararsız kalarak biraz bekledikten sonra içeri doğru adım attım.
Koluma yapışan ellerle bağırmak için ağzımı açtım fakat elin sahibi ağzımı kapattı . Korkuyla çırpınarak kurtulmaya çalıştım. Agah komutan beni duvarla arasına almış ve ağzımı kapatmıştı . Bağırmayı keserek yutkundum . Korkuyla onun gözlerine bakıyordum . Bağırmadığımı fark edince elini ağzından çekti fakat yerinden kıpırdamadı .
“ Neden geldin “ sesi kısık ve hırıltılıydı.
Nefes almayı unutarak sadece onu izliyordum .
“Yemek “ diyebilmiştim sadece kısık bir sesle . Gülümsedi yanağındaki küçük çukur derinleşince elimde olmadan bakışlarım oraya takıldı
“Nesi varmış yemeğin ?” dedi bakışlarımı gamzesinden çekmeden cevap verdim
“ sizi yok “dedim sonra da ne dediğimi idrak edince toparlamaya çalıştım “yani siz yoksunuz aç olmalısınız “dedim panikle bu halime gülünce gamzesi daha da derinleşti. Bakışlarımı fark edince üzerime daha da eğildi şimdi duvarla tam bir bütün olmuştum .
“ az önce benden rahatsız olarak uzaklaştınız üsteğmenim ?”dedi soru sorar bir tarzda yanaklarımın kızardığına emindim .
“ ben ondan değil şeyden “diyerek cümleyi devam ettiremedim.
“Neyden ?”dedi sesi çok yakından geliyordu elleri başımın iki tarafından duvara yaslanmıştı.
“ yanlış anlarlar diye üsteğmenim “dedim gözlerimi kapatarak ne bir hareketlilik vardı ne de bir ses sadece ikimiz vardık .
Kulağıma değen dudakları titrememe sebep oluyordu ilk defa bir erkekle temasta bulunuyordum Çınar hariç . Ama bu öyle hissettirmemişti. İçimde yangınlar vardı .
“ kim ne anlarda anlasın üsteğmenim önemli olan bizim ne anladığımız “ dedi yana dönsem öpüşür müydük acaba kafamı tamam anlamında salladım . Biraz geriye çekilince gözlerini açtım alayla yüzüme bakıyordu
“Nefes alın üsteğmenim “ dedi o söyleyene kadar nefesimi tuttuğumun bile farkında değildim . Dediğini yaparak derin bir nefes aldım . Konuşacak halim olmadığı için meraklı gözlerle ona baktım . Ne demek istediğimi anlamış gibi “üzerimi değiştirip geleceğim “ dedi sadece kafamı sallayarak evinden hızla çıktım . Koşarak kendi evime girdim . Mutfağa ilerlerken nefes alış verişlerimi düzene sokmaya çalışıyordum .
Sakin adımlarla çınarın oturduğu sandalyenin yanına oturdum . Yusuf yüzüme baktıktan sonra konuştu
“ Gelmeyecek dimi ?” dedi bense nefeslerimi düzene sokmayı başardıktan sonra cevap verdim.
“üzerini değiştirdikten sonra gelecekmiş “ dedim Yusuf şaşkınlıkla çınara baktı Çınar ise Zafer kazanmış bir eda ile abisine . İkisine de aldırış etmeden yemek yemeye başladım. Biraz sonra agah komutanda aramıza katılmıştı. Fakat utançtan kafamı bile kaldıramamıştım.
“ komutanım tabağa bakarak neden sırıtıyorsunuz ? “ dedi Çınar kime dediğini anlamak için kafamı kaldırınca bana bakan agahı gördüm. Buradaki tabak ben miydim yani. Acaba meyve tabağı mi yoksa tatlı mı ...
Utanarak bakışlarımı tekrar tabağıma eğdim . Radyodan liselim şarkısı çalıyordu . Çınar kafasıyla ritim tutturuyor Yusuf söylüyor mahir ve kıraç kendi aralarında konuşuyor Bartu ise yemeklerin hiçbirine dokunmadan öylece karşı duvara bakıyordu .
“ efille nerede tanıştınız ?”diye sordum
“ liseden komutanım “ demişti şimdi anlaşılıyordu neden bu şarkıda hüzünlendiği dur bir dakika
“hangi lise ?”
“koca ejder kaplan fen lisesi “ dedi hayretle ona baktım
“ bende o lise de okudum “ dedim Bartu kafasını şaşkınlıkla kaldırdı .
“ Hangi sınıf komutanım ?”
“ 12/ F “dedim şaşırarak agaha baktı sonra ise Yusuf ve Çınara
“ görüyor musunuz yıllar sonra sınıf arkadaşımı buldum “ dedi bende şaşırarak ona bakıyordum doğru ya o zamanlar da da efilin peşinden az koşmamıştı . Sadece gülümsemeyle yetindim .
“ komutanım sizin liseliniz nerede ?” diye sordu benim liselim ... Yüzümde istemsiz bir tebessüm oluştu. Sonra de gözlerim doldu
“bilmiyorum , ben hafızamı kaybettim onu hatırlamıyorum “ dedim lise yıllarında beraber yürürdük tüm yolları her anımda yanımda olurdu . Ne tarafa baksam onu görürdüm. Üniversite ye geçeceğimiz zaman Alzheimer hastalığına yakalanmıştım .
Asker olmak istediğim için doktora da gitmemiştim . Bordo bereli olamayınca gitmiştim doktora ama her şey için çok geçti . Silinen hafızam yenilense de o gitmişti hiç var olmamış gibi gitmişti anılar kalmıştı sadece yüzü ve sesi yoktu .
“ hiç bir şey mi hatırlamıyorsunuz komutanım “ dedi Bartu
“ yüzünü ve sesini hatırlamıyorum “ gözümden bir yaş aktı ağlamaktan nefret ediyordum ama sürekli de ağlıyordum .
“ Çıkıp gelse tanır mısınız komutanım ?” dedi Çınar kafamı hayır anlamında salladım
“ sadece sol göğsünde emare vardı “ dedim çınar kınayıcı bakışlar attı .
“ Göğsünü nereden gördünüz komutanım ?” dedi elime geçen kaşığı alıp ona fırlattım fakat agah kaşığı daha çınara çarpmadan havada yakalamıştı. Hayran bakışlarımı yine tutamadım bu sefer agahta bunu gördü .
Kendimi düzenledikten sonra konuştum “ üzerime sıcak kahve döküldüğü için tişörtünü vermişti orda gördüm “ dedim sinirle çınarda aynı sinirle bana bakıyordu
“ onu aklınızdan çıkarın hem ben sizi daha ag-“ yalandan öksürmeye başladım çınar son anda kıvırarak “ ağzınıza layık biriyle evlendireceğim “ dedi sinirden kıstığım gözlerimi ona çevirdim . Konu kaynayıp giderken benim aklım hala agah komutandaydı. Utandığım için ona bakamıyordum da
Yusuf operasyon hakkında konuşmaya başlayınca konuya dahil olmasını fırsat bilerek göz ucuyla baktım fakat o da bana bakıyordu . Bu adam niye sürekli bana bakıyordu hiç arkadaşlarından da mı çekinmiyordu . Oflayarak yerimden kalktım . Tezgaha bıraktığım pamuk şekerimi erimiş halde görünce olduğum yerde kaldım ağzı açık değildi niye erdi ki . Dolan gözlerimi saklamaya çalışarak masayı toplamaya başladım .
Diğerleri yardım etmek istemişti ama izin vermeyerek odaya göndermiştim . Hızla bulaşıkları bulaşık makinesine dizmeye başladım .yaptığım işe o kadar dalmıştım ki bana yardım eden agah komutanı bile fark etmemiştim . Ben bulaşıkları dizerken o da masanın üzerini silmiş ve mutfağı havalandırmak için camları açmıştı . Bunları bulaşıkları dizdikten sonra fark etmiştim .
Agah komutan yanıma geldi arkasındaki tezgaha yaşlandı arada ki boy farkı çok belliydi . Bir süre sessizce birbirimizi izledik
“ Çok mu seviyordun onu ?” diye saçma bir soru yöneltti
“evet “ dedim kısaca
“peki diyelim ki biz seninle sevgili olduk ve o geldi beni bırakıp gider misin ? “ duyduklarım karşısında ne yapacağını bilemez bir halde ona baktım
“ Bunu neden soruyorsunuz biz sizinle sevgili olmayız ki “ diye saçma bir cümle kurdum .
“ neden ?”
“ kaplumbağa deden “
“hm”
“hm”
“ soruma cevap vermedin ”
“ soru neydi ki ?”
“ siz bizimle neden sevgili olmazsınız ?”
“ Çünkü sizin sevgiliniz var “
“ olmasaydı eğer olur muydu ?”
“ hayır “ dedim kararlılıkla o da beni daha fazla duymamak için arkasını dönerek mutfaktan çıktı.
Salona geçtiğimde herkes sus pus bir şekilde yere bakıyordu agah hariç o delici bakışlarını benden ayırmadan “ bize müsaade üsteğmenim “ dedi mesafeli bir sesle masumca gözlerimi kırpıştırdım . Cevabımı bile beklemeden çınar hariç herkes evden çıkmıştı .Çınar ise üzülmüş gibi bana bakıyordu
“ Ne bakıyorsun “ dedim merakla
“ Allah yardımcınız olsun komutanım “diyerek o da çıktı evden ne oluyor be .
.....................
Bir haftalık mükemmel tatilim zehir gibi geçmişti . Hala 2 gün vardı ama ben evde tek olmaktan çok sıkılmıştım alışveriş yapmaya karar vererek çıktım evden . Sıkılmaktan sıkılmıştım artık . Limitsiz kredi kartımı alarak çıktım evden siyah dar bir crop ve altına da kahve tonlarında bir etek giydim etek diz kapağından bir karış yukarıda bitiyordu saçlarımı at kuyruğu yaptıktan sonra uçları dalgalansın diye hızla bir masa geçmiştim dudağıma kiraz rengi bir nemlendirici sürmüş gözüme ise sadece kirpik kıvırmıştım gözlüklerimi de taktıktan sonra kahve tonlu Spor ayakkabılarımdan birini giydim .
Hava serindi ama üşütmüyordu. Burada bulabileceğim bir AVM olmadığı için Şırnak merkeze gitmeye karar verdim bir taksi çevirdim ve arkama yaslandım akıp giden yolu izlemeye başladım . Aklımın bir kenarında 1 yıldır mezarına gidemediğim annem diğer yanda da 1 yıldır kaybına alışamadığım Eren vardı. Merkeze geldiğimizde taksi ücretini ödeyerek indim biraz gezmenin kimseye zararı olmazdı .
Sokak sokak gezdikten sonra AVM ye girdim . İlk önce takı reyonuna girdim çünkü turna kuşlu kolyemi kaybetmiştim anlamı derindi . Aynısından bulamadım fakat Güneş ve renkli gül kolyesi bulunca hemen aldım . Birazda bileklik aldım . Sonra elbise reyonuna girdim çok çeşit varken sadece siyah renkli elbiseler aldım aynı şekilde de siyah topuklu ayakkabılar aldım . Acıktığımı fark edince hamburger yemek için herhangi bir kafeye girdim .
Bir hamburger bir patates ve bir de dev boy kola sipariş verdim . Fakat gelen sipariş de söylediklerimden 2 şer tane vardı .
“Ben sadece birer tane sipariş vermiştim “ dedim gülümseyen kadına
“ Sevgiliniz de şimdi gelecekmiş hanımefendi “dedi kaşlarımı çatarak etrafa bakındım fakat kimse yoktu ta ki köşeden dönen agahı görene kadar . Dünyam başıma yıkılmıştı . Hiçbir şey olmamış gibi gelerek karşıma oturdu ve hamburgerden bir ısırık aldı . Ona bakan sinirli bakışlarımı fark edince ise gülümseyerek omuz silkti .
Yine aniden ortaya çıkan gamzeleri beni dumura uğratmıştı. İçlice bir nefes çektikten sonra bende hamburger yemeye başladım. İçerisindeki ketçap ağzımın kenarına yayılmıştı ama umursamadan yemeye devam ettim . Kolamdan büyük bir yudum alarak kolayı bitirdim . Agah komutanın yüzünde gülümsemeyle beni izlediğini fark ettim utanarak bende gülümsedim ayağa kalkıp önümde eğildi. Şaşkınca ne yapacağını beklerken masadan aldığı peçeteyle ağzımı silmeye başladı
“çocuk gibisin zilhan “dedi gülerek ben nutkum tutulmuş bir şekilde ona bakarken o hiçbir şey olmamış gibi ağzımı sildikten sonra kalktığı yere tekrar oturdu . Garsonu çağırdıktan sonra 2 adet sütlaç sipariş etmişti .
“neden böyle yapıyorsunuz üsteğ-“ cıklayarak sözümü yarıda kesti .
“sizli bizli değil de sen ve beni tercih ederim zilhan ayrıca dışarıda rütbe yok bana ismimle hitap et “ dedi
“Peki teğmenim “ dedim farkında olmadan sahiplik eki kullanarak fark ettiğimde her şey için çok geçti sırıtarak bana bakıyordu . Göz devirerek siparişlerin gelmesini beklemeye başladım .
“ Neden istemiyorsun Zümrüt ?”
“ zilhan “
“ peki neden zilhan “
“ bilmiyorum agah “
“ bizimkilerden mi çekiniyorsun “
“ çok hızlı oldu “
“ilk görüşte aşk işte “ ciddiydi
“ bilmiyorum “
“eğer çekindiğin bizimkilerse bir süre söylemeyiz ama diyorsun ki ben onu unutamadım tamam kabul ediyorum bir daha konuşmak için çabalamam aylardır bu anı bekliyorum ve sen hayır diyorsun “
“tamam “
“al işte “
“ agah tamam “
“niye hay-“ fal taşı gibi açılan gözleri ile çok komik görünüyordu beş yaşında bir çocuğun annesinden izin alması gibiydi
“ Tamam mı neye tamam ?”
“ tamam ama bir süre gizli tutalım olur mu ?”dedim utanarak bu ara ne çok utanmıştım ayarlarını bozdu adam .
Şoku hala atlatamamıştı . Ellerimi masanın üzerinden alarak ellerinin içine koydu . Elleri sıcacıktı . Gözlerimin en derinine bakıyor adeta benimsin diyordu . Ama bu tuhaftı çok hızlı gelişmişti her şey garip geliyordu insana dün kavgalıydık bugün sevgili . Sütlaç gelince iştahla yemeye başladım agaha baktığımda o yemiyordum beni izliyordu “ yesene “ dedim kafasını hayır anlamında salladı . Bakışları içimi gıdıklarken “ şöyle bakma “dedim
“ nasıl bakıyormuşum ?”
“ sevgilinmişim gibi “
“öylesin zaten “ gülümsedim
“Öyleyim zaten “ ciddileşerek sütlaç yemeye devam ettim . Hızımı alamayıp agâhında sütlacına çökmüştüm. AVM den ayrılarak agahın kiraladığı BMW siyah araca doğru yürümeye başladım . Benden önde kapımı açtı . Ben binice kapatarak sürücü koltuğuna geçti .
“ Tim bir süre bilmesin “ dedim kafasını olur anlamında salladı . Arabanın içini Ragga gitme kal sesi dolduruyordu . Bu şarkıyı annem çok severmiş dedem öyle demişti . Babam olacak adam anneme gitme kal diye söz verdirmiş annemde gitmem demiş onları ayıran ben olmuşum
“ Bana bir söz ver agah “dedim içli bir sesle gözünü yoldan ayırmadan
“ne sözü gülüm “ dedi adam yıllarca bu anı beklemiş diye geçirdim içimden
“ne olursa olsun bana ihanet edip yalan söyleme çünkü yalanda bir ihanettir “dedim güven bana dercesine bal sarısı gözleri gözlerime baktı. Ama söz vermedi ...
Eve geldiğimizde akşam olmuştu . Ben bir sokak aşağıda inmiştim çünkü anlaşılmak istenmemiştim fakat agah arabayı çok yavaş kullanarak benimle aynı anda eve gelmişti . Apartmana ilk ben girmiştim . O ise geç gelmek için arabanın içinde bir şeyler arıyordu kısacası çaba sarf ediyordu . Anahtarı çıkararak kapıyı açtıktan sonra anahtarı portmanto ya astıktan sonra kendimi evin içine attım. Saat akşamın 12 olmuştu yarın izin günün son günüydü evde çöp olmasını istemediğim için mutfaktaki çöpü alarak çıktım dış kapıyı arkamdan kapatarak apartmanın önündeki çöp kutusuna attım yavaş adımlarla yukarı çıktım fakat fark ettiğim şeyle dehşete kapıldım .
Hem telefonum hem de anahtar içeride kalmıştı yağmurda yağıyordu , gök gürültüsünden çok korkuyordum . Etrafına bakındım yapacak başka bir şey kalmayınca yan dairenin kapısını tıklattım . Agah lütfen uyuma . Biraz bekledikten sonra vazgeçerek merdivene oturdum . Kapı açıldı kapının eşiğinde Yusuf öylece Durmuş bana bakıyordu
“ Bu saatte ne geziyorsun dışarıda ?” diye sordu
“ anahtarı almayı unutmuşum kapı üzerime kapandı “ dedim dudak büzerek Kapıyı sonunda kadar açtı anlamadığını fark edince sıkıntıyla ofladı..
“ bu saatte çilingir bulamazsın “ dedi üzerimdeki mini etek ve crop kombiniyle saatler önce edindiğim sevgilim evine gelmiştim. Adımlayarak içeri girdim salonda Çınar ve agah oturmuş televizyon izliyordu agah üzerini değiştirmiş siyah bir takım giymişti beni görünce şaşkınlıkla gözleri büyüdü
Çınar ise dalga geçerek “ ne oldu agah komutanın hasretine dayanamadınız mi komutanım “dedi alayla bende yüzsüzce çınara baktım “ evet “ dedim çınar daha çok sırıtırken agah kalp krizi geçiriyor gibi tepki vermiş ardından da umursamaz görünmeye çalışmıştı ama kaçamak bakışları benim üzerimdeydi.
“ Gecenin bir vakti rahatsız ettim kusura bakmayın komutanım “dedim agaha bakarak o ise kaşla göz arasında göz kırptı kalbim rotasından şaştı.
“Rahatsız etmenizin sebebi nedir üsteğmenim “
dedi umursamazca ama merak ediyordu .
“ anahtarı almamışım kapı üzerime kapandı “dedim dudak büzerek
“ bu saatte ne işiniz var dışarıda “ dedi tek kaşını kaldırarak
“Sizi hiç alakadar etmez “ dedim agah öyle mi der gibi baktı bense gözlerimi kaçırdım
“buraya gelmekle iyi yapmışsınız komutanım bu saatte çilingirci bulamazsınız “dedi çınar ona gülümsedim .
Agah ayaklandı “benimle gel böyle 3 erkeğin içinde gezmen uygun değil benim odamda uyursun bende salonda uyurum “ dedi ve odasına doğru yürümeye başladı . Onay almak için çınara baktım gözlerini kısmış sırıtarak bize bakıyordu ona sen iflah olmazsın bakışları atarak Yusuf’a baktım fakat o çoktan odasına giderek uyumuştu .
Bende el mecbur istemeyerek (!) agahın odasına doğru ilerlemeye başladım içeri girdim . Agah gardırobunun önünde elbise seçiyordu . Yeşil bir tişört ve siyah bir eşofman çıkardı .
“ Bunları giyersin “dedi umursamazca kaşlarımı çattığımda kapıyı işaret etti o tarafa baktığımda birinin gölgesi karşı duvara düşüyordu . Ah Çınar seni bir eline geçirirsem var ya .
“ peki komutanım “dedim sadece agah ise bir battaniye ve bir yastık alarak kapıya doğru ilerledi . Bunu fark eden gölge uzaklaşınca agah iki adımda geri döndü aradaki boy farkı yüzünden eğilmek zorunda kaldı yanağıma sessiz bir öpücük bıraktı. Dudağı tenime değince alev almış ve yanıyor gibi hissettim. Balık gibi açılıp kapanan ağzıma baktıktan sonra kocaman gülümseyerek çıktı odadan . Bende yeşil tişörtü ve siyah eşofmanı giydim yatağa yerleştim . Yatak tıpkı onun gibi kokuyordu .
Burnunu yastığına yasladım ve derin bir nefes aldım. Göz kapaklarım yavaşça kapanacakken Gök gürledi tam o esnada ışıklar gitti korkuyla çığlık atarak kalktım yataktan önümü bile göremiyordum. Çocukluktan kalma travmam tetiklenirken karanlığın arasından bir ışık göründü agah ve arkasından gelen çınar hızla yanıma gelip üzerime eğildi çınar .
“ Agah nefes almıyor !” dedi aralarında çokta bir yaş farkı olduğunu sanmıyordum agah çınarı ittirerek önünde diz çöktü
“ nefes al Zümrüt “ dedi
“z-z-zil-han “ dedim burnumda hala kokusu vardı beni göğsüne bastırınca nefes almaya başladım çınarında burada olduğunu hatırlayınca hızla ondan uzaklaştım . İyi haber Çınar uykulu olduğu için hiçbir şey fark etmemişti .
“benim karanlık korkum var “dedim agaha bakarak Çınar umursamazca omuz silkti
“çok uykum var agah ilgilensin seninle “diyerek kapıya yöneldi kapıyı üzerimize kapattığı yetmezmiş gibi birde üzerimize kitlemişti . Agah sırıtarak kapıya ilerdi ve tekme attı
“ Aç şu siktiğim kapıyı “ ama yüz ifadesi açma der gibi bakıyordu ruh hastası
“ Açmayacağım kızı tek mi kalsın komutanım “ ses gittikçe uzaklaşıyordu en sonunda etraf sessizleşti . Etraf karanlıktı ama agahın sarı gözleri orada bile parlıyordu kalbim rotasından çıkarken bana doğru ilerledi . Yanıma geldiğinden beni kucağına alarak yatağa yatırdı baş ucu daki mumun ışığından görüyordum yüzünü. Üzerini örttükten sonra yatağın diğer tarafına geçti .
“ farkında olmadan altyapı oluşturdu salak “ diyerek çınara takıldı . Sonra da bana döndü
“İyi misin ?” diye sordu hayır anlamında kafamı salladım . Bana yaklaşmak istiyor ama çekiniyor gibiydi onun yapamadığını ben yaparak koca gövdesinin altına geçtim şaşkınca yüzüme baktığında gülümsedim kalp atışlarını duyabiliyordum . Çok hızlı atıyordu. Başını boynum ve yastık arasına yerleştirdi . Burnu boynuma değince derin bir nefes aldım güldü dudaklarını boynuma bastırdı.
“ bu etik değil “dedim kısık bir sesle kafasını kaldırdı
“rahatsız mı oldun “ dedi beni incitmiş gibi korkarak
“ hayır “dedim rahat bir nefes aldı
“ temas bağımlısıyım “ dedi utanarak göz devirdim elimi kaldırarak başını ittirdim tekrar boynum ve yastık arasındaki yerini almıştı boynumdan derin nefesler alıyordu. Ayağının biri ayaklarımın arasındaydı bedenin büyük bir kısmı da benim bedenimin üzerindeydi ama ağırlığını bana vermiyordu . Uyku mahmuru bir sesle
“ Elbiselerim sana çok yakışmış “dedi benimde gözlerim yavaşça kapanmak üzereydi ellerimi bedenine sardım . Burnundan güldüğü için dudakları tekrar boynuma değmişti. Onun kokusuyla onunla beraber onun yatağında uykuya dalıyordum.
.............................
“ oha şunlara bakın “
“ oğlum sus lan uyanacaklar şimdi “
“ ne güzel uyuyorlar “
“bana bakın sakın bir şey belli etmeyin “
“ komutanım uyanınca görecekler zaten “
“ senin belanı sikerim indir o telefonu “
“ abi ileride çocuklarına gösteririz diye “
“ çıkın lan göt herifler rahatsız ediyorsunuz sabahın köründe “
“komutanım sarışın komutan iyi mi ?”
“mahmut o salak hem niye iyi olmasın !”
“agah komutanım kızın üzerine çökmüş akbaba misali nefessiz falan değildir dimi “
“ ecdadınızı sikerim çıkın lan buradan !”
............................
“Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur
Katibimin sefresi uzun, eteği çamur
Katip uykudan uyanmış gözleri mahmur
Katip benim ben katibin, el ne karışır
Katibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır
Üsküdar’a gider iken bir mendil buldum
Mendilimin içine lokum doldurdum
Katibimi arar iken yanımda buldum
Katip benim ben katibin, el ne karışır
Katibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır
Katip benim ben katibin, el ne karışır
Katibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır “
Gözlerimi açmasam da üzerimdeki ağırlığın agah olduğunu ve şarkıyı açıp kulağımızın dibinde kıkırdayanın kesinlikle Çınar olduğunu biliyordum . Üzerimde bir hareketlilik olunca nefesimi tuttum .
“ sabahın köründe siktin kafamı “uyku mahmuru olan sesinin bağımlısıyım gözlerini açmamış olmalıydı ya da her şeyi unutmuştu . Elimle karnına çimdik atınca uzaklaştı benden
“ne oluyor lan !” şok olduğu belliydi. Biraz daha burada kalırlarsa gülerek her şeyi mahvedecem . Yataktan çıktı .
“ çık lan odamdan !” sinirlenmişti . Çok mu acıdı canı acaba çınarın gittiğini kırılacak gibi olan kapı sesinden anlamıştım . Fakat gözlerimi açmaya bir yerlerim yetmiyordu .
Kalktığı yere geri yattı . Kokusu burnuma doluyordu
“ katibini siktiğim “ diyerek homurdandı . Kafasını göğüs kafesime dayadı kalp atışlarımı dinlediğini fark edince heyecanlandım
“ hm uyurken düzenli atan kalp şuan dört nala gidiyor birileri uyanmış galiba “dedi muzır bir sesle gözlerimi açtığımda bana baktığını fark ettim . Gülümsedim
“ günaydın “dedim sesim çatallı çıkmıştı . Bu halime gülerek yan tarafa attı kendini
“ günaydın “dedi karnımda bir şeyler sürekli hareket halindeydi .
“çok mu acıdı “ dedim elimi çimdik attığım yerin üzerine koyarak fısıldayarak konuşuyorduk çünkü her an biri bizi basabilirdi .
“ hayır “
“o zaman neden sinirlendin “ gözleri bir süre üzerimde oyalandıktan sonra
“ odama kimse izinsiz giremez “
“ne olucak ki girseydi çocuk “
“yavrum tişörtün yukarı toplanmıştı göğsün görünüyordu anlasana uygunsuz bir zamanda geldi !” utanarak bakışlarımı çektim kafamı cam tarafına cevirdim fakat eliyle yüzünü tutarak kendisine çevirdi .
“ Utanacaksan bile benden değil başkasından utan hatta utanma niye başkasından utanıyorsun başını asla eğmeyeceksin bana karşı bile olsa hep dik duracaksın “
“ garip geliyor daha dün bana kötü davranan sizler bugün bir aileymişiz gibi davranıyorsunuz “ dedim
“ güzelim aradan bir yıl geçti boş ver geçmişi geleceğe bakalım biz “ dedi anlaşarak çıktı odadan birazdan Çınar beni utandırmaya gelecekti bende yeni uyanmış gibi yapacaktım . Herkesi tembihleyecek utanmayayım diye susturacaktı . Onların gözünde agah kendi namusunu temizliyor gibi görünecekti .
Dediği gibi de oldu biraz Kırılsam da belli etmemeye çalışarak elimi yüzümü yıkadıktan sonra Yusuf’un hazırladığı yemek masasına oturdum . İştahım yoktu ama ayıp olmasın diye bir şeyler tıkıştırdıktan sonra önümdeki tabağı izlemeye başladım karşımda Çınar onun yanında Mahir kıraç Bartu benim iki yanımda ise agah ve Yusuf oturuyordu
“komutanım siz neden yemiyorsunuz ?” Çınar bana bakarak sormuştu bu soruyu
“İştahım yok “ Yusuf’a baktım “her şey çok güzel akşam içinde teşekkürler” agah masanın altından elimi tuttu huysuzca elimi geri çektim “ ben gitsem iyi olacak size afiyet olsun “ diyerek kalktım masadan agahın yüzüne bakmadan mutfağın çıkışına ilerledim
“ çilingirci çağırsaydık bari “ dedi Yusuf hiçbir şey söylemeden çıktım evlerinden kimsenin namusunda gözüm yoktu ben . Bir yarım saat çilingirci beklemiştim merdiven başında oturarak . Agahta yanıma gelemediği için ara sıra kapıyı açarak varlığımı yokluyor sonrasında ise belli olmasın diye içeri giriyordu.
Tekrar çıktığında bu seferki bahanesi çöp atmak olmalı ki üzerini değiştirmeden çıkmıştı dışarı göz ucuyla bakarak önüne döndüm . gelen çilingirci kapıyı açında arkama bile bakmadan girdim evime . Sıcak bir duş hiç fena olmazdı çünkü agah gibi kokuyordum .
Banyo yaptıktan sonra dantelli mavi bir atlet ve mavi kısa bir şort giymiştim . Saçlarımı bile şekillendirmeden kurutmuş öylece rast gele bir film izliyordum şuanda erkenci kuş oynuyordu . Sanem canın peşinde koşuyordu . Sıkıntıyla telefonumu elime aldım 50 bildirim 40 tanede arama vardı . Demirhan soy adına mensup tüm üyeler arayıp duruyordu fakat açan olmamıştı
Dedem arayınca yüzümde bir gülümseme oluştu . Diyarbakır’da aşiret ağası olmasına rağmen muhteşem bir İstanbul Türkçesi vardı .
“yavrum zilhanım neler yaptın bakalım “beni anneme benzetirdi .
“iyiyim ağam sen nasılsın ?” gülme sesine benzer bir ses duyuldu
“Kızım hani ağam yoktu “
“ peki dedecim neler yaptın bakalım “
“ iyiyim kızım da bir konu da sana kızgınım “
“ hangi konu dedem “
“baban olacak ite sinirlenip ağabeyini bile tanımıyorsun o seninle tanışmak istiyor kızım”
“ dedecim benim kararım kesin , ne onunla tanışacağım ne de Sancak aşiretinin hanım ağası olacağım “ dedim dedem üzülse de bir şey diyememişti . İki torunu vardı ve veba’lı gibi birbirinden kaçıyordu ona da hak veriyordum .
Kıymetlisinin emanetlerini bir arada tutmak istiyordu . Beni de anlamalıydı . Kapım çalınca üzerime falan bakmadan kapıyı açtım agah karşımda Durmuş kapıya bakıyordu . Beni o halde görünce hızla beni ittirerek kendisi de içeri girdi
“bu halde kapı mi açılır ?” sesi huysuz geliyordu .
“ açtığıma göre açılıyormuş “ dedim mesafeli bir sesle
“ ya ben yerine başka biri gelseydi , ya erkek olsaydı “elini yumruk yapmış düşüncesine bile katlanamamıştı .
“ bence gidin komutanım çünkü ben sizin namusunuzu bozarım “ dedim yine mesafeli bir sesle salona doğru yürüdüm .
“niye böyle yapıyorsun gülüm sen dedin öğrenmesinler diye bana kalsa hemen herkese söylerim yapma böyle “
sesi kalın miydi yoksa otoriter mi bilemiyordum ama çok hoşuma gidiyordu .
“Geldiğini biliyorlar mı ?” dedim konuyu değiştirerek . Burnundan gülerek koltuğa oturdu sonra da ciddileşerek kalkıp perdeyi çekti kalktığı yere tekrar oturdu .
“Bakma öyle , bilmiyorlar çarşıya gittiler “dedi iyi anlamında kafamı salladım . Koltukta ondan en uzak köşeye geçtim ve oturdum dizlerimi kendime çektikten sonra televizyonu izlemeye devam ettim . O ise gözlerini kısmış bana bakıyordu .
“ naz mi yapıyorsun ?” odundu yani omuz silktim
“ Naz da yaparmış benim sevgilim “diyerek yanıma yanaştı .
“Gelme “dedim fakat dinleyen kim elini çıplak omzuna attı .
“özür dilerim biliyorum her şey aniden oldu ama seviyordum seni benim elimden bir şey gelmiyor ki “dedi çınara vurgu yaparak gülümsedim öğrendiğime göre tim akşama kadar gelmeyecekti . Bizde bunu fırsat bilerek akşama kadar beraber takıldık . Akşam Yusuf geleceklerini mesaj attığı için agah istemeyerek de olsa ayrılmıştı evden .bense yarın için oldukça heyecanlı bir şekilde uykunun huzurlu kollarına bıraktım kendimi
............................
4 ay sonra
Agahla sevgili olalı 5 ay olmuştu ve biz hala time söylememiştik .
“ aşkım gelsene “ barfiks çekmeyi bırakarak agaha doğru döndüm 2 ay önce Çınar telefonumda sevgilim diye kaydettiğim agahı görmüş ama agah olduğunu anlamamıştı . O gün yıkılmış ve benimle konuşmayı kesmişti . 2 aydır konuşmuyorduk . Şimdi ise agah ve ben tugayın alt katında bulunan antrenman sahasında Spor yapıyorduk . Adımlarını hızlandırıp agahın önünde durdum yattığı yerden bana bakıyordu . Mekik çekmekte zorlandığı zaman hep böyle yapıyordu .
Ayağının ucunda durarak ellerimi dizlerine koydum . Her kalkmasına burnuma küçük öpücükler bırakarak tekrar yatıyor kalkıyordu . Bir süre böyle devam etti o terler içindeyken ben çenemi ellerimin üzerine yaslamış onu izliyordum .
“ 299, bakma öyle “ sağ yanağa bir öpücük
“nasıl bakıyormuşum “
“300, hayran hayran “ buruna bir öpücük
“hayranım zaten “
“301, dikkatim dağılıyor yavrum “ sol yanağa bir öpücük
“ dağılsın yeter artık “ bu sefer ondan önce ben sol yanağına bir öpücük bıraktım . Hayretle bana baktı
“ Al işte dağıldı dikkatim şimdi topla toparlayabilirsen !” kendi kendine kızıyordu fakat bana hiçbir şey söylemiyordu sol yanağıma bir öpücük bıraktıktan sonra barfiks çekmeye gitti . Tabikide durur muyum hayır durmadım onun önüne geçtim o eğildiği zaman ellerimi boynuna ayaklarımı da beline doladım . Kaşlarını çatsa da durmadı . Benimle beraber barfiks çekiyordu .
Hiç rahat durma taraftarı değildim . Boynuna sokuldum burnunu sürttüğümde derin ve hırıltılı bir nefes aldı .buna güldüm bir süre bekledikten sonra dudaklarımı boynuna bastırdım
“ Yavrum terliyim elleşme “ son söylediği şeye gülerek inmek için hamle yaptım fakat o barfiksine kaldığı yerden devam etti bir eliyle beni tutup yavaşça yere bıraktı diğer eliyle de barfiks çekmeye devam ediyordu .
Bende yere uzanarak şınav çekmeye başladım. 50 ye gelince tıkansam da devam etmek zorundaydım kendi rekorunu kırmak için 77 geçmem gerekiyordu . O sırada dışarıdan timin geri kalanının sesi geliyordu .
Hiç istifimi bozmadan şınav çekmeye devam ettim . Herkes gelmişti ama kimse çıt ses çıkarmıyordu . 70 gelince nefes almayı unuttuğum için bırakmak zorunda kaldım kendimi bıraktım yere yapıştım adeta .
“Kalkma taraftarı değilim “ diye kısaca bilgilendirme yaptım . Agahta barfiksten sıkılmış olmalı ki yanımıza doğru ilerledi . Belimden tutarak beni yerden kaldırdı karın kaslarımı fazla zorladığım için ayakta zor duruyordum . Çınar bu halimize bakarak burnundan güldü
“ Zilhan komutanın sevgilisi kızar komutanım dokunmayın “ dedi acaba birazdan pişman olur muydu
“kızmaz “ dedi agah kendinden emin şekilde devam etti . cebinden telefonunu çıkardı . Yavrum yazan numarayı aradı . Eş zamanlı olarak benim telefonum çalmaya başladı cebimden çıkardığım telefon ekranında
“ sevgilimm “ yazıyordu . Tim şok olmuş şekilde bir bana bir de agaha bakıyordu Yusuf hariç şüpheli gözlerimi ona diktim .
“ size bir açıklama yapmak istedim . Biz zilhan üsteğmen ile birlikteyiz “ dedi Çınar hayal kırıklığı ile baktı bana
“en büyük destekçiniz benken , ben hariç herkes biliyor muydu komutanım ?” Sustum
Yusufa baktım “ ne zamandır biliyordun ?” diye sordum
“ en başından beri “ tek kaşımı kaldırarak agaha baktım o ise ben hariç her yere bakıyordu .
“aylarca aşk yaşadığını kime anlattı sanıyorsun kızım “diye övündü Yusuf bense agaha ters ters bakarak çıktım sahadan .
Üst kata gelince diğerleri de arkamdan geldi . Agaha olan sinirimi onlardan çıkarmak ister gibi “beş dakika içinde koşu sahasında olun beyler , sizde üsteğmenim !”diyerek dışarı çıktım .
Bahçeye çıktığımda agah arkamdan gelerek kolumu tutarak durdurdu beni
“ Yavrum seni senden önce biliyordu “ diyerek saçma bir açıklama yaptı . Bahçede bulunan herkes bizi izliyordu .
“ Herkes bize bakıyor sonra konuşalım “sesimi bilerek alçaltmıştım. Kafasını kaldırdı ve bizi izleyen askerlere doğru bağırdı
“ şebek mi oynuyor , dönün lan önünüze !” agahın bağırmasıyla bizi izleyenler önlerine dönmüştü bir kişi hariç .
Sedat albay camda durmuş bizi izliyordu . Ona baktığımı fark edince genişçe gülümsedi . Utançla başımı eğdim . Agah kolumu tutarak koşu sahasının önündeki banka doğru ilerledi . Oturduğuma emin olunca o da oturdu .
“ üzülme!.. Senin hüznün kalbime hançer, gözyaşın ruhuma yangın oluyor.” İçli bir nefes aldım sesi niye böyleydi diktatör gibi .
“Sevgim sana ağır geliyorsa, bırak omuzlarına değmesin… Ben taşırım, yeter ki sen yorulma .” O hariç her yere bakıyordum gözlerimin odağı karşıdaki ağacın üzerinde öten mutlu kuş ailesiydi .
“Sen taşımaya razıysan, ben de yanında yürümeye razıyım. Çünkü sevda tek omuzluk değil .”
“Ben yük olmaktan korkmam, yeter ki sen vazgeçmekten korkma.” Dedim bu sefer gözlerinin en derinine bakarak
“Senden vazgeçen namerttir be kızım” dedi bu sefer o gözlerimin en derinine bakıyordu. Kendisi konuşmayı bıraksa da gözleri çok şey anlatıyordu .
“ Ooo maşallah aşk böcekleri sizi “ diyerek aramızda oturdu Yusuf . Gülerek kafamı salladım . Çınara baktığımda gülüşüm solmuştu . Gözlerinde hayal kırıklığı barındırıyordu. Dolan gözlerini benden saklamak için başka tarafa baktı . “ Çınar “ dedim titreyen sesimle iki aydır konuşmuyorduk . En çokta onu özlemiştim. O erene benziyordu...
Çenesi titriyordu ağlayacak gibiydi .Yusuf araya girerek konuştu “ ona zaman ver “ dedi bana . Dolan gözlerimi herkesten saklamaya çalışarak yere baktım . Önüme düşen gölgeyle bile kafamı kaldırmadım. Çenem titrerken zar zor nefes alıyordum .
“ ben sana hiç kızmadım sadece kırıldım “ dedi Çınar başımı kaldırdığımda ağlamamak için bir ayağını sallıyordu . Bana baktığında gözyaşlarımı görünce daha fazla tutamadan o da ağlamaya başladı . Hıçkırarak ayağa kalkarak sarıldım o da karşılık vererek sardı belimden .
“ benim artık bir ailem yok ama siz varsınız sizde bırakmayın beni tamam mı ?” dedim hıçkırıklarımın arasından
“ bırakır mıyım kızım ben seni , sen benim sonsuza kadar kardeşimsin “ ayrıldı benden titreyen elini kaldırarak yanağımdan düşen göz yaşlarımı sildi . Bende aynı şekilde onun gözyaşlarını sildim .
“ Pamuk şeker alalım mı ?”diye bir soru yönelttim. Gülümseyerek “alalım” dedi .
“Daha ben sarılmadım Çek lan ellerini evveliyatını siktiğim !”agah üzerimize doğru yürüyünce Çınar kahkaha atarak geriye kaçtı . Yusuf kafasını siz iflah olmazsınız der gibi iki yanına salladı
“ Çocuktan farkınız yok “ dedi
“ Hayırlı olsun komutanım “dedi yapışık üçlü bunlar sadece kendi aralarında konuşuyordu . Arada bir sohbete katılıyorlardı . Bartuya baktım gözleri dalgın bakıyordu . Efilin yaptığını unutmaya çalışıyordu .
“ eminim ki benim gıcıklığıma yaptı yoksa o insanları yarı yolda bırakacak biri değil “ bunu söylediğim için kendinden nefret ediyordum . Ama doğruydu o kimseyi yarı yolda bırakmazdı beni bırakmıştı .
“Bırakır veya bırakmaz artık bir önemi yok komutanım “ sesi bir kayadan daha sertti . Aldatmanın şakası olmazdı ,
Ne demişti atalarımız “çıplak göt şakaya gelmez “ tam olarak ta böyleydi . Konuyu dağıtmak için kaşlarımı çattım .
“kalkan timi sahaya gir !” diye bağırdım uzaktan birbirine sarılmış olan Çınar ve agah bana kötücül bakışlar atıyordu. Bense gülümseyerek sahaya indim , agahın gözü parlamıştı . Aşık hali tam bir fiyaskoydu . Arkamdan hepsi sahaya girmişti .
“ ben sevgilin olduğum için yırtıyorum dimi güzelim “dedi agah göz kırparak bende ona göz kırptım.
“ Şuan karşınızda sevgiliniz değil meslektaşınız duruyor üsteğmenim ayrıcalık yok sizi de sahaya alıyoruz “dedim elimle sahayı göstererek . Çınar ıslık çaldı .
“Yürüyün be komutanım “dedi daha fazla kaynatmadan hafif tempo koşmaya başladım arkamdan Çınar, Yusuf Bartu , Mahir , kıraç geliyordu. Agah ise yanımda koşuyordu . Onun bir adımı benim 3 adımına denk geliyordu .
“yarışa var mısınız üsteğmenim “dedi imalı bir şekilde
“ kazananın ödülü ne olacak ?” dedim şüpheli gözlerle . Bir süre düşündükten sonra gözleri dudaklarımda oyalandı
“benim ödülüm küçük bir öpücük olsun sende ne istersen “dedi önüne dönerek
“hm düşüneyim “ dedim sahte bir hevesle “ ailenle tanışırım “ dedim gerilse de belli etmemişti . “Tamam “demişti sadece
Yenilirsem eğer ilk öpücüğümü ona vermiş olacaktım . Kazanırsam da ailesiyle tanışacaktım . Kesinlikle kazanmalıydım . ikimizde hazırlandıktan sonra 3 den geriye saymaya başladık .
3
2
1
Ve var gücümle koşmaya başladım agah benden geri de kalmıştı ama hırslanarak benimle aynı hizaya geldi . Bunu görünce bende daha çok hızlandım . Sahanın içinde 5 tut koşmamız gerekiyordu 4 . Turu bitirdikten sonra arkama baktığımda agahı göremedim çünkü çoktan beni geçmişti . Son turda yenilemezdim hızımı arttırarak ona yetiştim aynı anda çizgiyi geçtiğimiz için şaşkınlıkla birbirimize baktık.
“eee kim kazandı şimdi ?” dedim zorla aldığım nefeslerin arasından
“berabere “dedi o da nefesleniyordu . Mızıkçı çocuklar gibi kollarımı göğsümde birleştirdim . Bu halime güldü
“ eee ödülüm ne olacak ?” dedim küsmüş bir sesle
“ Bir pamuk şekere ödeşelim “ dedi olmaz anlamında kafamı salladım
“O zaman en kısa zamanda ikimizin de ödülünü verelim “ dedi gözleri yine dudaklarıma kaymıştı . Ağzımı açacağım sırada koşarak bize doğru bir asker geldi
“ komutanım Sedat albay sizi çağırıyor “kafasını salladıktan sonra ayaklandı bende onun yanında paytak paytak yürümeye başladım . Albayın odasının önüne gelince üzerimi düzlemeye başladım . Agah kaşlarını çatarak bana bakıyordu .
“yavrum koskoca albayı kıskanmak istemiyorum rahat dur “ sinirle ona baktım ne yaptım sanki der gibi . kapıyı tıklattıktan sonra girdik içeri . Sedat albay masaya doğru eğilmişti . Saçları beyazdı fakat hala çok genç duruyordu . heybetli hali yerindeydi gözleri maviliğini de kaybetmemişti . Bakan bir daha bakmak isterdi . Boyu agahın ki kadar uzun olmasa da uzundu acaba kaçtı 1.92 ya da 1.95 hangisiydi acaba .
“ oturun çocuklar “ dedi önümüzdeki sandalyeleri işaret edere kendi sandalyesine oturdu . Agah benim oturmamı bekledikten sonra kendisi de oturdu .
Agaha bakarak konuşmaya başladı “ Zümrüt ilk geldiğinde hepiniz karşı çıkmıştınız özellikle de sen ve Çınar “. elimden çekeceğin var Don Kişot Çınar
“ fakat şuan bakıyorum ki “ gözleri bir benim bir de agahın üzerinde gezindi “ güzelce kaynaşmışsınız” dedi . Sonra bana döndü .
“ buraya kendi isteğinle gelmediğini biliyordum Zümrüt ya da zilhan mı demeliyim “ nefeslendi “ sen kendi gerçeklerinden kaçmak için buralara kadar geldin . Fakat kaçma kızım üzerine git ki zamanı geldiğinde canını acıtmasın “ camdan dışarıya baktı sonra tekrar agaha baktı .
“görüyorum ki ikinizde doğru kişileri bulmuşsunuz Allah ayırmasın çocuklar “ dedi agahla aynı anda “amin “ dedik . Konuşma sonlanınca izin isteyerek dışarı çıktık hava karardığı için eve gidecektik . Agah benimle zaman geçirmek istediği için biz yürüyerek dönüyorduk. Küçük bir marketin önünden geçerken agah duraksayarak markete girdi . Bense dışarıda öylece beklemeye başladım .
Beş dakika geçtikten sonra agah elinde 2 tane browni Gold çikolata iki tane çilekli içecek ve bir tane de pamuk şekeri almıştı . Gülümseyerek ona baktım
“bu ödül sayılmaz ama olsun al bakalım süveyda’m “ kaşlarımı çattım
“Süveyda kim ?” dedim bana uzatılan pamuk şekerini ve çikolatayı alarak . O ise elindeki içecekleri açmaya çalışıyordu . Marketin içinden Sezen Aksu biliyorsun şarkısı çalıyordu . Kendimi özel bir anın içinde gibi hissediyordum .
“Süveydama nakşettim seni; silmeye ne elim varır ne yüreğim.” Merak ve şaşkınlıkla baktım bal sarısı gözlerine
“ anlamı nedir ?”dedim kendi içeceğimi bana uzattı
“belki bir gün öğrenirsin “ diyerek elimdeki pamuk şekerini alarak paketinden çıkarıp tekrar uzattı . Omuz silkerek yürümeye devam ettim
Çikolatayı yedikten sonra pamuk şekerinden bir parça alarak ağzına doğru uzattım dikkatli bir şekilde elimden aldıktan sonra yemeye başladı . Gülümseyerek kendisine baktığını fark edince o da gülümseyerek bana baktı . Önümüzden geçen bir adam durunca bizde durmak zorunda kaldık elini cebine atarak bir şey çıkardı .
Agah beni arkasına çektiği andan adam elindeki çakıyı agahın karnına sapladı . Çığlık attığım sırada adam çoktan koşmaya başlamıştı . “agah kalk gözünü seveyim agah “ diyerek ağlamaya başladım . Kan kaybetmesin diye ceketimi çıkararak yarasının üzerine bastırdım .
“ Yardım edin !” avazım çıktığı kadar bağırmıştım . Gözleri kayarken sadece beni izliyordu .
“korkma bu beni öldürmez “ dedi ama Bayık bakışları öyle söylemiyordu .
“ ne olur beni bırakma onun gibi sende gitme agah !”hıçkırıklarım artarken soğuk kanlı olmaya çalışıyordum. Etrafa insanlar toplanmıştı . Ambulans gelmek üzereydi ama agah artık bana bakmıyordu gözlerini kapatmıştı .
“agah ?” zarar vermemeye çalışarak sars tım onu beni yalnız bırakmazdı bırakamazdı . Hareket etmediğini fark edince boğazımı yırtarcasına. Haykırdım “ AGAH !” arka da kalmış olan marketten hala müzik sesi geliyordu . Sezen son dizeleri söylüyordu . Agahın yanında yerde onun kanıyla ıslanmış yarışı erimiş pamuk şekerin vardı . Telefonum titrediğinde bulanık gören gözlerim oraya baktı . Bilinmeyen bir numaradan İtalyanca bir mesaj gelmişti .
“O sei mio o sei mio... “ ( Ya benimsin ya da benim ... )
Sen de benim kadar gerçekleri görüyorsun
Beraber olamayız, benim gibi biliyorsun
Bir başka dünyanın insanısın yavrucağım
Sen kendi dünyanın toprağında büyüyorsun ...
“İnsan, gerçeği görmek istemediğinde kendi kurduğu hayalin içine sığınır ve ona hakikat adını verir. Çünkü yüzleşmek cesaret ister; oysa inkâr etmek kolaydır. Ama ne kadar saklarsan sakla, asıl gerçek kalbinin en kuytu köşesinde yaşamaya devam eder ve en beklenmedik anda bütün çıplaklığıyla karşına dikilir.”
Bölüm etkileşimi
