12. bölüm · Sözde Abisi ;) TEXTİNG
12.Bölüm
Poyraz ve Yalın, maçtan yarım saat önce ısınmak için halı sahaya gitmişlerdi. Biz de Pelin’le maça yakın bir zamanda gitmek istediğimiz için henüz yeni gelmiştik. Maçın başlamasına sadece beş dakika vardı. Poyraz’ın, giydiğim kıyafeti çok beğeneceğinden emindim.Halı sahaya girdiğimde etrafta birkaç kız vardı ama çoğunluk erkeklerden oluşuyordu. Kızlar zaten diğer mahallenindi. Pelin’le birlikte en öne geçip oturduk. Tam o sırada kantinden su almış, bu tarafa doğru yürüyen Poyraz ve abimi gördüm. Poyraz kafasını kaldırdığı an beni fark etti.Tamam, kabul ediyordum; bu kıyafet burası için biraz fazlaydı. Göğüs dekoltemin derinliğini ve bazı erkeklerin üzerimdeki bakışlarını görünce durumu ben de anlamıştım. Normalde cidden buraya eşofman-tişört giyer gelirdim ama bu sefer tek amacım Poyraz’ı sinir etmekti.Abimin gözleri kısa bir süre üzerimde oyalandıktan sonra hızla yanımızdaki Pelin’e kaydı ve onu adeta göz hapsine aldı. Poyraz ise doğrudan bana bakıyordu; gözlerinde öfkeli bir parıltı vardı. Bakışları sürekli dekolteme kayıyor, hemen ardından çevreye dönüp ona buna bakan birileri var mı diye kontrol ediyordu.O sırada yanımda bir karaltı belirdi. Kafamı kaldırdığımda karşımda yakışıklı, kumral bir çocuk gördüm. Üzerinde forma vardı; belli ki karşı takımdandı."Afedersin, rahatsız ediyorum ama..." dedi çekingen bir tavırla. "Gözlerimi senden alamadım. Keşke gelmeseydin maça."Anlamayarak kaşlarımı kaldırdım. "Neden?""Çünkü maç boyunca gözüm sende kalacak, oyuna odaklanamayacağım."Hafifçe gülümsedim. Normalde tanımadığım erkeklerle böyle muhabbetlere girmezdim ama köşeden bizi izleyen Poyraz’ın öfkeden deliren gözlerini gördüğüm için bu oyunu devam ettirmeye karar verdim."Biraz hızlı yürüyorsun sanki?" dedim alaycı bir tonla."Her zaman bu kadar güzel bir kız görmüyorum, kelimeler ağzımdan istemsizce dökülüyor," dedi içtenlikle.Aslında tatlı bir çocuktu. Yakışıklıydı da, yalan yok. Eğer kalbimde Poyraz olmasaydı belki ona bir şans verebilirdim. Tam o sırada arkamızda sert adımlar yankılandı. Poyraz, adeta fırtına gibi yanımızda bitti ve sahiplenici bir tavırla kolunu omzuma attı. Ardından çocuğa dönerek tehlikeli bir ses tonuyla konuştu:"Tehlikeli sulardasın, Deniz."Çocuğun adının Deniz olduğunu o an öğrenmiştim. Deniz, Poyraz’a bakıp duraksadı. "Sevgilin miydi? Afedersin, bilmiyordum."Poyraz’ın bir şey söylemesine fırsat vermeden elimi Deniz’e doğru uzattım. "Duru ben. Poyraz da sevgilim değil. Abimin arkadaşı... Kendini abi rolüne biraz fazla kaptırıyor da, öyle işte."Deniz’in yüzüne anında o eski enerjik gülümsemesi geri döndü. Elimi sıkarken, "Ben de Deniz," dedi gözlerimin içine bakarak. "Bugün gözlerini sahadan ayırma. Attığım goller senin için olacak.""İzleyeceğim," dedim gülümseyerek.Poyraz dişlerinin arasından, "Deniz, bizi rahat bırak. Maçta görüşeceğiz," dedi sinirden titreyen bir sesle."Görüşürüz Poyraz," diyen Deniz, alaycı bir tavırla arkasını dönüp sahaya, ısınan arkadaşlarının yanına gitti. Maçın başlamasına saniyeler kalmıştı. Bu turnuva çevre mahalleler arasında her sene düzenlenirdi ve bu maç final maçıydı. Yani oldukça çekişmeli geçeceği şimdiden belliydi.Yalnız kaldığımız an Poyraz’a döndüm. "Neden öyle davrandın? Tatlı çocuktu işte.""Ne tatlısı Duru? Beni sinirlendirme, o çocuktan da uzak duracaksın!""Hangi sıfatla bana bunları söylüyorsun acaba?" dedim meydan okurcasına."Abinim senin!" dedi üzerime doğru yürüyerek."Değilsin," dedim direterek.Aramızdaki mesafeyi tamamen kapattı. "Abin olmamı istemiyorsun anlaşılan?" diye fısıldadı yaklaşarak."Evet, istemiyorum," dedim gözlerimi gözlerinden kaçırmadan.Eğildi, nefesi doğrudan kulağıma çarpıyordu. Tüylerim ürpermişti. "Öyle mi?" dedi fısıltıyla."Öyle.""Senin için öyle olmayabilir..." tam devam edecekti ki kulakları sağır eden o sert düdük sesi duyuldu. Maçın başlamasına bir dakika kaldığını haber veren düdüktü bu. Sahada olmayan tek kişi zaten Poyraz’dı."Maçtan sonra konuşacağız," dedi gözlerimin içine sertçe bakarak. Sırtındaki çantayı tek hamlede yere indirip fermuarını açtı. Merakla ne yapacağını izliyordum. İçinden yedek Beşiktaş formasını çıkardı ve bana hiçbir şey sormadan, tek bir hamlede formayı başımdan aşağı geçirdi."Bu kıyafetle neden geldin zaten belli. Rahatsız olduğun her halinden anlaşılıyor. Sakın inat edip bu formayı çıkarma," dedi emir kuralı bir ses tonuyla. Başka da hiçbir şey demeden arkasını dönüp sahaya koştu.Kollarımı formanın kollarından geçirdim. Neyse ki ben de Beşiktaşlıydım, yoksa başka bir takım forması giymektense o dekolteli bluzumla kalmayı tercih ederdim.O sırada kantinin orada olan Pelin’in bana doğru adımladığını gördüm. Yanakları yine kıpkırmızı olmuştu ama nedenini bir türlü anlayamamıştım. Eski yerime oturup maçı izlemeye başladım. Pelin de yanıma gelip çöktü.Top bizim mahallenin takımındaydı. Çoğunun ismini bile bilmiyordum. Yalın abim topu alıp hızla ilerledi, karşı takımdan oyuncular üzerine çullanınca hemen pasını Poyraz’a aktardı. Poyraz harika bir çalımla iki kişiyi geçti ama o sırada önüne Deniz çıktı ve ani bir hamleyle topu ayağından kaptı. Deniz topu alır almaz bana doğru çok kısa bir an baktı, gülümsedi ve tekrar oyuna odaklandı. Önündeki birkaç kişiyi daha geçtikten sonra takım arkadaşına pas verip kalenin çaprazına doğru depar attı. Arkadaşına eliyle işaret etti, gelen pası havada yakaladığı gibi gelişine vurdu ve... Gol!Deniz golü atmıştı. Tribünlere, doğrudan bana doğru döndü. Eliyle beni işaret ederek "Senin için!" der gibi gülümsedi. O an ne yapacağımı bilemedim, yanaklarımın alev alev yandığını hissettim.Poyraz, Deniz’in bu hareketini görünce öfkeden deliye döndü. Hızla yürüyüp omuz atarak Deniz’in yanından geçti. Aralarında sert bir şeyler konuştular ama gürültüden ne dediklerini duyamadık. Deniz alaycı bir şekilde gülümsedi ve herkes tekrar yerini aldı.Kaleci topu doğrudan Poyraz’a doğru fırlattı. Poyraz artık hırstan gözü dönmüş bir şekilde hareket ediyordu. Kimseye pas vermeden, adeta tek başına savaşıyordu sahada. Bu çok riskliydi ama o inanılmazdı; üç kişiyi çoktan geçmişti. Önünde kalan son iki kişiyi de kıvrak bir hareketle ekarte edip doğrudan kaleye vurdu ve top doksanlara takıldı!"Gool!" diye bağırdı tüm mahalle. Herkes ayağa fırlamıştı, ben de onlarla birlikte ayağa kalktım.Poyraz gol sevincini yaşarken gözleri doğrudan beni buldu. Ayakta olduğumu görünce yüzünde gururlu bir gülümseme belirdi ve uzun uzun bana baktı. Maç, ikisinin amansız kapışmasıyla devam etti. İlk yarı 2-1’lik skorla, karşı mahallenin üstünlüğüyle bitmişti.Oyuncular ter içinde sahadan çıkarken, Poyraz ve abim doğrudan bizim olduğumuz tarafa yürüdüler. Abim yanımıza gelir gelmez bana bakıp gülümsedi."Nereden buldun bu formayı? Çok yakışmış kardeşime," dedi saçımı hafifçe dağıtarak. Poyraz’ın bakışları ise hala üzerimdeydi ve hala çok öfkeliydi.Abim ani bir kararla Pelin’e döndü. "Pelin, biraz konuşabilir miyiz?"Pelin çekingen bir tavırla, "Olur," dedi ve ayağa kalktı. Birlikte kantinin arkasındaki sessiz tarafa doğru yürümeye başladılar.Tam o sırada Deniz’in tekrar bana doğru adımladığını fark ettim. Bunu gören Poyraz, daha Deniz yanımıza varamadan sertçe kolumdan tuttu. Tek kelime bile etmeden beni peşinden sürüklemeye başladı."Öküz Poyraz! Ne yapıyorsun, bıraksana!" diye bağırdım arkasından ama hiç oralı olmadı. Beni hızla halı sahanın arkasında kalan boş parka doğru çekiyordu..
Parka geldiğimizde hâlâ bileğimi sıkıca tutuyordu. Beni hızla salıncağın demir direğine doğru yasladı, kaçacak yerim kalmamıştı."Kızım, sen niye o salağa yüz veriyorsun? Sen normalde böyle şeyler yapmazsın!" dedi, gözlerinde hem öfke hem de anlamlandıramadığı bir korku vardı.Oyunu devam ettirme sırası bendeydi. Gözlerimin içine kadar giren Poyraz'a doğru hafifçe fısıldadım ve ellerimi yavaşça boynuna doladım. "Belki de değişmişimdir, Poyraz abi...""Hani abin değildim?" dedi, sesi aniden kısılarak. Aramızdaki bu ani yakınlık onu afallatmıştı."Abim olmak hoşuna gidiyor ya, sana bir kıyak yapayım dedim."Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. "Kızım, sen adamı deli çıkarırsın..." Bakışları boynumdan aşağıya süzülüp üzerimdeki formaya kaydı. Yüzünün hatları hafifçe yumuşar gibi oldu. "Formam da çok yakışmış.""Beşiktaşlı olmasam bu formayı kafana geçirirdim ama neyse ki Beşiktaşlıyım. Bundan sonra bu forma benim aşkım," dedim bilmiş bir tavırla.Poyraz duyduğu kelimeyle duraksadı, boğazını temizleme gereği duydu. "Aşkım mı?""Ağız alışkanlığı işte," dedim omuz silkerek."Ne ağız alışkanlığı kızım? Sen kime 'aşkım' diyorsun?" sesi yine o sahiplenici, sert tonuna bürünmüştü."Pelin’e diyorum gerizekalı Poyri!""Kızım, bana Poyri deme demedim mi ben sana?" dedi ama gözleri artık çok başka bir yerdeydi.Maçın ikinci yarısının başlamasına çok az zaman kalmıştı, bir şeyler yapmalıydım. Boynundaki ellerimi biraz daha sıkılaştırıp parmak uçlarımda hafifçe yükseldim. Dudaklarımızın arasında sadece birkaç santimlik bir mesafe kalmıştı. Sıcak nefesi yüzümü yakıyordu."Poyraz..." dedim, sesim adeta içim gider gibi fısıltıyla çıkmıştı.Poyraz sanki o an hipnotize olmuş gibiydi. Dünyayla bağı kopmuş, sadece bana odaklanmıştı. "Duru..." diye mırıldandı, ismi dudaklarından dökülürken sesi titremişti.Nefeslerimizi doğrudan dudaklarımızın üzerinde hissediyorduk. Bakışlarımız sürekli birbirinin dudaklarına kayıp duruyordu. Kalbimin göğüs kafesimi zorlayan sesini onun da duyduğuna emindim. Bu durumdayken hâlâ bana nasıl "abinim" diyebiliyordu, aklım almıyordu.Biraz daha yaklaştım. Konuşsak, dudaklarımız birbirine değecekti.”Duru?"Arkamızdan gelen o şaşkın ses, büyüyü bir anda tuzla buz etti. Kafamı çevirdiğimde Deniz’in şaşkın bir ifadeyle bize baktığını gördüm.Poyraz, kafasında şimşekler çakmış gibi bir anda benden uzaklaştı. Sanki nerede olduğumuzu, kendisinin Poyraz olduğunu daha yeni hatırlamıştı. Toparlanmaya çalışırken yüzündeki o sert maskeyi tekrar takındı.Deniz, şaşkınlığını gizleyemeyerek Poyraz’a doğru birkaç adım yaklaştı. Alaycı bir tavırla, "Abisi gibi görüyormuşsun demek..." dedi bana bakarak. Sonra Poyraz’a döndü. "Bir de sahada artist artist 'Abisiyim, uzak dur' diyordun."O an sinirden damarlarımda kanın çekildiğini hissettim. Poyraz’ın hâlâ millete karşı "abisiyim" diye diretmesi, arkamı döndüğü an benden kaçması canımı fazlasıyla yakmıştı.Poyraz ise suçüstü yakalanmanın verdiği o hırçınlıkla Deniz’in üzerine yürüdü. "Sana ne lan! Sana ne!" diye bağırdı.
