4. bölüm / 4
Su BaleriniAden
Bölümler 4Şu an: Aden
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eve gittiğimde yemeğimi yedim, ardından üstümü değişip dişlerimi fırçaladım. Dişimi fırçalarken gördüğüm maskeler ile sırıttım. Bakım yapmak istiyordum. Ağzımı çalkaladım ve ağzımı silip yüzüme kil maskesini uyguladım. Daha sonra kağıt maske uygulayıp serum sürecektim.
Bir süre sonra kil maskesi neredeyse kurudu. Telefonuma gelen bildirim sesi ile irkildim ve telefonu elime alıp mesaj kutusuna baktım. Bilinmeyen bir numaraydı.
+90 5..............
Aden, bi bakabilir misin?
Bu kim diye düşünüp mesaj yazmaya başladım. Hangi akılsa.
-siz
Kimsiniz?
+90 5..............
Ben Diyar, numaramı sanırım kaydetmemişsin?
-siz
Unutmuşum kusura bakma
NE OLDU
+Diyar
Babamın şirketinin katıldığı bir davet var. Bu davete benim gitmem gerek. Ama tek gidemem. Çift olarak gitmem gerek, yoksa ALMAZLAR
-siz
Yani?
+Diyar
Gelmen gerek, oraya gitmem gerek. Zorundayım.
-siz
Yani bilemiyorum, ne zaman ki?
+Diyar
Bu gece, saat 20.00'da orada olmamız gerek.
+siz
Peki bu bilgi neden bana daha önce verilmedi ha Diyar ? Her neyse nasıl giyinmem gerek?
-Diyar
Üstüne herhangi bir şey geçir işte. Senin güzelliğin yeter, Su Balerin'i
Buna karşı gülümsedim ve telefonu kapatıp banypya gittim. Daha sonra yüzümü yıkayıp dolabın önüne geçtim. Gözüme bir elbise kestirdim. Bordo bir elbiseydi. Saten kumaşlı biraz salaş ama vücut kıvrımlarımı belli edecek bir elbise. Biraz göğüs dekoltesi vardı ama sorun olmayacağını düşünüyordum. Giyindikten sonra saçımı maşalayıp boy aynasından kendimi süzdüm. Gerçekten taş gibi karıydım. Bu düşünceme güldüm ve makyaj yaptığım aynanın önüne oturdum ve makyaj yapmaya başladım. Gözümün içine bordo bir kalem sürdüm ve jilet gibi bir eyeliner çekip mükemmel maskaramı sürdüm. Daha sonra ise dudağıma bordo kalem ile çerçeve yapıp içine bordo rujumu sürdüm. Daha çok parlamak için ise hihlighterı yüzüme hayvan gibi sürüp kendime bakıp sırıttım. Bana düşmeyen de ne biliyim yani. Ama aksine bu zamana kadar sadece bir sevgilim olmuştu. O da 3 gün sürmüştü.
Ayakkabılığın önünden hiç giymediğim simsiyah topuklu ayakkabımı giyip evin içinde son işlerimi halletim. Daha sonra telefonumun çaldığını duyup açtım. Arayan Diyar'dı.
"Alo?"
"Camdan bak bakalım." Hızlıca camın önüne gittim, aşağı baktığımda ise mükemmel bir Range Rover'ın önünde duran, özenli bir şekilde giyinip saçı yapılı Diyar'ı gördüm. Gülümsedim ve telefonu kapattım. Çantamı alıp aşağı takır tukur indim. Ona doğru asilce yürürken memnuniyetle onu süzüyordum. Beni görür görmez gözleri büyüdü ve ağzı açıldı.
"Oha." Dedi 'o' ve 'a' harflerini uzatarak. Sırıttım ve önünde durup referans yaptım. Ardından tekrar normal duruşuma geçtim.
"Ben sana üstüne bir şeyler geçir dedim, bi tane kumaş parçası geçir demedim." Şaşkınca bana baktı ve ellerini beline koydu.
"Sen beni orada zor duruma düşürmeye mi çalışıyorsun?"
"Ne? Çirkin miyim yoksa?"
"Ya hayır, herkes sana bakacak şimdi!"
Kıkırdadım ve ona yaklaştım.
"Sana da bakacaklarından emin olabilirsin, ova"
Bana şaşkınca baktı.
"Ova mı?"
"Evet, ova."
Başını yana çevirip güldü. Ardından sağ kapıyı açıp çekildi.
"Buyrun Su Balerin'i."
Sakince eteğimi topladım ve arabaya bindim. Kapımı nazikçe kapattı ve şoför koltuğuna oturup arabayı çalıştırdı. Uzun ve kemikli elleri direksiyon ile güzel bir uyum sağlıyordu. Bacak bacak üstüne attım ve ellerimi kucağıma koyup onu izledim. Sırıttım ve elimi saçımın içinden geçirdim. Daha sonra camı açtım.
.
Gözlerimi açtığımda bir eli bacağımda diğer eli ise saçımda olan Diyar'ı gördüm. Uyuya mı kalmıştım?
"Ne oluyor?"
"Geldik ama uyanmadın. Ben de seni uyandırmaya çalışıyordum." Dedi çekilerek. Uykulu gözlerle ona baktım. Yüzüme son kez bakarak arabadan indi ve kapımı açıp elini uzattı. Gülümsedim ve çantamı koluma aldım, elini tuttum ve arabadan indim. Arkamdan kapımı kapattı ve bir anda belimde elini hissettim. Şaşkınlıkla ona baktım. O ise bana yaklaşıp kulağıma fısıldadı.
"Sevgili gibi davranmamız gerek, başka türlü giremem. Giremeyiz." Kafamı tamam anlamında aşağı yukarı salladım ve gülümsedim. Hemen ayak uydurdum. Herkes ona selam veriyordu. O ise ağır ve soğuk tavrını koruyarak sadece baş selamı veriyordu. Ben ise onu takip ediyordum.
Diyar
Gideceğimiz yere vardığımızda yanıma baktım, Aden'in uyuya kaldığını farkettim ve gülümsedim.
"Aden, geldik." Fısıldadım. O ise memnun olmadığını belirten bir mırıltı çıkardı. Nazikçe saçını okşadım, elimi çekmedim ve ona yaklaştım.
"Aden, hadi. Kalkmalısın." Tekrardan uyanmayınca ona yaklaştım ve destek almak için elimi bacağına koydum. Ardından nazikçe yüzüne üfledim.
"Aden, geldik. Geç kalacağız." En sonunda gözlerini açtı. Şaşkınlık ile bana baktı.
"Ne oluyor?" Uykulu bir ses ile konuştu. Boğazından hırıltılar geliyordu.
"Geldik ama uyanmadın. Ben de seni uyandırmaya çalıştım." Çekildim ve içimden artık uyandın diye geçirdim. Daha sonra arabadan inip kapısını açtım. Elimi uzattım ama tutmadan kendi kendine indi. Bu tavrına karşılık gülümsedim ve elimi beline yerleştirdim. Sevgili gibi gözükmeliydik. O ise tekrar şok olmuş bir ifade ile bana döndü.
"Sevgili gibi davranmamız gerek, başka türlü giremem. Giremeyiz." Ona durumu açıkladım ve önüne dönüp bana ayak uydurdu. Herkes bana selam veriyordu. Artık selam vermekten boynum ağrımıştı.
Aden
Yutkundum ve ona ayak uydurdum. En son yerimize geçtiğimizde biri geldi.
"Lan! Diyar!" Diyar ona baktı ve gülümsedi. Ardından kalkıp sarıldı.
"Seni burda görmeyi düşünmüyordum. Hiç sevgilim olmamıştı." Adam ona göz kırptı ve bana elini uzattı.
"Merhaba hanımefendi, ben Ahmet." Gülümsedim ve elini sıktım.
"Ben de Aden. Memnun oldum." Elimi nazikçe çektim ve Diyar yanıma oturdu. Elini hafifçe elimin üstüne bıraktı ve adının Ahmet olduğunu öğrendiğim kişiye döndü.
"Ya sen nasıl geldin? Sevgilin yok ki?" Dedi alaycı bir gülümseme ile. Gülmemek için dudağımı ısırıyordum.
"Hadi ordan! Var benim sevgilim!" Dedi kendini savunarak ve elini birine doğru uzatıp gel işareti yaptı. Yanımıza koyu kahve saçları olan, beyaz tenli yeşil gözlü bir kız geldi.
"Bak, bu da benim kadınım!" Kıza gülümsedi ve elinden tutup yanına oturttu.
"Lan davar, kızı burda yesinler diye mi tek bıraktın!" Dedi Diyar. Ben ise ona imalı bir şekilde baktım. İçimden 'Ha yani kız o kadar güzel?' Diye geçirdim.
O ise bana yaklaştı ve kulağıma fısıldadı.
"Sen daha güzelsin Su Balerin'i." Buna karşılık memnuniyetle gülümsedim ve kıza elimi uzattım.
"Merhaba, ben Aden." O da gülümsedi ve elimi sıktı.
"Ben de Duru, memnun oldum."
"Gerçekten dupduru bir güzelliğin var." Güldüm ve Ahmet bi anda lafımı kesti.
"Hop hop! Lezbiyen misiniz oğlum! Sevgilimi rahat bırak!" Kıkırdadım ve Diyar'ın elini tuttum.
"Merak etme, sevgilinde gözün yok." Diyar buna karşılık gülümsedi ve elimi okşadı. Ardından bana döndü.
"Şarap?" Kafamı hayır anlamında salladım.
"İstersen sen iç." Gülümsedim. O ise tamam anlamında kafasını aşağı yukarı salladı ve eline bir şarap kadehi aldı. Bir yudum aldı ve adem elması hareketlendi. Farketmeden onu izlemeye dalmıştım. Bana baktı ve parmaklarını çenemin altına koyup çenemi baş parmağı ile okşadı.
"Noldu? Yoksa aşık mı oldun?" Fısıldadı ve sırıttı. Bsn ise kendime geldim ve çekilip konuştum.
"N...ne alakası var ya?" Önüme döndüm ve yutkundum. O ise bu hallerime kıkırdadı ve saçımı okşadı. Ardından Ahmet ile sohbet etmeye devam ettiler.
Arada bizim adımızın geçtiğini duyuyordum. Daha sonra bir silah sesi duydum ve korkuyla sesin geldiği yöne baktım. Diyar ise ceketi ile görüş alanımı kapattı ve kafamı göğsüne yasladı.
"Sakin ol ve sadece burda kal, tamam mı?" Bana endişe dolu gözleri ile baktı.
"Tamam." Bir silah sesi daha geldi ve beline sarıldım. Gözlerimi kapattım ve Diyar'ın elinin beline gittiğini anladım. Silahı çıkarı ve birine sıktı. Arada beni kontrol ediyordu. Bir süre sonra hafifçe inledi ve beni belimden tutup kaldırdı. Hala kafam ceketinin içindeydi. Hızlıca bizi dışarı çıkardı ve beni arabaya bindirip yüzümü ellerimin arasına aldı.
"Beni bekle, burada güvendesin. Tamam mı?" Kafamı tamam anlamında salladım ve ellerini çekti. Kapıyı kapattı. Birilerine silah sıkmaya devam ediyordu. Gözlerimi kapattım ve elimi kalbime koyup sakinleşmeye çalıştım. Hafif hafif vuruyordum. Bir kaç dakika sonra bacağıma nazikçe koyulan, büyük bir el hissettim. Gözümü açtığımda ise bana bakan Diyar'ı gördüm.
"Aden, iyi misin?" Yutkundum ve vücuduna baktım. Gömleği, zift karası gömleği bile kanlıydı. Diğer eline baktığımda tekrar kan görmem ile bakışlarımı hafif sarıya kaçan kahve gözlerine döndürdüm.
"Bunlar...kimin?" Korkuyla konuştum. İçimden benim değil demesi için dua ediyordum. Yutkundum ve cevabı bekledim. Elim hala kalbimin üstünde duruyordu.
"Boşver." Gözlerini kaçırdı ve konuştu.
"Gidelim m-" dediği an korku ile bağırdım.
"O kanlar kimin Diyar!" Sesim titremişti. Benim, benim sesim titremişti.
"Ç..çoğu başkalarının." Dedi kafasını eğerek.
"Yaralarını...göster." bana yalvarırcasına baktı.
"Göster dedim Diyar." Gözlerini kapattı ve elini bacağımdan çekip gömleğini hafifçe yukarı sıyırdı. Belinden bir kaç parmak aşağıda hala kanayan bir yarık vardı. Elimi uzattım ama dokunamadım. Korkmuştum.
"Başka." Yutkundum. "Başka, var mı?" Dudakları bir çizgi haline geldi ve sağ elini bana uzattı. Yüzün ve orta parmağı arasından avucunun içine kadar gelen bir çizik vardı. Gözlerimi kapattım,derin bir nefes aldım.
"Başka yok değil mi? Yok de Diyar. Nolur." Sesim ağlamaklıydı. Yalvarıyor gibiydim.
"Bir kaç tane çizik.." alayla güldüm. Gözlerimi açtım ve onu inceledim. Alnından kan akıyordu. Elimle dokunup ona gösterdim.
"Bir kaç çizik, öyle mi?" Gözlerini kapattı ve birkaç saniye sonra geri açtı.
"Gidelim lütfen, rica ediyorum Aden." Bu bana kaçıncı Aden diyişiydi?
Bölüm etkileşimi
