5. bölüm · Starlit Mafia
Bölüm 5 — Şüphe
Sabah Roma’da yavaş yavaş doğuyordu.
Vitale konağının büyük pencerelerinden içeri soluk bir güneş ışığı giriyordu. Taş duvarlar sabahın sessizliğiyle ağır görünüyordu.
Luna gözlerini açtığında birkaç saniye nerede olduğunu anlayamadı.
Tavan farklıydı.
Duvarlar farklıydı.
Sonra dün geceyi hatırladı.
Roma.
Vitale ailesi.
Alessandro.
Ve…
Gerçeğini söylemişti.
Luna yatağın kenarına oturdu. Dünya’nın havası hâlâ biraz ağır geliyordu ama artık daha iyiydi.
Pencereye yürüdü.
Roma’nın sabah manzarasına baktı.
Dar sokaklar… eski binalar… uzaktan gelen araba sesleri…
Her şey yabancıydı.
Ama garip şekilde güzel de görünüyordu.
Tam o sırada kapı çalındı.
Luna hafifçe irkildi.
“Gir.”
Kapı açıldı.
İçeri Isabella Vitale girdi.
Elinde bir kahve kupası vardı.
“Günaydın,” dedi Isabella.
Luna başını eğdi.
“Günaydın.”
Isabella odaya girip Luna’yı dikkatle süzdü.
“Alessandro seni burada kalmaya ikna etti demek.”
Luna hafifçe gülümsedi.
“Sanırım öyle.”
Isabella yatağın kenarına oturdu.
“Peki nerelisin?”
Soru basitti.
Ama cevap değildi.
Luna birkaç saniye düşündü.
“Uzak bir yer.”
Isabella gülümsedi.
“Roma’dan uzak mı?”
“Çok uzak.”
Isabella kahvesinden bir yudum aldı.
“İlginç.”
Ama Luna fark etmemişti.
Kapının dışında biri vardı.
Sessizce dinleyen biri.
Sofia.
Sofia sabahın erken saatlerinden beri düşünüyordu.
Dün gece gördüğü şeyi.
Mor ışığı.
Enerjiyi.
Ve Luna’nın tuhaf varlığını.
Vitale ailesi sırlarla doluydu.
Ama bu…
Bu farklıydı.
Sofia merdivenlerden aşağı indi.
Salonda Matteo gazete okuyordu.
“Sofia?” dedi Matteo.
“Bir şey mi oldu?”
Sofia kısa cevap verdi.
“Belki.”
Matteo kaşını kaldırdı.
“Bu sabah fazla gizemlisin.”
Sofia pencereye baktı.
“Dün geceki kız hakkında bir şey biliyor musun?”
Matteo omuz silkti.
“Alessandro birini getirmiş.”
“Bundan fazlası var.”
Matteo gazeteyi indirdi.
“Neden?”
Sofia kısa bir cevap verdi.
“İçimde kötü bir his var.”
O sırada Vitale konağının büyük kapıları açıldı.
Avluya siyah bir araba girdi.
Arabadan birkaç adam indi.
Vitale ailesinin korumaları hemen harekete geçti.
Luca dışarı çıktı.
Adamları gördü.
Ve yüzü gerildi.
Bu adamları tanıyordu.
Rakip mafya ailesi.
Rossi ailesi.
Luca hemen telefonunu çıkardı.
“Alessandro.”
“Ne oldu?”
“Rossi adamları burada.”
Üst katta Luna koridorda yürüyordu.
Birden aşağıdan bağrışma sesleri duyuldu.
Kapılar çarpıyordu.
Koşan adımlar vardı.
Luna durdu.
Kalbi hızlandı.
Aetherion’da böyle sesler genelde bir şeyin kötü gittiği anlamına gelirdi.
Aşağıdan Luca’nın sesi geldi.
“Silahlar hazır!”
Luna dondu.
Silah mı?
Alessandro merdivenlerden hızlı adımlarla indi.
Luca ona yaklaştı.
“Rossi adamları.”
Alessandro’nun gözleri sertleşti.
“Buraya gelmeye cesaret mi ettiler?”
Tam o sırada kapı kırılarak açıldı.
Silahlı adamlar içeri girdi.
Her şey bir anda kaosa döndü.
Silah sesleri yankılandı.
Koruma adamları ateş açtı.
Vitale konağı bir anda savaş alanına dönmüştü.
Luna merdivenlerin üstünde duruyordu.
Her şeyi görüyordu.
Silahlar.
Bağrışmalar.
Korku.
Kalbi hızla atıyordu.
Ama bir şey daha hissediyordu.
Tehlike.
Aşağıda Alessandro silahını çekmişti.
Bir Rossi adamı ona nişan aldı.
Luna bunu gördü.
Ama Alessandro görmemişti.
Her şey bir saniyede oldu.
Adam tetiğe bastı.
Luna refleksle elini kaldırdı.
Mor enerji patladı.
Kurşun havada durdu.
Sonra yön değiştirdi.
Duvara çarptı.
Kimse ne olduğunu anlamadı.
Ama Alessandro gördü.
Gözleri merdivenlere döndü.
Luna’ya baktı.
Luna’nın elleri hâlâ mor ışıkla titriyordu.
Ve o anda Alessandro şunu düşündü:
Bu kız…
sadece bir yıldız değildi.
Bir güçtü.
Ama aynı anda başka biri de bunu fark etmişti.
Sofia.
Sofia merdivenlerin köşesinden Luna’ya bakıyordu.
Ve artık emindi.
Luna Moretti…
bu gezegene ait değildi.
