4. bölüm · Starlit Mafia
Bölüm 4 — Yıldızın Sırrı
Vitale konağının koridorları gecenin sessizliğiyle doluydu.
Yüksek tavanlı taş duvarlar, loş ışıklarla aydınlanıyordu. Pencerelerden içeri Roma’nın serin gece rüzgârı giriyordu.
Luna koridorda Alessandro’nun arkasından yürüyordu.
Adımlarının sesi büyük koridorda yankılanıyordu.
Bir kapının önünde durdular.
Alessandro kapıyı açtı.
“İçeri.”
Oda büyük ama sade döşenmişti. Kitap rafları, büyük bir masa ve pencereden görünen şehir manzarası vardı.
Luna içeri girdi.
Kapı arkasından kapandı.
O an odada sadece ikisi vardı.
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonunda Alessandro sessizliği bozdu.
“Şimdi konuşabiliriz.”
Luna ona baktı.
“Ne hakkında?”
Alessandro yavaşça masaya yaslandı.
Gözlerini Luna’dan ayırmadan konuştu.
“Gökyüzünden düşmen hakkında.”
Luna’nın kalbi hızlandı.
Ama Alessandro devam etti.
“Ve biraz önce havada duran bardak hakkında.”
Luna dondu.
Demek görmüştü.
Alessandro sakin bir sesle konuştu.
“Bunu nasıl yaptın?”
Luna cevap vermedi.
Sadece yere baktı.
Alessandro tekrar sordu.
“Luna… sen kimsin?”
Luna derin bir nefes aldı.
Bu sırrı saklamak artık mümkün değildi.
Başını kaldırdı.
“Benim adım… Luna değil.”
Alessandro kaşını kaldırdı.
“Öyle mi?”
Luna yavaşça konuştu.
“Benim gerçek adım…”
Bir an durdu.
“…Astra Aetheris.”
Oda sessizleşti.
Alessandro’nun yüzünde şaşkınlık yoktu.
Sadece merak vardı.
“Devam et.”
Luna pencereye doğru yürüdü.
Roma’nın ışıkları uzakta parlıyordu.
“Ben bu gezegenden değilim.”
Alessandro hafifçe gülümsedi.
“Bunu tahmin etmiştim.”
Luna ona döndü.
Gözleri mor ışıkla hafifçe parlıyordu.
“Ben başka bir gezegenden geldim.”
Alessandro kollarını bağladı.
“Hangi gezegen?”
Luna yavaşça söyledi.
“Aetherion.”
Bu isim Dünya’da hiçbir şey ifade etmiyordu.
Ama Luna için her şeydi.
“Ben orada doğdum,” dedi Luna.
“Orada büyüdüm. Ama…”
Gözleri karardı.
“…beni sürgün ettiler.”
Alessandro dikkatle dinliyordu.
“Sebep?”
Luna ellerine baktı.
Mor ışık yavaşça ortaya çıktı.
Enerji parmaklarının arasında titreşti.
Oda hafifçe mor renkle aydınlandı.
“Bu.”
Alessandro ilk kez gücü net şekilde gördü.
Ama geri çekilmedi.
Korkmadı.
Sadece baktı.
Enerji küçük bir yıldız gibi Luna’nın avucunda dönüyordu.
“Buna biz yıldız enerjisi diyoruz,” dedi Luna.
“Benim içimde çok nadir bir güç var. Ama…”
Sesi yavaşladı.
“…kontrol edemedim.”
Enerji söndü.
Luna gözlerini kapattı.
“Bir istasyon patladı. İnsanlar korktu. Konsey beni sürgün etti.”
Alessandro birkaç saniye düşündü.
Sonra sordu.
“Seni nereye gönderdiler?”
Luna cevap verdi.
“Gaz devine.”
Alessandro’nun aklına hemen bir gezegen geldi.
“Jüpiter?”
Luna başını salladı.
“Evet.”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Luna fısıldadı.
“Ama kapsülüm yoldan çıktı.”
Gökyüzüne baktı.
“Ve buraya düştüm.”
Alessandro derin bir nefes aldı.
Artık her şey daha mantıklıydı.
Gökyüzündeki meteor.
Kapsül.
Mor ışık.
Ve bu kız.
O sırada Luna endişeyle sordu.
“Beni kovacak mısınız?”
Alessandro kaşını kaldırdı.
“Niye?”
“Çünkü ben tehlikeliyim.”
Alessandro birkaç saniye düşündü.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Roma’da tehlikeli olmak bir avantajdır.”
Luna şaşırdı.
“Yani…”
Alessandro cümleyi tamamladı.
“Burada kalabilirsin.”
Luna’nın gözleri büyüdü.
“Gerçekten mi?”
Alessandro başını salladı.
“Evet.”
Ama sonra ekledi:
“Bir şartla.”
Luna dikkatle baktı.
“Ne?”
Alessandro ciddi bir sesle konuştu.
“Güçlerini kimseye göstermeyeceksin.”
“Tamam.”
“Vitale ailesi dahil.”
Luna başını salladı.
“Söz veriyorum.”
Ama o anda kapının dışında biri vardı.
Sessizce dinleyen biri.
Sofia.
Sofia kapıya yaslanmıştı.
Her şeyi duymamıştı.
Ama bir cümleyi duymuştu.
“Ben bu gezegenden değilim.”
Sofia’nın gözleri karardı.
Ve fısıldadı:
“Bu kız…”
Sonra yavaşça yürüdü.
“…gerçekten insan değil.”
